Saçlarınızın çabuk uzaması için bitkisel kür

28 Temmuz 2009 Salı

Saçlarınızın çok yavaş uzamasından şikayetçiyseniz, bitkilerin gücünden faydalanarak, saçlarınızın hızlı uzamasını ve gürleşmesini sağlayabilirsiniz


Saçımızın torbaya benzeyen ve folikül adı verilen parçası kafa derimizin altında bulunur. Bu kısma saç kökü adı verilir ve saçın canlı olan kısmı burasıdır. Bu kökte bulunan saç hücrelerinin bölünmesiyle saç uzar. Her saç teli uzar, uzaması yavaşlar ve bir müddet sonra dökülerek yerine yeni saç teli çıkar. Bir saç telinin ortalama yaşam süresi 2-6 yıldır. Saç teli tek bir parça olarak görünse de alsında 3 parçadan oluşurlar, bunlar: Kütikül isimli dış katman, korteks isimli orta katman ve çekirdektir

Saç teli bir ayda kaç cm uzar ve saç nasıl uzar?

Saç telleri bir ayda yaklaşık 2,5 cm kadar uzarlar. Bu uzama dönemler halinde olur. Bu dönemler saç folikülünün uzaması ve dinlenmesi olmak üzere iki adettir. Dinlenme döneminde saç uzaması geçici bir süre durur. Buna klüp saç denir. Klüp saç bir sonraki uzama dönemine kadar dinlenme sürecinde kalır. Uzama döneminde yeni bir saç gelir ve saçı folikülden dışarı atarsa saç dökülür.Saç tellerinin uzunluğu o saç folikülünün uzama süresine bağlıdır. Genellikle foliküller 2 ila 6 sene aktif olarak yaşarlar.Kadınlarda saç uzamasının daha hızlı olduğu dönem 15-40 yaşlar arasında, en yoğun östrojen salgılandığı dönemdir. Saç uzama hızı biyolojik ve çevresel şartlara bağlıdır. Saçın uzamasını etkileyen birçok etken vardır. Bunlar yaş, beslenme, genel sağlık durumu ve hava durumundaki değişikliklerdir. Örneğin saç çocuklarda yetişkinlerden daha çabuk uzar. Ayrıca yaz mevsiminde saçın uzaması, kışa göre daha hızlıdır. Saçı ya da kılları kesmenin, traş etmenin daha sonraki uzaması veya daha hızlı uzaması üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Hızlı saç uzatmak için Gülten Şenşafak'tan formüller >>>

Hızlı saç uzatma kürü - 1

Civanperçemi, dövülmüş nar kabuları ve sinemakiyi suda 30 dakika kaynatın. Bu suyu süzüp, losyon kıvamına gelinceye kadar, susam yağı ve çırpılmış yumurta ilave ederek karıştırın. Hızlı saç uzatma sağlayan bu losyon ile saçınızı sık sık yıkayın.

Hızlı saç uzatma kürü - 2

Karadur üsaresini bir tülbent ile süzüp, bulamaç haline gelinceye kadar, susam yağı ve yumurta ilave ederek karıştırın. Daha sonra bu karışımı 5 dakika ısıtın. Hazırlanan bu hızlı saç uzatma losyonu ile saçlarınızı iki günde bir yıkayın.

Hızlı saç uzatma kürü - 3

Rendelenmiş turp, suda 30 dakika süreyle pişirildikten sonra süzülür. Elde edilen sıvıya yumurta sarısı ilave edilerek bulamaç haline gelinceye kadar karıştırılır. Hazırlanan bulamaç ile saçlar sık sık ovularak yıkanır
Devamını okuyun...>>

Kadınları etkileyen 8 tahrik bölgesi

24 Temmuz 2009 Cuma


Mutlu bir cinsel hayat için kadınların tahrik olmasını sağlayan nedenleri Brown Üniversitesi Psikiyatri Kliniği doçentlerinden Dr. Scott Haltzmann, anahtarın, kadını neyin heyecanlandırdığını ve bunun neden olduğunu bilmek olduğunu söylüyor
Kadınların tahrik olmasını neler sağlar ve bunu bilmek önemli mi diye düşünenlere, Brown Üniversitesi Psikiyatri Kliniği doçentlerinden Dr. Scott Haltzmann şöyle yanıt veriyor: "Sizi neyin heyecanlandırdığını ve bunun neden olduğunu bilmek muhteşem bir cinsel yaşamın anahtarıdır. Çünkü bu aynı zamanda size kendi zevklerinizi de kontrol etme imkanını sunar."
E-kolay'da yer alan habere göre, cinsel yaşamının yeterince renkli olmadığını düşünenler için, bu 8 davranışı "öneri" olarak kabul etmek de mümkün...
1- Saçlarınıza dokunması
Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda. Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.
Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.
2- Omzunuzu öpmesi
Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir.
Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!
3- Elini bacağınıza koyması
Neden işe yarar?: "İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur" diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.
Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!
4- Uzun bir koşu sonrası nefes nefese kalmak
Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.
Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.
5- Hiç tanımadığınız bir adamla göz göze gelmek
Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.
Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.
6- Jean pantolon giymesi
Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar "Burada biyolojinin de etkisini unutmayın" diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki!
Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.
7- Sabun gibi kokması
Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor.
Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.
8- Bir köpük banyosunda uzanmak
Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.
Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.
Devamını okuyun...>>

Aşkın 7 seviyesi


Beraberliğinizin ne zamandır devam ettiği aşkınız için çok da belirleyici değil; asıl olay aşkınızın hangi seviyede seyrettiğini gösteren basit ipuçlarında gizli...
Aşkın 7 seviyesini bilirseniz, acı finale ne uzaklıkta durduğunuzu kolayca anlarsınız! İşte aşkın seviye seviye ilerleyişi...


Seviye 1: Aklım başımda değil

Tanıştığınız andan beri karnınızda kelebekler uçuşuyor, ayaklarınız yerden kesiliyor, kendinizi dünyanın en mutlu insani gibi hissediyorsunuz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Bu ve buna benzer belirtiler, ilişkinin ilk günlerinde ortaya çıkan doğal tepkilerdir. Olanlar karsısında insan ister istemez teslimiyet bayrağını çekiverir. Önemli olan teslimiyetin düzeyini karsınızdakine göre belirlemektir.


Seviye 2: Sürekli ondan bahsediyorum


Birkaç aydır berabersiniz ve birbirinize dair keşfettiğiniz ne varsa insanlara anlatmaya bayılıyorsunuz. Diğer yandan, insanların sizden sıkılabileceğini de düşünüyorsunuz. Siz sonsuza dek partnerinizle bir arada kalabileceğinizi hayal ederken, herkese sürekli onu anlatmanız yüzünden ilk kavgalar yaşanabilir. Hürriyet'in haberine göre; Biraz daha ketum olun.


Seviye 3: Beni olduğum gibi sev


Sık tekrarlayan ağlama nöbetleri ve kavgalar gündemde... Artik çeşit kıyafetleri, makyaj malzemelerini bir kenara koydunuz. 24 saat bakımlı olmaya üşeniyorsunuz. Nasıl olsa o sizi tanıyor ve sizi olduğunuz gibi seviyor, değil mi? Ama bu durum çok uzun süre istediğiniz seviyede gitmeyebilir. Kendinize çekidüzen verin ve onunla tanıştığınız zaman ne kadar bakımlıysanız, yine öyle olun.


Seviye 4: Artık telepati devrede


Birbirinizin cümlelerini tamamladığınız evredir. Bir soru sorulduğunda, cevabin ne olması gerektiğini biliyorsunuzdur. Partneriniz huysuzlanıyorsa hasta olacağını anlarsınız... "Paran var mı?" dediğinizde "Alışverişe mi çıkalım" cevabini almanız da genellikle bu evreye rastlar! Öncekilere oranla daha rahat bir süreçtir, tadını çıkarın.


Seviye 5: Yoksa benden sıkıldı mı?


Aşkın yerini sevgiye bıraktığı, ilişkinin de rutinleşmeye başladığı evredesiniz... Bu evrede her iki taraf da arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmek ve biraz daha sosyalleşmek ister. Taraflar birbirlerinden sıkıldıklarını düşünürler, aslında ihtiyaçları olan biraz zamandır. Birbirinize biraz anlayış gösterir, istediği zamanı verirseniz her şey yolunda gider. İnatlaşmaya kalkmayın!


Seviye 6: Yok, beni seviyor


Beşinci seviyeyi kazasız belasız ardınızda bıraktıysanız, partnerinizin hálá neden yanınızda olduğu sorusunun cevabını bulmuşsunuz demektir: Çünkü sizi seviyor. Arkadaşlarıyla rahatça görüştü, baskı hissetmedi ve yine güle oynaya yanınıza geldi...Bundan sonra ihtiyacınız olan şey, olaylara birbirinizi kırmadan hoşgörü çerçevesinde bakmaktır. Bu sayede birçok çift uzun yıllar birlikteliklerini keyifle sürdürür.


Seviye 7: Yolun sonu göründü


Bunca zaman geçti hâlâ iletişimde sorun mu yasıyorsunuz? Ne yazık ki, boşa kürek çekiyorsunuz. 7’nci seviye bir bakıma aşkın sonudur! Sık sık birbirinizle kavga etmek, sürekli yanlış anlaşılma halinde olmak, ayrılık çanlarının çaldığını, dahası her şey yoluna girse bile bir daha asla o ilk aşık olduğunuz insana ulaşamayacağınızı gösterir.
Devamını okuyun...>>

Seks sonrası hangi burçlar ne diyor?


Burçlar hepimizin karakterini etkiliyor ve davranışlarımıza yön veriyor. Tabii seksten sonraki davranışlarımıza da. İşte burçlara göre, seksten sonra ağızdan dökülen ilk cümleler...


Burçların hayatımızda olan herşeye etkisini inceleyen uzmanlar. Seks sonrası yorumları da incelemeyi ihmal etmediler. İşte e-kolay'ın haberine göre seks sonrası hangi burç ne der...


KOÇ: Hadi, Bir daha...


BOĞA: Acıktım. Pizza söyleyelim...


İKİZLER: Kumanda nerede?!


YENGEÇ: Ne zaman evleneceğiz?


ASLAN: İtiraf et, Harikaydım değil mi?


BAŞAK: Kalk kalk, çarşafları hemen yıkamam gerek!


