<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684</id><updated>2012-03-16T14:45:52.269-07:00</updated><category term='Diş Sağlığı'/><category term='İBRAHİM SARAÇOĞLU'/><category term='Detoks'/><category term='Gebelik.'/><category term='Teknoloji'/><category term='yaşam'/><category term='saç bakim'/><category term='Ayak Bakımı.'/><category term='şifalı bitkiler'/><category term='Cinsellik.'/><category term='Egzersiz Ve Diyet'/><category term='sağlık'/><category term='Ender Saraç'/><category term='Yeme-İçme'/><category term='Özel günler'/><category term='Bebek Bakım'/><category term='Güzellik'/><category term='MODA'/><category term='Suna dumankaya'/><category term='Astroloji'/><category term='Alışveriş'/><category term='makyaj teknikleri'/><category term='Ahmet maranki'/><category term='Dr. Yasemin Amato'/><title type='text'>KADINVİZYON</title><subtitle type='html'>KADININ GÜZELLİK MERKEZİ</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>213</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4210440204644598501</id><published>2011-10-13T12:09:00.000-07:00</published><updated>2011-10-13T12:09:50.829-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href='http://1.bp.blogspot.com/-bZs9VGkBwCM/Tpc3fUuiHDI/AAAAAAAAAzg/GSa5x86c1ok/s1600/ARIM-BALIM-PETE%25C4%259E%25C4%25B0M1.jpg'&gt;&lt;img src='http://1.bp.blogspot.com/-bZs9VGkBwCM/Tpc3fUuiHDI/AAAAAAAAAzg/GSa5x86c1ok/s320/ARIM-BALIM-PETE%25C4%259E%25C4%25B0M1.jpg' border='0' alt=''style='clear:both;float:left; margin:0px 10px 10px 0;' /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;div style='clear:both; text-align:LEFT'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4210440204644598501?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4210440204644598501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2011/10/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4210440204644598501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4210440204644598501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2011/10/blog-post.html' title=''/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-bZs9VGkBwCM/Tpc3fUuiHDI/AAAAAAAAAzg/GSa5x86c1ok/s72-c/ARIM-BALIM-PETE%25C4%259E%25C4%25B0M1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7478835192433473902</id><published>2010-08-09T12:07:00.000-07:00</published><updated>2010-08-09T12:10:13.630-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellik.'/><title type='text'>Neden öpüşüyoruz?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TGBQ_bg7-XI/AAAAAAAAAyY/QX_Z1cTgj5I/s1600/%C3%B6p%C3%BC%C5%9Fme.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" bx="true" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TGBQ_bg7-XI/AAAAAAAAAyY/QX_Z1cTgj5I/s200/%C3%B6p%C3%BC%C5%9Fme.jpg" width="194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gayri resmi bir kutlama ya da şiddetli romantik bir jest olarak kullanalım, öpüşmek açıklamalara meydan okuyan yerleşik insan davranışlarından birisidir.&lt;span class="fullpost"&gt;Pek çok maksadı – zarın üzerine kondurulan ve sonra üfleneni, toprakla kavuşma anında direk hasret gidereni, uzaktan havaya salınarak gönderileni ve Hollywood’un uzun yumuşak olanları – farklı anlamlar taşısa da doğada aynıdır. Peki öyleyse bu eylemi neden bu kadar seviyoruz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öpücük sadece bir öpücük değildir &lt;br /&gt;Öpüşmeyi araştıran bilim adamları, insanların en başta niye birbirlerinin dudaklarına yöneldiklerinden tam olarak emin değiller. En olası teori, primat annelerin çiğnedikleri yiyecekleri yavrularının dişsiz ağızlarına vermelerine dayanıyor. Dudak dudağa temas evrim geçirmiş olabilir, sadece idamenin gereği zorunluluklar değil sosyal bağ kurma için ve aşkın ifadesi olarak da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama o zamandan bu yana öpüşmede bariz bir devrim yaşandı. Artık öpüşmenin sadece yemek transferinden çok, kritik bilgi transferine yardımcı olduğuna inanılıyor. Romantik bir kur olarak öpüşmek iyi bir partner seçmeye, kimyasal sinyaller yollamaya ve uzun dönem ilişkilerine atılan ilk adıma yarıyor. Tüm bunlar evrimin ana hedefi için önemli; verimli üreme. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüşmek, öpüştüğümüz kişinin kasten tasfiye etmediğimiz asli karakteristik özelliklerini değerlendirme fırsatı tanıyor. Bu bilgi alışverişi feromonlar (hayvanlar arasında mesajlar yollamalarına yardımcı olan kimyasallar) tarafından kolaylaştırılır. Feromonların insanlarda da işe yaradığına dair yapılan araştırmalar sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüşmek, daha fazla zaman ve efor harcamadan önce bir kadının karşısındaki eş adayının kendisi için iyi olup olmadığını değerlendirmesi için bir aşama olabilir. Yani kötü bir ilk öpücük kötü bir ilk randevudan daha kötüdür, çünkü birini telafi etme şansınız varken diğeri kimyasal uyumsuzluğun işaretidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler dikkatsiz, kadınlar seçicidir &lt;br /&gt;Davranışsal araştırmalar bu biyolojik muhakemeyi destekliyor. 2007’de, Albany Üniversitesi’nde 1,041 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada, erkek ve kadınların öpüşmeyi farklı algıladıklarını gösterdi. Kur yapma aşaması ortak olmasına rağmen, kadınlar öpüşmeyi daha çok önemsiyor ve çoğu öpüşmeden önce seks yapmaya yanaşmıyor. Erkekler, diğer yandan, daha önce öpüşmedikleri bir kadınla cinsel ilişkide bulunabiliyor, hatta iyi öpüşmeyen bir kadınla da cinsel ilişkide bulunmaktan çekinmiyor. Kadınların eş seçiminde daha özenli oldukları düşünüldüğünde, öpüşme konusunda bu farklılıklar anlam kazanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler aynı zamanda Fransız öpücüğü için de daha hevesli oluyor, bunun sebebi de tükürüğün libidoyu yükseltebilecek testosteron içermesi. Uzmanlar ayrıca, bir kadının östrojen oranını tahmin edebiliyor, doğurganlığını düzenleyen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüşmek sadece eş seçmeye yardım etmez, aynı zamanda iyi de hissettirir. Bunun sebebi öpüşmenin kimi iyi-hissettiren kimyasalları serbest bırakması, stresten arınmayı ve sosyal bağ kurmayı yükselten kimyasalları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Wendy Hill ve Lafayette College öğrencileri çiftlerin bağlanması ve bir araya gelmesini sağlayan oksitosin ve stres hormonu olan kortizolün öpüştükten sonra ne gibi değişikliğe uğradığını inceledi. Bir grup uzun süreli ilişkisi olan çifti kullanarak, kortizol seviyesinin öpüştükten sonra düştüğünü buldular. İlişkiler ne kadar uzun süreliyse, kortizol seviyesi o kadar düşüyor. Kontrol grubunda, henüz ilk defa el ele tutuşmuş çiftlerde de kortizol seviyesinin düşmesi sosyal bağlılığın genel olarak stresi azalttığını gösteriyor, sadece öpüşmek değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksitosin seviyelerine bakıldığında ise, araştırmacılar her iki cinsiyette de artış beklediği halde sadece erkeklerde yükseldiğini keşfetmişlerdir. Bunun sebebi olarak kadınların bağlılık için öpüşmekten fazlasını deneyim etmeleri gerektiği ya da laboratuarın steril ortamının kadınların bağlılık hissetmesi için çok da uygun bir ortam olmadığı fikrini geliştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüşmek, öyleyse, sadece eş seçiminde değil, bağlılıkta da rol oynuyor. Evrimci bir biyoloji uzmanı olan Helen Fischer, öpüşmenin 3 ana şekli olduğuna inanıyor: cinsel dürtü, testosteron tarafından kontrol edilen; romantik aşk, dopamin ve diğer iyi-hisset hormonları tarafından kontrol edilen ve sevgi-bağlılık, oksitosin gibi bağlılık kimyasalları içeren. Öpücük aslında hepsini de birbirine bağlıyor diyor uzman; romantik öpücüklerde salgılanan tükürüğün içinde testosteron var; romantizmi besleyen iyi-hisset kimyasalları öpüştüğümüzde paylaşılıyor ve öpüşmek aynı zamanda bağlılığı teşvik eden kimyasalları salıyor ki bunlar da ilişki süresinin uzamasına yardımcı oluyor, tüm bunlar ise elbette üremeyi destekliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koklamak, sarılmak ve sağa dönmek &lt;br /&gt;İlginç olan kimi hayvan ve insanların öpüşmemesi. Bazı memeliler birbirlerinin yüzlerini yalayarak, koklayarak yakın temas kuruyor ve gerekli bilgiyi aktarıyor. Şempanzelerde anneler çocuklarını hala ağızdan beslese de kötü şöhretli rasgele cinsel ilişkide bulunan cüce şempanzeler gerçekten öpüşen tek primatlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanlar için öpüşmenin gereklilik olduğu düşünülürken hala %10’unun öpüşmediği biliniyor. Yani öpüşmeyi genetik ve uyumluluk bilgisi edinmek için kullansak da öpüşmeye olan düşkünlük aynı zamanda bizi sarmalayan kültürel inançlarla da ilgili. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sebeple ve ne şekilde öpüşüyor olursak olalım, sabit bir şey var: öpüşürken insanların döndüğü taraf. Neredeyse her zaman sağ. Bu davranışsal asimetri bebeklik esnasında ve gebeliğin son haftalarında yapılan baş döndürme tercihinden kaynaklandığı düşünülüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlardan sonra, öpüşmekle ilgili aslında en güzel olanı, öpüşürken bunların hiçbirini düşünmek zorunda olmamanız. Sadece gözlerinizi kapatıp kendinizi doğanıza teslim etmeniz yeterli…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7478835192433473902?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7478835192433473902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/08/neden-opusuyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7478835192433473902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7478835192433473902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/08/neden-opusuyoruz.html' title='Neden öpüşüyoruz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TGBQ_bg7-XI/AAAAAAAAAyY/QX_Z1cTgj5I/s72-c/%C3%B6p%C3%BC%C5%9Fme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3246901261622236405</id><published>2010-08-01T12:28:00.000-07:00</published><updated>2010-08-01T11:18:18.039-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Kalça Ve Basenlerdeki Fazla Yağlara Sonn!</title><content type='html'>Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz.&lt;span class="fullpost"&gt;  Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müslini olarak tanımlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslinin hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyveler ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Hazırlanışına gelince&lt;/strong&gt;:2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Günlük program&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muzSaat 11.00: Bir elma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatmadan önce: Bir portakal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ana öğünler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates. Bir meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3246901261622236405?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3246901261622236405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kalcalarnzn-genisliginden-sikayet-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3246901261622236405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3246901261622236405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kalcalarnzn-genisliginden-sikayet-mi.html' title='Kalça Ve Basenlerdeki Fazla Yağlara Sonn!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8143279622749922587</id><published>2010-07-28T23:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T23:25:31.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeme-İçme'/><title type='text'>Bal'ın Gerçek Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Balın gerçek bir vitamin deposu olduğuna şüphe yok. Lakin "Gerçek balı bulmak kolay değil" diyorsanız &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Samsun Arıcılar Birliği Başkanı Halit Kukula, bir süre buzdolabında bekletilen balın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini söyledi. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6kEHYBPLI/AAAAAAAAAdc/d3fAV1TWbZU/s1600-h/ekadin_bal.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6kEHYBPLI/AAAAAAAAAdc/d3fAV1TWbZU/s320/ekadin_bal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394929794242657458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kukula, yaptığı açıklamada, hiçbir katkı maddesi içermeyen, tamamen polenlerden üretilen balın maliyetinin yüksek olduğunu belirterek, gerçek balın ucuz satılmasının mümkün olmadığını savundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piyasaya sürülen sahte ballar yüzünden arıcılığa emek veren insanların mağdur edildiklerini ifade eden Kukula, 'merdiven altı üretim emeğimizi boşa çıkarıyor. Şimdi arıcı arkadaşlarımız yüksek rakımlı, floranın zengin olduğu yerlere çıkarak üç ay boyunca hakiki bal üretmek için zor doğa şartlarına katlanacaklar, ancak sahte ballar bizim bu emeğimizin karşılığını almamazın önüne geçecek' diye konuştu. Kukula, şöyle devam etti: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bugün balda her türlü sahtekarlık yapılıyor. İnsanlarımızın sağlığı ile oynanıyor. 'Balda şeker var' deniliyor bazen. Keşke şeker olsa ama merdiven altı üreticiler genetiğiyle oynanmış mısırın sapından üretikleri şekerle bal yapıyorlar. Toz şeker kullanmıyorlar. Vatandaşlarımız bilinçli olmak zorunda. Sahte bal almaktansa sağlıklarını korumak için reçel alsınlar daha iyi.' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'BAL BUZDOLABINDA ŞEKERLENİYORSA GERÇEKTİR' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balın hakiki olup olmadığını anlamak için içine kurşun kalem batırmaktan, akıtmaya kadar pek çok yöntem kullanıldığını, ancak bunların hiçbirinin gerçek balı ayırt etmede yeterli olmayacağını belirten Kukula, bir balın hakiki mi sahte mi olup olmadığının balı bir süre dolapta bekleterek anlaşılabileceğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buzdolabında yaklaşık bir ay bekleyen balın krem ya da tereyağ kıvamına gelmesinin balın hakiki olduğunu gösterdiğini anlatan Kukula, 'aslında bal buzdolabına konulmaz, güneş almayan bir yerde oda sıcaklığında saklanması gerekir. Balın gerçek olup olmadığını anlamak için buzdolabına konulabilir. Buzdolabına konulan balda renk değişimi olabilir' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kukula, markasız bal satılmasının yasak olduğuna işaret ederek, vatandaşların diğer gıda maddelerinde olduğu gibi bal alırken de son derece titiz davranmaları gerektiğini sözlerine ekledi. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8143279622749922587?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8143279622749922587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/baln-gercek-olup-olmadg-nasl-anlaslr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8143279622749922587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8143279622749922587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/baln-gercek-olup-olmadg-nasl-anlaslr.html' title='Bal&apos;ın Gerçek Olup Olmadığı Nasıl Anlaşılır?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6kEHYBPLI/AAAAAAAAAdc/d3fAV1TWbZU/s72-c/ekadin_bal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3987090368337150974</id><published>2010-07-28T23:17:00.000-07:00</published><updated>2010-07-31T12:24:06.227-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Ruheşinizi Bulmak İçim En Etkili Yollar</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4iHpKaStI/AAAAAAAAAk4/m-h54TnXwg8/s1600-h/ruh.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 168px; FLOAT: right; HEIGHT: 115px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421808516104604370" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4iHpKaStI/AAAAAAAAAk4/m-h54TnXwg8/s320/ruh.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Ruhunuza göre bir sevgiliyi nasıl bulacaksınız ? kişiliğinize uygun bir sevgili bulmak için size yol gösterecek rehber.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok okuyanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi biri sizi açmaz. Uzun sohbetler edebileceğiniz, dünya görüşünüzün aynı olduğu kişilere yönelin. Cazip gelen çekici kişiler olabilir ama onlardan çabuk sıkılacağınız kesin. Göze hoş görünen bir süre sonra sıkıcı olabilir ve sohbetleriniz televizyon karşısında sıkışıp kalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz iyisi mi kültürel mekânları mesken haline getirin. Örneğin çok sık alışveriş yaptığınız kitapçıda biraz daha fazla vakit geçirin. İlgi duyduğunuz alan sosyoloji mi, o bölümün önünde en az sizin kadar çok vakit geçirecek biri mutlaka yanınıza gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapçıdaki satıcıları rahatsız etmemekte fayda var. İçeri giren her erkekle konuşmaya girişmeyin. Sezgilerinize güvenin, bir gün o oraya gelecek. Başlangıç hareketiniz, aradığınız kitabı okuyup okumadığını sormak olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlence düşkünleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin mekanınız barlar demek mümkün ama bar çıkışlı pek çok ilişkinin sonunun hüsran olduğunu herkes gibi siz de bilirsiniz. Barlarda, gece hayatında herkes biraz farklı görünmeye çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz iyisi mi barlarda değil de, sohbet de edebileceğiniz kafe-barlarda yan masadakileri gözden kaçırmayın. Sarhoş olmamasına dikkat edin, ertesi gün gündüz gözüyle yabancılaşmanızı da önlersiniz böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İştahla yiyenlerin keyifli insanlar olacağı gerçeğinden yola çıkarak, tanışmak için ilk adımı atıp atmamaya karar verebilirsiniz belki. Başlangıç hareketinizi tuzu istemek gibi basit bir hareket olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor tutkunları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor salonlarının uygun yerler olduğunu söylemeye gerek yok ancak biraz daha ileri giderek yazın tenis kortları, kışın kar pistleri ve kapalı yüzme salonlarını da deneyin. Daha ekonomik bir çözüm ise hafta sonları sahilde koşmak ve yürüyüştür. Sizin başlangıç hareketiniz ustalıklı bir çarpışma ya da ayak burkma numarasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçici olmayanlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bir sınıfa dahil değilim diyorsanız, hem entel hem eğlenen her an her yerde olabilir bir ruh haliniz varsa siz de arkadaşlarınızı seferber edin. Size uygun olduğunu düşündükleri adaylarla bir randevu ayarlamalarını isteyin. Yani bir çeşit “kör buluşma” “blind date” ya da “chat tanışması” gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bunda hayal kırıklığına uğrama riskiniz biraz daha az, çünkü arkadaşlarınızı sizi az çok tanıyorlar. Sonuç olarak arkadaşlarınızın aynı dertten yani sevgilisizlikten muzdarip pek çok yalnız erkek bulacağından emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin başlangıç hareketiniz neden yalnız olduğunu anlamanızı sağlayacak bir soru olabilir. İyi erkeklerin kapılmış olduğu, geriye sorunluların kalmış olduğu gibi bir gerçeği unutmak ve kendinizi garantiye almak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iVillage&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3987090368337150974?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3987090368337150974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/ruhesinizi-bulmak-icim-en-etkili-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3987090368337150974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3987090368337150974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/ruhesinizi-bulmak-icim-en-etkili-yollar.html' title='Ruheşinizi Bulmak İçim En Etkili Yollar'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4iHpKaStI/AAAAAAAAAk4/m-h54TnXwg8/s72-c/ruh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6688151597472850624</id><published>2010-07-27T05:08:00.000-07:00</published><updated>2010-07-27T05:10:01.578-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Erkeklerin Yemeleri Gereken Mucizevi Besinleri</title><content type='html'>Yiyecekler düşüncelerinizi, motivasyonunuzu, hafızanızı, kaslarınızı geliştirmenizi sağlar&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlQDF3nFcI/AAAAAAAAAKw/3giONalwz4Y/s1600-h/erkekbeslenme.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 93px; FLOAT: right; HEIGHT: 109px" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348394046524429762" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlQDF3nFcI/AAAAAAAAAKw/3giONalwz4Y/s320/erkekbeslenme.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kalbiniz için sardalya yiyin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Sardalya kalbiniz koruyan Omega-3 kaynağıdır. Ekonomik, protein deposu ve düşük yağlı yiyecek sardalyanın konservelerini de tercih edebilirsiniz. Tuzsuz olanları tercih edin ve kemiklerinizi korumak için önerilen düzeyde kalsiyum alın. Sardalya ile harika salatalarda hazırlayıp yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Seks için susam&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Susamlar seks ilaçları gibi çok pahalı değil, güvenlidir ve reçete edilmesine gerek yoktur. Susam aminoasit bakımından zengindir, kan akışını hızlandırır. Salatalarınıza ve yiyeceklerinize susam ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuruyemişler prostat sağlığını korur&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Selenyum kaynağı kuru yemişler erkeklerde prostat kanseri oluşumunu önler. Selenyum günde 400 mg’dan fazla alınırsa toksik etki gösterebilir. Doğru miktarda karışık kuruyemişler tüketerek sağlığınızı koruyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hafıza için blueberry&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Şu günlerde blueberry (maviyemiş)’in yararları saymakla bitmez. Rengindeki gizli güç ne? Koyu mavi yemişler hafızanızı negatif etkilerden koruyan “flavonoids” içerir. Beyin hücrelerini güçlendirir. Taze olanlarını tüketin ve tatlandırılmamış olarak tüketin. Kaymaksız yoğurt ve mısır gevreği ekleyerek de yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enerji için mercimek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Lif ve protein bakımından zengin yiyecek mercimek, enerji kaynağıdır. Mercimek iyi bir B vitamini, hücrelere oksijen taşınmasın yardımcı olan demir kaynağıdır. Çorba ve yemek olarak tüketebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Edamame (Çin ve Japon Soyası) ya da yulaf yiyerek iyi hissedin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yedikleriniz ruhunuzu ve beyin kimyasallarınızı etkiler. Bu nedenle ne yediğinize dikkat etmelisiniz. Lif bakımından zengin karbonhidratlar yulaf ya da edamame kan şekerinizi dengede tutarak iyi hissetmenizi sağlar. Edamame aynı zamanda protein, sabit kan şekeri ve omega-3 asitleri içerir. Edamame yemeklerini Japon yemeği yapan restoranlarda bulabilirsiniz. Çok tuzlu olmamasına özen gösterin. Süper marketlerde bulabilirseniz eve götürüp haşlayarak yiyin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6688151597472850624?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6688151597472850624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/erkeklerin-yemeleri-gereken-mucizevi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6688151597472850624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6688151597472850624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/erkeklerin-yemeleri-gereken-mucizevi.html' title='Erkeklerin Yemeleri Gereken Mucizevi Besinleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlQDF3nFcI/AAAAAAAAAKw/3giONalwz4Y/s72-c/erkekbeslenme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-9043293956124292958</id><published>2010-07-24T07:30:00.000-07:00</published><updated>2010-07-24T07:31:10.041-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Kalçalarınızı Forma Sokma Yöntemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeRxYYfCUI/AAAAAAAAAJ4/3HXrBOLdUwE/s1600-h/cf6378290a.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; FLOAT: left; HEIGHT: 175px" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347903360070519106" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeRxYYfCUI/AAAAAAAAAJ4/3HXrBOLdUwE/s320/cf6378290a.