TERAZİ: Sen mutlu olduysan, ben de çok mutlu oldum hayatım....


AKREP: Hadi şimdi de çatıda yapalım!


YAY: Ben seni yarın ararım... Sakın sen beni arama!


OĞLAK: Bana kartını versene...


KOVA: Artık ellerini çözeyim mi?


BALIK: Canıımm! Çok iyiydin...
Devamını okuyun...>>

Ömrü uzatan 11 mucize yiyecek!

22 Temmuz 2009 Çarşamba


Dünyanın saygın gazetelerinden New York Times, az tüketilen ama sağlık için en faydalı 11 besini internet sitesinde duyurdu. Bu haber geçtiğimiz aylarda en çok okunan haber sıralamasında en üst sıraya oturdu.
Daha önce nelerin yenmesi ve yenmemesi üzerine pek çok liste hazırlayan ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden’ın özellikle ‘Dünyadaki en sağlıklı 150 yiyecek’ adlı kitabı büyük ilgi görmüştü. Ancak guava ya da kurt üzümü (goji berries) gibi süpermarkette çok da kolay bulamayacağımız yiyeceklerin de yer aldığı liste, yazarın sevdiği ve bulması kolay yiyeceklerin yer aldığı biçimde yenilendi.

İşte ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden’in kaleme aldığı haberden öneriler...

Pancar
Bowden, pancarı kırmızı ıspanak olarak düşünün diyor. Çünkü pancarda, folik asitin yanı sıra kanserle savaşta önemli olan doğal kırmızı pigmentler bol miktarda bulunuyor.


Nasıl yenmeli: Taze, çiğ ve rendelenmiş olarak salatalarda kullanılabilir. Pişirmek antioksidan özelliğini düşürecektir.


Lahana
Kanserle mücadele eden enzimleri destekleyen sülforafen, lahana da bol miktarda bulunmaktadır.


Nasıl yenmeli: Asya usulü lahana salatası ya da burger ve sandviçlerde kıtır olarak tüketilebilir.
Pazı
Gözlerin korunmasında önemli olan Karatonaidle yüklüdür.

Nasıl Yenmeli: Doğranmış ve zeytinyağında sotelenmiş olarak yenilebilir.

Tarçın
Kan şekeri ve kolstrolün kontrolünde yardımcıdır.

Nasıl yenmeli: kahve gibi sıcak içeceklere serpilmelidir.

Nar
Kan basıncını yani tansiyonu düşürür ve antioksidant yüklüdür.


Nasıl yenmeli: Taze yenebilir ya da suyu içilebilir.

Erik kurusu
Antioksidant yüklüdür.

Nasıl yenmeli: Pestil olarak ya da pişirilerek yenebilir.

Kabak çekirdeği
Balkabağının en besleyici yeri çekirdeğidir. Kabak çekirdeği erken ölüm riskine karşı etkili magnezyum deposudur.

Nasıl yenmeli: Çerez olarak ya da salatalarda kullanılabilir.

Sardalya
Dr. Bowden, sardayeyi ‘sağlık konservesi’ olarak nitelendiriyor. Omega 3 yönünden zengin olan sardalya, doğal yollardan cıva içermez ve kalsiyum deposudur. Ayrıca demir, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, bakır ve manganezin yanı sıra B vitaminin tüm çeşitlerini içerir.

Nasıl yenmeli: Zeytinyağı ya da sardalye yağı içinde dinlendirilen sardalyalar tek başına ya da salata içinde yenilebilir.

Zerdeçal
‘Baharatların süperstarı’ zerdeçal, kansere ve iltihaplara karşı güçlü özellikleri vardı.

Nasıl yenmeli: Sahanda yumurta ya da her türlü sebze yemeğinde kullanılabilir.

Yabanmersini
Pek çok meyve ve sebzeyi dondurarak saklamak, besleyiciliklerini azaltsa da bu durum yabanmersini için geçerli değildir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda yabanmersininin daha iyi bir hafıza ile ilişkili olduğu görülmüştür.

Nasıl yenmeli: Yoğurt ya da sütle birlikte veya bademle beraber yenmesi tavsiye edilir.

Balkabağı
Az kalori ile uzun sure tok tutar. Ayrıca bu yüksek lifli sebze bağışıklık sistemini uyaran vitaminlerce zengindir.


Nasıl yenmeli: Tarçın, hindistancevizi ve çok az tereyağı ile karıştırılarak yenebilir
Devamını okuyun...>>

Çayla Güzelleşmenin Mucizevi Yöntemi


Çayın faydaları ve zararları üzerine açıklamalarda bulunan ABD'li uzmanlar çayın, rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla dile iyi geldiğini söyledi.
Saça, cilde. kokuya iyi geliyor


Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır. Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun. Uzmanlar, ''Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmeliler" uyarısında bulundu.

Çay tükeminin kalp kriziyle ilişkisi

Çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda, çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor
Devamını okuyun...>>

10 Soruda Sigara Yasağı Uygulamasına Cevaplar


Kapsamlı yasak 19 Temmuz'da başladı. Artık özel odası olanlar dahil tüm işyerlerinde, sigara tamamen yasak. İçeride sigara yasak diye çalışanların iki de bir bahçeye çıkma özgürlüğü yok. Patron ya da amir, işgücü kaybı olmasın diye sınırlama getirebilir. Bu da kanunda 'yemek saati ve iş molaları' olarak geçiyor...

İŞTE 10 SORUDA YENİ SİGARA YASAĞI UYGULAMASI

1. Yasa, 'Kapalı alanların tamamında sigara içilmeyecek' diyor. Eskiden bu kapalı alanlarda oluşturulmuş olan sigara içme odaları ne olacak? Bu büyük yasak restoran, cafe gibi mekanların tüm bölümlerini de kapsıyor mu?Evet kapsıyor. Eskiden oluşturulmuş her türlü sigara içme alanı 19 Temmuz 2008 tarihi itibarıyla kapatılacak. Yasa restoran, cafe, bar gibi mekanlarda da tütün ürünleri tüketimini tamamen yasaklıyor.
KOMPARTIMANDA YASAK, OTEL ODASINDA İZNE BAĞLI

2. Toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi yasak. Ama mesela trende yataklı vagon yolcuları kendi özel odalarında sigara içebilir mi? Ya da tatile gidenler otel odasında sigara içemez mi?..Kanun gereği demiryolu toplu taşıma araçlarında da özel vagonlar dahil hiçbir alanda tütün ve tütün ürünleri artık tüketilemez. Ancak otellerdeki özel müşteri odasında otelce bir yasak yoksa sigara içilebilir. Bu odalarda standartlara uygun havalandırma tertibatı bulunacak ve tahsis edilen bu odaların mümkün olduğunca aynı kat, koridor gibi müstakil ve tecrit edilebilir ayrı bölümlerde yer alması sağlanacak.

İŞYERLERİNDE DURUM NE OLACAK? SIK SIK BAHÇEYE ÇIKMAK MÜMKÜN MÜ?
OFİSTE YANGIN MERDİVENİ BİLE YASAK KAPSAMINDA
3. İşyerlerinde durum ne?.. Çalışanlar iş yerlerinin balkonları ya da yangın merdivenlerinde sigara içebilr mi?Hayır içemez. Çalışma ortamlarının yangın merdivenlerinde, balkonlarında, merdiven boşluklarında ya da iki binayı birbirine bağlayan koridorlarında sigara ve tütün ürünleri kullanılamayacak. Çalışanların tümü artık sigaralarını bina dışına çıkarak içecek...

TİRYAKİ ELEMANA PATRON TASARRUFU
4. İşyerinde sigara yasaklanınca çalışanların sık sık dışarı çıkması gerekecek. Bu durumda işveren bunu işgücü kaybı olarak görüp çalışanlara bir yaptırım uygulayabilir mi?.. Ya da işveren, bir elemanını sigarayı bırakamadığı için, tazminatsız işten çıkarma hakkına sahip olabilir mi?Evet işveren çalışanlarına çeşitli yaptırımlar uygulayabilir. Çalışan, sigara içmek için sürekli işinden uzaklaştığı takdirde, işveren bu durumu işgücü kaybı olarak görebilecektir. Bu durumda sigara içen çalışanların 'zorunlu aralar' olarak adlandırılmış olan çay molaları ve yemek saatini sigara içmek için kullanması uygun olabilir. Yeni kanun yasakçı değil aksine korumacı bir yaklaşımla düzenlendi. Bu kanun kişileri sigaranın zararlarından, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tedbirleri almak ve herkesin temiz hava solumasını sağlamak için hazırlandı. Dolayısıyla bir çalışanın böyle bir suiistimale gitmememesi işini aksatacak kadar sigara içmememesi beklenir. Böyle bir durum olması halinde Anayasa, İnsan Hakları ve İş Mevzuatı çerçevesinde hukuki değerlendirme yapılır.

PARA CEZALARI NASIL OLACAK?
İZMARİTİ YERE ATANA DA CEZA GELİYOR

5. Yeni yasa ile izmaritleri yere atmak da yasaklandı. Çalışanlar işyerlerinin dışında sigara içtiklerinde oraya izmaritler için gerekli çöp kutusu koyma sorumluluğu kime ait. Çöp kutusu olmadığı için izmarit yere atılırsa kim suçlu olacak?İşyerlerinin dışına izmarit için gerekli çöp kutusu koyma görevi, alan müstakil ise (bahçe vb.) işyeri sorumluluğunda. Değilse bağlı bulunduğu belediyeye ait. Kanun gereği, tütün ürünleri ile ilgili izmarit, paket, ağızlık, kağıt ve benzeri atıkları çevreye attığı takdirde kişiye Kabahatler Kanununun 41 inci maddesi gereği 25 TL idari para cezası uygulanacak.

YA ELEKTRONİK SİGARALAR?
6. Sigara bırakmak isteyenlere, yardımcı olduğu iddia edilen elektronik sigaralar kapalı alanlarda serbest mi?Hayır. Çünkü nikotin içeren bu cihazlar ve kartuşlarının, alım yolu ile dozu dikkate alındığında, yüksek dozda bağımlılık yapma riski taşımaktadır. Sağlık Bakanlığı bu ürünlerin kullanımını da yasakladı.