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kalçalarınız, en sevdiğiniz bikini ile aranızda koca bir engel gibi mi duruyor? O zaman, bu hareketleri bıkmadan, usanmadan 3 hafta düzenli olarak uygulayın. Ve o bikiniyi giyip aynaya tekrar bir bakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;code&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/code&gt;&lt;strong&gt;Otur ve kalk&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Ayaklarınızı omuz hizasında açın, sırtınız dik tutarak ayakta durun. Kollarınızı yere paralel tutarak öne doğru uzatın. Bu pozisyonda; sırtınız düz, kollar önde yere oturur gibi eğilin ve tekrar ayağa kalkın. Bu harekette dikkat etmeniz gereken şey yere tam oturmamanız ve sırtınızın dik olması. Eğer bel ve boyun rahatsızlığınız varsa bu hareketi bir duvara yaslanarak da yapabilirsiniz. Hareketi 15 kez tekrarlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beşik gibi sallan&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A.&lt;/strong&gt; Yere yüzüstü yatın.Kollarınızı ileri doğru uzatıp, başınızla karşıya bakın. İlk olarak sağ elinizle sol bacağınızı çapraz olarak havaya kaldırın. Sonra sol el ve sağ bacağınızı havaya kaldırın. Hareketi düzenli nefes alıp vererek ve karşıya bakarak devam ettirin. 20 kez tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;B.&lt;/strong&gt; İlk hareketi tamamladıktan sonra kollarınızı vücudunuzun iki yanına alın. Çeneniz yere paralel olacak şekilde uzanın. İlk önce sağ bacağınızı havaya kaldırıp indirerek 20 kez tekrarlayın. Daha sonra sol bacağınızı kaldırın. Hareketi tamamladıktan sonra ellerinizle ayak bileklerinizi tutun ve ileri bakarak vücudunuzu sallayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bacaklar havaya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yere sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı 45 derecelik bir açıyla havaya kaldırın. Ellerinizi de bacaklarınıza paralel olacak şekilde havaya kaldırın. Bu pozisyonda ayaklarınızı aşağı yukarı hareket ettirin. Ellerinizle yukarı uzanır gibi yapın, boynunuzun yerde olmasına dikkat edin. Hareketi yaparken düzenli olarak nefes almayı unutmayın. 20 kez tekrarlayın.Formsante&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-9043293956124292958?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/9043293956124292958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kalcalarnz-forma-sokma-yontemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/9043293956124292958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/9043293956124292958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kalcalarnz-forma-sokma-yontemi.html' title='Kalçalarınızı Forma Sokma Yöntemi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeRxYYfCUI/AAAAAAAAAJ4/3HXrBOLdUwE/s72-c/cf6378290a.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8228375804894545878</id><published>2010-07-18T09:55:00.000-07:00</published><updated>2010-07-18T10:02:42.989-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç'/><title type='text'>Ender Saraç-Vücut Yağlarını Eriten Zayıflama Çayı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TEMzQiT788I/AAAAAAAAAyA/XieRA7aFYyk/s1600/%C3%A7ayy.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 120px; FLOAT: right; HEIGHT: 90px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495292329503486914" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TEMzQiT788I/AAAAAAAAAyA/XieRA7aFYyk/s200/%C3%A7ayy.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah akşam içerek yağlarınızdan hemen  kurtulun&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2 avokado yaprağı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir tutam mısır püskülü,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kiraz sapı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yarım tatlı kaşığı rezene tohumu,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2-3 yaprak sinameki,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4-5 adet saplarıyla birlikte maydanoz&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırlanışı:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Malzemeler bir bardak suya konularak 2-3 Dakika kaynatılır. Çay demlendikten sonra süzülerek içine ince bir dilim Limon konur.Şekersiz olarak sabah ve akşam Günde iki kez uygulanır. Ancak bitkisel çay ne çok aç, ne de çok tok içilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8228375804894545878?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8228375804894545878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/ender-sarac-vucut-yaglarn-eriten.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8228375804894545878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8228375804894545878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/ender-sarac-vucut-yaglarn-eriten.html' title='Ender Saraç-Vücut Yağlarını Eriten Zayıflama Çayı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TEMzQiT788I/AAAAAAAAAyA/XieRA7aFYyk/s72-c/%C3%A7ayy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7317931279188714688</id><published>2010-07-15T11:55:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T03:33:27.434-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>Elma Sirkesi, Bal, Su Formulüyle Zayıflama</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TD9aO0oulCI/AAAAAAAAAx4/Sbfbzy80xPE/s1600/sirke.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 159px; FLOAT: right; HEIGHT: 122px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494209281109431330" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TD9aO0oulCI/AAAAAAAAAx4/Sbfbzy80xPE/s200/sirke.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi zayıflama, Elma sirkesi Zayıflatırmı, Ahmet Maranki Elma sirkesi yapımı, elma sirkesi yararları, elma sirkesi bal zayıflama, fersan elma sirkesi, elma sirkesinin faydaları ahmet maranki,ahmet maranki elma sirkesi kürü &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet reçetelerinde bitkisel çözüm kullanımı çok eski zamanlardan günümüze kadar gelmiştir. Bazı yöntemler hala uygulanmakta ve hiçbir değişiklilik göstermeden devam etmektedir. Bunlardan biri Elma sirkesi, su ve bal karışımı ile zayıflamaktır. Osmanınlılar döneminde misafirlere akşam yemeğinden sonra sunulan özel bir diyet içeceğidir. Elma sirkesi,su ve bal formülü midedeki hazmı hızlandırırken bir yandanda yağlarınızı eritiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet için çok özel ve eski yöntem olan bu formülü sizlerle paylaşıyoruz …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişilerin diyete bu formül ile başlayıp 2.5 ayda 10 kg verdiği görülmüştür. Hemde hiçbir öğünden kısmayarak istediğini yediği halde (aşırıya kaçmamak şartı ile) ... Bu formülün dışında yeşil çay ve biberiye karışımından da yararlandığını söylemek gerekir. Bol su içerek zayıflama düşüncesini bir kere aklınızdan silmelisiniz. Sürekli su içmek ancak wc ihtiyacınızı arttırır ve şişkinlik yapar. Hazımsızlık sorunu olanlar için bu formül vazgeçilmez bir hale gelecektir. Şiddetle tavsiye ediliyorki Elma sirkesi, su ve bal formülü özellikle akşam yemeği üzerine içildiği zaman hazmı kolaylaştırıyor ve yağları eritmede faydalı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi, su ve bal formülü yapılışı ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu formülü herkez kendi evinde kolaylıkla hazırlayabilir fakat biraz maaliyet açısından fazla olabilir. Bunun için günümüzde fersan marka sirke limon v.b gibi suyu üreten diğer bir ürünü olan yeni çıkardığı ballı elma sirkesine büyük marketlerde rahatlıkla sahip olabilirsiniz. Şimdilerde fiyatı 9 TL’den satılmaktadır. Bu formülü bende uygulamak istiyorum diyenler ve fiyatıda uygun diyen kişiler piyasada satılan ufak ballar bile 6 TL’den satılmaktadır, ve bu formül içim çiçek balı gerekmektedir bunun için iyi düşünmeniz gerekir yinede kararı size bırakıyoruz tabi ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marketten aldığınız fersan elma sirkesi üzerine elma biçiminde ufak broşür bulunmakta diyetisyenler tarafından onay almış ölçüsüde tam olarak ayarlanmış ağır değil ve size sadece bunu içip denemeniz kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi zayıflama kürü Ahmet Maranki tarafından önerildiği kadar, Ender Saraç, Suna Dumankaya ve İbrahim saraçoğlu tarafından da kilo verme önerilerinde yer verilen iksirli bir bitkisel karışımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesinin faydaları yararları nelerdir?&lt;br /&gt;Elma sirkesi için en uygun olan meyva türü, özellikle kış aylarında yüksek oranda şeker depolaması yapan kış elması türleridir. Ancak elma sirkesi yaparken sirkenin çeşnisini artırmak için birden fazla türde elma türünün karışımıyla hazırlanması damak tadınıza hitap etmesi açısından daha uygun olacaktır. Elma sirkesi yapımı için kesinlikle ekşi ve olgunlaşmamış elmaları tercih etmeyiniz. Çünkü bu tür elmaların şeker düzeyi düşük olduğu için mayalanma tam manasıyla gerçekleşmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hijyenik ortamda yapımı gereken elma sirkesi ilk önce 45 derece suda bir güzel ovalanarak yıkanır. Elma sirkesinin muhafaza edileceği cam kavanozların da titizlikle temizlenmesi gerekecektir. Elmalar dilimlendikten sonra katı meyve sıkacağı veya mutfak robotu aracılığıyla elma suyu temin edilir. Elma suyu içerisinde şeker oranının yüksekliği elma sirkesinin fermantasyona uğraması için önemli bir etkendir. Bol şeker olan elma suyundan kaliteli asetik asit yani elma sirkesi elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elma sirkesi nasıl kullanılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde elma sirkesi yaparken şu iki konuya dikkat etmelisiniz. Kullanılacak kabın elma sirkesi ile hava arasındaki irtibatı mümkün olduğunca maksimize etmesi gerekmektedir. O nedenle derin ve dar ağızlı kavanozları tercih etmiyoruz. Elma suyu, kavanoza doldurulduktan sonra üzerinde 1 -2 cm hava boşluğu kalacak şekilde bir mesafe bırakılır ve beyaz tülbent bezi gerilerek bir lastikle veya iple sabitlenir. Tülbent kullanmamızın sebebi, elma sirkesinin mayalanması için hava geçişinin olması gerekmesidir. Ancak toz ve böceklerin elma suyu içerisine girmesini engellemek için ise tülbent takmak zorunlu oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi kavanozunu her gün bir kez açarak kaşıkla karıştırıyoruz. Bu şekilde elma sirkesi içerisindeki yararlı bakterilerin tüm kavanoza eşit biçimde dağılması sağlanıyor. Böylelikle oda sıcaklığında sirkeleşme işlemi başlamış oluyor. Cam kap yerine metal kap kullanmamalıyız. Ayrıca güneş ışığından uzak bir yerde loş bir ortamda elma sirkesini muhafaza etmeliyiz. Mayalanma işlemini hızlandırmak için elma sirkesi içerisine kalitesi yüksek bir miktar elma sirkesi kolabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi bu şekilde 4-5 hafta sonra elma sirkesini her gün tadıyoruz. Uygun asit oranı ve tada erişince elma sirkesi olmuş demektir. Elma sirkesi olduktan sonra tekrar bir tülbentle süzerek cam şişelerde loş bir ortamda muhafaza ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev yapımı elma sirkesi fabrikalarda yapılanlara göre daha besleyici ve lezzetlidir. Çünkü fabrikalarda üretilenler kimyasal işlemlerden geçirilmekte ve yüksek sıcaklık altında mayalanma işlemi hızlandırılmaktadır. Bu da elma sirkesi içerisinde bulunan faydalı yağ yakıcı zayıflama sağlayıcı enzimlerin,mineral maddeler, iz elementler, vitaminlerin, pektin enziminin, malik ve tartarik asitlerin parçalanmasına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesini çorbalarda salata ve yemeklerimizde çeşni ve aroma sağlamak için kullanabiliriz. Ayrıca her sabah aç karnına bal su ile karıştırarak içersek kısa sürede hızlı bir zayıflama etkisinin olduğunu da hissedeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesinin sağlığa ve zayıflamaya faydaları yararları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kemikleri güçlendirir ve kemiklerin kalsiyum depolama potansiyelini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle osteoporoz ve menopoz sonrası kemik kırılmaları için bitkisel tedavi sunar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Özellikle vücuttaki sodyum dengesini kurarak yüksek tansiyon şikayetini azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kandaki yüksek Kolesterol oranını dengeler ve düşürür. Damar tıkanıklıkları ve kan yağlanması olan kişilerde kanı inceltici etkileri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Detoks (Detox) etkisi vardır iyi bir antioksidandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Elma sirkesinde bulunan potasyum, büyüme çağındaki çocuklarda hücre gelişimini destekler. O nedenle çocuklarınıza elma sirkeli salata yediriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Öküsürük, soğuk algınlığı, ciğer üşütmesini iyileştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da bitkisel çözüm sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bizler için en önemli etkisi ise yağ yakıcı etkisinin olması nedeni ile hızlı zayıflama ve kilo kaybı sağlar&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7317931279188714688?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7317931279188714688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/elma-sirkesi-bal-su-formuluyle-zayflama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7317931279188714688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7317931279188714688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/elma-sirkesi-bal-su-formuluyle-zayflama.html' title='Elma Sirkesi, Bal, Su Formulüyle Zayıflama'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TD9aO0oulCI/AAAAAAAAAx4/Sbfbzy80xPE/s72-c/sirke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4939745944863496364</id><published>2010-07-07T12:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-07T13:04:55.274-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>Kiraz Sapının Faydası Nelerdir,Zayıflatırmı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDTdgBSyh8I/AAAAAAAAAxo/QOI_jMzrk3c/s1600/kirazsapiacik.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 166px; FLOAT: right; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491257387844274114" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDTdgBSyh8I/AAAAAAAAAxo/QOI_jMzrk3c/s200/kirazsapiacik.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kiraz sapının faydası nelerdir,neye iyi geliyor,zayıflamaya etkisi nedir,nasıl tüketebiliriz,kiraz sapı çayı nasıl hazılanır bütün bunların cevabıı öğrenmek için bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraz ve vişnenin gölgede kurutulan sapları hem idrar söktürücü hem de ödem çözücü özelliği vardır. Küçük boydaki idrar yolu taşlarının ve kumlarının düşürülmesine de destek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İŞTE AHMET DEMİRAL AĞZINDAN MUCİZEVİ BULUŞUN HAZIRLANIŞI:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte:Severek yiyorsunuz ama en değerli parçasını çöpe atıyorsunuz. Saplarını! Diyeceksiniz ki “Sapı ne yapalım?” Tatlı tatlı yediğiniz kirazın en önemli kısmı sapıdır. Kiraz sapı: zayıflamaktan böbrekleri temizlemeye, gut hastalığından kireçlenmeye, bronşitten vücut bakımına kadar bir sürü şifayı içinde barındırıyor. Peki nasıl kullanacaksınız bu sapları? Açıklayalım!&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraz saplarını mutlaka temizleyin ve bol suda yıkayın. Taze ve kıyılmış olarak kullanacağınız gibi kurutabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanım Şekli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 tutam kiraz sapını (40-50 adet) 3 su bardağı suda 10 dk. kaynatın. Soğutun ve sabahları aç karnına 1/2 çay bardağı için. İdrar söktürecek, böbrekleri temizleyecektir. Özellikle idara yolları enfeksiyonuna dermandır. Aynı zamanda kadınların menapoz ağrılarını yokeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 tutam kiraz sapını 1 çay bardağı dolusu taze vişne ya da böğürtlen ya da kızılcık ile beraber 3 su bardağı suda 5 dk. kaynatın ve soğutun. Sabahları aç karnına 1 çay bardağı için. 2 hafta sonra vücunuzdaki şişkinliğin azaldığını ve sağlıklı kilo verdğinizi göreceksiniz. Aynı zamanda vücuttaki ödemleri atacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 4 tutam kiraz sapını (200-3r00 adet) 3 litre suda 10 dk. kaynatın. Sonra içine 20 gr. kadar çubuk tarçın tanesi ve 5 gr. kadar ıhlamur (10-20 yaprak) atın. 1 saat demlendirin. Bu su ile banyo yapın. Cildinizin nasıl nefes aldığını hissedeceksiniz. Ayrıca bir leğene bu karışımdan koyup ayaklarınızı içinde 20 dk. bekletirseniz, ayaklarınızda ne gibi değişimler yaşandığını kendi gözlerinizle görecek ve topuk ağrılarından kurtulduğunuz gibi ayaklarınızın gül bahçesi olduğunun farkına varacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kiraz sapını çay gibi demleyip sıcak olarak ta içebilirsiniz. Tadı enfestir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4939745944863496364?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4939745944863496364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kiraz-sapnn-faydas-nelerdirzayflatrm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4939745944863496364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4939745944863496364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/07/kiraz-sapnn-faydas-nelerdirzayflatrm.html' title='Kiraz Sapının Faydası Nelerdir,Zayıflatırmı?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDTdgBSyh8I/AAAAAAAAAxo/QOI_jMzrk3c/s72-c/kirazsapiacik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1860227039804565826</id><published>2010-06-29T12:48:00.000-07:00</published><updated>2010-07-05T12:15:38.567-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bakim'/><title type='text'>Saç Dökülmesine Karşı Pratik ve Doğal Yöntemler</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpOnFEQI2I/AAAAAAAAAwY/Efx9YKnH6Q0/s1600/sacdokulmesi.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 215px; FLOAT: left; HEIGHT: 165px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488285529186247522" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpOnFEQI2I/AAAAAAAAAwY/Efx9YKnH6Q0/s320/sacdokulmesi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hem kadınları hem de erkekleri etkileyen ve yaygın bir üzüntü kaynağı olan saç dökülmesi için evde bulunan malzemelerden ilaçlar hazırlayabilirsiniz.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte saç dökülmesini yavaşlatan ve hatta yeni saç çıkışını artıran doğal tedavi yöntemleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi: Elma sirkesinin evlerde sayısız kullanım alanı vardır. Fakat bu sirkenin içerdiği benzersiz asidik özellikler yeni saç gelişimini harekete geçiriyor. Elma sirkesinin en iyi kullanım yolu durulamadır. Şampuan ve saç kreminden sonra suyu kapatın, saçlarınızı elma sirkesiyle ıslatın ve yaklaşık 15 dakika bu şekilde bekleyin. Daha sonra musluğu açıp, iyice durulayın. Bu yöntemi her gün uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal yağlar: Yeni saç gelişimi için iyi bir yol olan doğal yağlar ayrıca saçlarınızı da güçlendiriyor. Zeytinyağı, avokado ve badem yağının içinde doğal yağları saçınızı şampuanladıktan sonra saç derinize bir miktar sürmelisiniz. 10-15 dakika saç derinize nüfuz etmesini bekledikten sonra durulamanız gerekiyor. Bu yöntem ise ayda bir ya da iki kez uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurta: Yumurta sıklıkla doğal nemlendirici olarak kullanılıyor. Fakat ayrıca saçların gelişimini de destekliyor. Yumurtanın sarısı da doğal bir protein kaynağıdır. Yeni saç çıkmasında etkili olmasının yanında kırılan ve yıpranan saçların tamir edilmesine de yardım ediyor. Basitçe bir yumurtayı kırın ve karıştırdıktan sonra saçınızın her yerine sürün. Bu şekilde 1 saat bekledikten sonra, güzelce yıkayın. Bunu ise haftada bir kez uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1860227039804565826?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1860227039804565826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/sac-dokulmesine-kars-pratik-ve-dogal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1860227039804565826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1860227039804565826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/sac-dokulmesine-kars-pratik-ve-dogal.html' title='Saç Dökülmesine Karşı Pratik ve Doğal Yöntemler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpOnFEQI2I/AAAAAAAAAwY/Efx9YKnH6Q0/s72-c/sacdokulmesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6328842996374468671</id><published>2010-06-27T11:51:00.000-07:00</published><updated>2010-06-29T12:45:19.287-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Güzel Olmak İstiyorsanız Bu Hatalardan Kaçının</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCehpUbnAHI/AAAAAAAAAwQ/APJz14gRnGw/s1600/makyaj1-257x300.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 257px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCehpUbnAHI/AAAAAAAAAwQ/APJz14gRnGw/s320/makyaj1-257x300.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487532402205458546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkes güzel olmak istiyor, bunun için yoğun çabalar sarf ediyor. Peki o zaman neden bu kadar çok hata yapıyor ve güzel olmaya çalışırken kendimize zarar veriyoruz!!!&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Makyajla uyumak &lt;br /&gt;Neden kötü: Makyaj yüzde çok uzun süre kalır ve özellikle de gece makyajla uyunursa, bu yüzün uzun bir süre havasız kalmasına neden olur. Kirpiklerde kalan rimel kirpiğin iyice kuruyup, dökülmesine yol açar. Göz üzerinde ve altında uzun süre kalan far ve göz kalemleri, göz kanlanmasına ve mikrobik bir ortam doğmasına yol açar. &lt;br /&gt;Ne yapmalı: Yanında her zaman göz ve yüz makyajını temizlemeye yardımcı mendiller ya da losyonlar bulundur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Makyaj malzemelerine parmaklarla dokunmak&lt;br /&gt;Neden kötü: Tüm makyaj malzemelerinin içeriğinde bakteri üremesini engelleyici malzemeler bulunur. Ama zamanla bu malzemeler etkilerini yitirirler. Eğer makyaj ürünlerini parmağın yardımıyla alıyor ve yüzüne uyguluyorsan, yüzünde de o esnada akne ya da başka sorunlar varsa, yüzünden aldığın mikrobu makyaj malzemene bulaştırmış oluyorsun. Diğer kullanımlarda da tabiiki bu transfer tekrarlanıyor.&lt;br /&gt;Ne yapmalı: &lt;br /&gt;1. Rengi, kokusu değişen her türlü ürünü mutlaka at. &lt;br /&gt;2. Maskaranı 3 ile 6 ayarasında değiştir. Kapatıcı ve fondötenleri ise bir seneden fazla kullanma.&lt;br /&gt;3. Mümkün olduğunca ürünlere parmaklarınla dokunma, pamuk ya da fırçalardan yararlan.&lt;br /&gt;4. Her uygulamada mutlaka yeni ya da çok temiz bir makyaj süngeri kullan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Kuruyan dudakları yolmak&lt;br /&gt;Neden kötü: Kuruyan dudaklar çatlamayapar ya da dudağın derisi kalkar. Eğer sende bu kalkan derileri koparıyorsan, kanamalara ve de zamanla derinin kendini yenileme özelliğini kaybetmesine yol açarsın. Yapılan bir araştırma da kanıtlıyor ki; dudak yeme alışkanlığına sahip kızlar hayatları boyunca 2 ile4 kilo arasında dudak parlatıcısı yiyorlar. &lt;br /&gt;Ne yapmalı:&lt;br /&gt;1. Günde en az 8 bardak su tüket. &lt;br /&gt;2. Çantanda, çalışma masanda, banyonda mutlaka dudak koruyucu bulundur. Aklına geldikçe dudaklarına sür ki hem nemlensinler, hem de korunsunlar.&lt;br /&gt;3. Vitamin B yönünden zengin besinler tüket. Bu sayede çatlamalardan kurtulmuş olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Tırnak yemek&lt;br /&gt;Neden kötü: Uzun, bakımlı, sağlıklı bir görünüme sahip tırnaklar yerine kim ister ki kısa, yenmiş, mikrop yuvası gibi görünen tırnakları olsun!!! Ayrıca tırnak kenarlarında kalkan etleri veya şeytan tırnaklarını yersen kanama ve yaralar oluşabilir. &lt;br /&gt;Ne yapmalı: &lt;br /&gt;1. Düzenli olarak manikür yaptırmayı dene ya da oje sür ki tırnaklarını yemek istediğinde güzel, bakımlı görüntü seni durdursun.&lt;br /&gt;2. Tırnak yeme alışkanlığından insanları vazgeçirmek için üretilen acı ojeler tam sana göre. O tadı hissetmemek için emin ol tırnaklarını yemeyeceksin. &lt;br /&gt;3. Takma tırnak kullanabilirsin. Bu sırada altta kalan asıl tırnağın uzar ve sen takma tırnağı yiyemeyeceğiniçin yavaş yavaş bu alışkanlıktan kurtulursun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Sahte bronzluğu abartmak&lt;br /&gt;Neden kötü: Sürekli olarak solaryuma giden bir kişinin teniyle doğal yollarla bronzlaşmış bir ten arasındaki fark tabii ki çok büyüktür. Doğal rengini korumaya çalışman tavsiyemizdir. Yazın rahatlıkla güneş ışınlarıyla rengine renk katabilirsin. Ama yaz, kış kapkara gezmenin hiçbir çekici yanı da yoktur. Derinin gördüğü zarar da cabasıdır! &lt;br /&gt;Ne yapmalı: Tenin daha canlı daha parlak görünsün istiyorsan, bunun tek yolu bronz olmak değildir tabii ki. O güzelim simli vücut losyonlarından kullanarak da sağlıklı bir görünüme, ışıl ışıl bir tene sahip olabilirsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Saçlarla oynamak&lt;br /&gt;Neden kötü: Saçlar ne kadar çok ellenirlerse, o oranda kirlenir ve yıpranırlar. Ayrıca bu tip alışkanlıklar kişinin kendine olan güvensizliğini de açığa çıkarır.&lt;br /&gt;Ne yapmalı: Öncelikle bir arkadaşına seni gözlemlemesini söyle, gerçekten ellerin sürekli saçlarında mı dolaşıyorsun acaba? Eğer öyleyse at kuyruğu yapmayı dene ya da topuz yap ki sık sık elin saçına gidemesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Sivilceleri koparmak&lt;br /&gt;Neden kötü: Sivilceyle oynamak ya da sivilceyi koparmak, sivilcelerin çoğalması ya da iz bırakmasıyla sonuçlanır. &lt;br /&gt;Ne yapmalı:&lt;br /&gt;1. Cildini her zaman temiz tut ve de ellerini bakteri yaymamak için sıksık yıka.&lt;br /&gt;2. Sivilcelerini aynada incelemeye alacaksan da bunu parmaklarına hijyenik mendil sararak yap. &lt;br /&gt;3. Patlatmaya çalışırken mendile sarılı iki parmağının arasına aldığın sivilcen, birkaç denemeyle patlamıyorsa, henüz kıvama gelmemiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kötü alışkanlıklar: Klasik makyaj ürünlerini kullanmak&lt;br /&gt;Neden kötü: Kullanmaktan kaçtığın ya da denemeye cesaret edemediğin onlarca rengi bir düşün. Gittiğin her yerde, girdiğin her ortamda aynı renklerin kullanıldığı bir makyaj ne kadar cazip olabilir ki!!!&lt;br /&gt;Ne yapmalı: &lt;br /&gt;1. Güzellik merkezlerine ya da kozmetik ürünler satan büyük mağazalara danışmalısın.Bu sayede güzellik uzmanlarının tavsiyesini alabilirsin.&lt;br /&gt;2. Kullanmaya alışık olduğun ürünler yerine alışık olmadıklarını dene. Ayna karşısında denemeler yap.&lt;br /&gt;3. Magazin dergilerini, gazeteleri karıştır. Bak bakalım insanlar neler yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : Cosmogirl&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6328842996374468671?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6328842996374468671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/guzel-olmak-istiyoruzhangi-hatalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6328842996374468671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6328842996374468671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/guzel-olmak-istiyoruzhangi-hatalar.html' title='Güzel Olmak İstiyorsanız Bu Hatalardan Kaçının'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCehpUbnAHI/AAAAAAAAAwQ/APJz14gRnGw/s72-c/makyaj1-257x300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-2166869667134745046</id><published>2010-06-27T11:16:00.000-07:00</published><updated>2010-07-18T09:42:16.266-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Gözaltı Morluklarına Evde Bitkisel Çözüm</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIwHLQSu0I/AAAAAAAAAxg/tlFnG7HF5yA/s1600/g%C3%B6z.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 160px; FLOAT: right; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490503795556399938" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIwHLQSu0I/AAAAAAAAAxg/tlFnG7HF5yA/s200/g%C3%B6z.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadının yaşını anlamak için göz çevresine bakmak yeterlidir. O nedenle bu bölgenin bakımı çok önemli. Gözlerin köşesindeki ince çizgiler, altındaki koyu halkalar, torbalar..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle "kaz ayağı" ve koyu halkalar yaşlanmanın ilk işaretleridir. Eğer bakmazsanız bütün bunlar siz yaşlı göstermek için hazırlığa geçerler. Stresli ve yorgun bir cilt göz çevresi yaşlanmasıne daha yatkındır. Genellikle, kötü beslenme ya da dengesiz beslenme koyu halkalar ve torbaların ortaya çıkışına neden olabilir. Zararlı alışkanlıklar, kozmetikleri beceriksiz kullanım da göz çevresnde bu sorunları çoğaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetik yanlış kullanımı da erken göz çevresi yaşlanmasına neden olabilir. Cilt için artık kozmetik çok gelişti. Ama acaba hangisini kullanmalı? Siz en iyisi doğal yollarla çözüm aramaya çalışın? Önemli ölçüde kolajen ve elastin yenilenmesini sağlayan doğadaki bazı malzemelerden yararlanmaya önem vermelisiniz. İşte size en kolay çözümler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Göz çevresindeki derinin duyarlı oluşu nedeniyle gözlerin altında torbalar meydana gelir. Bunun için kurutulmuş papatya banyosu iyi gelir. Bir fincan kaynamış suya, 1 kaşık kuru papatya çiçeği atın. Ardından 20 dakika demlenmeye bırakıp, süzün. Pamuğu papatya suyuna batırdıktan sonra göz kapaklarınızın üzerine yerleştirip 10 dakika bekleyin. Bu arada pamukları kuruyunca yeniden ıslatın. Bu işlem göz yorgunluklarına, şişkinliklere, kızarmalara ve yanmalara da iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk su ve buz harika bir yoldur. Gözlerize hergün buzlu suyla veya buzla kompres uygulayın.&lt;br /&gt;Göz altı için zeytinyağına bir parca pamuğu batırıp, göz alıtında koyu halkalı bölgenin üzerine koyun 10 dakika bekletin.&lt;br /&gt;Uykusuzluktan gözlerinizin şişmesinden şikayetçiyseniz çay poşetlerinin yardımına başvurabilirsiniz. İki çay poşetini bir iki dakikalığına sıcak suda bekletin, ardından buzlu suya alın. Bir iki dakika da orada tuttuktan sonra göz kapaklarınızın üstüne koyun.&lt;br /&gt;1 çay kaşığı rezene yaprağını 1 çay fincanı suyla kaynatıp süzün. göz çevdenize sürüp 15 dakika bekletin. Ilık suyla yıkayıp kurulayın. Rezene A, B C vitaminleri, kalsiyum, kükürt ve demir kaynağı içerdiği için göz altı torbalarını yok eder.&lt;br /&gt;Doğaya kendinizi emanet etmekten korkmayın. 0 216 349 44 33 nolu ücretsiz danışmanlık verdiğimiz hattımızı arayarak, bitkisel, doğal bakım, incelme cilt sorunlarınızı da iletebilir, çözüm sorabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal yaşam sizlerle olsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan Kurt&lt;br /&gt;Doğal Ürün Uzmanı&lt;br /&gt;www.herbalium.net&lt;br /&gt;volkankurt2006@mynet.com&lt;br /&gt;0 216 349 44 22&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-2166869667134745046?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/2166869667134745046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/volkan-kurtgozalt-morluklarna-dogal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2166869667134745046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2166869667134745046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/volkan-kurtgozalt-morluklarna-dogal.html' title='Gözaltı Morluklarına Evde Bitkisel Çözüm'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIwHLQSu0I/AAAAAAAAAxg/tlFnG7HF5yA/s72-c/g%C3%B6z.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1972906281256175768</id><published>2010-06-22T12:23:00.000-07:00</published><updated>2010-07-05T12:26:31.473-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>Tüğ Azaltıcı Mucizevi Doğal Yöntem</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIrjmVr5AI/AAAAAAAAAxY/ClSfU-pNLkQ/s1600/t%C3%BC%C4%9F.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 185px; FLOAT: left; HEIGHT: 152px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490498786304975874" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIrjmVr5AI/AAAAAAAAAxY/ClSfU-pNLkQ/s320/t%C3%BC%C4%9F.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstenmeyen tüyler canınızı sıkmasın! Her epilasyon sonrası kolayca uygulayabileceğiniz doğal tüy azaltıcı yöntemle her zaman hazır olmanın tadını çıkarın!&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yemek kaşığı limon suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı ve Uygulaması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüylerinizi ağda, epilatör ya da cımbızla kökünden alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon suyu ve tuzu cam bir kâsede karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epilasyon yaptığınız bölgeye karışımı sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüy köklerine ulaşmasını sağlamak için masaj yaparak yedirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 saat bekleyip ılık suyla durulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli Bilgiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limon tuz karışımını epilasyon yaptıktan sonraki 3 gün boyunca sürmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüy azaltma yönteminden sonuç almak için; tüylerinizi kökünden alan yöntemleri tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenli kullanım sonucunda tüyleriniz daha geç ve ince çıkacaktır&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1972906281256175768?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1972906281256175768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/tugleriz-azaltc-mucizevi-dogal-yontem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1972906281256175768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1972906281256175768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/tugleriz-azaltc-mucizevi-dogal-yontem.html' title='Tüğ Azaltıcı Mucizevi Doğal Yöntem'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TDIrjmVr5AI/AAAAAAAAAxY/ClSfU-pNLkQ/s72-c/t%C3%BC%C4%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4669994622175232118</id><published>2010-06-19T12:02:00.001-07:00</published><updated>2010-06-19T12:15:22.017-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>Bronzlaşmak İçin Harika Doğal Yöntemler</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TB0WTRPE1mI/AAAAAAAAAwI/jlnfJBgVsbc/s1600/dogal-bronzluk3.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 185px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TB0WTRPE1mI/AAAAAAAAAwI/jlnfJBgVsbc/s320/dogal-bronzluk3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484564441507092066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatile mi çıkıyorsunuz?Deniz, kum ve güneş üçlüsüyle dinlenmeyi ve bronzlaşmayı hayal ediyor musunuz?Yada tam tatil ortasında kullandığınız güneş ürünleri bitti ve yenisini alacak vakit yok; Yaz boyunca kalıcı bir şekidle bronzlaşmakta istiyorsanız işte size evde hazırlayacağınız doğal yöntemlerle güneş kremi......&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler,&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Türk kahvesi fincanı susam yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım Türk kahvesi fincanı kakao yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım Türk kahvesi demli çay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 çorba kaşığı ceviz yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 çorba kaşığı süzme bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı ve Uygulaması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm malzemeleri cam bir şişede iyice karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşlenirken bronzlaşmasını istediğiniz bölgelere masaj yaparak sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bronzluğun kalıcı olmasını sağlamak için; kayısı, sarı dolmalık biber, bal kabağı gibi turuncu renkli sebze ve meyvelerle beslenebilirsiniz. Beta karoten içeren turuncu renkli sebze ve meyveler cilt renginin bronzlaşmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilt lekelerini önlemek, güneşin zararlı ışınlarından korunmak için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildiniz uygun faktörde güneş kremi kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin en yüksek seviyede olduğu saatlerde güneşlenmeyin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4669994622175232118?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4669994622175232118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/bronzlasmak-icin-harika-dogal-yontemler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4669994622175232118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4669994622175232118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/bronzlasmak-icin-harika-dogal-yontemler.html' title='Bronzlaşmak İçin Harika Doğal Yöntemler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TB0WTRPE1mI/AAAAAAAAAwI/jlnfJBgVsbc/s72-c/dogal-bronzluk3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7046331542474438969</id><published>2010-06-05T08:03:00.000-07:00</published><updated>2010-06-05T08:08:10.671-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellik.'/><title type='text'>Fazla kilo seksi nasıl etkiliyor?</title><content type='html'>Tüm dünyada giderek daha fazla insanda görülen kilo sorununun şeker hastalığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, bazı kanserler, osteoartrit, sosyal problemler, erken ölüm gibi önemli sağlık sorunlarına yol açabildiği iyi bilinmektedir. Ancak, şişmanlığın cinsel yaşam üzerindeki etkileri çok fazla incelenmemiştir.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TApniHLOiII/AAAAAAAAAvo/ETiX_FViqSw/s1600/736_sekkelemmeejpg.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 121px; FLOAT: left; HEIGHT: 155px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479305732388980866" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TApniHLOiII/AAAAAAAAAvo/ETiX_FViqSw/s320/736_sekkelemmeejpg.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şişmanlık ile vucuttaki artmış yağ dokusundan çeşitli hormonların dönüşümü artar bu hormonal değişimle kişide cinsel bozukluklara yol açabilir. Ayrıca şişmanlık, cinsel bozukluğa yol açtığı bilinen yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve depresyon gibi durumlarla yakından ilişkilidir, fazla kiloların damarlar üzerindeki olumsuz etkileri aracılığıyla cinsel yaşamı olumsuz etkilediği de düşünülmektedir.Ayrıca, şişmanlık bireyin ruh halinide etkileyerek cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalar, erkeklerde şişmanlık ile cinsel fonksiyon bozukluğu arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Kilolu erkeklerde sertleşme sorunları görülme riskinin normal kilolu olanlara göre %30-%90 oranında daha yüksek olabildiği saptanmıştır. Ayrıca, sertleşme sorunu olan erkekler, böyle bir sorunu olmayanlara göre daha kilolu ve daha geniş bir bel çevresine sahiptir. Bu kişilerde yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol düzeyleri bulunma olasılığı da daha yüksektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarda şişmanlık ile cinsel işlev bozukluğu arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar çok az sayıdadır. Bazı çalışmalar kadınlarda kilo sorununun cinsel uyarılma ve tatmini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Karın bölgesinde şişmanlığın yanı sıra yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon gibi risk faktörlerinin bir araya geldiği metabolik sendromlu kadınlarda cinsel işlev bozukluğunun daha yaygın olduğu ortaya konmuştur. Bir çalışmada da özellikle genç yaştaki kadınlarda kilo arttıkça cinsel istek ve tatminde azalma eğilimi olduğu gözlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo verilmesinin genel olarak hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel yaşamı iyileştirdiğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Orta derecede kilo vermenin (ortalama %13) cinsel açıdan kendini çekici hissetmeme, cinsel isteksizlik, çıplak görünmek istememe, cinsel ilişkide güçlük, cinsellikten kaçınma ve cinsel yaşamdan zevk almama gibi bir çok alanda iyileşme sağladığı gösterilmiştir. Ayrıca, kadınlarda kilo sorununun tedavi edilmesinin hamile kalma, gebelik süreci, kısırlık ve menopoz ile ilişkili risk faktörlerini de azaltabileceği bildirilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuc olarak daha sağlıklı bir hayat ve cinsel yaşam için fazla kilolarınızdan kurtulmanız gerekır. Bunun için öncelikle bir iç hastalıkları yada endokrinoloji uzmanı tarafından hormonal durumunuzun belirlenmesi ve sonrasında zayıflama tedavisine başlanması çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzm.Dr.Burak Umut Çağlar / Vatan&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7046331542474438969?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7046331542474438969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/fazla-kilo-seksi-nasl-etkiliyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7046331542474438969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7046331542474438969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/fazla-kilo-seksi-nasl-etkiliyor.html' title='Fazla kilo seksi nasıl etkiliyor?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TApniHLOiII/AAAAAAAAAvo/ETiX_FViqSw/s72-c/736_sekkelemmeejpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7379495933982332146</id><published>2010-06-01T10:18:00.000-07:00</published><updated>2010-06-01T10:37:09.282-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Vücudumuz 24 saatte neler yaşıyor?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAVEOkCJmvI/AAAAAAAAAvE/Ggx-zrPXO0A/s1600/65_23.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAVEOkCJmvI/AAAAAAAAAvE/Ggx-zrPXO0A/s320/65_23.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477859538747628274" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;vUCUDUMUZUN SAAT SAAT NELER YAPTIĞINI NELER YAŞADIĞIMIZI ÖĞRENMEK İÇİN MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDECEĞİM BİR YAZI....&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;08.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;09.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organizmanın kendine gelme, 'ben burdayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;04.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7379495933982332146?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7379495933982332146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/vucudumuz-24-saatte-neler-yasyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7379495933982332146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7379495933982332146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/06/vucudumuz-24-saatte-neler-yasyor.html' title='Vücudumuz 24 saatte neler yaşıyor?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAVEOkCJmvI/AAAAAAAAAvE/Ggx-zrPXO0A/s72-c/65_23.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7551265643856890756</id><published>2010-05-05T12:19:00.001-07:00</published><updated>2010-07-25T07:47:00.967-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ender Saraç'/><title type='text'>Ender Saraç-Angelina Jolieyi Zayıflatan Diyet Çay</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-HE5N-3iaI/AAAAAAAAAu4/n3BRAMuV9HU/s1600/ang.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 216px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467867909889427874" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-HE5N-3iaI/AAAAAAAAAu4/n3BRAMuV9HU/s320/ang.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten isteyen herkesin zayıflayabileceğini belirten Uzman Doktor Ender Saraç, Habertürk okuyucuları için ünlü aktris Angelina Jolie’nin 11 kilo vermesini sağlayan sarımsak çayının tarifini açıkladı;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Uzman Doktor Ender Saraç, zayıflamak için atılması gereken ilk adımın kendini hazır hissetmek olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Laf olsun diye başlanan diyet ve egzersizlerin sonu gelmez. Diyet aceleye getirilecek bir şey değildir. Konsantre olmayı ve istek duymayı gerektirir.&lt;br /&gt;İNCECİK OLDUĞUNUZU HAYAL EDİN&lt;br /&gt;Saraç, yaza daha ince bir bedenle girmek isteyenlere bunu başaracaklarına inanmalarını ve şu imgeleme egzersizini yaparak beyinlerini de buna inandırmalarını tavsiye ediyor: “Duş aldıktan sonra rahat bir koltuğa oturun. Geriye yaslanın ve bedeninizi hissetmeye çalışın. Kendinizi 3 ay sonraki daha güzel, daha ince, daha güçlü, daha mutlu ve daha sağlıklı halinizle düşleyin. 3 ay sonra kesinlikle böyle olacağınıza inanın ve geleceği olmuş kabul edin. Bu enerji ve inancın, birkaç dakika boyunca tüm hücrelerinize akmasına izin verin.”&lt;br /&gt;ANGELINA JOLIE’Yİ ZAYIFLATAN KARIŞIM&lt;br /&gt;Zayıflamanın beyinde başladığını ve ağızda devam ettiğini belirten Ender Saraç, zayıflama sürecini hızlandırmak isteyenlere ise sabah-akşam sarımsak çayı içmelerini öneriyor. Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie'nin tam11 kilo vermesini sağlayan bu çayı, Türk insanın beslenme alışkanlıklarına göre yeniden yorumlayan Saraç, bu çayın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “2 bardak suyun içine 4-5 adet parmak ucu büyüklüğünde taze zencefil veya 4-5 adet parçalanmış kuru zencefil koyun. Yaklaşık 6 dakika kadar kaynatın. Daha sonra karışımın içine 2 adet büyük veya 3 adet küçük sarımsak ve yarım tatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyu katın. Ilınınca 2 küçük kahve kaşığı bal ekleyin. Bu çaydan her sabah ve akşam birer fincan için. Sarımsak çayını, çok açken veya çok tokken içmeyin. Hedeflediğiniz kiloya inene kadar birkaç hafta süreyle belirtilen oranda tüketmeye devamedin.” Ender Saraç, sağlıklı bir şekilde zayıflamak için dikkat edilmesi gereken diğer noktaları ise şöyle sıralıyor:&lt;br /&gt;GÜNDE 7ÖĞÜN YEMEK YİYİN&lt;br /&gt;- Günde 3 ana 4 ara olmak üzere toplam7 öğün beslenin. Kahvaltıda hep ekmek, simit ve peynir gibi besinleri tüketmek yerine yağsız sütle beraber müsli, tamb uğday ve mısır gevreği yiyin. Üzerine keten tohumu ve bol tarçın ekleyin.&lt;br /&gt;- Et, tavuk, balık ve yumurta gibi hayvansal proteinleri öğle saatlerinde tüketmeye gayret edin. Etleri tüketirken derilerini çıkartın ve kesinlikle kızartmayın.&lt;br /&gt;- Yumurtanın beyazına ağırlık verin. Hayvansal proteinlerle karbonhidratları aynı öğünde tüketmemeye gayret edin.&lt;br /&gt;- Bir öğünde iki avuç dolusu yiyecekten fazlasını yemeyin.&lt;br /&gt;- Akşamları daha çok sebze ve bulgur, tam tahıllı ekmek, kabuklu pirinç, esmer makarna gibi karbonhidratlarla beslenin. Haftada 2 kere de bakliyat tüketmeye çalışın.&lt;br /&gt;SALATA VE ÇORBA ŞART&lt;br /&gt;- Yemeklerinizde daha çok zeytinyağı kullanmayı tercih edin.&lt;br /&gt;- Ara öğünlerde sabah az şekerli mevsim meyvelerini, öğleden sonra yine az şekerli ve meyveli ürünleri ya da yoğurt, ayran, süt ve kefir gibi yağsız süt ürünlerini tüketin.Bunların yanında ceviz içi, badem, fındık ve Antep fıstığı yemeyi de alışkanlık haline getirin.&lt;br /&gt;- Gece yemekten 2 saat sonra sarı leblebi ve 2-3 adet kuru kayısı yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;- Her öğünde yemeğin önünden yeşil salata yiyin veya sebze çorbası için.&lt;br /&gt;- Şekerli ve asitli meşrubat içmeyin.&lt;br /&gt;- Günde 7 bardak su için.&lt;br /&gt;- Beyaz un ve beyaz şekerden, kızartmalardan, ağır yağlı şarküteri ürünlerinden,kaymak ve derilerden, yağlı katkı ürünlerinden ve soslardan, şekerli veya şeker eklenmiş içeceklerden ve aşırı dozda tuz tüketiminden mutlaka uzak durun. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7551265643856890756?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7551265643856890756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/05/iste-angelina-jolieyi-zayiflatan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7551265643856890756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7551265643856890756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/05/iste-angelina-jolieyi-zayiflatan.html' title='Ender Saraç-Angelina Jolieyi Zayıflatan Diyet Çay'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-HE5N-3iaI/AAAAAAAAAu4/n3BRAMuV9HU/s72-c/ang.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8432766832142120496</id><published>2010-05-05T10:02:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T10:20:10.300-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Parfüm alırken şişesinde yazan EDT ve EDP nedir</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TA_NNMh9l2I/AAAAAAAAAv4/rqi6tO_ilaM/s1600/parfum.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TA_NNMh9l2I/AAAAAAAAAv4/rqi6tO_ilaM/s320/parfum.