TİRYAKİLERE DÜŞMAN MUAMELESİ Mİ?
7. Bu yeni yasa sigarayı bırakmayanları düşman olarak mı görüyor. Tüm çabasına karşın sigarayı bırakamamış kişiler şimdi ne yapacak?Sigarayı bırakma konusunda başarılı olamamış vatandaşlar, yeni kanunla kapalı alanlarında sigara içilmesi yasaklanan mekanlar dışında sigarasını içebilecek. Kanunun amacı sigara içenleri sıkıntıya sokmak değil, içmeyenleri sigaranın ölümcül bütün etkilerinden tamamıyla korumaktır.
PARA CEZASI 500 TL'DEN BAŞLIYOR

8. Restoran, cafe, bar işletenlere, yasağı sürekli tekrarlamaları halinde uygulanacak farklı ceza sistemleri var mı?İşletmeyi mühürleme ya da daha yüksek para cezası gibi...Kanuna aykırı hareket eden işletme sorumluları ya da şirketler hakkında 500 TL den 5.000 TL'ye kadar (müşteri ya da çalışan sayısına bağlı olarak) idari para cezası uygulanır. Başka bir cezai uygulama yoktur. Ancak kanun gereği uygulanabilecek cezalar yalnız para cezalarından ibaret değildir. Örneğin kanunla kendilerine yüklenen görevi yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin hükümleri uygulanacak olup küçüklere sigara satanlara da 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir.
9. Cezaları kimler kesebilecek?Kanuna göre yetkili kılınan kamu görevlileri, kolluk kuvvetleri, belediye zabıtaları, TAPDK, belediye encümeni, mahalli mülki amir ceza verebilir. Vatandaşlar ceza için yetkili kamu görevlisi, belediye zabıta görevlileri, polis ve jandarma ile cezalar konusunda muhatap olacaktır. İşletmeler ise işletme izni veren kurum, belediye encümeni ve mahalli mülki amirine karşı sorumlu olacak.
10. Yasal uyarı yazılarında yer alan 'Şikayet için:' ibaresinden sonraki boşluğa ne yazılacak? Bu uyarı eğer bulunmuyorsa ne yapmalı?Yasal uyarı yazılarının bulunduğu yerde tütün ürünü tüketilmesi halinde idari yaptırım uygulanması için başvurulacak kişi veya kurumun adı ve telefonu açıkça yazılacak. Bu uyarıyı asmayanlara ayrıca zabıta cezası kesilecek. Uyarılara rağmen buna uymayanlarla ilgili yasal işlem yapılacak.

ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNDE DURUM NE OLACAK?
Bütün kafeleri dışarı taşımaya çalışıyoruz
19 TEMMUZ'da başlayacak kapalı mekanlarda sigara yasağının alışveriş merkezlerini mutlaka etkileyeceğine dikkat çeken Jones Lang Laselle Türkiye Başkanı Avi Alkaş, geçen yıl yasağın ilk uygulanmaya başladığı günlerde yüzde 50'ye varan ciro kayıpları yaşandığını hatırlatarak, 'Muhakkak yine bir düşüş yaşanacak. Tabii uzun vadede kamu sağlığının daha önemli olduğunu düşünüyoruz. AVM'lerdeki bütün kafeleri dışarı taşımaya çalışıyoruz. Bu yasak, bizim bütün mağaza yerleşim planlarımızı değiştirdi. Eskiden merdiven altlarına bile kafe koyardık. Artık böyle bir şey mümkün değil' diye konuştu.
Devamını okuyun...>>

14 yaş Daha Genç Görünmekmek İstermisiniz?

16 Temmuz 2009 Perşembe

Vücudunuzun saatini geri çevirmek istiyorsanız, güç ellerinizde! Bu gerçeği araştırmalar da kanıtladı. İşte uymanız gereken 4 altın kural..
Orta yaşlı bir kişinin sahip olduğu dört alışkanlık onu 14 yaş gençleştirmeye denk geliyor. Bu da 50 yaşındaki bir kişinin vücut yaşının aslında 36 olabileceğini gösteriyor.

İşte uygulamanız gereken 4 kolay strateji:

1- Hareket edin:
Evet bunu her zaman söylüyoruz ama her hafta anti-aging’e yardımcı olabilmesi için üç fiziksel aktiviteyi düzenli olarak yapmalısınız. Bu üç fiziksel aktiviteler şunlar; yürümek, güç egzersizleri, (Ağırlık kullanarak) yüzme, bisiklete binme, aerobik, jogging gibi kalp ritmini hızlandıran egzersizler.

2- Diyetinizi sebze ve meyvelerle doldurun:
Her öğünde renkleri sayın. Öğünlerinizde en az üç renk olmalıdır. Ama beyaz ve kahverengiyi bu üç renge dahil etmeyin. Domatesin kırmızısı, limonun sarısı ya da marulun yeşilini tercih edin.

3- Alkol konusunda kalbinizle dost olun ve dikkatli davranın:
Özellikle, ailesinde göğüs kanseri olan kadınlara içki içmeyi kesinlikle önermiyoruz. Ayrıca ailesinde uyuşturucu ve alkol bağımlılığı yaşayanların da alkolden uzak durması gerekiyor.

4- Kötü alışkanlıklardan uzak durun:
Örneğin siz içmeseniz bile etrafınızda içilen sigaralar size de çok zarar verir. Sigara içilen bir ortama girdiğinizde ve bir saat kaldığınızda siz de en az dört tane sigara içmiş gibi olursunuz. Sigara içen birisi, sigarayı bıraktıktan beş yıl sonra, sigara içilen sekiz yılın yedi yılını geri kazanmış olur.

Devamını okuyun...>>

Cinsel isteksizliğin en önemli sebepleri


Kadınların yüzde 33'ü hayatlarının bir döneminde bu sorunu yaşıyor. İşte cinsel isteksizliğin en önemli sebepleri...
Cinsel isteksizlik, soğukluk

Cinsel isteksizlik veya halk arasında söylendiği gibi cinsel soğukluk veya diğer adı ile frijidite yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen kadının cinsel arzu duymaması durumudur. Cinsel ilgi ve isteksizlik, cinsel düşünce ve davranışlarına yansır ve gittikçe ciddileşen bir ailevi-cinsel soruna dönüşür.

Cinsel isteksizlik ne kadar sık gözlenen bir problemdir?

Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33'ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir.

Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32'si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %30 ve 35-39 yaş grubunda %38’ dir. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur ve bunu tarif etmek olanaksızıdır. Genel olarak toplumda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Cinsel isteksizlik ,cinsel arzunun olmaması bir sorun mudur?

Cinsel isteksizliği özellikle süreklilik gösteriyorsa sorun olarak kabul etmek gerekir. Cinsellik de; yemek, içmek, uyumak gibi temel ihtiyaçlarımızdandır ve son derece doğal olan bir dürtüdür. İştahsızlık ve uykusuzluk olduğunda bunu bir sorun olarak görüyorsak kadında veya erkekte cinsel ilgi ve istek kaybı veya azalması varsa, buna da bir sorun olarak bakmak gerekir . Cinsel isteksizlik, soğukluk eğer devamlılık arz ediyor ise tedavi edilmelidir.

Cinsel soğukluğun sebepleri nedir?

Erkeklere göre kadınlarda daha sık görülür ve kadınlarda da en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Genellikle sebebi psikolojiktir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler ise yaşlanma, bazı ilaçlar, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişiler arası ilişkilerdeki sorunlar, kendisi ile ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon da isteği azaltabilmektedir. Cinsel travma (tecavüz, ensest, taciz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, doğum) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların unutulamaması gibi durumlar da önemlidir.Ya da cinselliğin ayıp, günah, yasak olduğu toplumlarda baskıcı yetiştirilme nedenleri ile ortaya çıkan suçluluk ve cinselliği kötü algılama, reddetme veya cinsel kimlik bozuklukları, depresyon gibi psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir .Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir. Özellikle gebelik ve doğum sonrası lohusalarda bu problem sık görülmektedir.

Cinsel tiksinti nedir?

Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan kadınlar devamlı olarak cinsel ilişkiden kaçınırlar, kendilerine eşleri tarafından cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kadınlarda cinsellik sebebi ile panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Psikiyatrik yardım gerekmektedir.

Cinsel isteksizliğin (soğukluk) tedavisi var mıdır?

Cinsel isteksizliğin tedavisi vardır. İlk yapılması gereken sebebin araştırılmasıdır. Sebebi fiziksel etkenlere mi? yoksa psikolojik mi? sorusuna cevap bulunmalıdır. Problemin psikolojik olduğuna karar verilirse psikoterapi ile çözüm aranmalıdır. İlaç tedavisi tartışmalıdır. Bazı ilaçlar kullanılmasına rağmen bazı yeni ilaçlar da araştırma aşamasındadır. İçlerinde Viagra da olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç deneme aşamasındadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron cinsel uyarılma açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde cinsel uyarılmada belirgin bir düşüş fark eden kadınlarda yararlı olabilmektedir
Devamını okuyun...>>

Sağlıklı ve beyaz dişler için 10 tavsiye

15 Temmuz 2009 Çarşamba


Sadece çiğnemenize ve konuşmanıza yaramayan dişler, ayrıca görüntünüzü de etkiliyor.
Dişlerinizin hem beyaz hem de sağlıklı olmasını istiyorsanız. Reader's and Digest dergisinde yer alan sırları deneyebilirsiniz.


1. Beyaz diş diyeti uygulayın. Eğer çok fazla siyah çay ya da sigara içiyorsanız, bunun dişleriniz üzerindeki sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Dişlerinizde leke yapabilecek yiyecekler yediğinizde ya da içtiğinizde hemen dişlerinizi fırçalayın ya da iyi bir beyazlatma maddesi kullanın. Tüm bunlara alternatif olarak, bir elma yiyebilirsiniz.


2. En az 2 ya da 3 ayda bir diş fırçanızı atın ya da elektrikli diş fırçanızın başlığını değiştirin. Aksi halde, dişlerinizi fırçalarken sadece bakterileri ağzınıza taşımış olursunuz.


3. Dişlerinizi 45 derecelik açıyla dairesel hareketlerle yavaş yavaş fırçalayın. Dişlerinizi fırçalarken diş minelerine zarar vermemeye özen gösterin.