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480824898118850402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kokular içerindeki asıl koku veren maddenin (ağaç, çiçek, baharat, vs..) yağları ve aroma veren diğer madde bileşimlerinin yoğunluğuna göre üç türe ayrılır. &lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;Parfüm kelimesi aslında ürün içeriğindeki öz parfüm yağları konsantresinin yani asıl esansın 100 de 80 olduğu ürünü ifade ederki çoğu parfüm firmsında bulunmayıp, olanların ise 15 ml. şeklinde ve çok yüksek fiyata sattıkları türdür. &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt; Bundan dolayı genelde yaygın olarak ürünlerin üzerinde gördüğümüz EDT VE EDP türleri satılır ve kullanılır. Ama parfüm kelimesi dilimize bu şekilde yerleştiği için hepsini yine parfüm olarak adlandırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Eau de Parfum yani EDP gerçek parfümden sonra içeriğindeki esans miktarının 100 de 20olduğu koku çeşididir. EDT lere göre daha uzun süre kalıcıdır ve kokuları daha baskındır. Fiyatı Edt lere göre daha yüksektir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Eau de Toilette yani EDT ise esans miktarının 100 de 10 olduğu koku çeşididir. Hafif ve spor kokular genelde bu gruptadır. EDP ye göre biraz daha az kalıcığı vardır ve yine EDP ye göre daha uygun fiyatlıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  Erkeklerde kullanılan ASL yani After Shave Lotion ise 100 de 3 ten az esans içerir ve ve traş sonrası losyonun koku verilmiş halidir. Yani ASL ile birlikte yine parfüm kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kullandığımız parfümlerimizin kalıcılığını arttırmak için mutlaka tenimize sürmeli (giysi üzerine değil) ve kullandığımız ürünün devam ürünleri olan sprey deodorant ve rollonuyla birlikte kullanmamız gerekir. Hatta bazı ürünlerin parfümlü vücut losyonları ve duş jelleri de vardır, bunlarda kalıcılıkta oldukça etkili olacaktır...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8432766832142120496?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8432766832142120496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/05/parfum-alrken-sisesinde-yazan-edt-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8432766832142120496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8432766832142120496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/05/parfum-alrken-sisesinde-yazan-edt-ve.html' title='Parfüm alırken şişesinde yazan EDT ve EDP nedir'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TA_NNMh9l2I/AAAAAAAAAv4/rqi6tO_ilaM/s72-c/parfum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7929174021929575683</id><published>2010-01-26T08:26:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:42:57.964-07:00</updated><title type='text'>Thai masajı mucizesi</title><content type='html'>Kökleri 2500 yıl öncesine dayanan bir tedavi yöntemi olan Thai Masajı, Hint kökenli Ayurvedik tıp ve yoga hareketleri ile Çin tıbbındaki enerji meridyenleri anlayışını birleştiren bir uygulama. Masajın, enerji kanallarına yapılan ritmik basınç, çekme ve germe hareketleriyle hem rahatlatıcı hem de enerji verici özelliği var. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele vardığımızda tam 30 saattir uyumamış ve 12 saati, sıkışık uçak koltuklarında birazcık rahat edebilmek için şekilden şekle girerek geçirmiştik.&lt;br /&gt; Tayland, Chiang Mai'de saat 19.00 olmuş ve hava kararmaya başlamıştı. Tüm hücrelerimiz bizi yataklarımıza doğru gitmeye zorlarken yola çıkmadan önce verdiğimiz kararı uygulamamın zamanı gelmişti. Bavullarımızı odaya koyar koymaz telefona sarılıp masaj rezervasyonlarımızı yaptırdık.&lt;br /&gt; Çabucak duşumuzu alıp bizi dünyanın en iyi üçüncü spası seçilmiş olan otelimizin spa'sına götürecek olan elektrikli golf arabalarını beklemeye başladık. Bu sırada pirinç tarlalarının arasına yerleştirilmiş meşaleler yanmış, egzotik ağaçlardan sarkan dev fenerler akşam esintisi ile hafif hafif sallanmaya başlamıştı. Kuzey Tayland'da hüküm sürmüş eski bir krallık olan Lana tarzında yapılmış olan bungalovlar, ağaçların arasından yeşim rengi parlayan havuzlar, dev heykeller ve ormandan gelen sesler nefes kesici bir atmosfer yaratmıştı. Spa'ya varınca bizi kapıda geleneksel Thai selamı "wai" ile zarif, genç bir hanım karşıladı. Onu takip edip, sonradan her türlü derde ve özellikle soğuk algınlığına deva olduğunu tecrübeyle keşfedip İstanbul'da da her gün içmeye devam ettiğimiz taze zencefil çaylarımızı biraz boğazımız yanarak da olsa içtik. Spa'- nın mönüsünde seçebileceğimiz onlarca çeşit masaj ve kimi 4-5 saat süren çeşitli vücut ve yüz terapileri vardı.&lt;br /&gt; Ama sevgili eşimin her şeyi yerinde yapma ve yaptırma prensibi çerçevesinde Thai masajını tercih ettik. Ne kadar iyi bir karar verdiğimizi daha sonra anlayacaktık. Tayland'da masajlar en mütevazı müesseseden en lüksüne kadar her yerde bir ritüelle yapılıyor. Masajın başında ve sonunda çay ikram ediliyor. Masaj boyunca ayaklarınız içinde gül yaprakları ve yeşil limon (lime) olan suda yıkanıyor. Daha sonra yumuşak fincanlarla köpürtülüp, melek dokunuşu kadar hafif dokunuşlarla kurulanıyor ve ardından mis kokulu krem ve losyonlarla rahatlatılıyor. İlk seferde yapılırken insan kendini biraz garip hissediyor ama her güzel şeye olduğu gibi buna da alışmak kolay oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;THAİ MASAJI NASIL YAPILIR? &lt;br /&gt;Thai masajı için incecik keten bir kıyafet giyiliyor. Alışık olduğumuz yağlı masajlar gibi çıplak tene yapılan bir masaj değil Thai masajı. Kökleri 2500 yıl öncesine dayanan bir tedavi yöntemi aslında. Tayland, Hindistan ve Çin'in arasındaki ticaret yolunun tam üstünde. Zaten Thai kültürü de bu iki medeniyetten izler taşıyor. Thai masajı da aynı şekilde Hint orijinli Ayurvedik tıp ve yoga hareketleri ile Çin tıbbındaki enerji meridyenleri anlayışını birleştiren bir uygulama. Enerji kanallarına yapılan ritmik basınç ve çekme/germe hareketleriyle hem rahatlatıcı hem de enerji verici özelliği var. Tayland'da yüzyıllardır, en ünlüsü ve büyüğü Bangkok'taki Wat Pho olan tapınaklarda öğretilen bu teknik, esnekliği arttırıyor, iç organları uyarıyor, vücudun enerji sistemini dengeliyor ve en önemlisi omurga başta olmak üzere tüm iskeleti rahatlatıyor. 1,5-2 saat süren seanslarda terapist ve masaj yaptıran kişi gerçek bir işbirliği yapıyor. Terapist el ve ayakları ile kas ve eklemlere basınç uygularken bazen de kökeni yogaya dayanan çekme ve germe hareketleri ile vücudu esnetiyor ve rahatlatıyor. Masajı yaptırırken terapistin hareketlerine ne kadar konsantre olur, nefes ritminizi onun hareketlerinin ritmine ne kadar uydurursanız aranızdaki enerji alışverişi o kadar artıyor ve masaj neredeyse meditatif bir egzersiz haline dönüşüyor. Zaten masaj yaptırdığınız ortam da dekorasyonu, ısısı, müziği ve egzotik kokuları ile buna çok müsait. Tüm bunlardan da anlaşılacağı gibi Thai masajı yapmak gerçek bir ustalık gerektiriyor. Vücudun işleyişini çok iyi bilmek, kemik ve eklem yapısını çok iyi tanımak gerek. Rahatlama ve tedavi için farklı basınç kuvvetleri uygulayabilmek, hamileler için özel yöntemler kullanmak, yüksek tansiyon ve kalp hastalarına ise pek dokunmamak terapist eğitiminin bir parçası. Thai masajının artan popülaritesi ile birlikte Tayland'da her köşebaşında hatta plajlarda bile yaptırmak mümkün. Her ne kadar bu masaj yöntemi yüzyıllardır kulaktan kulağa, büyükten küçüğe aktarılarak bugünlere kadar geldiyse de kendinizi eğitimli ellere teslim etmeniz önemli. Biz daha ilk günden tüm yorgunluk ve gerginliğimizi üzerimizden atıp, neredeyse yeniden doğmuş gibi hissederek masajdan çıktık. Ve ondan sonra her gün, bulduğumuz her fırsatta, gerek otelde gerekse şehirdeki diğer merkezlerde Thai masajı yaptırdık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE'DE THAİ MASAJI &lt;br /&gt;Türkiye'ye dönünce bu alışkanlığımızdan vazgeçmek zorunda kalacağımızı kara kara düşünürken karşımıza Jiap çıktı. Jiap, gerçek bir Tayland'lı. Bir Türk ile evli ve 1988'den beri Türkiye'de yaşıyor. Tayland'daki masaj okullarının en eskisi ve en iyisi olan Wat Pho'dan mezun. Zaman zaman workshop'lar düzenleyerek sanatını başkalarına da öğretiyor. Bu workshop'lara ya da çeşitli merkezlerin düzenlediği workshop'lara katılarak siz de Thai masajına ilk adımı atabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7929174021929575683?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7929174021929575683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/thai-masaj-mucizesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7929174021929575683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7929174021929575683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/thai-masaj-mucizesi.html' title='Thai masajı mucizesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1400013875873718778</id><published>2010-01-26T08:24:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:43:09.650-07:00</updated><title type='text'>Şişmanlığı önleyen 5 kural</title><content type='html'>Şişmanlık tehlikeli boyutlara ulaşmadan önlenebilir. İşte ipin ucu kaçmadan uygulamanız tavsiye edilen 5 öneri... &lt;br /&gt;Olgunluk çağına gelen kadın kilo almaya başlamışsa, bunun sağlık açısından tehlike oluşturacağını düşünmek yanlıştır. Ama önlem almamakta bir o kadar yanlıştır. Şişmanlık tehlikeli boyutlara ulaşmadan önlenebilir. Menopoz öncesinde başlayan şişmanlama, hormon dengesinin yeniden kurulmasıyla sona erebilir. İşte uygulamanız tavsiye edilen 5 öneri. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ölçüleri sıkı takip &lt;br /&gt;Menopozda özellikle bel bölgesindeki kalınlaşma tehlike işaretidir. Karındaki yağ hücreleri metabolik bakımdan daha faaldirler ve kalçalardaki yağ hücrelerinden daha tehlikelidirler. Bu bölgelerdeki yağ hücreleri, ensüline karşı direnç oluştururlar. Bu da kandaki şekerin temizlenmesi için fazla ensülin üretimini zorunlu hale getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Stresten kaçının &lt;br /&gt;Stresin metabolizma üzerindeki etkisi asla hafife alınmamalı. Özellikle menopoz döneminde kadının strese girmesi, kilo almasını hızlandırıyor. Menopoz döneminde kadının hayatında yeni stres kaynaklarının ortaya çıkması kilolarının da artmasında etkin bir rol oynuyor. Stresin sizi zayıflatacağını düşünmeyin. Menopozda stres kilo aldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Egzersiz &lt;br /&gt;Eğer olgunluk çağına gelinceye kadar vücut egzersizi yapmadıysanız, artık geç kaldığınıza kendinizi inandırmayın. Tam aksine, bugünden tezi yok, egzersizlere başlamalısınız. Kaslarınız ensülin alıcılarıyla yüklüdür. Ne kadar çok kas kütleniz olursa, egzersizler sayesinde düzenli bir şekilde ısı açığa çıkarırsınız ve karbonhidratlarla yağları yakmanız kolaylaşır. Kalbinizi ve kemiklerinizi de korursunuz. Menopoz döneminde düzenli vücut egzersizi yapmak çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Troid kontrolü şart &lt;br /&gt;Kadınların yüzde yirmi beşi, menopoz dönemine yaklaşırken tiroid bezleriyle sorun yaşarlar. Tiroid bezlerinin az çalışması, metabolizma hızını azaltır. Yorgunluk, kilo almak, el ve ayakların soğuk olması, saçların seyrelmesi ve kabız gibi belirtiler tiroid problemlerinin habercisidir. Ölçüm yaptırıp hormonlarınızın ne durumunu öğrenmenizde büyük yarar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.Hormon dengesine dikkat &lt;br /&gt;Menopoz dönemi başlayan kadınların vücutlarındaki östrojen fazlasını yok edebilmek uğruna bir beslenme programı, vitamin ve mineral takviyesi ve egzersiz programı uygulamalıdır. Şeker ve nişasta ağırlıklı besinlerden uzak durulmalı, posalı besin maddeleri tercih edilmeli. Bu arada fast- food türü yiyeceklerden uzak durulmalı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1400013875873718778?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1400013875873718778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/sismanlg-onleyen-5-kural.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1400013875873718778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1400013875873718778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/sismanlg-onleyen-5-kural.html' title='Şişmanlığı önleyen 5 kural'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5851480249245538190</id><published>2010-01-26T08:23:00.001-08:00</published><updated>2010-05-05T10:43:22.492-07:00</updated><title type='text'>Evlilik kilo aldırır mı?</title><content type='html'>Ofis ortamında çalışma, iş yemekleri, aile içinde hazırlanan güzel yemekler, evden dışarı daha az çıkıp, gereğinden fazla kaloriye neden olan televizyon başında atıştırmalar ve daha az spor evlilik sonrası kilo almanın başlıca nedenleri... &lt;br /&gt;Diet Coach Paris'ten NLP Uzmanı diyet koçu Marie Rose Koro evlilik sonrası kilo almanın nedenlerini anlattı.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Evlilik sonrası neden kilo alınır ?&lt;br /&gt;Evlilik yılları kendini tartıda gösterir. Avrupa'da yapılan bir araştırma, genç evlilerin sadece bir yıl birliktelikten sonra ortalama olarak 1.5 kilodan biraz daha fazla kilo aldıklarını göstermektedir. Aynı araştırmaya göre evlilik, kilo konusunda erkekler üzerinde daha etkilidir ve 6 kiloya varan artışlarla 3 erkekten 2'si evlendikten sonra şişmanlamaktadır. Paylaşılmış bir yemek, bir aşk eylemi haline geliyor. Eşlerin birlikte yediği yemekler, duyulara zevk veren güçlü bir çağrışımda bulunur ve bir bakıma çiftin termometresini oluşturur. Evlilikle birlikte yemeklerin giderek daha fazla birlikte hazırlanması, mutfakta giderek daha fazla söz alışverişini mümkün kılarak, mutfağı normal işlevinin dışında çiftler için günlük iletişimin kurulduğu mekanlardan biri haline getirir. Birlikte hazırlanan veya çiftlerden birinin diğerine hazırladığı yemekler birlikte olunan zamanları çoğaltır. Yani mutfak evli ve birlikte yaşayan çiftler için bir paylaşım odası haline gelir. Bir diğer neden ise; çiftlerin dışarı daha az çıkıp, birlikte televizyon başında atıştırarak, gereğinden fazla kalori almaları ve aynı zamanda daha az hareket etmeye başlamaları, spor alışkanlıklarını yavaş yavaş terk etmeye başlamalarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;► Evlilik sonrası kilo almamak için nelere dikkat etmeli ? &lt;br /&gt;Evliliğin ilk yıllarından sonraki kilo alma teşhisi, bir alarm mahiyetinde olsa da, önlem almak ve konuyu zamanında ele almak koşuluyla durum ümitsiz değil. Sadece zayıflamak yetmez, ayrıca yeniden şişmanlamamak da gerekir. Zayıfladıktan sonra beyin tekrar eski haline dönmeyi istemekte, ayrıca yeniden kilo alınmasına yönelik fizyolojik mekanizmalar da bulunmaktadır. Bu kötü bir döngüdür. Bu konuda sorumluluğu üstlenme kavramı sadece kilo kaybetme sorununa odaklanmıyor, aynı zamanda beslenme tarzı ile ilgili davranışları da kapsıyor. Beslenme uzmanları ve alışkanlıklar konusunda tedavi yapan uzmanlar, diyet boyunduruğunu daha esnek ve kolay uygulanabilir rejimlerle ve uzun vadeye yayarak gevşetmekteler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli bir beslenme şekli oturtulduktan sonra evli çiftlerde dikkat edilmesi gerekenler şunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikten sonra spor yapmayı bırakmamak, televizyon başında çok vakit geçirmemek ve geçirilse dahi televizyon karşısında kalorili yiyecekler atıştırmamak. Evde fazlaca vakit geçirmek yerine birlikte yürüyüşe çıkılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor Sorular,Kolay Cevaplar &lt;br /&gt;Soru: Düzenli olarak diyet yapıyorum ama kendimi çok halsiz hissediyorum. Bunu engellemek için ne yapmalıyım ? &lt;br /&gt;Cevap: "Eğer vücudunuz ihtiyacı olan kaloriyi almazsa bütün fonksiyonları yavaşlar" diyor kişisel antrenör, aynı zamanda Destination Health&amp;Fitness yöneticisi Chris Mundle. Yeterince kalori almamak kendinizi yorgun ve halsiz hissetmenize, baş ağrısına, depresyona ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olabilir. Vücudunuzun hareket etmek için yakıta ihtiyacı var. The American College Of Sports Medicine, kadınların günlük almaları gereken kalori miktarını 1200 olarak belirlemiş. Bu değerin altına düşmemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Diyetiniz neden işe yaramıyor? O baklavaları benden uzak tut!&lt;br /&gt;Siz tam bir mükemmeliyetçisiniz. İşte hızlı ve sakinsiniz, hiçbir arkadaşınızın doğum gününü unutmuyorsunuz ve kütüphaneniz alfabetik sırayla dizili. Fakat bu mükemmeliyetçiliğinizi diyetinize uygulamaya çalıştığınızda başarısızlığa uğruyorsunuz. Genellikle iki hafta uslu duruyor, fakat en sonunda dayanamayıp bir kutu baklavaya yumuluyorsunuz ve battı balık yan gider diyerek diyeti boş veriyorsunuz. "Your Diet Questions Answered" (Diyet Hakkındaki Sorularınızın Cevapları) kitabının yazarı Judith Wils, bu tepkiyi gerilmiş bir yaya benzetiyor. "Eğer yayı çok sıkarsanız, bir anda fırlayacaktır" diyor. Ara sıra şımarıklık yapmanız, iradesiz olduğunuzu göstermez, hepimiz insanız! Rahatlayın, ara sıra kaçamak yapmak diyetinizi uzun dönemde etkilemeyecek. Bir iki gün diyet yapmamak bile bütün çabanızın çöpe gittiği anlamına gelmez. Kısacası, diyetteyken dayanamayıp iki top dondurma yediğinizde, kendinizi suçlu hissetmeyin, tadını çıkarın ve diyetinize devam edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Hayır, hayatı kendime zehir etmiyorum. Sadece sağlıklı olmaya çalışıyorum.. &lt;br /&gt;Tüm kararlılığınıza rağmen, çoğu zaman arkadaşlarınız ve aileniz istemeden diyetinizi sabote ederler. İngiliz beslenme uzmanı Angela Dowden'a göre, genelde sevgisini sizi besleyerek gösteren anneniz tehlikelerin başında gelir. Gizlice verdiğiniz kiloları kıskanan arkadaşınız ise diğer tehlike unsurudur. Siz 42 bedene çıkmışken, "Kilo vermeye hiç ihtiyacın yok" der ve şarap keyfine eşlik etmemenizden dolayı şikayet ederek yarısını yediği dondurmalı tavuk göğsünü size kakalamaya çalışır. Bu iki durumda da, diyetinizi bozmamak için en önemli faktör, tehlikenin farkında olmanızdır. Annenizin önünüze koyduğu yemekleri önünüzden iterek ters ters konuşmayın. Ona yemeğin çok lezzetli olduğunu ama patlayacak kadar doyduğunuzu söyleyin. Arkadaşınızın durumunda ise; kötü niyetli olmadığını kendinize hatırlatın ve ona takıntılı bir şekilde diyet yapmadığınızı, sadece sağlıklı olmak için bu şekilde yemeniz gerektiğini anlatın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►O daracık jean pantolonuma sığmam lazım! &lt;br /&gt;"Diyet yaparken tartılmaya takıntılı hale gelmek mümkündür" diyor Amerika'daki Houseatonic Üniversitesi'- ndeki Besin Uzmanı Profesör Jeniffer Galluzzi. "Genelde insanlar diyetin ilk haftalarında çok kilo verirler ve daha sonra kilo verimi yavaşladığında umutsuzluğa kapılırlar." Gerçek şu ki, vücudunuzun tuttuğu su ve diğer faktörlerden dolayı kilonuz günden güne değişir. Yani her gün tartılmak yerine, haftada bir kere tartılın! Hatta, hiç tartılmayın. Sağlıklı bir beslenme tarzı, özellikle de spora başladıysanız, hayatınızı değiştirecektir. Bu yüzden saplantılı bir şekilde kiloları saymayı bırakın ve sağlıklı beslenmenin diğer avantajlarına yoğunlaşın. Enerjiniz artıyor mu? Sindiriminiz kolaylaştı mı? Cildiniz daha parlak ve sağlıklı mı? Televizyonun karşısında çöreklenip kalmak yerine temiz havaya çıkıyor musunuz? Eğer yeni benliğinizle daha mutluysanız, sağlıklı hayat tarzınızı değiştirmek istemeyeceksiniz. Kendinizi çok daha enerjik hissedeceksiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Garson! ben de onun yediğinden istiyorum! &lt;br /&gt;Konu kilo vermeye gelince, kendinizi ayrı bir birey olarak görmeniz çok önemlidir. Çoğu insan, metabolizması ve vücut yapısı hakkındaki gerçeği inkar eder. Sıska arkadaşınız koca bir tabak makarna ve tatlı yiyerek kilo almıyor olabilir, ama bu sizin de onun kadar yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, herkesin ayrı bünyesi ve metabolizması olduğunu göz ardı etmenize ve yakabileceğinizden çok yemenize sebep olabilir. Bir arkadaşınızın sizinle değilken ne yediğini veya kaç saat spor yaptığını bilemeyeceğiniz için, o sırada ne yiyorsa aynısından söylemek oldukça saçma bir hareket olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Bugün canım sadece fındık fıstık çekiyor!&lt;br /&gt;Glikemik endeks devrimi, sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, kan şekeri seviyesinin oynadığı önemli rolü ortaya çıkardı. Muhtemelen sizin de metabolizmanızı hızlandıran sağlıklı yağlardan haberiniz vardır. Londralı besin uzmanı Ian Marber'e göre, sağlıklı yağlar belli ölçülerde tüketilmezse, onların da bildiğimiz yağlardan hiçbir farkı kalmıyor. Günde iki ya da üçten fazla ara öğün tüketmemeniz lazım. Basit bir ölçü olarak, beş ya da altı fındık ya da iki adet peynirli form bisküvi -altı değil. Kendinize doymak için biraz müddet tanıyın. Eğer her öğününüze protein eklerseniz, mesela yumurta, balık veya et gibi, sürekli atıştırma ihtiyacınız kalmayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Sabah deli danalar gibi koştum, salatayı boşver! &lt;br /&gt;Haftada bir iki kere egzersiz yapmaya başladınız ve kendinize ne isterseniz onu yeme izni verdiniz. "Bu tarz bir alışveriş zihniyeti çok yaygındır" diyor spor diyetisyeni Carrie Ruxton. Kilo problemi olanlar, kalori ve yağ yaktıkları için, her istediklerini yiyebileceklerini zannediyorlar. Ama durum sanıldığı gibi değil. Yediklerinizi kayda değer oranda arttırmak istiyorsanız, haftada en az beş kere ağır spor yapmanız gerekir. Bunun yerine, makarna, pilav, patates ve kahvaltı gevreği türevi yiyecekler tüketerek kaslarınıza daha çok enerji sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Acı yoksa kazanç da yoktur! &lt;br /&gt;Diyet yapmayı bir işkence gibi görüyorsunuz, çok yediğinizden ötürü aldığınız kiloları vermek için, kalorili yiyeceklerden sanki zehirliymiş gibi kaçıyor veya tek besinli (lahana çorbası diyeti gibi) diyetlere başlıyorsunuz. "Çok geçmeden, canınız yasak olan yemekleri deliler gibi istemeye başlayacaktır, vücudumuz gün içinde bir döngü halinde bu isteği yineler" diyor Rockefeller Üniversitesi Profesörü Sarah Leibowitz. Sabahları, beynimizde "Neuropeptide-Y" isimli bir kimyasal salgılanır. Bu kimyasal, enerji veren karbonhidratlara olan ihtiyacımızı tetikler. Gün içinde bu kimyasal azalır ve proteine olan ihtiyaç artar. Akşamüstleri ise "galanin" adlı kimyasal, vücudun gece boyunca sürecek olan açlığa hazırlanması için, yağlı gıdalara olan isteğimizi tetikler. Başarıya ulaşmanın yolu, bir anda yağsız, karbonhidratsız ve tatsız bir diyete başlamak yerine, yavaş dengeli beslenmeye başlamanızdır. Araştırmalara göre; yağı bir anda kesen diyetler, depresyona yol acıyor. Bu yüzden yağı, balık, et, fındık, zeytinyağı ile almanız gerekli. Bunun yanında karbonhidrat olarak tam tahıllı ekmek ve kepekli makarnayı, protein olarak da yumurta, balık ve yoğurdu diyetinizden eksik etmemeniz şart. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Ne demek ayda 10 kilo veremezsin?&lt;br /&gt;Kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymaktan vazgeçin. Kilo vermek söz konusu olduğunda, hız ve sağlık zıt anlamlı sözcükler haline geliyor. Yani, eğer sağlığınızı koruyarak zayıflamak istiyorsanız, hedefiniz en fazla haftada 1 kilo vermek olmalı. Bundan fazlası verildiğinde, adetlerinizin düzensizleşmesi, bağışıklık sisteminizin zayıf düşmesi ve benzeri birçok sağlık problemi yaşanabiliyor. Üstüne üstlük, verilen kilolar oturmadığı için diyeti kestiğiniz an, normalde alacağınızdan çok daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Dengesiz bir diyet yaptığınızda, vücudunuz kendisini koruma altına almak için metabolizmanızı yavaşlatır ve bu yüzden yediklerinizi yakamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►İnanılmazım! diyete başladım, yeni bir işe girdim ve taşınıyorum ! &lt;br /&gt;Diyet yaparken kısa sürede kilo vermekten daha önemli olan nokta, doğru beslenmeyi öğrenmektir. Bunun için kötü alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz zor olabilir. Yıllardır her sabah 3 dilim beyaz ekmek yiyor olmanız bunun vücudunuz için doğru olduğu anlamına gelmez, 2 dilim kepek ekmeğini tercih etmeniz gerekir. Ne olursa olsun, hayatınızın bir alanında köklü bir değişiklik yapmanız için aile ve iş gibi diğer alanlarında sakin ve huzurlu olmanız şart. Bu yüzden eğer bu sefer fazla 10 kilonuzu vermekte kararlıysanız, sevgilinizin iş değişikliği, eşinizin orta yaş krizi gibi bir dönemde bir de diyetle uğraşmasanız daha iyi olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Sadece 100 gram vermişim! saçmalık! &lt;br /&gt;Çok sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor, fakat neden bir türlü kilo veremediğinizi anlayamıyorsunuz. Belki de suçu kaşla göz arasında hüplettiğiniz abur cuburlarda aramalısınız! "Ya ofiste kahvenizin yanında yediğiniz iki parça çikolatayla, evde yemek yaparken atıştırdığınız cipsleri unutuyorsunuz ya da kendinizi kandırıyorsunuz. Sürekli ufak ufak yediğiniz ekstralar günün sonunda birikip, kilo vermenizi engelleyebilir. Bunun çözümü yediğiniz her şeyi dürüst bir şekilde bir deftere yazmaktır, içecekleri de unutmamak şartıyla. Yemeği nerede yediğiniz ve o sırada başka neyle meşgul olduğunuzu yazmanız da çok önemlidir; çünkü bu sayede sıkıntıdan veya düşünmeden atıştırdığınız zamanları ortaya çıkarmış olacaksınız. Mesela çoğu kişi televizyon karsısında veya ofis masasında gereksiz yere atıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor Sorular, Kolay Cevaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Sağlıklı kumaş nedir? Nelere dikkat etmeliyim?