4. Nefesinizi tazelemek ve diliniz üzerindeki plağı kaldırmak için dilinizi her sabah dil temizleyiciyle temizleyin. Kötü ağız kokusunun bir nedeni de dil üzerinde üreyen bakterilerdir. Günlük dil temizliği ağız kokusunu uzaklaştırmaya yardımcı olur.


5. Arıtıcı gıdalar yemelisiniz. Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış mısır ve kereviz yiyebilirsiniz. En iyi sonuç için, akşam yemeğinden sonra bu yiyecekleri yemelisiniz.


6. Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın. Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve ağzınızdaki, dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.


7. Dişlerinizi beyazlatmak ve lekeleri yok etmek için haftada bir kez karbonatla fırçalayın. Diş macunu yerine karbonat sürün. Diş macununa alternatif olarak tuz da kullanabilirsiniz. Dişetlerinizi tazelenmiş hissetmeye başlarsanız, dişlerinizi tuzla iki günde bir fırçalayın.


8. Nefesinizi taze tutun. Nefesinizin tazeliğini kontrol etmek için avucunuzun içini yalayın ve henüz yaşken koklayın. Eğer bir şey kokuyorsa, şekersiz naneli şeker yiyebilir ya da alkolsüz ağız gargarası kullanabilirsiniz. Piyasada satılan reçetesiz ağız gargaralarının çoğu alkol içeriyor. Gargaradaki alkol ağzınızdaki dokuları kurutabilir ve bakterilere karşı daha hassas hale getirebilir.


9. Dişlerinizin arasını diş ipliğiyle temizleyin. Aynaya bakmadan temizlemeye alışırsanız, arabada, yatakta ve önemli toplantı öncesinde dişlerinizi diş ipiyle temizleyebilirsiniz. 10. Sabahları kalkınca ve gece yatmadan mutlaka dişlerinizi fırçalayın. Sabahları kalkınca yapacağınız ilk iş dişlerinizi fırçalamak olmalı. Böylece uyurken üreyen plak ve bakteriyi yok etmiş olursunuz.
Devamını okuyun...>>

Domuz Grıbıne Karşı Önemli Önlemler

Domuz gribine karşı dünya alarma geçti. Ülkeler önlem alıyor... Basit tedbirler hayat kurtaracak. Uzmanlar uyarıyor: El yıkayın, öpüşmeyin, mendil kullanın!..

Meksika'da 13 Nisan'da domuz gribinden ilk ölümün resmi olarak açıklanmasının ardından dünya alarma geçti. Dünya Sağlık Örgütü'nün acil durum ilan ettiği hastalık kıtalar arası yayılıyor. Türkiye'de olası bir salgın tehlikesine karşın hazırlıklarını tamamladı. Bakanlığın bu griple savaş planını çizen ekip Domuz Gribi diğer adı Grip A ile ilgili soruları yanıtladı, nasıl korunabileceğimizin yollarını gösterdi:

* Domuz gribinden kişisel olarak nasıl korunulabilir?

Hastalarla mümkün olduğu kadar aynı ortamda bulunulmamalı, hastaların bulunduğu ortam sık sık havalandırılmalı. Eğer grip belirtileri yaşıyorsak, diğer insanlara da bulaştırmamak için uzak durulmalı. Hastalar evlerinde istirahat etmeli. Eller sık sık sabun ve su ile yıkanmalı. Günde en azından beş kez el yıkamaya özen gösterilmeli. Ciddi bir koruyucudur. Özellikle öksürüp aksırdıktan sonra ve şüpheli temastan sonra mutlaka eller yıkanmalı. Hapşırıp öksürük esnasında tek kullanımlık mendille eller ve burun kapatılmalı. Ne kadar önlem alınılırsa alınılsın gripten korunmak mümkün değildir ama gereken önlemleri zamanında almak çok önemlidir. Özelikle bu dönemde öpüşmekten ve tokalaşmaktan kaçınmak önemlidir. Mümkünse yurtdışı seyahatleri ve riskli yerlere yolculuk ertelenmeli.

YÜZDE BİR ÖLDÜRÜCÜ

* Bu grip ne kadar öldürücü?
Domuz gribi adı verilen H1N1 virüsü akciğerlerde hasara neden oluyor ve zatürreeye dönüşerek ölüme neden oluyor. Amerika'da şüpheli vakaların yüzde biri Meksika'da ise yüzde 3'ü ölümle sonuçlandı

* Domuz gribi ile normal girip arasındaki fark nasıl anlaşılır? Her hapşıran domuz gribinden şüphelenmeli mi?

Soğuk algınlığı dışında gerçekten gribe yakalananlarda yüksek ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve kas ağrısı oluyor. Bunların hepsi klasik grip belirtileriyle benzer özellikler gösteriyor. Referans laboratuvarında kesin test yaptırmadan da gribin çeşidi belirlenemiyor. Ancak herkesin test yaptırmasına gerek yok. Hasta sorgulanması burada çok büyük önem taşıyor. Sadece hastalık hikâyesinde Meksika gribi vakası olan ülke ya da insan teması olup olmadığı çok önemli.

* Havalar ısınınca domuz gribi tehlikesi geçecek mi?

Domuz gribine neden olan virüs son derece yeni, o nedenle de yeterince tanınmıyor. Grip virüsleri sıcakta daha az etkili olur bu yüzden yaklaşan yaz mevsimi Türkiye için bir şans olarak görülüyor. Ancak diğer yandan şu bilgiyi de değerlendirmek gerekli. Meksika'da da virüsün görüldüğü Nisan ayının başında havalar ısındığı için grip vakalarının azalması bekleniyordu. Ancak aniden tırmanışa geçmesi üzerine yapılan araştırmada bu virüs tanımlandı. Yani Meksika'da da havaların ısınmasına karşın virüs tehlikesi geçmedi, aksine arttı. Bu senaryodan harekete geçerek havaların ısınmasına karşın virüsün yine de etkin olacağı söylenebilir. Daha doğrusu yaz aylarında da domuz gribi tehdidinin azalmaması sürpriz olmayacak.

ÇİFTLİKLER KAPANACAK

* Türkiye'deki domuz çiftliklerinde önlem alınacak mı?
Bu grip artık domuz gribi olmaktan çıktı. Domuz gribi, kuş gribi ve insan gribinin bileşiminden oluşan bir gribe dönüştü. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü bu gribin adını değiştirdi ve H1N1 grip A virüsü adının kullanılmasını istiyor. Bununla birlikte Türkiye'de domuz çiftliklerinde de önlem alınıyor. Zaten yapılan araştırmalarda ruhsatlı domuz çiftliği olmadığı anlaşıldı. Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatsız olanların da kapatılmasına karar verildi.

* Domuz yememek domuz gribinden korur mu?
Domuz gribi olarak kendini duyursa da artık bu gribin domuz eti yemekle bir ilişkisi pek kalmadı. Yine de özellikle pandemi söz konusuyken yani kıtalar arası bir salgın varken insanların özellikle bilmediği eti yemekten kaçınması büyük önem taşıyor. Devamını okuyun...>>

Öfkenizi Kontol Etmenin 10 Yolu

14 Temmuz 2009 Salı


Öfke baldan tatlıdır. Ama öfkeyle kalkanın zararla oturduğu da tartışılmaz gerçek. Kızmak için bunca sebep varken insan nasıl sakin olabilir de diyebilirsiniz. Şunları yapmayı deneyin:


Trafikte yolunuz kesildiğinde tepenizden dumanlar çıkıyor mu? Çocuğunuz söylediğinizi yapmadığı zaman kan basıncınız tavan yapıyor mu? Normaldir. Öfke normal ve hatta sağlıklı bir duygudur; ancak öfkenizle pozitif bir şekilde nasıl başedebilmelisiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız


Mayo Clinic'te yer alan etkili öfke yönetimi tavsiyeleri öfkenizi yenme konusunda başarılı olmanıza yardımcı olacak. Ani patlamalarınız, öfkeniz ya da asabiyetiniz ailenizle, arkadaşlarınızla, iş arkadaşlarınız ve hatta yabancılarla ilişkilerinizi olumsuz olarak etkiler. Öfke yönetimi teknikleri, öfkenizi ifade etme şeklinizi değiştirmenize yardım etmede ispatlanmış bir yoldur


Öfkenizi kontrol etmeye yardımcı 10 tavsiye
1. Bir mola alın. Klişe gibi görünse de, tepki göstermeden önce 10'a kadar sayma öfkenizi yatıştırabilir.
2. Ortamdan uzaklaşın: Öfkeniz biraz yatışana kadar, sinirlendiğiniz kişiden biraz uzak durun.
3. Biraz sakinleşince, öfkenizi ifade edin. Çatışmacı olmayan bir şekilde öfkenizi ifade etmek sağlıklıdır.
4. Biraz egzersiz yapın. Fiziksel aktivite, duygularınız için bir çıkış noktası sağlıyor. Özellikle, öfkeden patlamak üzereyseniz. Hızlı tempoda bir yürüyüş ya da koşu yapabilir, yüzebilir, ağırlık kaldırabilirsiniz ya da basket atışları yapabilirsiniz.
5. Bir şey söylemeden önce dikkatli düşünün. Aksi halde, pişmanlık duyacağınız bir şey söyleme olasılığınız fazladır. Söylemek istediklerinizi yazmanız faydalı olabilir. Öfkeliyseniz yazarak konudan uzaklaşabilirsiniz.
6. Durumların çözümünü tespit edin. Sizi neyin çıldırttığına odaklanmak yerine, kızgın olduğunuz kişiyle birlikte sorununuza çözüm bulmaya çalışın.
7. Problemi anlatırken "ben" sözünü kullanın. Bu karşınızdakini ayıplamak ya da suçlu bulmaktan kurtulmanıza yardım edecektir. Örneğin, "Ev işlerine yardım etmelisin" yerine, "Bu akşam ev işlerine yardım etmediğin için üzüldüm" ifadesini kullanın.
8. Kin gütmeyin. Eğer diğer kişiyi affederseniz, bu ikiniz için de yararlı olur. Herkesin sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemek gerçekci değildir.
9. Gerilimi, tansiyonu azaltmak için mizahı, dalga geçmeyi deneyin. İğneleyici ve küçümseyici alayı kullanmayın, bu duyguları incitebilir ve her şeyi daha kötü yapabilir.
10. Gevşeme becerileri uygulayın. Gevşeme becerilerini öğrenme ve stresi azaltma öfkenizi kontrol etmeye yardımcı olacaktır. Derin nefes alma, bir gevşeme sahnesini gözünüzde canlandırma ya da sakinleştirici bir sözü tekrar etmeyi deneyebilirsiniz. Diğer öfkeyi hafifletme yolları ise müzik dinlemek, bir gazetede yazı yazmak ya da yoga yapmaktır.
(http://www.zaman.com.tr/)
Devamını okuyun...>>

Sigarayı bırakırken kilo almamanın yolu

12 Temmuz 2009 Pazar

Sigara içenleri şu günlerde iyice stres bastı. 19 temmuzda restoran,cafe ve lokanta gibi mekanlarda sigara yasağı başlıyor. İşte sigarayı bırakırken kilo almamanız için öneriler.