&lt;br /&gt;Cevap: Kıyafetlerin kumaşında kullanılan boyalar, kimyasallar ciltte alerjiye sebep olabiliyor. Bu nedenle giysileri giymeden önce kısa programda yıkamalısınız. MKS Devo Tekstil Danışmanlık şirketinden Korgun Şengün, "Nefes alabilen, güç tutuşur, antimikrobiyal özellik taşıyarak insan sağlığını ön plana çıkaran, buruşmaz, ter kokularını engelleyen, su, yağ ve kir itici özellikleri ile kullanım kolaylığı sağlayan kumaşlar sağlıklıdır" diyor. Şengün'e göre, satın alınacak ürün koklanmalı ve beklenmedik bir koku varsa tercih edilmemeli. Koyu renkli giysiler alınırken, beyaz bir kumaş veya kağıt parçası yaklaşık 10 kere sürtülerek beyaz kumaşın ne kadar kirlendiğine bakılmalı, beyaz kumaşın çok kirlenmesi boyanın kaliteli olmadığını gösteriyor&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5851480249245538190?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5851480249245538190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/evlilik-kilo-aldrr-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5851480249245538190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5851480249245538190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/evlilik-kilo-aldrr-m.html' title='Evlilik kilo aldırır mı?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7663529020063538334</id><published>2010-01-26T08:22:00.000-08:00</published><updated>2010-07-18T09:48:22.746-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Erkeklerin Kadınlardan Duymak İstemediği 15 şey?</title><content type='html'>Her erkek güzel şeyler duymak ister özelliklede kadınlardan. Ama işler bazen istediğimiz gibi gitmeyebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde hiçbir erkeğin duymak istemeyeceği 15 şeyi araştırdık ve bulduk! Bu yazıyı ne duymak ne de bir daha okumak isteyeceksiniz!&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- "Düşünüyorum da"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınları çözemeyen erkeklerin bu cümle karşısında afalladıkları kesin. Ucu açık bir cümle olan "düşünüyorum da" kadınların o an sizin pek hoşlanmayacağınız birşeyden bahsedeceğine dair en iyi işaretlerden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- "O masa rezerve"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalık bir grupla veya sırf kızarkadaşınızla gittiğiniz bir mekanı düşünün. Heryer dolu bir boş masa görüyorsunuz ve koştura koştura oraya gidiyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki garson başınızda ve o cümleleri söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- "Ne zaman çocuk yapacağız?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların evlendikten sonra çocuk doğurma isteklerinin kabardığını kimseye anlatmanın herhalde bir lüzumu yoktur. Çocuk seven bir erkek veya baba olmaya aday bir kişi olabilirsiniz ama bu soru kesinlikle tüylerinizi diken diken edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- "Hayatım ben kilo mu aldım?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet çoktan seçmeli yerine çoktan hileli bir soruyla karşı karşıyasınız. Bu soruya tüm erkeklerin hazırlıklı olmasında yarar vardır çünkü vereceğiniz evet ya da hayır yeterli olmayacaktır. Açıklamalarınıda hazırlamanız gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Uyurken başka bir erkeğin adını sayıklaması "Salih, Salih"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan uykusunda konuşabilir. Eğer kızarkadaşınız aralıksız bir şekilde size kabuslar geçirtecek kadar başka bir erkeğin adını sayıklıyorsa bu durum kötüye işaret demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Bir alışveriş merkezinde otomobilinizin plakasının anons edilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde bu tip anonslar sık sık başınıza gelmesede bu bir yemek yeme anında veya sinemaya yetişmeye çalıştığınızda başınıza gelirse kötü olur. Anonstan otomobilinizin plakası okunurken yanlış yere park ettiğiniz aklınıza gelece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- "Ehliyet-ruhsat lütfen"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik cezaları bu kadar pahalıyken hele haftasonunda bir gece vakti bu soruyla karşılaşmışsanız yandınız demektir. İçkili araba kullanmanın cezasını sonuna kadar çekmeye hazrılanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- "Bugün annemlere mi gitsek?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynana gelin gerginliğinin benzerini erkeklerde yaşıyor. Anneme gidelim diyen bir kadın çoğu erkeği ürkütebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- "Hamileyim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoppala, şimdi nereden çıktı bu diyenler ve daha fazlasını söyleyecek birçok erkek dünya üzerinde bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- "Üzgünüz ama kartınızın bakiyesi yeterli değil"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam fotoğraflık bir kare. Özellikle de sevgiliniz yanınızdaysa en az birkere denemenizi tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- "Biraz erkek ol"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten erkek değil miyim? sorusunu kendinize asla sormayın. Olumsuz bir durum karşısında bekleneni veremediğiniz zaman bu karşılığı alabilirsiniz. Bu lafı duymak istemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- "Onunla birlikte oldun mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru geldiği zaman anlayın ki onu aldattınız ve büyük bir kavga geliyorum diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- "Bende bir değişiklik farkettin mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın kadınlar detaycıdır. Sizinde bazen bu küçük detayları görmeniz gereklidir. Kadınların yaptıkları değişiklikleri ne kadar erken farkederseniz o kadar iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- "Konuşmamız gerek"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlardan bu cümleyi herhangi bir ülkede herhangi bir dilde duyarsanız duyun anlamı aynı olacaktır. Bela geliyorum diye bağırıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- "Bu gece olmaz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların erkeklere vereceği en büyük cezalardan biri cinsellikle alakalı olanıdır. Bir erkeğin duymak istemeyeceği en temel cümlelerden biri budur. Özelliklede tekrarlanan bir seri halinde her gece oluyorsa.k.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7663529020063538334?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7663529020063538334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/erkeklerin-duymak-istemedigi-15-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7663529020063538334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7663529020063538334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/erkeklerin-duymak-istemedigi-15-sey.html' title='Erkeklerin Kadınlardan Duymak İstemediği 15 şey?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7790691780020785344</id><published>2010-01-26T08:15:00.001-08:00</published><updated>2010-05-05T10:43:51.381-07:00</updated><title type='text'>İlişkinize zarar veren huylar</title><content type='html'>İlişkinizi güçlendirdiğini düşündüğünüz bazı alışkanlıklarınız ilişkinizin temelini çürütebilir. İlişkinize bilmeden zarar veriyorsanız, hemen bunu tersine çevirmenin yollarını bulmalısınız.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgililerine çok düşkün olan erkekler hiçbir neden yokken, kadınların bazı alışkanlıklarının etkisiyle yanlış yollara sürüklenebiliyorlar.Burada korkutucu olan şey, kadınların sevgi dolu bu eylemlerini ilişkilerinin güçleneceğini düşünerek yapmaları.Psikolog Paul Coleman zarar görmüş birçok ilişkinin, hep bu ilişki için iyi olacağı düşünülen davranışlardan etkilendiğini belirtiyor. Coleman "Yanlışlıkla yaptığınız ve ilişkiye zarar veren bu davranışlardan sakınmalı, ilişkinizin zarar görmesini engellemeli ya da tersine çevirmelisiniz"diyor. Bilmeden yaptığınız beş temel hatayı sizin için belirledik ve bunlardan hızla kurtulmanız için tavsiyelerde bulunduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Sevgilinizin Arkadaşlarıyla Çok iyi Geçinmek &lt;br /&gt;Arkadaşlarıyla iyi anlaşarak sevgilinizin dünyasına girebilirsiniz. Ama sevgilinizin arkadaşlarıyla sıkı bağlar kurmanız bir aşk suçu işlemenize neden olabilir.İnternette onlarla sürekli sohbet etmenizya da kişisel sorunlarınızı onlara açmanız ilişkinize zarar verebilir.Psikolog ve yaşam koçu Michelle Callahan erkeklerin genellikle kadınlar kadar kolay yakınlık kuramadıklarını belirtiyor."Erkeklerin duygularını en iyi arkadaşlarıyla bile paylaşabilmeleri için zamana ihtiyaçları vardır" diyor Callahan.Sevgilinizin arkadaşlarıyla özel duygusal sorunlarınızı paylaştığınızda, arkadaşlarından özellikle sizin hakkınızda tavsiyeya da destek almak isteyen sevgilinizin açıkça konuşabilme şansını tehlikeye sokmuş olursunuz. Sevgilinizin yanında arkadaşları olduğunda siz de her zaman onlarla birlikte vakit geçiriyorsanız, er yada geç sevgiliniz, ilişkiniz dinamikliğini kaybettiği için size kızmaya başlayacaktır.Sevgilinizin arkadaşlarıyla aranızdaki mesafenin yeterli olduğundan emin olmak istiyorsanız, onlarla dengeli bir şekilde vakit geçirmeye çalışın. &lt;br /&gt;"Yapın, Kırmayın"adlı kitabın yazarı psikolog Bonnie Eaker Weil sevgiliniz arkadaşlarıyla futbol izlemek istediğinde ya da ira içmek için dışarı çıktığında onu yalnız bırakmanızı öneriyor. Tatil günlerinizde kendi arkadaşlarınızada zaman ayırmalısınız. Böylece doğal olarak sevgilinizin arkadaşlarına özel duygularınızdan bahsetme ihtiyacı duymazsınız ve ilişkiniz ihtiyaç duyduğu arkadaş dengesine kavuşur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Çok Bakımsız Olmak &lt;br /&gt;Bazen bol, biçimsiz giysiler giymeniz,beyzbol şapkası takmanız ya da sevgilinizin eski giysilerini giymeniz eminiz ki anlayışla karşılanabilir. Birçok kadın, erkeklerin her koşulda rahat, dolayısıyla bakımsız kadınları tercih ettiğine inanıyor.Bu doğru bir düşünce değil. Erkeklerin çoğu kendilerini duygusal açıdan fazla zorlamayan kadınlardan hoşlanırlar, bu düşünce dış görünüş için geçerli değil.İlk kez beraber olduğunuz zamanları bir hatırlayın, onu etkilemek için nasıl da çaba gösteriyordunuz: Her gün duş alıp cildinizi nemlendiren güzel kokulu losyonlar kullanmıyor muydunuz? Ya da büyükanne külotlarınızı ona göstermemek için saklamıyor muydunuz? Zaman geçtikçe sevgilinizin yanında kendinizi daha rahat hissetmeye başlamanız çok doğalama üstünüze başınıza biraz dikkat etmelisiniz.Coleman erkeklerin en ufak değişiklikleri bile hemen fark edebildiklerini belirtiyor: "Erkekler görselliğe çok önem verirler, ilk zamanlardaki gibi güzel görünebilmek için vakit harcamıyorsanız, sevgiliniz aşkın ateşli yanını kaybedebilir" diyor.O yüzden hep çekici görünün, dudaklarınıza hafif seksi rujlar sürün, sevgilinizin sevdiği düşük belli pantolonlardan giyin. Bunlar sevgilinizin size karşı her zaman istekli olmasını sağlayacak ve herzaman sizin onu ne kadar çok sevdiğinizi hatırlatacak ipuçları olacaktır. Sevgiliniz sizi birlikte vakit geçirdiği ve yanında rahatladığı bir kadın olarak görmek yerine güzel bir kadın olarak görmeye başlayacaktır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Ona Prens Gibi Davranmak &lt;br /&gt;20.00'da akşam yemeği için rezervasyon yaptırdınız ve 30 dakika geçtiği halde hâlâ sevgilinizi bekliyorsunuz. Barmen sevgilinizin gelmeyeceğine dair iddiaya girmeye başladığı halde siz onu beklemeye devam ediyorsunuz. Sevgiliniz aceleyle üzgün bir şekilde size doğru yaklaşıp"Geç mi kaldım?" dediğinde;&lt;br /&gt;a) Hatır için onunla akşam yemeğini yersiniz ama onu cezalandırırsınız. &lt;br /&gt;b) Nedenini sorarsınız. &lt;br /&gt;Zarif kadınlar 'b' seçeneğini seçmeli.Sevgiliniz sizi gerçekten incitecek yada kızdıracak bir şey yaptığında, kızgınlığınızı ya da kırgınlığınızı o anda ona açıklamazsanız,bunu yapmaya devam edecektir. Coleman erkeklerin kadınların sabır sınırlarını test ettiklerini belirtiyor ve ekliyor: "Erkekler sınırı aştıklarında sizden aldıkları tepkiyi ölçer ve bundan sonraki adımlarını ona göre atarlar." Öte yandan fikrinizi ve ne hissettiğinizi ona anlatarak kendinize olan güveninizi göstermiş olursunuz. Bu da erkekler tarafından bir şikayet olarak değil, özgüven olarak algılanır ve bu da sizi seksi bulmasını sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Her Zaman Dürüst Olmak &lt;br /&gt;Sevgiliniz her zaman gerçeklerle başetmeyi başaramayabilir. Bazen beyaz yalanlar söylemek zorunda kalabilirsiniz."Dürüstlük sağlıklı ilişkilerin temel taşlarından biri olsa da, bazen gerçekleri itiraf etmeniz ilişkinize güvensizlik duygusunu ve kızgınlığı bulaştıracaksa sizin için iyi bir politika olmayabilir" diyor Weil. Tabiiki büyük yalanlar söylemek ciddi üzüntülere neden olabilir. Sevgilinizin duygularıyla oynamanız sizi bir Pinokyo'ya çevirebilir.Bahsettiğimiz ikinizin de huzurunu bozmayacak küçük yalancıklar.Örneğin, sevgiliniz size ailenizin onun hakkında ne düşündüğünü sorduğu zaman, ailenizin onu sizden 10 yaş büyük kuzeninize benzettiğini ve aslında pek beğenmediklerini söylemek zorunda değilsiniz. "Sevgilinize yalan söylediğinizde çok fazla ayrıntıya girmemelisiniz,sonradan sevgilinizin yalanınızı ortaya çıkarması çok daha kolay olur" diyor Weil.Üstü kapalı bir şekilde konuşarak durumu kurtarabilirsiniz: "Ailem benimle ilgili konularda bana pek bir şey söylemez"diyebilirsiniz. Suçluluk hissetmenize hiç gerek yok. Erkekler çoğu zaman yalan söyleseler de, suçluluk hissetmezler. "Erkekler bilgilerini paylaşma konusunda bencildirler ve sağlam bir açıklaması olan şeyleri kadınlara söylerler. Siz dedürüstlük konusunda onları taklit edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►İlişkiyi Her Şeyin Üzerinde Tutmak&lt;br /&gt;İki insanın birlikte çok mutlu olması onların birbirine yapışık hareket etmeleri gerektiği anlamına gelmez. Ya da "O beni tamamlayan bir parçam" gibi cümleler söylemek, sürekli "biz" kelimesi üzerine vurgu yapmak insanlara mutluluk getirmez.Kendinizi kızarmış patates üzerindeki ketçap ve mayonez gibi hissetmenize gerek yok. İlişkiniz çok uzun süredir devam ediyor olsa da, ilişki içindeki statülerinizi kaybetmemeniz çok önemli.Weil "Kendiniz için dışarı çıkıp zaman harcamıyorsanız, ilişkiniz bayatlamaya ve heyecanını kaybetmeye başlayabilir" diyor.En sağlıklı, en mutlu çiftler birbirlerinden ayrı olarak özgürce vakit geçiren çiftlerdir.Tek başınıza bir şeyler yapmak için can atıyorsanız, mutlaka onları yapın.Hafta sonları siz kız arkadaşlarınızla, sevgilinizde erkek arkadaşlarıyla uzak yerlere kaçabilmelisiniz. Cumartesi geceleri kafanıza göre tek başınıza eğlenebilmelisiniz.Sevgilinize yatak odasında bağlı kaldığınız sürece hiçbir sorun yok. "Hayatınızı dengeli bir şekilde devam ettirmek istiyorsanız, özgürlüğünüze önem vermelisiniz. Kendinize olan saygınızı yitirmemeniz ilişkinizin sağlığı için çok yararlı" diyor Weil ve ekliyor "Kendinize ait bir şeylerin olduğunu sevgilinize göstermeniz, onun size saygı duymasını sağlayacak ve o da kendi hobileriyle ilgilenebilicektir. Bu da ilişkinizi ayrı olduğunuz zamanlarda bile güçlü kılacaktır. İlişkinizin her zaman canlılığını koruması kendinize ait bir yaşamınızın olmasıyla mümkün. Bunu sakın unutmayın&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7790691780020785344?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7790691780020785344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/iliskinize-zarar-veren-huylar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7790691780020785344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7790691780020785344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/iliskinize-zarar-veren-huylar.html' title='İlişkinize zarar veren huylar'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3283951613827357653</id><published>2010-01-17T05:45:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:44:04.843-07:00</updated><title type='text'>İşte adım adım baştan çıkarma sanatı</title><content type='html'>Birkaç saniye içinde ortamı ısıtmak mı istiyorsunuz? Yada sevgilinizi yavaş yavaş havaya sokmak mı? Her şey sizin elinizde… İşte çeşitli zaman dilimleri için 29 ipucu ile baştan çıkarma rehberi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 saniyede içindeki vahşiyi uyandırın &lt;br /&gt;Sevgilinizi 30 saniye içinde kışkırtmak istiyorsanız, bunu onun en beklemediği zamanda yapmak durumundasınız. İçgüdülerine hitap edin ki o da refleks olarak cevap versin.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MU12zONNI/AAAAAAAAAuY/-nPdMw_yP98/s1600-h/554946168750.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 161px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MU12zONNI/AAAAAAAAAuY/-nPdMw_yP98/s320/554946168750.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427704891387557074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;►Çıplak Gerçekler:&lt;br /&gt;Şimdiye kadar en az bin kere aksesuarlar hakkında konuşulduğunu duymuşsunuzdur. Ama hiç denememişsinizdir öyle değil mi? Mumlar, yüksek topuklu ayakkabılar, parlayan bir ten, kıpkırmızı bir ağız, göbek deliğine kadar sarkan bir kolye… Onun karşısına çıkışınızı planlayın. Kapıyı ilk önce ufak bir parça açın, sonra geri çekilin ve sonuna kadar açın. Duvara yaslanın, tek eliniz kolyeyle oynarken ağzınızdan tek bir kelime çıksın: "Gel!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Laga Luga Yapmadan: &lt;br /&gt;Ona ne istediğinizi net bir şekilde söyleyin: Onu istiyorsunuz, hem de şimdi! Arabada, ev kapısının hemen önünde, merdivenlerde, asansörde vs. "Acaba", "keşke", "sence?" gibi ifadeler kullanmaktan kaçının. Bir cümlede tüm arzunuzu ifade edin: Şehvet, cesaret, vaat… Yalınlık buradaki baştan çıkarıcı kuvvet! "Al beni şimdi!", "Seni hissetmek istiyorum!"… cümleleri sayesinde eşinizin dizlerinin bağını çözebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Öpücüğün Cazibesi: &lt;br /&gt;30 saniyelik bir öpücükle partnerinizi baştan çıkarmak mı istiyorsunuz? Bunun en kolay yolu öpücük sırasında onu kendinize doğru çekmenizden geçer. Bir elle ensesindeki saçları okşayın, diğer elinizle kemerini tutun, bu sırada kendinizi biraz geri çekin ama öpmeye devam edin. Vücudunda oluşan hormon kokteylinin sinyallerine daha fazla karşı koyamayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Yardım Bahanesi:&lt;br /&gt;İçindeki koruyucu güdüleri harekete geçirin. Elbisenizin fermuarını kapatacağı sırada altınızda başka bir şey olmadığını görmesini sağlayın. Kolye takmanıza yardım etmesini isteyin, kolyeyi taktıktan sonra ikinci bir isteğiniz daha olduğunu söyleyip ensenizi gösterin ve "Isır beni!" deyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Nefes Taktiği: &lt;br /&gt;Bu taktiği aynada kendiniz de test edebilirsiniz. Gözlerinizin içine bakarken, burnunuzdan nefes alın ve hafif aralık duran ağzınızdan nefesinizi verin. Bakışınızdaki yoğunluğu fark ettiniz mi? Bu bakışın kullanımı için en iyi 30 saniyelik zaman "Yapalım mı? Yapmayalım mı?" sorusuna cevap aradığınız sıradadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 dakikada mantığını devreden çıkarın &lt;br /&gt;120 saniye içinde şu anda neden seks istemeyeceğini düşünmeye fazlasıyla yetecek kadar uzun bir zamanı olacak. Bir randevu, yorgunluk, televizyonda futbol… O yüzden içindeki sansürün devre dışı bırakılması gerekiyor. Duyularına hitap ettiğiniz takdirde etkilenmemesine imkân olmayacak. Koklamak, tatmak, duymak, hissetmek, görmek beyninin cinsellikle ilgili kısımlarının uyanmasını sağlayacak. Çok taze aşık olma devrini geçmiş çiftler için ideal öneriler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Bembeyaz: &lt;br /&gt;Vanilyalı puding, limonlu mus, panna kotta, dondurma... Önemli olan beyaz olması. Parmağınızdaki tatlıyı ağzınıza götürüp parmağınızı yaladığınızda erotik çağrışımlar direkt olarak partnerinizin arzularını uyandıracaktır. Oyunu karşı konulmaz hale getirmek için kalp atışlarınızı hızlandıracak seksi melodiler içeren bir şarkının çalıyor olmasını da unutmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Yaramaz Tırnaklar: &lt;br /&gt;Ojeli tırnaklar dikkatleri el hareketleri üzerine toplar. Konuşurken kendi kendinize parmaklarınızla oynayın, parmaklarınızı dudaklarınızın, boynunuzun üzerinde gezdirin. 2 dakika içinde neyle karşı karşıya olduğunu anlayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Avcunun İçi Gibi: &lt;br /&gt;Demin söz ettiğimiz nefes yöntemini sevmiş miydiniz? Çok güzel. Nefes alıp verirken bir elini alıp sırtınıza koyun, diğer elini de poponuza ya da nereye istiyorsanız oraya… Eğer onu uzun zamandır tanıyorsanız, en sevdiğini bildiğiniz yere koyun elini. Gerisini anlayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Zevkin Kokusu:&lt;br /&gt;Bu, yazar Jackie Collins'ten öğrenilmiş bir taktiktir. Bacak aranızdaki nemden bir miktar alıp dudakla burnunuzun arasına sürün ya da kırıntı temizleyecekmiş gibi yapıp onun dudağının üstüne sürün. Öpüştüğünüz zaman bu koku hormonlarının hiç çaktırmadan harekete geçmesini sağlayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Ses Verin: &lt;br /&gt;Seyrettiğiniz film gittikçe daha da sıkıcı hale geliyor. Bir reklam arasını fırsat bilip sesini bir miktar kısın. Bir yandan ona sürtünürken sessiz sessiz inlemeye başlayın. Hipnotize olmuş gibi sesleri takip edecektir. Erkekler işitsel olan her şeyi çok severler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 dakikada şeytan ayrıntıda saklı &lt;br /&gt;10 dakikalık baştan çıkarma oyunu uzun bir aşk gecesi için mükemmel bir başlangıç olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Ayak Üstü Striptiz:&lt;br /&gt;Elbisenizin altında ne varsa hepsini çıkarın. Bunun için yandan açılabilen bir külot, balensiz sutyen ve askısı olmayan jartiyer çoraplarına ihtiyacınız olacak. Düğmeli bir bluz ve bir etek giyin. Striptiz yapmak için en uygun zaman uzun bir davetten sonra eve dönüş yoludur. Yol süresince iç çamaşırlarınızı teker teker çıkartıp sürücünün kucağına atın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Duş Keyfi: &lt;br /&gt;Sevgiliniz her zamanki gibi duşunu alıyor. Siz elinizde bir bardak meyve suyuyla banyoya giriyorsunuz. O meyve suyunun keyfini çıkarırken siz, önce saçlarını sonra vücudunu sabunlamaya başlıyorsunuz. Önemli olan cinsel organına en erken 9,5 dakika sonra temas etmeniz. Sevgiliniz çoktan hazır olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Aşkın Ritmi:&lt;br /&gt;Blues müziğinin ritmi insanların cinsel ilişki sırasındaki ritmiyle benzerlik gösterir. Başka hiçbir müzik türü erotizme bu kadar yakın değildir. Bu müzik eşliğinde eşinizle dans edin, tabii sıcak öpücükleri de unutmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kremli Kandırmaca: &lt;br /&gt;Cumartesi gecesi… Dışarı çıkmayı planladınız ama aslında evde kalıp sevişmek daha cazip geliyor. Küçük bir kandırmacayla gecenin gidişatını istediğiniz yönde değiştirebilirsiniz. Cinsel organınıza bir miktar kayganlaştırıcı jel tatbik edin. Bundan sonraki dakikalarda sevgilinize sarılın, öpün… Sonra ellerini bacak aranıza koymasını sağlayın. Evde kalmak isteyeceği kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Canınız Nasıl İsterse:&lt;br /&gt;Romantik bir akşam yemeği için bir restorandasınız. Sevgilinize ufak bir ricanız olduğunu söyleyin. Tuvalete gidip, iç çamaşırını çıkartmasını istediğinizi söyleyin. Bunu kabul ettiyse, yolda aklınızdan geçenleri hayal etmeye başlayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 dakikada fantezilerini ateşleyin &lt;br /&gt;Keyfiniz yerinde ve onu yavaş yavaş baştan çıkartmak istiyorsunuz. Yeterince vaktiniz varsa işte önerilerimiz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kara Kutu: &lt;br /&gt;Evde geçirmeyi planladığınız bir akşam için önceden sigortaları attırın. Sevgilinize evde mum da kalmadığını söyleyin. Tamamen karanlık ortamlarda konuşulan konular bile yavaş yavaş ateşlenir çünkü karanlık çekingenlikleri ortadan kaldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Kitap Okuyucusu: &lt;br /&gt;Çok az erkeğin aklına sevgilisiyle randevusunda kitap okumak gelir. Rahat yayılabileceğiniz bir mekan hazırlayın. Minderler ve mumlar eşliğinde, rahat, duyusal bir roman mesela, Marguerite Duras'dan "Sevgili"yi ona yüksek sesle okuyun. Hatta bir kadeh şarap için. Birbirinize temas edecek şekilde oturun ve kitabı okuyun. Onu kelimelerinizle baştan çıkarın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Yağlı Masaj: &lt;br /&gt;Onu masaja davet edin. Ayakları, sırtı, parmakları gibi yerleri ihmal etmeyin. Bir süre masaj yağını kendinize sürün ve masajı vücudunuzla yapmayı sürdürün. 15 dakika sonra yerleri değiştirin, şimdi o size masaj yapacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Rekabet Hissi: &lt;br /&gt;Hafif bir kıskançlık sevgilinizin kanındaki testosteron oranını hızla yükseltmeye yarayacaktır. Mesela birlikte dans etmeye gittiğiniz zaman, pistte yakışıklı bir adama göz ucuyla bakın sonra da kavalyenizin bacaklarının arasına bakın. Bundan sonra: "Yalnız kalabileceğimiz bir yerlere gidelim mi?" diye sorabilirsiniz. İşe yaramayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►İçinizdeki Çocuk: &lt;br /&gt;Evin içinde itişip kakışmak… Neden olmasın? Üzerinize tek hamleyle çıkartılabilecek hafif elbiseler, ipek gecelikler giyin. Klasik yöntemler her zaman işe yarar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün hevesini arttırın &lt;br /&gt;Ön sevişmenizi günün içine yayın. İşin sanatı zevki adım adım, ufak ufak inşa edip günün sonunda ödülü almakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Tehlike ve Cazibe: &lt;br /&gt;Bir erkeğin kadında neyi çekici bulduğuna dair yapılan araştırmalar sonucunda; heyecan verici durumlarda gerçekleşen vakitlerdeki kalp çarpıntısının olaydan çıkarak kadına yöneldiğini ortaya koyulmuş. Heyecan yüzünden hızlanan kalp atışları hedefini şaşırıp aşka çarpıyormuş. Bu yüzden size önerimiz hafta sonları küçük kaçamaklar düzenleyin. At yarışı, dağ tırmanışı, doğa yürüyüşleri, gokart sürüşü ya da bungee jumping. Heyecan oranınızdaki yükselişi göreceksiniz. Akşama randevunuz mu var? Gündüzden alıştırmalara başlayın. Öğlene doğru bir SMS ile onu öpeceğiniz için ne kadar sevindiğinizi iletin. Saat 3'e doğru bir e-posta gönderin ve akşam ne içmek istediğini sorun. Buluşmadan 1 saat önce ise arayıp, sizin sevdiğiniz parfümü sürmesini rica edin. Eve geldiğinde nerede olduğunuzu yazdığınız bir not kağıdı bulsun. Siz de uzanıp onu bekleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Cumartesi Gecesi Ateşi: &lt;br /&gt;Bir anlaşma yapın. Gelecek cumartesi gündüz için planları sevgiliniz yapsın, akşam için ise siz yapın. O muhtemelen bir restoranda masa ayırtırken siz bir otelde oda ayırtın. Ayrıca çift kişilik masaj için de sıranızı ayarlayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Ter İçinde:&lt;br /&gt;Saunadan, hamamdan ya da buhar banyosundan yeni çıkmış bir kadının görüntüsü son derece davetkârdır. Birlikte saunaya girin. Vücudunuzla barışık olduğunuzu görmesi için mükemmel fırsat. Saunadan çıkışta aromatik yağlarla masaj yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hafta beklesin!&lt;br /&gt;Uzak yerlerde oturuyorsunuz ve hafta sonuna doğru heyecanlanmaya başlıyorsunuz. Ya da daha yeni tanıştınız, biraz zaman istiyorsunuz ama arayı da soğutmadan. Belki de birazcık oyunun uzun süreli ilişkinize iyi geleceği kanaatindesiniz… O zaman biraz uzun vadeli düşünmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Haftanın Resmi: &lt;br /&gt;Polaroid kamerayla yedi tane kendi fotoğrafınızı çekin. Ağzınız, dekolteniz, bacaklarınız… Vücudunuzun herhangi bir ayrıntısı... Her gün bu fotoğraflardan bir tanesini ona postalayın. Yedinci fotoğrafa buluşma yerini ve saatini yazın ki resim tamamlansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Gizli Mektup: &lt;br /&gt;Şu anda yanınızda olsaydı onunla neler yapacağınızı anlatan erotik bir mektup yazın. Sonunda bir buluşma zamanı ve yeri verin. Zarfa koymadan önce mektubu çok da küçük olmayan parçalara ayırın. Mektubu aldığı zaman neler düşündüğünüzü öğrenebilmek için yap-bozu tamamlaması gerekecek… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►Arkası Yarın:&lt;br /&gt;Küçük bir roman yazmaya başlayın. Ana karakterleri siz ve partneriniz oluştursun. E-posta yoluyla her gün küçük bir parçasını yollayın. Bazı yerlerde durun ve ondan ilham istediğinizi söyleyin. Mesela, bardaki buluşmada kadın nasıl davransın ya da adam kadını nasıl öpecek? Birbirlerine ilk defa ne zaman dokunacaklar gibi. Bu arada onun iç dünyasındaki erotizmi keşfedebileceksiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►İki İleri Bir Geri:&lt;br /&gt;Bir ilişkinin en başı, tarafların birbirlerine mesafeli olmaları yüzünden zordur. İlk buluşmada bir adım ileri atıyorsanız iki adım geri atmalısınız. Sıcak ve güzel bir öpücük tamam ama yemekten sonra evde kahve içmek yok gibi… İkinci buluşmanız bir öğle yemeği için. Birlikte daha uzun zaman geçiremediğiniz için ne kadar üzgün olduğunuzu anlatın. Ancak 4. buluşmada evinize davet edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Günlük Plan: &lt;br /&gt;Tıpkı masallardaki prensler gibi o da sizi elde etmek için bütün bir hafta boyunca hazırlık yapmalı. Küçük bir kutunun içinde yedi tane numaralanmış kâğıt parçasına hafta boyunca yapması gerekenleri yazın. Erkekler kadınların kendilerine erotizm konusunda doğrudan direktifler vermelerine bayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;►1. gün: Yeni yatak çarşafları satın almak.&lt;br /&gt;►2. gün: Seksi bir Cd temin etmek. &lt;br /&gt;►3. gün: Erkek iç çamaşırları almak.&lt;br /&gt;►4. gün: 7. gün için planladıklarını size bir mektupla bildirmek. &lt;br /&gt;►5. gün: Sıcak bir banyo alıp gevşemek.&lt;br /&gt;►6. gün: Şampanyayı buzdolabına koymak.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3283951613827357653?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3283951613827357653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/iste-adm-adm-bastan-ckarma-sanat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3283951613827357653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3283951613827357653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/iste-adm-adm-bastan-ckarma-sanat.html' title='İşte adım adım baştan çıkarma sanatı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MU12zONNI/AAAAAAAAAuY/-nPdMw_yP98/s72-c/554946168750.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3643389869894510467</id><published>2010-01-17T05:43:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:44:18.719-07:00</updated><title type='text'>Çocuk sahibi olamayanlara müjde!</title><content type='html'>Baba olmak isteyen ancak spermlerindeki DNA yapısının bozukluğu nedeniyle çocuk sahibi olamayan erkeklere müjde!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ve Fransız doktorlar ele verdi ve ortak bir çalışmaya imza attı. Buna göre `Çinko, selenyum, betakarotenle C, B9, B12 ve E vitaminlerinden oluşan kombine tedavi, sperm DNA hasarının azaltılmasında açık bir şekilde olumlu sonuç verdi..&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Timur Gürgan, `Hastaları spermlerindeki bozulmalara göre üçe ayırıp her birine farklı antioksidan tedavisi uyguladık` diye konuştu. Gürgan, elde ettikleri sonuçları ise şöyle anlattı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sperm DNA`sındaki parçalanma yüzde 30`dan büyük ve spermin aktifliği yüzde 20`den küçükse: C, E vitaminleri, betakaroten, çinko, selenyum betaselen takviyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aktiflik yüzde 30`dan büyük ve parçalanma yüzde 20`den küçükse: Çinko ve B, B9, B12 vitamini takviyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Spermde parçalanma ve aktiflik yüzde 20-30 oranında ise: Çinko, B ve E vitamini takviyesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Spermin hem parçalanma hem de aktiflik bölümlerinde oran çok yüksekse aktifliğe yönelik tedavi: Çinko ve grup B vitaminleri birlikte verilmeli ve mikroenjeksiyon planlanmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİNKO: Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıl, kuru fasulye, lahana, ayçekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve tahıllar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C VİTAMİNİ: Turunçgiller, domates ve patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B9: Yeşil sebzeler, kabak, patates, havuç, süt, yumurta, peynir ve karaciğer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12: Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E VİTAMİNİ: Tahıl, ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzeler.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3643389869894510467?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3643389869894510467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/cocuk-sahibi-olamayanlara-mujde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3643389869894510467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3643389869894510467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/cocuk-sahibi-olamayanlara-mujde.html' title='Çocuk sahibi olamayanlara müjde!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8998493280872946709</id><published>2010-01-01T08:06:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:45:19.092-07:00</updated><title type='text'>Alerjik Hastaları Neye Dikkat Etmeli</title><content type='html'>Alerjik hastaları en çok etkileyen geniz akıntısı, gribal enfeksiyon ile birlikte akciğerleri olumsuz etkiliyor. Grip nedeniyle akciğerlerde oluşan bronşit, alerji yüzünden zatürreye çevirerek, hastanın hayatını tehdit ediyor. Memorial Hastanesi KBB Bölümü’nden Op. Dr. Pınar Korlu, domuz gribinden en çok etkilenen hasta grubunun alerjik hastalar olduğunu belirtiyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik hasta grubu, alerjik nezle ve alerjik astım hastaları arasındaki alerji ile bağlantılı tüm hastaları kapsamaktadır. Alerjik hasta grubunun gribal enfeksiyonlara karşı çok daha dikkatli davranması gerekir. Çünkü alerjik hastalıklar gribin, özellikle de domuz gribinin etkilerinin daha çok ortaya çıkmasına neden olur; hasta yatağa düşer ve hastalık daha ağır bir tabloyla seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjenlerin solunum yolları daha çabuk tıkanır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz gribinin en karakteristik tablosu, burun ve kulak yolları ile solunum yollarını tıkayıcı bir etkiye sahip olması, dolayısıyla akciğerlere doğru hızla ilerleyerek solunum yetmezliğine neden olmasıdır. Hastanın geniz yolu tıkandığında kulak tıkanması ve bununla birlikte basınç ortaya çıkar. Kulaklarda açılıp kapanma hissi ve tıkanıklık alerjik olmayan kişilerde bile ortaya çıkabilen bir durumdur. Alerjik bir kişinin solunum yollarında ödem de olduğu için, araya giren ödem artırıcı faktör olan grip, bu şikayetleri daha da artırır. Domuz gribi solunum yollarını çok çabuk etkileyerek hızla yayıldığı için akciğerlerde zatürre gelişebilir ve hasta solunum yetmezliği tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik hastalar gribe karşı önlem almalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik hastalar genel olarak sürekli doktor kontrolünde hastalıklarını baskılayıcı tedavi altında olmalıdır. Ancak alerjik hastalıkların alevlendiği ve hastaların özellikle dikkatli olmaları gereken dönemler vardır. İlkbahar ve sonbahar dönemlerinde hastalık belirgin bir şekilde ortaya çıkmadan doktora başvurmak ve baskılayıcı ilaçları düzenli olarak kullanmak çok önemlidir. Alerjik hastaların özellikle ilaçlarının ayarlanması ve doktor kontrolünde olmaları gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerji vücudun direncini düşürür!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gribal enfeksiyonlarda vücut direncinin önemi çok büyüktür. Halsizlik, kırgınlık, yüksek ateş ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık, düşük bir bağışıklık sistemi ile karşılaştığında hastayı kısa zamanda yatağa düşürür. Dinlenme, beslenme alışkanlıkları, yorgunluk, stres gibi faktörler de bir araya gelince hastalığın seyri olumsuz etkilenir. Alerjik hastalar vücut dirençleri düşük olduğundan, akciğer enfeksiyonlarına neden olan geniz akıntısının durdurulmasına yönelik ilaç tedavisinin uygulanması, bu hastalarda çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerji hastaları hastalık alevlenmeden doktora başvurmalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde alerji şikayetleri alevlenmektedir. Alerji hastalarının özellikle bu dönemlerde mevsimsel şikayetlerini kontrol altında tutmak için doktora başvurmaları ve ilaçlarını aksatmamaları çok önemlidir. Kış dönemine girerken de hastaların bağışıklık sistemini güçlü tutmak için ilaç tedavisi ile birlikte gribal enfeksiyonlardan korunmak için beslenme ve uyku düzenine dikkat etmeleri gerekir. Gribe yakalanmak bir yerden sonra hastanın elinde olmayan bir durumsa da korunmak ve daha hafif bir şekilde atlatmak için, alerji hastasının durumunu takip etmesi koruyucu bir önlem olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukları alerjik olan aileler de dikkat etmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjik çocuğu olan ailelerin çocuklarının durumlarını doktorları ile düzenli olarak takip etmeleri, ilaçlarını kullanmaları, ev ortamını alerjenlerden uzaklaştırılmaları, beslenme ve uyku düzenine dikkat etmeleri ve kalabalık ortamlarda bulunmamalarına özen göstermeleri gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8998493280872946709?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8998493280872946709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/alerjik-hastalar-neye-dikkat-etmeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8998493280872946709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8998493280872946709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/alerjik-hastalar-neye-dikkat-etmeli.html' title='Alerjik Hastaları Neye Dikkat Etmeli'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3673670113574318144</id><published>2010-01-01T07:52:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:46:16.662-07:00</updated><title type='text'>Rüyada Neden Kabuslar Görürüz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4dWBmcqYI/AAAAAAAAAkY/ThGrQR3bdMk/s1600-h/kabus.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 119px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4dWBmcqYI/AAAAAAAAAkY/ThGrQR3bdMk/s320/kabus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421803265624680834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kimse derin bir uykudan yatağında bir yılan ya da alevler içinde kaldığını görerek uyanmak istemez. Kötü rüyalar –hatta daha kötüsü kabuslar- sinir bozucu olmakla kalmayıp bütün bir uykuyu, hatta bazen hayatınızı etkisi altına alabilir. Genelde çocuklarda daha yaygın olmasına rağmen kötü rüyalar hayat boyu sürebilir. Peki uykumuzu mahveden bu kabuslardan kurtulmak için bizim yapabileceklerimiz neler?&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Kaygı ve stres&lt;br /&gt;Genellikle travmatik bir olay sonucunda ortaya çıkan kaygı ve stres, kabus görmenin temel nedenlerinden. Önemli bir ameliyat veya hastalık, sevilen birinin kaybı, kötü bir kazada kurban veya tanık olmak kabus görmenize neden olabilir. Fakat kabusun nedeni sadece travmatik olaylar değil. İşle alakalı veya ekonomik kaygılar, boşanma veya taşınma gibi büyük yaşam değişiklikleri, kısaca gündelik kaygılar da kabus nedeni olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Acı ve baharatlı yemekler&lt;br /&gt;Neyi ne zaman yediğimizin gördüğümüz rüyalar üzerinde büyük etkisi var. Acı ve baharatlı yemekler vücut sıcaklığını ve metabolizma faaliyetlerini arttırarak uykuda rahatsız olmanıza sebep olabilir. Bu aynı zamanda yatma vaktinden kısa bir süre önce yemek yiyenlerin genelde kabus görmelerinin de nedeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Yiyeceklerdeki yağ oranı&lt;br /&gt;Kesin olmamakla birlikte, araştırmalar gösteriyor ki, gün içinde ne kadar yağ oranı yüksek yiyecek tüketilirse, kötü rüya görme olasılığı da o kadar artıyor. Daha çok organik besinlere ağırlık verenler, gün boyu abur cubur tükenlere oranla daha seyrek kabus görüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.Alkol&lt;br /&gt;Alkol, kısa vadede, uykuya daldırmakta etkili olsa da, erkenden uyanmaya sebep olduğu için zararlıdır. Fazla alkol tüketimi, kabus görmenin sebeplerinden biridir. Aynı zamanda, kabuslar, alkolu bırakan bünyelerde de sıklıkla görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İlaçlar&lt;br /&gt;Antidepresan, yatıştırı, ve uyuşturucu gibi kimi ilaçlar, yan etki olarak kabusa sebep olabilir. Örneğin, bir araştırmada, 'Ketamin' adı verilen ve uyuşturucu olarak kullanılan maddenin kötü rüyalara sebep olduğu anlaşılmıştır. Benzer biçimde, sıtma hastalığının yaygın olarak görüldüğü bir ülkeye seyahat eden bir kişi 'Lariam' adı verilen maddeyi kullandığında, ilginç kabuslar görebilir. Genellikle kabuslar, hap kullanımı kesildiğinde, ortadan kaybolmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.Hastalık&lt;br /&gt;Grip gibi ateşli hastalıklar, bazen kabuslara sebep olabilir. Uıykuda nefesin kesilmesi ya da çok uyumak gibi diğer uyku bozuklukları da kabus görme sıklığını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü rüyalar ya da kabuslar, belirli ölçüde olduğu sürece normal karşılanırken, uzmanlar, şiddet ve sertlik içeren rüyaların sıklıkla görülmesi halinde, bir terapiste danışılması gerekliliğini savunuyorlar. Ancak, tatlı uykular için yapılabilecek ilk adım, bu altı faktörü ortadan kaldırmaya çalışmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-kolay&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3673670113574318144?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3673670113574318144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ruyada-neden-kabuslar-goruruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3673670113574318144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3673670113574318144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ruyada-neden-kabuslar-goruruz.html' title='Rüyada Neden Kabuslar Görürüz'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4dWBmcqYI/AAAAAAAAAkY/ThGrQR3bdMk/s72-c/kabus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7233096887119552928</id><published>2010-01-01T07:47:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:45:52.259-07:00</updated><title type='text'>Kalp Hastalığına Karşı 5 Öneri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Zw-FP1oI/AAAAAAAAAkQ/WnVtrHmL6pc/s1600-h/kalp.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Zw-FP1oI/AAAAAAAAAkQ/WnVtrHmL6pc/s320/kalp.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421799330490078850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sadece kalp hastalıklarından korunmak için değil, şimdi ve ileriki yaslarınızda hayatın tadını çıkarmak için yeterli enerjiye sahip olmanız açısından sağlıklı bir kalbinizin olması gerekiyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reader's Digest dergisinde yer alan habere göre, kontrol edebileceğiniz kalp hastalığı faktörlerini elde etmek için kötü alışkanlıklarınızı iyi yönde değiştirmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Stres ve düşmanlık: Stresi durdurmaktan çok ona uyum sağlamaya çalışan milyonlarca kişi, bunun kalp sağlığına zarar verdiğinden habersiz. Kronik stres ve koroner kalp hastalığı el ele gidiyor. Stres, kötü kolesterol seviyesi, hipertansiyon ve kötü alışkanlıklara sahip olmaya neden oluyor. Kendinizi sık sık kötü hissediyorsanız, stresinizle mücadele etmenin zamanı gelmiş demektir. Çalışmalar, düşmanlığın da başlıca kalp hastalığının habercisi olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Sigara içme: Sigara, kardiyovasküler kalp ölümlerinin beşte birinin sorumlusudur. Sigara iyi kolesterolü düşürerek, kan akışını zorlaştırarak ve yüksek kan basıncına katkıda bulunarak kan damarlarına zarar veriyor. Ek olarak, sigara içmenin insülin direnci ve metabolik sendrom ile bağlantısı olduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Egzersiz eksikliği: Sağlıklı bir kalp için daha fazla hareket edin. Vücudunuz kalorileri yakmıyorsa, onları yağ olarak depolar. Bunun fazlası da daha yüksek trigliserid ve kötü kolesterol anlamına geliyor. Bu da kalbiniz için kötü bir haberdir. Amerikan Kalp Derneği, düzenli aerobik egzersizi destekliyor ve günde en az 20-30 dakika egzersiz yapmanın kardiyovasküler hastalık riskini azalttığını vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Beslenmeye dikkat: Bugün sağlıklı beslenmek demek öğle yemeğinde salata ısmarlamaktan daha fazlasıdır. Araştırmacılar, tam tahıllar, badem, egzotik meyve suları ve hatta çikolatanın kalp üzerindeki yararı hakkında güzel haberlere dikkat çekiyorlar. Sağlıklı gıda seçeneklerini hakkında daha fazla bilgi edinerek, tuzlu, şekerli ve trans yağlı gıdalara karşı savunma cephanesi geliştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Fazla kilodan sakının: Amerikan Kalp Derneği'ne göre, ülkelerin kilo problemi her yıl 112 bin ölümün sebebini gösteriyor. Kalp hastalığı aşırı kilolu ya da obez kişilerde daha fazla görülüyor. Ekstra kilolar kan basıncınızı artırıyor, trigliseridlerinizi yükseltiyor, iyi kolesterolünüzü düşürüyor ve şeker hastalığı ve kanser gibi ciddi sağlık sorunları riskinizi artırıyor. Tartıda kilonuzun tehlikeli bir noktaya ulaştığını gördüğünüzde beslenme şeklinizi ve egzersiz yönteminizi değiştirin. Yardıma ihtiyacınız olursa, doktora ya da diyetisyene başvurun&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7233096887119552928?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7233096887119552928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/kalp-hastalgna-kars-5-oneri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7233096887119552928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7233096887119552928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/kalp-hastalgna-kars-5-oneri.html' title='Kalp Hastalığına Karşı 5 Öneri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Zw-FP1oI/AAAAAAAAAkQ/WnVtrHmL6pc/s72-c/kalp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1804558801677581351</id><published>2010-01-01T07:46:00.001-08:00</published><updated>2010-05-05T10:46:04.530-07:00</updated><title type='text'>Televizyonu Nasıl İzlemeliyiz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Y47Nw9sI/AAAAAAAAAkI/t5kXU1jgv7g/s1600-h/tv.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Y47Nw9sI/AAAAAAAAAkI/t5kXU1jgv7g/s320/tv.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421798367647823554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Televizyonunu yenilemeyi düşünenler, tercihini genelde en büyüğünden yana kullanıyor. Oysa önemli olan ekranın ne kadar büyük olduğu değil, evinizin boyutuna uyum sağlaması. İzlerken gözlerinizi yormaması. Tabii televizyonun evin hangi alanına, nasıl konumlanacağı da önemli.