Dilek Güray'ın haberiÜlkemizde 20 binin üzerinde bulunan sigara içiciler artık 'yemekten hemen sonra yak bi cigara' muhabbeti yapamayacak. Hazır sigara içmek bu kadar zorlaşmışken, sigarayı bırakmak da bir o kadar kolaylaşabilecek gibi görünüyor. Ancak bu kez de sigara içenleri kilo alma korkusu başlıyor.


Özellikle sigara içen bayanlar bu korku sayesinde sigarayı bırakmaktan vazgeçiyor. Ancak tüm sigara içenlerin içi ferah olsun, uzmanlara göre her şeyin bir çaresi olduğu gibi bunun da bir çözüm yolu mevcut. Üstelik sigarayı bırakınca alacağınız birkaç kilo fazlalığın oluşturacağı sorunlar, sigara içmenizden kaynaklanan hastalıkların yanında 'devede kulak' kalıyor. Çünkü eskisine oranla daha az öksürüp aksıracak, daha az grip olacak, kanser, kalp-damar ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskiniz iyice azalacak ve daha sağlıklı bir hayat sürebileceksiniz.


Araştırmalara göre erkeklerin yüzde 61'i, kadınların da yüzde 51'i sigarayı bıraktıktan sonra bir iki kilo alabiliyorlar. Sağlıklı Yaşam Uzmanı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'na göre bunun temel sebebi sigarada bulunan nikotinin metabolizmayı hızlandırıcı bir etkiye sahip olması. Sigarayı bırakan kişi aynı beslenme şekline devam etse de nikotinden mahrum kaldığı için metabolizma yavaşlıyor, alınan kaloriler zor yakılıyor ve de yağ birikimi kolaylaşıyor.


Diğer bir sebep de sigarayı bırakanlar ilk zamanlarda depresif eğilimler gösterebiliyor. Sigarayı bırakmanın oluşturduğu boşluk hissi yeme atakları ve tatlı krizleri ile doldurulmaya çalışılıyor. Sigarayı bırakmaya karar verdiniz ama kilo sorunu ile karşılaşmaktan ciddi anlamda korkuyorsanız bir diyetisyen veya sağlıklı beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz. Ama öncesinde Uzman Diyetisyen Dilara Koçak'ın bu konudaki önerilerine kulak verin.

Sigarayı bırakırken kilo almamak için


* Nikotin alımı kesileceği için metabolik hızda azalma olabilir, buna engel olmak için düzenli bir egzersiz programına başlanarak tedbir alınabilir.
* Kan şekerinizde düzensizlik oluşabilir ve canınız tatlı isteyebilir. Bunu önlemek için şekersiz ciklet çiğneyebilir veya taze meyve sularını maden suyu ile karıştırarak içebilirsiniz.
* Kafeinli içeceklerden uzak durun, çünkü bu içecekler sigarayı hatırlatabilir, sinirlilik ve huzursuzluk hali oluşturabilir.
* Yemekten hemen sonra canınız sigara isterse dişinizi fırçalayıp, naneli şeker yiyebilirsiniz.
* Sigara bırakmanın oluşturduğu boşluk hissi sebebiyle avuç avuç çekirdek veya kuruyemiş gibi yağlı gıdalar kilo aldırır. Bunun yerine salatalık, domates ve meyve gibi daha sağlıklı atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.


Sigarayı nasıl bırakacağım?


Sigarayı bırakmak isteyen bir kişi bunun bir irade işi değil bir bağımlılık olduğunu kabul edip mutlaka uzman bir doktordan profesyonel yardım almalı. Ama onun da öncesinde sigara bırakmaya istekli, kararlı ve sabırlı olmalı. Sonrasında ülkemizde giderek yaygınlaşan sigarayı bırakma polikliniklerine başvurabilir. Birçok devlet, üniversite, vakıf ve özel hastanelerde bu klinikler mevcut. Uzun yıllar bu önemli konu üzerinde çalışan Toraks derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Zeynep Aytemur'a göre sigara bırakmak isteyenlere iki yöntem birden uygulanıyor.


Birincisi nikotini yerine koyma tedavisi, diğeri ise farmakoloji yani ilaç tedavisi. Nikotini yerine koymada kişi, sigara içememekten kaynaklanan zorlukları gidermeye yönelik dışarıdan nikotin destekli birtakım aparatlar kullanıyor.


Nikotin bantları, nikotin sakızları ve dilaltı tabletleri gibi. Aytemur'a göre bu aparatlar muhakkak bir hekim gözetiminde kullanılmalı. Çünkü hem yan etkileri bulunuyor, hem de kalp, şeker, hipertansiyon gibi hastalıkları olan kişilerde sakınca doğurabiliyor. 'Sigarayı bırakmak istiyorum' deyip eczanelerden kontrolsüz bir şekilde bu aparatları alan kişilerin çoğu başarısız olduğu gibi, bu tarz tedavilere karşı da toplumda bir güvensizlik oluşturabiliyor.


Bu tedaviye ilaçlarla da destek verilerek, hekim hastasını kontrolde tutuyor. Bu şekilde her yıl yüz kişiden 40'a yakını sigarayı bırakmayı başarıyor. Sigarayı bırakan bir kişi her zaman tekrar başlama eğilimi gösterebilir. Çünkü nikotin bağımlılığı kronik bir hastalıktır ve her zaman nüksetme olasılığı vardır. Dolayısıyla bırakan kişilerin çevresel uyarıcılara karşı dikkatli olması gerekir. Elektronik sigara, biorezenans, akupunktur, ışın tedavisi gibi alternatif sigara bırakma yöntemleri etkili olabilir ama bunlar tıbbi çalışmalarla desteklenmiş değil.
Devamını okuyun...>>

Cep Telefonuyla çok konuşanlara taktikler


Cep telefonuyla fazla konuşmanın dirsek ya da ön kolda sinir sıkışmasına neden olabileceği bildirildi.

Amerikalı doktorların "Cleveland Clinic Journal of Medicine" dergisinde yayımlanan makalesinde, cep telefonunun fazla kullanımının parmaklarda karıncalanmaların yanı sıra elde kas kaybına, dirsekte doku bozulmalarına yol açabileceği belirtildi.

Makaleye imza atanlardan Dr. Peter Evans, cep telefonuyla uzun konuşulduğunda sorunun parmaklarda karıncalanma, 4 ve 5. parmaklarda ve elin dış kısmında, bileğe doğru uyuşmalarla başladığını vurguladı.

Evans, tedbir alınmazsa sonunda kullanıcının elinin kas gücünü kaybedip örneğin şişe kapağını açmakta bile zorlanabileceği uyarısında bulundu.

Makalede, tıpta "kübital kanal sendromu" adı verilen bu hastalığa yakalanma riskini, kolun 90 dereceden fazla uzun süreli bükülü tutulmasının artırabileceği, kolun bu durumda tutulmasının koldaki sinirin gerilmesine ve dirsekten geçen kanalda baskıya yol açabileceğine dikkat çekildi.

-"KONUŞMA SIRASINDA EL DEĞİŞTİRİN"-


Dr. Evans, "kübital kanal sendromunun" şeker hastalığı ya da tekrarlanan travmalar gibi çok çeşitli nedenlerden ortaya çıkabileceğini ancak cep telefonu kullanımına bağlı olarak hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade etti.

Hastalık riskini azaltmak için cep telefonuyla konuşulduğu sırada elin değiştirilmesini ya da "eller serbest" şeklinde konuşulmasını öneren Evans, bu basit önlemlerin genellikle yeterli olduğunu vurguladı.

Evans, riskin azaltılmasında kısa mesaj gönderme yönteminin de akıllıca olmadığını, fazla kısa mesaj göndermenin baş parmakta ağrılara ve sinir sıkışmalarına yol açabileceğini belirtti.
Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.
(aa)

Devamını okuyun...>>

Cinsel isteği öldüren sebze hangisi?


Bir çok derde deva ama! Cinsel isteği azaltıyor, meniyi kurutuyor...

Galenos, bostani marulda soğukluk olmadığını, ancak gül suyu kadar soğukluk olduğunu söylemiştir. Onun, rutubeti, pancar ve ebegümecinin rutubeti arasında yer alır.

Bazılarına göre, marulun yapı ve kuruluk bakımından lahanayla pazı türü sebzeler arasında yer aldığı söylenir. Ben, onun üçüncü derecede soğuk olduğunu söylediklerini ifade ediyorum. Hekimlere göre, besin olarak zararlı veya pek az besleyicidir. Bu doğru değildir. Marul, ikinci derecede soğuktur.

YARARLARI

Marulun temizleyici, büzücü ve söktürücü özellikleri yoktur. Tuzlu , ekşi gibi özellikleri olmadığı için, bundan oluşan kan, diğer sebzelerden oluşan kana göre daha kırmızıdır. pişmiş marul besleyicidir. Marul, sıvıların birbiri ile uyuşmazlığından doğan şikayetlerde yararlıdır.


Yıkanmış marul iyidir. Yıkamak, marulun gaz yapıcı özelliğini artırır ve aynı zamanda bütün sebzelerin soğukluğunu fazlalaştırır. O, süratle hazmedilir. Sinirsel şikayetleri (hastalıkları) önler.

ŞİŞLER

Yangılı şiş ve ödemler üzerinde etkilidir. Büyük ödemler üzerinde etkili olamaz.

HAREKET ORGANLARI

Eklemler üzerine haricen (yakı, lapa) uygulandığında yararlı olur.