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eviniz için büyük ekran bir televizyon seçerken, televizyonu koyacağınız yeri ve televizyonla aranıza koyabileceğiniz maksimum mesafeyi göz önüne alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin cihazı ışık alan pencerenin karşısına koymamak gerekir. Böylece yansıma problemlerinin önüne geçer ya da en aza indirmiş olursunuz. En iyi izleme keyfini yaşamak için televizyonu oturma grubunun tam karşısına koymak da yerinde bir tercih olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta dediğimiz gibi; izleme mesafesini doğru ayarlamak önemli. Çünkü ideal mesafeden daha yakına oturup izlerseniz, ekranda pikselleşmeler görülebilir. Bugün için ideal olan, çapraz ölçülen ekran boyutunun iki ila beş katı uzaklığından seyretmek. Örneğin, 42 inch (106 ekran), yani yaklaşık bir metre ekran boyutu için önerilen ideal izleme uzaklığı iki-beş metre arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu geniş mesafe aralığında seçiminizi nasıl yapacaksınız? Görüntünün en uygun açıyla izlenebilmesi ve gözlerin yorulmaması için ideal kabul edilen iki-beş katı uzaklığın alt ya da üst sınırının seçilmesindeki en önemli faktör, izlediğiniz yayının çözünürlüğü. Normal televizyon yayınlarının izlendiği standart çözünürlükte, ideal izleme uzaklığı ekran boyutunun üç-beş katı. Yüksek çözünürlüklü HD yayınlarda bu uzaklık iki-üç katı olarak düşünülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAKINDAN İZLİYORSA DİKKAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Hastanesi Oftalmoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Osman Oram, çocuklar ve yetişkinler için ideal televizyon izleme uzaklığının farklı olmadığını söylüyor: “Çocukların da yetişkinlerle aynı uzaklıklardan televizyon izlemesi öneriliyor. Yaygın kanının aksine yakından televizyon seyretmenin çocuk gözünde kalıcı bir hasar yarattığı ispat edilmemiştir. Çocuklarda göz merceğinin esnek yapısı nedeniyle yakından televizyon seyretmek yetişkinden daha az göz yorgunluğuna sebep oluyor. Ve çocuklar daha kolaylıkla yakından televizyon seyretmeye alışabiliyor. Bununla birlikte çok yakından televizyon seyretmeyi alışkanlık haline getiren çocuklarda bir göz bozukluğunun bulunabileceği de düşünülmeli ve gereken göz kontrolleri yapılmalı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ORTAM KARANLIK OLMASIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem çocuklar hem de yetişkinler için televizyon izlenen odanın ışıklandırması, göz yorgunluğu açısından önemli. Doç. Dr. Osman Oram, televizyon izlenen odada ortam ışığının ekrana göre çok parlak olmaması gerektiğini vurguluyor: “Ortamın çok karanlık da olmaması lazım. Televizyon ekranının parlaklığına yakın bir aydınlatma, gözler açısından daha az yorucu olacaktır. Ayrıca televizyonun arkasında pencere veya güçlü bir ışık kaynağı olmamalı. Odadaki ışıkların ekrandan yansıma yapmayacak şekilde olmasına dikkat edilmeli.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonu çok uzun süreli izlemek de gözlerde yorgunluğa ve buna bağlı ağrı, yanma gibi belirtilere neden olabiliyor. Bu nedenle televizyon izlerken ortalama 20 dakikada bir gözlerin en az 20 saniye süreyle dinlendirilmesi öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAM KARŞIDAN İZLEYİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük ekranların geniş bir açıdan izlenebilmesine karşın ideal izleme noktası, ekranı tam karşıdan gören pozisyon. İdeal olarak ekranın orta yüksekliğinin göz düzeyinde olacağı şekilde ayarlama yapılması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZAKLIK NASIL HESAPLANIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon izleme mesafesini hesaplamak için uygulanan bir metot var. Mesela, 82 ekran bir televizyonu, 82 cm x 3= 246 cm’lik mesafeden izlenmek yerinde bir karar. 102 ekran bir televizyon, 102 cm x 3= 306 cm’lik bir mesafeden izlenmeli. 117 ekran bir televizyon da için 117 cm x 3= 351 cm’lik mesafeden seyredilebilir. Bu da yaklaşık 3.5 metre eder ki, cihazı koyduğunuz odanın epey geniş olması gerektiği anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EKRAN KALİTESİ ÖNEMLİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon ekranlarının kaliteleri ve çözünürlükleri göz sağlığında kalıcı bir etki oluşturuyor. Ek olarak yayın kalitesi ve çözünürlüğünün de ekran kalitesi ve çözünürlüğü kadar önemli. Yüksek çözünürlüklü ve kaliteli ekranlar yayın kalitesi ve çözünürlüğünün de yüksek olduğu durumda daha rahat ve kaliteli izleme imkanı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1804558801677581351?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1804558801677581351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/televizyon-nasl-izlemeliyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1804558801677581351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1804558801677581351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/televizyon-nasl-izlemeliyiz.html' title='Televizyonu Nasıl İzlemeliyiz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Y47Nw9sI/AAAAAAAAAkI/t5kXU1jgv7g/s72-c/tv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8699166060340718451</id><published>2010-01-01T07:42:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:46:27.898-07:00</updated><title type='text'>Domuz Gribi Nasıl Ortaya Çıktı''yeni iddia''</title><content type='html'>Tüm dünyada salgın halinde olan domuz gribini vurguncu bilim adamları mı yaptı? Dünyayı ayağa kaldıran domuz gribi salgınıyla ilgili korkunç bir şüphe ortaya atıldı. H1N1 virüsünün aslında abartıldığı kadar ölümcül, salgının da şiddetli olmadığı; grip konusunda dünyanın bir numaralı otoritesi olan bir profesör ile 3 arkadaşının, danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerine para kazandırmak için panik yarattığı iddia edildi!&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4YPD8c2kI/AAAAAAAAAkA/qlkZ8FMBR10/s1600-h/domuz.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4YPD8c2kI/AAAAAAAAAkA/qlkZ8FMBR10/s320/domuz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421797648436615746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vatan’ın haberine göre Rotterdam Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu. Şimdi Hollandalı “Doktor Grip” ile ilgili bir iddia tüm dünyayı kasıp kavuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İDDİAYI HOLLANDA BASINI YAZDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez saygın bilim dergisi Science’da kısa bir makale ile dile getirilen, ardından Hollanda’da yayınlanan De Telegraaf gazetesi tarafından yayınlanan iddia, grip salgınının Doktor Grip’in servetinde dramatik bir artışa sebep olduğu yönünde. Profesör Osterhaus Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin de üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel pandemi” kararı aldığında Osterhaus SAGE’ye başkanlık ediyordu. Ancak bunun yanında Osterhaus’un bir de aşı geliştirip üreten bir şirketi var. Profesör aynı zamanda da Roche, Novartis, Baxter, Mediimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine de maaşlı danışmanlık yapıyor. Yani küresel bir domuz gribi salgının fayda sağladığı tek bir isim varsa o da Osterhaus. Hem şirketinin değeri bu süreçte oldukça artmış durumda hem de danışmanlık ücreti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DSÖ’YÜ DE YÖNLENDİRDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama daha vahim olan ise Danimarka’nın Information ve İsveç’in SVG gazetelerinde çıkan iddialar. Bu da SAGE’deki 8 kişilik heyette yer alan Osterhaus ve 3 arkadaşının “danışmanlık yaptıkları ilaç şirketlerinin baskısıyla DSÖ’yü yönlendirerek aslında var olmayan bir paniği tüm dünyaya yutturduğu” iddiası. SAGE’de yer alan Osterhaus’un yakın arkadaşı Profesör Frederick Hayden, Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı. Profesör Arnold Monto, “40 yıldır küresel salgını bekleyen adam” olarak biliniyor ve burundan verilen domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor. Yine aynı heyette yer alan David Salisbury, İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı ve ilaç şirketleriyle danışmanlık ilişkisi içinde... Yani 8 kişilik heyetin en etkili 4 ismi ilaç şirketleriyle organik bağ içinde. Domuz gribini JP Morgan’ın tahminlerine göre ilaç şirketlerine 7.5-10 milyar euro para kazandıracak bir hastalık konumuna yükselten süreçte de bu bilim adamlarının yönlendirmesinin hayati önem taşıdığı biliniyor. Bu uzmanların desteğiyle hazırlanan raporlarda WHO domuz gribine karşı aşılamayı 24 kez, ilaçlı tedaviyi de 18 kez önerirken, sık el yıkamanın önemine ise sadece 2 kez değinildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’SALGIN’ TANIMINI DEĞİŞTİRDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudaki en önemli kanıtlardan biri Der Spiegel dergisine konuşan ve grip konusundaki araştırmaları değerlendiren Cochrane Teşkilatı’nın başkanı Epidemolog Tom Jefferson’un altını çizdiği gerçek. Buna göre DSÖ, Nisan 2009’da yine bu bilim adamlarının tavsiyesiyle tüm dünyada hükümetlerin referans aldığı “pandemi” (salgın) tanımını değiştirdi. Eski tanımda WHO’nun bir hastalığı pandemi olarak ilan edebilmesi için yeni bir virüsün ortaya çıkması, hızla yayılması, insanların bu hastalığa bağışıklığının bulunmaması, yüksek ölüm oranına sahip olması ve bulaşma oranının yüksek olması gerekiyordu. Ancak Nisan ayında alınan kararla WHO, bu son iki şarttan vazgeçti ve ölüm oranı yüksek olmayan domuz gribi hastalığı bir anda pandemi tanımının içinde kendine yer bulmuş oldu. Ardından 11 Haziran’da WHO “küresel salgın” kararı aldı. Tüm dünyada hükümetler milyonlarca doz aşı siparişi verdi, ilaçlar stok edilmeye başlandı. Yani ilaç sektörüne milyarlarca dolarlık bir gelirin kapısı aralandı. İddiaya göre WHO’nun bu kritik kararları aldığı toplantılara profesörlerin taşvikiyle Glaxo, Novartis ve Baxter’in temsilcileri de gözlemci sıfatıyla ilk kez katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu iddiaların gazetelerde yer bulmasının ardından Hollanda parlamentosu Doktor Grip hakkında soruşturma başlatılmasına karar verdi. Düzenlenen özel oturumda Osterhaus’un bağlantıları didik didik edildi. Ancak meclis ülkedeki bir numaralı sağlık otoritesi olarak gördükleri profesör ile bağları koparmamayı kararlaştırdı. Şimdi ise Rus meclisinde (Duma) bir hazırlık yapılıyor. Duma’nın Sağlık Komisyonu Cenevre’deki WHO temsilcilerine iddiaların detaylı bir şekilde incelenmesi talimatı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör David Salisbury&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SAGE’nin üyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İngiltere’deki imunizasyon programının başkanı İlaç şirketlerine danışmanlık yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Albert Osterhaus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Avrupa İnfluenza Bilimsel Araştırma Grubu’nun Başkanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) danışma kurulu olan SAGE’nin üyesi. Hatta WHO, domuz gribiyle ilgili olarak “küresel salgın” kararı aldığında SAGE’ye başkanlık ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşı geliştirip üreten Viros Cope adlı bir şirketi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aynı zamanda Roche, Novartis, Baxter, Medimmune, Glaxo, Sanofi Pasteur gibi ilaç şirketlerine maaşlı danışmanlık yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör Arnold Monto&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SAGE’nin üyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Burundan verilen domuz gribi ilacını üreten Medimmune, Glaxo ve Viro Pharma şirketlerine danışmanlık yapıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör Frederick Hayden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SAGE’nin üyesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir numaralı aşı üreticileri Roche ve Glaxo’nun maaşlı danışmanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOKTOR GRİP’İN İŞİ Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rotterdam Üniversitesi Profesör Albert Osterhaus, dünyada grip konu olduğunda akla gelen tek isim. Hatta bu nedenle kendisine bilim dünyasında takılan ad: Doktor Grip. SARS ve kuş gribi paniklerinde hep Dünya Sağlık Örgütü’nün krizi önlemek için başvurduğu ilk isim o oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HARVARD ÜNİVERSİTESİ: SALGIN ÇOK ŞİDDETLİ DEĞİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’li ve İngiliz bilim adamları domuz gribi salgının dünyayı tahmin edildiği kadar şiddetli vurmadığını öne sürdü. Amerika’daki Harvard Üniversitesi ve İngiliz Tıbbi Araştırma Konseyi tarafından yürütülen araştırmalarda ABD’deki domuz gribinden ölüm oranları ve önceki grip sezonlarındaki ölüm oranları incelendi. Buna göre domuz gribinden ölüm oranı her yıl grip yüzünden ortalama 36 bin kişinin yaşamını yitirdiği ülkede, ortalamanın biraz altında kalabilir ya da en kötü ihtimalle bunun çok az üzerine çıkabilir. Ağustos ayında ABD Başkanı’nı bilgilendiren Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda domuz gribinden ölü sayısının 30 bin ile 90 bin arasında olacağı hesaplanmıştı. Harvard Üniversitesi profesörü Marc Lipsitch, hatalı olduğunu öne sürdüğü bu tahminin sınırlı verilerle yapıldığını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WHO AÇIKLAMA YAPTI: İDDİALAR KESİNLİKLE ASILSIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddialar üzerine WHO sözcüsü Gregory Hartl, bir açıklama yaptı. WHO toplantılarına ilaç sektöründen temsilcilerin bulunmasının doğal olduğunu söyleyen sözcü, toplantıda bulunan temsilcilerin hiç söz hakkı olmadığını ve toplantının gidişatını etkilemediğini sözlerine ekledi ve “Aşı yapıyoruz ve bu yüzden aşının içinde olanları bilmemiz gerek” dedi. WHO’da çalışan herkesin geçmişlerinin çok sıkı bir biçimde incelendiğini açıklayan Hartl, adı skandala karışan Frederick Hayden’in Dünya’daki en iyi virolog olduğunu ve grip hakkında birşey sorulması halinde cevap verecek ilk kişinin Hayden olması gerektiğini belirtti. WHO’nun çalışanlarının finansal geçmişlerini kamuoyuyla paylaşmalarının şimdilik mümkün olmadığını söyleyen Hartl WHO’nun özgür bir kurum olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE’DE SON BİR HAFTADA 112 KİŞİ ÖLDÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı bir açıklamada, Türkiye’de domuz gribinden son bir haftada 112 kişinin öldüğü, toplam ölü sayısının ise 353’e yükseldiği açıklandı. Bakanlığın verilerine göre ölenlerin 121’i, yani yüzde 35’i 50 yaş altındaki, daha önce sağlıklı olduğu bilinen kişiler. Halen pandemik grip sebebiyle hastanelerde yatan hasta sayısı 306...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8699166060340718451?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8699166060340718451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/tum-dunyada-salgn-halinde-olan-domuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8699166060340718451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8699166060340718451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/tum-dunyada-salgn-halinde-olan-domuz.html' title='Domuz Gribi Nasıl Ortaya Çıktı&apos;&apos;yeni iddia&apos;&apos;'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4YPD8c2kI/AAAAAAAAAkA/qlkZ8FMBR10/s72-c/domuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1523754675507846100</id><published>2010-01-01T07:35:00.001-08:00</published><updated>2010-05-05T10:46:39.878-07:00</updated><title type='text'>Ne Gribi Olduğunuzu Kendiniz Öğrenmek İstermisiniz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4WZ7Y9VWI/AAAAAAAAAjo/Sq6HvARfzTc/s1600-h/grip.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 208px; height: 151px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4WZ7Y9VWI/AAAAAAAAAjo/Sq6HvARfzTc/s320/grip.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421795636095571298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hapşırıyorsanız, öksürüyorsanız ya da burnunuz akıyorsa grip tablosuna gözatın ve belirtiler ne diyor öğrenin. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın 'Kritik eşik 15 Aralık' vurgusunun ardından, hava sıcaklığının düşmesiyle yayılma hızı ve ölümlerin artabileceğini belirten uzmanlar aralık ayında aşılanmayı öneriyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapşuruyorsanız, öksürüyorsanız ya da burnunuz akıyorsa önce grip tablosuna bakın ve belirtiler domuz gribi diyorsa mutlaka bir doktora başvurun. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Xypd81sI/AAAAAAAAAj4/RuBgpM4_zQ8/s1600-h/kalitelihayatgriptablosu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 316px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4Xypd81sI/AAAAAAAAAj4/RuBgpM4_zQ8/s400/kalitelihayatgriptablosu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421797160293029570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1523754675507846100?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1523754675507846100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/hapsryorsanz-oksuruyorsanz-ya-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1523754675507846100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1523754675507846100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/hapsryorsanz-oksuruyorsanz-ya-da.html' title='Ne Gribi Olduğunuzu Kendiniz Öğrenmek İstermisiniz'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4WZ7Y9VWI/AAAAAAAAAjo/Sq6HvARfzTc/s72-c/grip.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4975464258588713098</id><published>2010-01-01T07:31:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:46:51.138-07:00</updated><title type='text'>Karda Nasıl Yürümeliyiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VrY5kLqI/AAAAAAAAAjg/NIKvthfCoA0/s1600-h/kar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VrY5kLqI/AAAAAAAAAjg/NIKvthfCoA0/s320/kar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421794836563111586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Mehmet Yaman, kış aylarında kayarak yaralanmaların çok sık yaşandığını belirterek, "Bu durum kırık ve çıkık gibi ciddi yaralanmalara bile sebep oluyor. Bazen ölümle bile sonuçlanabiliyor. " uyarısında bulundu.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar ve buzlu yolda yürürken en çok ve sık yapılan hatanın soğuk sebebiyle ellerin ısınması için cebe sokulması olduğunu vurgulayan Yaman, "Ellerin cepte olması durumunda ani kaymalarda dengenin sağlanması mümkün olmaz. Bu şekilde kayma sert bir düşüşe sebep olur. Soğuktan korunmak için ellerin cebe sokulması yerine eldiven kullanılması gerekir. En azından bir elin boşta bulunması dengenin sağlanmasına yardımcı olur. Sert düşüşü hafifledir." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYGAN ZEMİNDE YÜRÜMENİN PÜF NOKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaman, kaygan zeminde ise yürümenin püf noktalarını şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabanı tırtıklı, lastik ayakkabılar tercin edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kesinlikle iki elinizi cebinize sokmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kucağınızda çocuk taşımayın (Hepimi hatırlıyoruz, geçen yıl Ankara Elmadağ'da bir anne karda kayarak düşmüş, son anda çocuğunu başkasına uzatarak kendisi aracın altında kalmış ve epeyce sürüklenmişti). Çocuğunuzun ve kendi sağlığınız için kucakta çocuğunuzu taşımayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İki elinizde poşet ya da çanta bulundurmamaya dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hareket kabiliyetinizi kısıtlayacak dar giysiler giymeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yürürken hafif öne eğilin, yere bakın ve kısa adımlar atarak yürüyün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ani hareket etmekten sakının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Karlı zeminde iyi bir görüş sağlamak için güneş gözlüğü kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merdiven inip çıkarken mutlaka korkuluklara tutunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zorunlu kalmadıkça dik yokuşlardan inip-çıkmayın&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4975464258588713098?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4975464258588713098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ortopedi-ve-travmatoloji-uzman-dr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4975464258588713098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4975464258588713098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ortopedi-ve-travmatoloji-uzman-dr.html' title='Karda Nasıl Yürümeliyiz'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VrY5kLqI/AAAAAAAAAjg/NIKvthfCoA0/s72-c/kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-2137898729339239523</id><published>2010-01-01T07:29:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:47:03.421-07:00</updated><title type='text'>Kış Aylarında Doğru Giyinmenin Püf Noktası</title><content type='html'>Kış aylarında kalın giyecekler yerine ince ve kat kat giyinilmesinin daha sağlıklı olduğu belirtildi. Dr. Dursun Bostancı, kalın giysilerin, hareket etmek gibi fiziksel aktiviteleri zorlaştırma yanında terlemeye sebep olduğunu, bunun da soğuk kış günlerinde soğuk algınlığı ve gribal hastalıklara davetiye çıkardığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VMDBmC_I/AAAAAAAAAjY/YNpb-DEyGGk/s1600-h/k%C4%B1%C5%9F.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 158px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VMDBmC_I/AAAAAAAAAjY/YNpb-DEyGGk/s320/k%C4%B1%C5%9F.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421794298115263474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bostancı, kış aylarında iç çamaşırı üzerine kalınca bir kazak türü giysi, bunun üzerine kışlık bir kaban şeklinde bir giyinmenin doğru olmadığını kaydetti. Bu tür bir giyinmenin yürümek gibi basit bir fiziksel aktiviteyi bile zorlaştırmanın yanında, terlemeyi de kolaylaştıracağına dikkat çeken Bostancı, "Kışın terlemek kolay üşütmeye sebep olur. Üşütmek de vücudun bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu da başta soğuk algınlığı olmak üzere gribal enfeksiyonlara davetiye çıkarır." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek parçadan oluşan kalın giysilerin giyilmesi durumunda, kişinin dışarıda ve iç mekânlarda terleyeceğini hissettiği zaman yapabileceği bir şey olmayacağını ifade eden Bostancı, ancak ince ve üst üste giyinilmesi durumunda bir iki parçanın çıkarılarak terlemenin önüne geçilebileceğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIŞIN DOĞRU GİYİNME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancı, kışın doğru giyinme şekli konusunda ise şu önerilerde bulundu: "Giyilen giysilerin mutlaka yüzde yüz pamuklu olmasına dikkat edilmeli. İç çamaşırının üzerine kalın bir kazak ve dışarı çıkarken onun üzerine kışlık bir mont ya da pardösü giyilmesini tavsiye etmiyoruz. İç çamaşırından sonra pamuklu bir gömlek, onun üzerine yine pamuklu ve kalın olmayan bir kazak ve süveter, dışarı çıkarken de ceket ve yine çok kalın olmayan bir mont pardösü giyilebilir. Havanın ve ortamın durumuna göre bir iki parçayı çıkarma şansımız olur. Ancak kalın ve tek parçadan oluşan giyecek de bu mümkün değildir. Ayrıca iç mekânda da kalın giysiler yine terlemeye sebep olur. Bu şekilde dışarı çıkıldığında ise soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara yakalanmak kaçınılmaz olur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samanyolu&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-2137898729339239523?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/2137898729339239523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ks-aylarnda-dogru-giyinmenin-puf-noktas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2137898729339239523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2137898729339239523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/ks-aylarnda-dogru-giyinmenin-puf-noktas.html' title='Kış Aylarında Doğru Giyinmenin Püf Noktası'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4VMDBmC_I/AAAAAAAAAjY/YNpb-DEyGGk/s72-c/k%C4%B1%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1235954070944890237</id><published>2010-01-01T07:27:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:47:14.353-07:00</updated><title type='text'>Kabızlık Sorununu Gidermenin En Etkili Yöntemleri</title><content type='html'>Kabızlık basit bir deyişle seyrek dışkılama olarak tanımlanabilir. Dışkılama sıklığı yaş ve beslenme gibi birçok faktöre bağlı olmakla birlikte, kişiden kişiye de farklılık gösterebilir. Alışılagelmiş olarak dışkılama sayısının günde bir kez olması düşünülse de, günde üç kezden, haftada üç keze kadar dışkılama, eğer ağrılı, sıkıntılı ve çok sert değilse, normal sınırlar içinde kabul edilebilir.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4UogVEOrI/AAAAAAAAAjQ/PexYI8mdyOo/s1600-h/kab%C4%B1z.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4UogVEOrI/AAAAAAAAAjQ/PexYI8mdyOo/s320/kab%C4%B1z.