BAŞ ORGANLARI

Çiğ ya da pişmişi, uyku verir; dolayısıyla uykusuzluğu giderir. Sayıklamayı önler. Ayrıca başı güneşte yanmaktan korur.
GÖRMEYabani marulun sütü, kornea yaralarını temizler. Bostani marulun sütü de aynı etkiyi gösterir. Marul külü, yanıklar için kullanılır. Yabani marul sütü, kirpiklerin dökülmesini önler. Yenmesi, göze zarar verir.


DIŞARI ATAN ORGANLAR

Onun tohumu, meniyi kurutur, cinsel arzuyu azaltır; orgazmı yavaşlatır ve ben bu Yararların onun tohumunda görüldüğünü söylüyorum. Yarım dirhem marul sütü, suyla içilirse, bağırsaklarda ishal etkisi yapar. Büyümüş göbekli bostani marulun sütü, yabani marul sütüne yakın etkiye sahip olur. Marulun bağırsaklar üzerinde ishal ya da kabız etkisi yoktur. (Bugün)


Devamını okuyun...>>

Balı Peteğiyle Yememeye Dikkat?

11 Temmuz 2009 Cumartesi


Çanakkale Arı Yetiştiricileri, "Karpuzu kabuğuyla tüketmek ne kadar doğru değilse, balı peteğiyle tüketmek de o kadar doğru değildir. Çünkü petek balın saklandığı, korunduğu, muhafaza edildiği doğal bir kaptır'' dedi
Çanakkale Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cahit İleri, balın peteğiyle tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. İleri, insana enerji veren, grip ve üst solunum yolları hastalıklarının doğal ilacı olan, dengeli beslenmede vazgeçilmez besin kaynakları arasında yer alan balı tüketirken bazı inceliklere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.Balı peteğiyle tüketmenin çok doğru bir davranış olmadığına işaret eden İleri, ''Karpuzu kabuğuyla tüketmek ne kadar doğru değilse, balı peteğiyle tüketmek de o kadar doğru değildir. Çünkü petek balın saklandığı, korunduğu, muhafaza edildiği doğal bir kaptır'' dedi.
İleri, arıların doğada balı buldukları zaman hemen petek üretimine geçtiğini, topladıkları balı da hazırladıkları peteklere koyduklarını belirterek, şunları söyledi:
''Petek üretiminde kullanılan bal mumu, arıların vücutlarındaki halkaların arasından, birbirine tutunarak terleme yoluyla elde edilir. İhtiyaca göre farklı altıgenlerle petek örülür. Petek yapımı arıyı çok yormaktadır. 1 kilogram petek yapan bir arı kolonisi, 22-25 kilogram bal kaybetmiş demektir. Zor şartlarda üretilen, aynı zamanda sanayi ürünü olan bal mumunun petekli bal tüketme yoluyla çöpe atılması milli bir kayıptır.''
İleri, petekli balın içindeki bal mumunun insan organizmasına yararlı olmadığını, besleyici hiç bir değerinin bulunmadığını vurguladı.
Hazmının kolay olması, alet ve ekipmanlarla el değmeden hasat edilmesi, petekli bala oranla hesaplı olması, laboratuvarlarda incelenebilme özelliğiyle daha güvenilir olması nedeniyle tüketiciler tarafından süzme balın tercih edilmesini öneren İleri, ''Petekli olan bal, süzme bala göre en az iki kat daha pahalıdır. Petekli balın yüzde 25'inin bal mumu olduğunu hesaba katarsanız bu oran üç katına çıkmaktadır. Arının yaşadığı yerin, kara kovan, sepet kovan, ağaç kovuğu ya da modern kovan olması balın kalitesine yansımamaktadır'' diye konuştu.
İleri, balın, bitkilerin çiçeklerinde, yaprak diplerinde bulunan bal bezleri tarafından salgılanan nektarın, arı vasıtasıyla enzimler katılıp, su oranının yüzde 17'lere düşürüldüğü bir gıda maddesi olduğunu sözlerine ekledi.
Devamını okuyun...>>

Cevizin Zeka Gelişiminde Etkisi Nedir

Sağlık yönünden birçok faydası bulunduğu belirtilen ve ''gelecek yüzyılın meyvesi'' olarak nitelendirilen cevizin özellikle çocuk beslenmesinde zeka gelişimi için aranan bir ürün olduğu bildirildi

Cevizle ilgili çok sayıda araştırması ve ceviz yetiştiriciliğiyle ilgili kitabı bulunan Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOPÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akça, cevizin kanın pıhtılaşmasını önlediğini, koroner kalp hastalık riskini azalttığını, trigliserid ve kolesterol düzeyini düşürdüğünü söyledi.

Cevizin sinir iletimini sağladığını, yüksek enerji verdiğini, iyi bir protein kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Akça, ''Ceviz içerdiği vitaminler, mineraller ve eser elementler nedeniyle metabolizmada önemli görevler üstlenir'' dedi.

İnsan beslenmesinde önemli yeri olan ve eksikliğinde ciddi fizyolojik hastalıklara yol açan kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, bakır, mangan, selenyum ve özellikle de çinko minerallerinin cevizde domates ve elmaya göre daha fazla bulunduğunu bildiren Akça, günde 50 gram iç ceviz tüketiminin sağlıklı yaşam için önemli etkileri olduğunun artık herkes tarafından kabul edildiğini kaydetti.

Cevizin, içerdiği gümüş ve selenyum ile özellikle çocukların zeka gelişimlerine fevkalade olumlu etkide bulunduğunu, ''gelecek yüzyılın meyvesi'' olduğunu belirten Prof. Dr. Akça, ''Protein yağ içeriği çok yüksek. Özellikle selenyum ve gümüş içermesi ile çocuk beslenmesinde zeka gelişimi için aranan kritik bir ürün. Kan biyokimyamızda kolesterol ve trigliserid düşüren enerji kaynağı bir ürün. Gelişmiş ülkelerde ceviz tüketimi çok yüksek'' dedi.

Destek bekledikleri önemli bir konunun ülkede cevizin tüketim miktarını artırmanın yollarını bulmak olduğunu ifade eden Akça, özellikle beslenme sorunu yaşanan bölgelerde ilköğretim çağındaki çocuklara her gün 5 ceviz yedirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Türkiye'nin 10 farklı bölgesinde kırsaldan seçilen yörelerde toplam bin çocuğa 12 ay süreyle düzenli olarak günde 25 gram ceviz yedirip çocukların zeka başta olmak üzere sağlık değişimlerini takip etmek istediklerini ifade eden Akça, ''Ayrıca kalp hastası, kolesterol ve trigliserid oranı yüksek yaşlı nüfus için de benzer bir projemiz var. Ancak bu projelerin yürümesi için maddi kaynak sorunu yaşıyoruz. Bu bağlamda sponsorlar arıyoruz'' diye konuştu.
Devamını okuyun...>>

İbrahim Saraçoğlundan Mide Bulantısına Çözüm

9 Temmuz 2009 Perşembe

Mide bulantısı çoğu insanın şikayet ettiği bir sorundur. Peki ne yapmak lazım?

Kekik üzerine olan araştırmalarım henüz tamamlanmış değildir. Şimdiye kadar almış olduğum sonuçları burada sizinle paylaşmaktayım. Kekik üzerinde henüz kesinleşmemiş araştırma sonuçlarını da tamamladıkça buradan inşallah sunmaya çalışacağım. Kekiği araştırmaya dokuz yıl önce başladım.

Kekik, yaklaşık kırk yıldan beri geliştirmiş olduğum sistematiğe ideal bir şekilde uymaktadır. Etkin maddelerinin çok farklı kimyası var. İnsan vücudunda, aynı anda farklı metabolizmaları uyarıyorlar. Bu farklılıklar onun kullanma ve hazırlanma şeklinin pek kolay olmayacağı düşüncesini uyandırmıştı bende. Nitekim de öyle oldu. Sizin için hazırlama ve kullanma şekli zor değil. Benim için hazırlama ve kullanma şeklinin nasıl olacağını araştırmak ve tanımlamak zor oldu. Ve bu zorluk halen de devam ediyor. Zorluk, söz konusu bazı hastalıklara karşı onun nasıl kullanılması ve hazırlanması gerektiğini ortaya koymakta yatıyor.

Etkin maddeler hızla suya geçiyor

Kekiği kısık ateşte demlemeye başladığınız anda, çok şey değişiyor. Etkin maddeler hızla suya geçiyor ve farklı bir hastalık için önerilecek demleme sürelerini belirleme imkânı ortadan kalkıyor. Örneğin, kekiğin üç farklı hastalık için etkili olan maddeleri aynı zaman aralığında suya geçiyor. Demleme süresine bağlı değiller. Hepsi aynı anda suya geçiyor ve dolayısıyla da etkisi azalıyor. Mühim olan her etkin maddenin demleme sürecinde farklı zamanlarda suya geçme özelliğini kullanarak, ilgili hastalık için kürün demleme süresini belirlemektir. Maalesef, böyle bir imkânı kekik vermemektedir.

Peki, çözüm nedir?

Bu işin çözümü kolay olmasına rağmen, hazırlanmasında zorlukla karşılaşılmaktadır. Örneğin, adına A dediğimiz hastalığa karşı gerekli olan etkin maddeler ellibeş derece santigratta suya geçerken, yetmişsekiz derece santigratta, adına B hastalığı dediğimiz hastalığa karşı etkili olan etkin maddeler belirli sürede suya geçmektedir. İşte, zorluk bu noktada başlamaktadır.

Örneğin, bir yemek kaşığı kekiği, yetmişsekiz derece santigratta suyun sıcaklığını sabit tutarak altı dakika bekletiniz denildiği takdirde, evinizin mutfağında bu kürü hazırlamak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, kekiğin çok kolay kullanılıp hazırlanabileceği bir özelliğini tanıtmak istiyorum.

Kekik ve mide bulantısı

Zaman zaman mide bulantısı çekiyorsanız, ilk aklınıza gelecek olan kekik olmalıdır. Hemen belirtmekte fayda görüyorum, uzun zaman ağzı açık beklemiş ve aroması uçmuş kekik bu amaç için uygun değildir. Taşıt (araba, uçak, gemi) tutmasından şikâyet ediyorsanız, kekik imdadınıza yetişecektir.

Kemoterapi ve radyoterapi almış hastalar

Kemoterapi veya radyoterapi alan hastaların en sık karşılaştığı durumlardan bir tanesi de mide bulantısıdır. Bu durumda olan hastalara kekik tavsiye ederim.

GÜNÜN KÜRÜ

Mide bulantısı, araç tutması, radyoterapi ve/veya kemoterapi sonrası gelişen mide bulantısına karşı.Kurutulmuş bir tatlı kaşığı kekik ağza alınır. Birkaç yudum suyla çiğnemeden yutulur

Bir anım

Değerli okuyucu, bir dostum yakın bir akrabasıyla ziyaretime gelmişti. Akrabası, kırk yaşlarındaydı. Şikâyetiyse, ne tüketirse tüketsin hazımsızlıktan yakınıyordu. Tek bir zeytin dahi yese, yedikten birkaç dakika sonra şişkinlik başlıyormuş. Daha fazla bir şeyler yediğinde de mide ağrısıyla beraber öyle bir istifra nöbeti geliyormuş ki, o an ne yapacağını şaşırıyormuş.

“Rahatlayana kadar çektiğimi bir Allah bilir, bir de ben biliyorum” diyordu. Kendisine dağ kekiği kullanmasını, çayını yapıp içmesini önerdim. Bu kişi hâlâ daha zaman zaman gelip teşekkür etmektedir.

Dağ kekiğini, Toroslardan bir tanıdığı kanalıyla getirtmiş ve kaynatıp çayını içmiş. İçtikten sonra aldığı sonucu aynen şöyle tarif ediyordu: “İçer içmez ben yeniden doğdum. Karnımın şişliği indi, midem anında boşaldı.

Bu nasıl bir mucize?” diye anlatmıştı. İlk aylarda tanıdığı tüm insanlara sorar olmuş, “Midenizde hazımsızlık, şişkinlik, bulantı var mı?” diye. Sorusuna evet cevabı alınca, hemen dağ kekiğini öneriyormuş, bende dağ kekiği var size verebilirim diyormuş. Bunu yapmamasını, önce mutlaka bir hekime gitmesinin doğru olacağını belirttim. Önerdiği kişinin ya farklı bir rahatsızlığı varsa?

Dikkat!Hamileliğinin ilk ayında olan kadınların ve tiroid problemi olanların uzak durması gerekir. Ayrıca mide ülseri olanların kekiğe karşı dikkatli olmalarını öneririm. Mide kanaması riski taşıyanların kekik tüketimiden kesin olarak uzak durması şarttır.

Dikkat!Kan-pıhtılaşma problemi olanların kekikten uzak durmaları gerekir.

Dikkat!Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu Milliyet
Devamını okuyun...>>

Guzel Bir Yeşil Salata Yapmanın Püf Noktası

En tahammül edemediğim salata, yaprakları minik minik doğranmış olandır. Bu herhalde salata yerken bıçak kullanmanın ayıp olduğu devirlerden çıkma bir alışkanlık

Yeşil salata yapmayı herkes bilir, en kolay hazırlanan yiyeceklerden biridir kuşkusuz; malzemeleri yıka, doğra, sosla ve karıştır. Bazılarıysa iyi yeşil salatanın nasıl yapıldığını bilir; hani şu en iyi restoranlarda yediğimiz, çıtır çıtır yaprakların tam gerekli miktarda sosla karıştırılıp hafif yemek sevimsizliğinin ziyafete çevrildiği salataları. Lezzetli salatalara imza atmak zor değildir, sadece itina gerektirir.

Salatanızda kullanacağınız yaprakların tam olarak hangi çeşit ve renkte olduğunun bir önemi yoktur. Asıl olan en taze, en körpe ve gevrek olanı seçmektir. Ben salata yeşilliği alırken mevsim yeşilliklerinin arasında durur, en iyi gözükenini alırım.Yaz aylarında salatam körpe fesleğen ve roka yapraklarından oluşur örneğin. Kışınsa vazgeçilmezim hindiba çeşitleridir.

Bu yeşillikler, acımsı tatlarıyla yediğim yemeği sindirmeme yardımcı oluyor. Neyse, sonuç olarak yaprak seçimi size kalmış ama her ne seçiyorsanız seçin, sanki daha az önce toplanmışçasına taze olanı seçin. Mutlaka roka kullanmak istiyorsunuz fakat yaprakları biraz pörsümüş mü duruyor? Gidin ve başka bir yeşillik seçin.

En tahammül edemediğim salata, yaprakları minik minik doğranmış olandır. Bu herhalde salata yerken bıçak kullanmanın ayıp olduğu devirlerden çıkma bir alışkanlık, yoksa cidden başka açıklama bulamıyorum. Bir kere yapraklar öyle ince ince doğranınca kendi öz görüntülerini ve körpeliklerini kaybeder. Ama tabii ki tabağın kenarlarından fışkıracak ya da ağzınıza sığmayacak büyüklükte tutmaya da gerek yok.

Roka, fesleğen, taze ıspanak, semizotu, su teresi gibi küçük yapraklı bitkiler saplarıyla birlikte ve yaprakları bütün saklanarak doğranır. Marul ve hindiba gibi büyük yapraklı bitkiler ise, aralarındaki sap şeridi boyunca iki taraftan çekip ikiye ayrılarak küçültülmelidir. Sert saplar ayıklanır, salataya konmaz

Salata yaprakları kumlu toprakta yetiştiğinden iyice yıkanmadıklarında, tabağımızda kum tanecikleriyle karşılaşırız. Dolayısıyla çok ama çok iyi yıkamak şarttır. Musluğun altında yıkamak yeterli değil, soğuk suyla dolu bir kaba yatırıp bekletmek gerekir. Yapraklar her büküldüklerinde üzerlerinde çatlaklar oluşur.

Çatlayan yapraklar da solar, körpeliklerini kaybeder. Bu nedenle yapraklarınızı su kabından çıkarırken özenli olmalısınız. Onları hızla avuçlamak yerine, ellerinizi kaba batırın ve yaprakları ellerinizin üzerinde taşıyarak sudan çıkartın. Bu işlem kumların da aşağı kayıp dibe oturmasını kolaylaştırır. Bu işlemi kabın dibinde hiç kum kalmayana kadar tekrarlayın.

Kurulamak da yıkamak kadar önemlidir. Yaprakların üzerinde kalacak en ufak fazladan su, sosunuzun tadını bozar ve sosun yapraklarla bütünleşmesini engeller. Salata kurutucunuz varsa çok hızlı çevirmemek şartıyla kullanabilirsiniz yoksa temiz bir havlunun üzerine yayın.

Ben sos olarak yağ, sirke ve limon suyundan oluşan vinaigrette’i tercih ediyorum. 3 birim zeytinyağına 1 birim sirke ve limon koyuyorum. İyi karıştırmak çok önemli. Yaprakların teker teker sosla kaplandığından emin olana kadar karıştırmalısınız. Bu soslayıp karıştırma işlemini servis edeceğiniz kapta değil başka bir kapta yapmalısınız ki fazla sos bu kabın dibine aksın. İyice karıştırdıktan ve sosların yeterli olduğuna karar verdikten sonra normal kabına alın ve fazla bekletmeden servis edin. Afiyet olsun!

Enginarlı salata

2 adet enginar (soyulmuş, haşlanmış)
1 adet yeşil salata
2 adet domates
100 gr Ezine beyaz peynir (küp kesilmiş)
Birkaç sap taze tarhun
40 ml sızma zeytinyağ
1 adet limon1/4 çay kaşığı toz şeker
Tuz, beyaz biber

Salata yapraklarını çukur bir kaseye yukarda anlattığım gibi doğrayın. Domatesi blanşe edip iri küp doğrayın. Peynirleri ilave edin. Enginarları dörde kesip ekleyin. Blender veya robota limon suyu ile tarhun yapraklarını koyup çekin. Sicim gibi akıtarak zeytinyağını ekleyin. Tuz, biber ve şekeri ilave edin. Hazırladığınız sosu ekleyip iyice karıştırın.

Roka ve pancar salatası

4 adet orta boy pancar
1 demet roka
50 gr fındık (fırınlanmış)
90 gr keçi peyniri1/2 demet dereotu
40 ml zeytinyağı1/2 limon suyu
tuz

Pancarları soyup bütün olarak önceden 200 C’de ısıttığınız fırınınızda yumuşayana kadar pişirin. Soğuduktan sonra dilimleyin. Fındıkları robotta kabaca çekin. Keçi peynirini küçük parçalara kesin veya ufalayın. Roka yapraklarını hazırlayın.

Dereotunu incecik kıyın. Hepsini karıştırıp servis tabağına alın. Zeytinyağı, limon suyu ve tuz ekleyerek karıştırın. Bu salatayı kışın hindibağla, isteğe bağlı olarak, fındık yerine kavrulmuş dolma fıstığı ile de deneyebilirsiniz.SERAL TOPKAYA / Radikal 2
Devamını okuyun...>>

Basur ve Yüksek Ateş için Doğal Yöntem

Bu üç meyve basur ve yüksek ateşe iyi geliyor...

Kuru kayısı hoşafı yüksek ateşe, iyi geliyor.

İyisi, Ermeni cinsidir, çünkü ekşime ve bozulma yapmaz. Kayısı yendiği zaman üzerine biraz mastaki çiğnenmelidir ve 1 dirhem anason veya 2 dirhem anason çiğnenmelidir. Yahut ekşi şarap veya üzüm şarabı veya bal şarabından biri içilmelidir.

iÇERiĞiİ

İkinci derecede soğuk ve rutubetlidir ve çekirdeğinin yağı ikinci (884) derecede kuru ve sıcaktır.

DIŞARI ATAN ORGANLAR
Çekirdeğinin yağı, basura iyi gelir.

HUMMALAR

Kuru kayısı hoşafı yüksek ateşe iyi gelir.

BESLENME ORGANLARI
Ermeni kayısısı, midede fesad yapmaz; süratle ekşime meydana getirmez. Kayısı yendikten sonra, anason alınmalı ve sakız çiğnenmeli, üzüm suyu veya ayva şurubu içilmelidir.Devamını okuyun...>>

Sıkıntı ve Gerginlik İçin Mucizevi Ot...

Beyin, kalp, rahim ve sindirim sistemi üzerinde koruyuc, spazm çözücü, hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak gazlarını giderici özelliğine sahip...

İbni Sina'nın kitabında ''oğul otunun kalbi ferahlandırdığı, kalbe verdiği kuvveti kırmızı yakutun fiiline muadildir'' diye övdüğü melisa ya da diğer adıyla oğul otu, özellikle mevsim geçişlerinde etkisini artıran depresyon, huzursuzluk ve sıkıntıları gidermek için kullanılıyor. İşte hiçbir yan etkisi bulunmayan melisanın faydaları ve tıbbi özellikleri:

Beyin, kalp, rahim ve sindirim sistemi üzerinde koruyucu kuvvetlendirici, spazm çözücü, ruhsal ve fiziksel sakinleştirici, hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak gazlarını giderici, terlemeyi önleyici, bağırsak parazitlerini düşürücü, sinir krizleri, depresyon kulak çınlaması, baygınlık, baş dönmesi, kansızlık, yara iyileştirici, mikrop öldürücü, aşırı gerginliğin getirmiş olduğu sinir krizlerine, depresif huzursuzluklara, istem dışı kasılmalara, hafıza zayıflığına karşı çok etkili.

Melisa sadece hastalıklarda değil, saç ve cilt bakımında da kullanılıyor. Yıpranmış, cansız, ve güçsüz saçları iyileştiriyor. Yağlı ciltler için temizleme maskelerinde, yaşlanmış ve yıpranmış ciltler için yenileyici kremlerde de kullanılıyor.
Devamını okuyun...>>

Meyve suyu hazırlamanın püf noktası

Hem sağlık hem lezzet deposu olan meyve suyunu hazırlamanın da bazı incelikleri bulunuyor

Aydan ÜSTKANAT-STAR

Meyve suyu hazırlamanın püf noktası

Yazın en iyi içeceği buz gibi bir bardak meyve suyu. Hem sağlık hem lezzet deposu olan meyve suyunu hazırlamanın da bazı incelikleri bulunuyor. Kurallara uygun hazırlayacağınız bu içeceğinizi süsleyerek misafirleriniz için hoş bir ikram haline getirebilirsiniz. İşte size birkaç küçük ipucu :

Havuçlarınızdan maksimum seviyede su çıkartabilmek için onları en az 24 saat buzdolabında tutun.

Portakal kabuğu belli bir acılık oluşturduğundan kabukları ile sıkmayın.

Buzlu çay yaparken bir adet kabuğu ile sıkılmış limon ilave ederseniz, çayınız çok güzel olacaktır.

Nişasta içeren meyvelerin suyunu sıkamayacağınızdan onları blenderda püre haline getirip arzu ettiğiniz meyve suyu ile karıştırabilirsiniz. Örneğin; muzlu havuç suyu.

Kerevizli Domates Suyu(2 bardak)
1 adet kereviz ve 5 adet orta boy domatesi sıkın, damak tadınıza göre tuz ve bir çay kaşığı kadar karabiber ilave edip servis yapın.

Otlu Salatalık Suyu (2 bardak)
4 adet orta boy salatalık, bir tutam nane, bir tutam dereotunu sıkın. Başka bir kapta güzelce çırptığınız 2 yemek kaşığı yoğudu ilave edip birbirine iyice yedirin. Servis bardağına alın.

Limonata(6-8 kişilik)
1 kilo limonu kabukları ile sıkın. 1 bardak tozşekerini 5 subardağı duru su ile kaynatıp ılıtın. Bir portakalı kabukları ile dilimleyin. Bir avuç taze naneyi yıkayın. Limon suyunu ve sekerli suyu karıştırın. Limonata sürainize doldurun içine portakal dilimlerini, nane yapraklarını atın. Buzdolabında en az 6 saat bekletin soğuk olarak servis yapın.
Devamını okuyun...>>

Karpuz ve Kavun Nasıl Seçilmeli

2 Temmuz 2009 Perşembe


Yaz geldi tezgahlarda kavun- karpuz bollaştı. Peki kavunun da karpuzunda iyisi nasıl seçilir? İşte size bazı tüyolar;

Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri kavun ile karpuza, Türk Standartları Enstitüsü tarafından standart getirildi. TSEB'ye göre, karpuz nasıl olmalı? Peki olmuş karpuz nasıl seçilir? TSE'ye göre karpuzun bütün, sağlam, sert ve yarılmamışı, kavunun iyi gelişmişi, renk ve şekil bozukluğu bulunmayanı standartlara uygun sayılıyor.


TSE tarafından hazırlanan karpuz ve kavuna ilişkin standartta, iki meyvenin nasıl özellikler taşıması gerektiği ayrıntılı biçimde özetleniyor.


Ayrıca, karpuzun nasıl tüketilmesi gerektiği ve sağlık açısından faydaları da sıralanıyor. Hem kavunun, hem de karpuzun, öncelikle bütün (tam), sağlam, temiz, sert olması, böcek ve böcek zararları bulunmaması, çatlak ve yarılmamış olması gerektiğinin altı çiziliyor. TSE standardına uygun karpuzun, sabahın erken saatlerinde, meyvenin bitkiden kıvrılarak değil, 4-5 santimetre uzunluğunda sap bırakıldıktan sonra kesilerek hasat edilmesi gerekiyor. Günün sıcak saatlerinde hasat edilen karpuzların çabuk yumuşayacağı ve uzun süre saklanamayacağı uyarısı da yapılıyor.


-KARPUZ NASIL SEÇİLİR?


Karpuzun hasat olgunluğu belirlenirken yapılması gerekenler ise şöyle:
-Meyve üzerine parmakla vurulur. Dolgun, boğuk ve metalik olmayan bir ses karpuzun olgunlaştığının işaretidir.

-Olgun karpuzun toprakla temas ettiği kısımda beyaz leke açık sarıya döner.

-Olgun karpuzda meyve kabuğu tırnakla kolaylıkla çizilir.

-Aynı şekilde, karpuzu hafif bastırınca işitilen bir kütürdeme, olgunluk işareti olduğu halde bazı istenmeyen sonuçlara sebep olabildiği için hasat işareti olarak kullanılması öğütlenmez.
Devamını okuyun...>>

SAÇ DÖKÜLMELERİNİN TANIDIK İLACI TURP

Yararları fazla bilinmese de Türk sofra kültüründe önemli bir yeri olan turp öksürükten saç dökülmesine kadar faydaları barındırıyor.

EKLEM VE KARACİĞERİN İLACI
Binbir derde deva olan turp sindirim ve karaciğer tıkanıklıklarını etkili biçimde giderir. Gözalı morlukları, saç dökülmesi, sivilcelere de iyi gelen turp, yılancık hastalığının da şifasıdır. İnatçı öksürükleri tedavi eder, yara izlerini siler...

TURP
En güçlü ve yararlı kısmı tohumudur (çekirdeği). Sonra kabuğu, sonra yaprakları ve sonra etli kısmıdır. En yararlı hali, haşlanmış halidir. Turp yağın etkisi Hint yağı gibidir. Ancak o, ondan daha şiddetlidir. Onun yabanisi bütün özelliklerini taşır ama daha kuvvetlidir. Kökü birinci derecede rutubetlidir, tohumu üçüncü derecede sıcaktır. Turp, gaz yapar fakat tohumu gaz giderici ve yumuşatıcıdır. Turpun yabanisi hararet ve susuzluk yapıcıdır. Pişmişinin (haşlanmış) gıda değeri daha fazladır fakat tıbbi değeri azdır. Turpun merkezinde bulunan kısmı hızlı küflenir bu da içindeki zararlı maddelere bağlıdır. İlk baharda çıkan yaprakları zeytinyağıyla yenirse en faydalı şeklidir.

TURPUN UYGULANDIĞI ALANLAR
GÜZELLİK

Darı unuyla karıştırılırsa, saç kıran (alopesia areata) ve yılancık hastalıklarında saçı çıkarır, ayrıca iltihaplı sivilceleri de iyileştirir. Turp balla karıştırılırsa göz altındaki morluklara iyi gelir. Turpun tohumları, vücuttaki çilleri, lekeleri, renk değişikliklerini ve darp izlerini giderir. Turp tohumu, kendisi (kükürt) ile karıştırılıp haricen kullanıldığında Addison hastalığındaki siyah lekeleri giderir.

YARALAR
Turp balla beraber karıştırılıp pansuman yapıldığında, malign ve benin (kötü ve iyi huylu) yaraları iyileştirir. Tohumları sirke ile gangren bölgesine uygulandığında tamamen iyileştirir. Bit hastalığına da iyi gelir.

HAREKET ORGANLARI
Tohumları, eklemlerdeki travmaları iyileştirir ve ayrıca eklem ağrılarına çok iyi gelir.

BAŞ ORGANLARI
Baş, diş ve boğaza zararlıdır. Öz suyu ve yağı kulak kiri için çok yararlıdır.

SOLUNUM SİSTEMİ
Pişmiş turp, kronik ve göğüste ağır keymustan oluşan öksürüğe iyi gelir. Zehirli mantarın sebep olduğu boğulmalara ve sıkıntılara olumlu etkisi vardır. Oxymelde pişmiş haliyle gargara yapılırsa boğmacaya iyi gelir fakat normal boğaza zarar verebilir.

GÖZ
Göze zararlıdır fakat suyu göze damlatılırsa parlatır ve cilalar, gözün iç köşesinin altındaki izleri giderir. Yaprakları görmeyi keskinleştirir deniyor.

SİNDİRİM
Mideye zararlı, gaz ve geğirti yapar. Yemekten sonra batını yumuşatır ve boşaltımı sağlar. Yemekten önce yenilirse yiyecekleri eritir ve yemeğin düzenli bir şekilde sindirilmesini engeller, bu da kusmaya neden olur. Tohumları sirke ile karıştırıldığında aşırı bulantı ve kusmaya neden olur. Böğür ve dalak ağrıları için yakı olarak kullanılır. Dalak şişlerini çözer. Yemekten sonra yenirse, sindirir (özellikle yaprağı). Yaprağın suyu karaciğerdeki tıkanıklıkları açar ve sarılığı giderir.

ZEHİRLENME
Yılan sokmasına ve böcek sokmalarına karşı faydalıdır. Tohumu, zehirlere ve böceklere karşı iyidir. Akrep üzerine uygulanırsa, ölür (özellikle suyu). Ayrıca turp yiyen birisini akrep sokarsa zarar görmez.Devamını okuyun...>>

 
 
 

Add to Google

Zirve100 Site ekle