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421793687506270898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dışkılama sayınız bu sınırlarda olsa da, ortadan uzaklaşıyorsa bir kez doktora danışıp bunun sizin için normal olup olmadığını öğrenmeniz, herhangi bir sorunu gözden kaçırmamak adına yararlı olacaktır. Dışkılama seyrek olduğunda, dışkıdaki su miktarının giderek azalması nedeniyle sertleşmesi ve kuruması; şişkinlik, karın ağrıları ve gaza neden olabilir,  sonuçta dışkılama daha da zorlaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiniz tedavi etmeyin doktora gidin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman kabızlık çeken kişiler bunu normal yaşamlarının bir parçasıymış gibi kabul eder ve kendi kendilerine çareler arayarak, başkalarının kullandıkları yöntemleri dener. Oysa kabızlık çekiyorsanız bunu kesinlikle kendiniz tedavi etmemeli, teşhis ve  tedavi için doktorunuza danışmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer altta yatan bir hastalık yoksa, düzenli dışkılama alışkanlığının yerleştirilmesi, diyet ve başka tedbirlerle dışkılamanın düzenli hale getirilmesi gereklidir. Hemen müshil ilaçlarına başlanmamalı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kişi dışkısında kan gördüğünde bunu önemsemez ve “hemoroittir” deyip geçer. Ancak dışkıda kan, makatta yırtık veya hemoroitten kaynaklanabileceği gibi, daha ciddi hastalıkların işareti olabilir. Kesinlikle doktora danışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı hastalıklar ilk belirtilerini dışkılama düzeninde değişiklikle gösterdiği için, tuvaletten sonra dışkıda kan, mukoza olup olmadığına bakmakta yarar var. Dışkılama alışkanlığında son zamanlarda gelişen herhangi bir değişiklik olursa doktorunuzla bu durumu görüşmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHTİYAÇ DUYDUĞUNUZ ANDA TUVALETE GİDİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle iş yoğunluğu veya ev dışında tuvalete gitmekten kaçınma nedeniyle normal bağırsak reflekslerinin kaybolması zaman içinde kabızlığın yerleşmesine neden olur. Bu nedenle ihtiyaç hissedildiği anda tuvalete gitmeye ve düzenli dışkılama alışkanlığı edinmeye çaba göstermek gerekir. Böylece muhtemelen dışkılama refleksleri bir iki hafta içinde normale dönecektir. Bağırsak tembelliği genellikle yeterli posa alımı, yeterince sıvı alınması ve daha çok hareket edilmesinden fayda görebilir. Gün içerisinde yenilen ekmeklerin tam buğday, çok tahıllı veya yulaflı olması, en az beş porsiyon meyve ve sebze gibi posalı yiyeceklerin yenilmesi ve özellikle susuz kalmamaya çaba göstermek yararlı olur.&lt;br /&gt;Kahvaltıda 4-5 çorba kaşığı kadar yulaf ezmesi ve kahvaltılık tahıl gevrekleri yanında ceviz, fındık, badem yenilmesi, öğünlerde kurufasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagillerin yemekleri, salataları veya çorbalarının tüketilmesi kabızlığın önlen-mesinde son derece yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol posalı beslenme uygulaması başlangıçta bazı kişilerde gaz şikayetlerine neden olabilir. Ancak, bu yiyeceklerin küçük porsiyonlarda tüketilerek yavaş yavaş artırılması ile bu problem kolaylıkla çözümlenebilir. Yoğurt ve kefir de, içerdiği faydalı bakteriler sayesinde sindirimi düzenleyici etkiye sahiptir. Günlük düzenli yürüyüş veya benzeri egzersiz yapılması da bağırsakların düzgün çalışmasına yardımcı olur. Bu tip beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri yapmadan önce, bunların size uygun olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışmanız gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makatta çatlaklar veya hemoroit varlığı çoğu hastada tuvaletten kaçınmaya neden olabilir, bu durum da kabızlık gelişmesine sebep olur, bunların tedavisi çoğunlukla kabızlığın da düzelmesini beraberinde getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebi herhangi bir patolojiden kaynaklanmıyorsa, kabızlığa neden olabilecek çeşitli durumlara bazı örnekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yeterince posa alınmayan tek yönlü beslenme alışkanlığı&lt;br /&gt; Az sıvı alınması&lt;br /&gt; Hareketsizlik&lt;br /&gt; Stres&lt;br /&gt;Yolculuk, seyahat veya tatillerde yeme alışkanlıklarında değişiklik&lt;br /&gt; Müshil istismarı&lt;br /&gt; Bazı ilaçlar (bazı antidepresan, ağrı kesiciler, demir destekleri gibi)&lt;br /&gt; Hamilelik dönemi&lt;br /&gt; Yanlış dışkılama alışkanlıkları&lt;br /&gt; Bazı sindirim sistemi dışı hastalıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet / Dr. Hasan İnsel&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1235954070944890237?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1235954070944890237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/kabzlk-sorununu-gidermenin-en-etkili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1235954070944890237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1235954070944890237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/kabzlk-sorununu-gidermenin-en-etkili.html' title='Kabızlık Sorununu Gidermenin En Etkili Yöntemleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4UogVEOrI/AAAAAAAAAjQ/PexYI8mdyOo/s72-c/kab%C4%B1z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7115570130762144713</id><published>2010-01-01T07:23:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:47:27.024-07:00</updated><title type='text'>Sağlıklı Uyuma Pozisyonları Nelerdir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4T4kl-L9I/AAAAAAAAAjI/7P7QDi7CphA/s1600-h/uyku.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4T4kl-L9I/AAAAAAAAAjI/7P7QDi7CphA/s320/uyku.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421792864017199058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Gece nasıl uyuduğumuz ise sağlığımızı ciddi şekilde etkiliyor. Sabah uyandığında, omuz ve sırtta yaşanan ağrıları gidermek için; Dr. Öz'ün üç pozisyon önerisi var...&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİSİ YAN YATMAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omurilik için en iyi olan pozisyon yan yatmaktır. Başın altında yeterli miktarda yastık olmalı ama baş ile omuz arasında çok fazla yükseklik farkı olmamalı. Yan yatış pozisyonu, omurganın doğal kıvrımını korumayı sağlar. Bacak arasına yastık koymak da kalçada ağrı oluşumunu engeller. Yani, gece ağrı ile uyanmazsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEL ALTINA RULO HAVLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırt üstü yatmanız gerektiğinde en iyi pozisyon, kafanızın altına fazla yumuşak olmayan küçük bir yastık ve bel altına rulo şeklinde katlanmış bir havlu koymaktır. Küçük yastık boynun doğal kıvrımına yardım ederken, havlu da omuriliğin doğal kıvrımının korunmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SU YASTIĞI DA İYİ GELİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz üstü yatmanın iyi bir tarafı yoktur ve tavsiye edilen pozisyon da değildir. Ama mecbursanız, başınızın altına bir su yastığı koyabilirsiniz... Su yastığı, kafanızın şeklini alır ve daha rahat uyumanızı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah / Prof. Dr. Mehmet ÖZ&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7115570130762144713?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7115570130762144713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/saglkl-uyuma-pozisyonlar-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7115570130762144713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7115570130762144713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/saglkl-uyuma-pozisyonlar-nelerdir.html' title='Sağlıklı Uyuma Pozisyonları Nelerdir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4T4kl-L9I/AAAAAAAAAjI/7P7QDi7CphA/s72-c/uyku.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6320125254663809297</id><published>2010-01-01T07:20:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T07:23:09.307-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Strese karşı süper çözüm!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4TN8HU0RI/AAAAAAAAAjA/GD2fjIo-70A/s1600-h/stres.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 158px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4TN8HU0RI/AAAAAAAAAjA/GD2fjIo-70A/s320/stres.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421792131596734738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, herkesin stresle başa çıkabilmesi için şarkı söylemesini ya da bağırmasını öneriyor. Kişinin ruh haliyle ilgili olan stresin,&lt;span class="fullpost"&gt;  kontrol edilmediğinde birçok biyolojik rahatsızlığı da beraberinde getirdiğine dikkat çeken uzmanlar, "Sabah trafik kötüyse, iş yerinde herkes gerginse, borçlar birikiyorsa; bu strese mahkum yaşayacağımız anlamına gelmez" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, strese girildiğinde komik bir şarkı söylemenin ya da komik hareketler yapmanın, kişinin ruh sağlığını olumlu yönde etkileyeceğini bildiriyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6320125254663809297?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6320125254663809297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/strese-kars-super-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6320125254663809297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6320125254663809297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/strese-kars-super-cozum.html' title='Strese karşı süper çözüm!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4TN8HU0RI/AAAAAAAAAjA/GD2fjIo-70A/s72-c/stres.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5489703031495197045</id><published>2010-01-01T07:16:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:47:43.409-07:00</updated><title type='text'>Antibakteriyel Jeller Sağlıklımıdır?</title><content type='html'>Domuz gribinin ortaya çıkmasıyla birlikte dünyada 'yok satan' antibakteriyel jellere dikkat. İrlanda'da yapılan bir araştırmaya göre dezenfektanlar 'bakterilerin çoğalmasına' yol açıyor Hastalığa yol açan mikropları öldürmek amacıyla kullanılan dezenfektanların, bakterilerin çoğalmasına ve antibiyotiklere direncinin artmasına sebep olduğu ortaya çıktı.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4SN6Wc-lI/AAAAAAAAAi4/RA2RjolVFWU/s1600-h/antijel.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4SN6Wc-lI/AAAAAAAAAi4/RA2RjolVFWU/s320/antijel.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421791031611685458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milli İrlanda Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, 'Pseudomonas aeruginosa' bakterisinin, hücrelerinden antimikrobiyal maddeler salma yeteneğini artırarak, dezenfektanlara karşı bağışıklık kazandığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanelerde kapılan enfeksiyonların birçoğuna yol açan söz konusu bakteri ayrıca, dezenfektanlar yüzünden, 'ciprofloxacin' tipi antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesini sağlayan bir DNA mutasyonu da geçiriyor. Araştırma ekibinin başkanı Dr. Gerard Fleming, dezenfektanlara maruz kalmanın, bu bakterinin hayatta kalma gücünü artırdığını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5489703031495197045?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5489703031495197045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/antibakteriyel-jeller-saglklmdr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5489703031495197045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5489703031495197045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2010/01/antibakteriyel-jeller-saglklmdr.html' title='Antibakteriyel Jeller Sağlıklımıdır?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4SN6Wc-lI/AAAAAAAAAi4/RA2RjolVFWU/s72-c/antijel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8552196075583825152</id><published>2009-11-02T23:55:00.000-08:00</published><updated>2009-11-02T23:59:31.191-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Elma Sirkesi: Doğal Güzellik İksiri mi?</title><content type='html'>Binlerce yıl önce, mahzende unutulan bir şaraptan tesadüf eseri keşfedilen sirkenin, ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok derde deva olduğunu biliyor musunuz?.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_ioywaUqI/AAAAAAAAAio/Lqpv2Aa6p-k/s1600-h/elmasirke.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399783668687983266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_ioywaUqI/AAAAAAAAAio/Lqpv2Aa6p-k/s320/elmasirke.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Özellikle elma sirkesinin pırıl pırıl saçlar, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmanızda çok önemli katkıları var. Fersan, size evde kolayca uygulayıp, baharın yorgun cildinizde bir çiçek gibi açmasını sağlayacak önerilerde bulunuyor. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesini güzelliğiniz için denemediyseniz, şimdi tam zamanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kepeksiz saçlar Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Akne tedavisi Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ciltteki lekelere Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Varisli damarlara Bir bezi elma sirkesine batırıp, sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zayıflamak için... Bir bardak suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8552196075583825152?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8552196075583825152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/elma-sirkesi-dogal-guzellik-iksiri-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8552196075583825152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8552196075583825152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/elma-sirkesi-dogal-guzellik-iksiri-mi.html' title='Elma Sirkesi: Doğal Güzellik İksiri mi?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_ioywaUqI/AAAAAAAAAio/Lqpv2Aa6p-k/s72-c/elmasirke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3201864649087587030</id><published>2009-11-02T23:48:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:48:09.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Domuz gribi belirti nelerdir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_gj1OgiiI/AAAAAAAAAig/P8LvTsEo94A/s1600-h/2009-10-25-170007.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399781384428489250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_gj1OgiiI/AAAAAAAAAig/P8LvTsEo94A/s320/2009-10-25-170007.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;işte halk dilinde domuz gribi tıpta h1n1 virüsü.bu virüsün kana geçtiği zaman vucut üzerindeki etkilerini merak ediyormusunuz. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLK BELİRTİLER:&lt;br /&gt;• Hızlı ya da zor nefes alma&lt;br /&gt;• Huzursuzluk&lt;br /&gt;• Vücutta solgunluk ya da morarma&lt;br /&gt;• 38 dereceyi geçen ateş&lt;br /&gt;• Beslenememe ve çok aşırı uyku hali, domuz gribinin belli başlı belirtileri, uzmanlara göre.&lt;br /&gt;Ateşle birlikte, döküntünün olması ise, hemen hasteneye gitmenizi gerektiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Hızır Yılmaz “Hastalar virüsü, belirtileri başlamadan bir gün öncesinden, belirtilerden sonra bir hafta daha bulaştırmaya devam ederler” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüslü ortamla temasta bulunanlarda, 7 gün içinde, 38 dereceyi geçen ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, ishal, kusma, kas ağrıları gibi şikayetler görülebilir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3201864649087587030?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3201864649087587030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-belirti-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3201864649087587030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3201864649087587030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-belirti-nelerdir.html' title='Domuz gribi belirti nelerdir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_gj1OgiiI/AAAAAAAAAig/P8LvTsEo94A/s72-c/2009-10-25-170007.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-328701109103125876</id><published>2009-11-02T23:42:00.000-08:00</published><updated>2010-05-05T10:48:23.591-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Domuz Gribi ve Aşısı Hakkında Merak Edilenler</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_fYAbeYHI/AAAAAAAAAiY/T0N4jwBAi3U/s1600-h/grip.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399780081765605490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 155px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_fYAbeYHI/AAAAAAAAAiY/T0N4jwBAi3U/s320/grip.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türk Tabipleri Birliği, domuz gribi ile ilgili güncel gelişmeler doğrultusunda, Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap’ın katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Akova ve Azap’ın domuz gribi hakkında en çok sorulan sorulara verdikleri yanıtlar şöyle: &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz gribi hakkında kısa bilgi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009’da Meksika’da insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009’da pandemi (faz 6) alarmı vermiştir. Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın klinik seyri nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın klinik belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1’in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal influenzaya göre daha yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler daha çok etkileniyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın bugüne kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918’de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918’de meydana gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950’lere kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişeli olunan nokta nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişeler influenza A virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olmamak için ne yapmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan’da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye’de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ve Avrupa’da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde ise ABD de olmayan ve Avrupa da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. “Bunun bulunmasının bir zararı var mı” sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği’nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Üretme tekniği teknolojinin de gelişmesiyle çok daha iyileşmiş olmakla birlikte temel olarak üretim basamakları on yıllardır hep aynı. Embriyonlu tavuk yumurtasından üretiliyor. Son yıllarda doku kültürlerinden de üretilse de bunların sayısı çok az. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD’deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000’de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD’de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90 a çıkıyor. “Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşı olunmasını öneriyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler aşı olmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay - 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-328701109103125876?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/328701109103125876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-ve-ass-hakknda-merak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/328701109103125876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/328701109103125876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/11/domuz-gribi-ve-ass-hakknda-merak.html' title='Domuz Gribi ve Aşısı Hakkında Merak Edilenler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_fYAbeYHI/AAAAAAAAAiY/T0N4jwBAi3U/s72-c/grip.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5111748147468511058</id><published>2009-10-31T16:29:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T10:48:39.615-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>EVDE KOLAY SAÇ BOYAMA YÖNTEMİ</title><content type='html'>Kuaföre gitmekten bıktıysanız ya da yaratıcılığınızı kullanmak istiyorsanız, saçınızı evde boyamaya ne dersiniz?&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzIsMlZkdI/AAAAAAAAAiI/3L0c7GY3Ur0/s1600-h/evdeeesac.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398910714928271826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 92px; CURSOR: hand; HEIGHT: 118px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzIsMlZkdI/AAAAAAAAAiI/3L0c7GY3Ur0/s320/evdeeesac.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Artık her gün daha fazla kadın gerek zamandan ve paradan tasarruf etmek, gerekse sadece denemek amacıyla saçını evde boyamayı tercih ediyor. Siz de markette dolaşırken saç boyası reyonunda takılıp bir türlü karar veremeyenlerdenseniz, işte size mükemmel sonuçlar elde etmenin püf noktaları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçiminizi iyi yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Doğru rengi seçin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl - kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Bir yöntem belirleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Rengi korumak için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5111748147468511058?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5111748147468511058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/evde-kolay-sac-boyama-yontemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5111748147468511058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5111748147468511058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/evde-kolay-sac-boyama-yontemi.html' title='EVDE KOLAY SAÇ BOYAMA YÖNTEMİ'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzIsMlZkdI/AAAAAAAAAiI/3L0c7GY3Ur0/s72-c/evdeeesac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6033576217607182211</id><published>2009-10-31T16:20:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T16:24:22.433-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bakim'/><title type='text'>Kepeği önleyecek ev yapımı çözümler</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzHBUvZXLI/AAAAAAAAAiA/3ApiBCqRTT0/s1600-h/265489.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzHBUvZXLI/AAAAAAAAAiA/3ApiBCqRTT0/s320/265489.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398908878871682226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kepek sorunundan evde yapacağınız basit işlemlerle kurtulabilirsiniz.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle siyah renkli giysiler giydiğinizde omuzlarınıza dökülen, kötü bir görünüm oluşturan ve moralinizi bozan kepekten kurtulmak için kepek şampuanı kullanmak zorunda değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reader's Digest dergisinde yer alan haberde, kepekten kurtulmanıza yardımcı olacak ev yapımı ilaçları deneyebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Aspirin: &lt;/strong&gt;Kepek probleminiz moralinizi mi bozuyor? 2 aspirini toz haline getirin ve saçınızı yıkarken her seferinde kullandığınız şampuana ekleyin. Karışımı saçınızda 1-2 dakika bekletin, sonra iyice durulayın ve normal şampuan ile tekrar yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Kabartma tozu (karbonat):&lt;/strong&gt; Kepeği kontrol altına almak için saçlarınızı ıslatın ve sonra bir avuç dolusu kabartma tozu ile saçlarınızı saç derisine doğru iyice ovalayın. Sonra saçınızı iyice durulayın ve kurutun. Bunu saçınızı her yıkadığınızda yapın, fakat sadece kabartma tozu kullanın, şampuanlamayın. Saçınız başlangıçta kuruyabilir. Ancak, birkaç hafta sonra saç deriniz doğal yağlar üretecek, saçlarınız daha yumuşak olacak ve saç derinizin pul pul olmasından kurtulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Limon:&lt;/strong&gt; Pul pul kepek kafanızı kaşındırıyorsa, çözümü buzdolabınızda arayın. Sadece saç derinize 2 yemek kaşığı limon ile masaj yapın ve sonra suyla durulayın. Daha sonra bir fincan suya bir çay kaşığı limon suyunu karıştırın ve bununla saçlarınızı durulayın. Bu uygulamayı kepekleriniz kaybolana kadar her gün yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Ağız gargarası:&lt;/strong&gt; Kötü durumdaki yoğun kepeği tedavi etmek için, saçınızı düzenli olarak şampuanla yıkayın, sonra ağız gargaralarıyla durulayın. Daha sonra saçlarınıza düzenli arıtıcı kreminizi sürebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Tuz:&lt;/strong&gt; Şampuandan önce sıradan sofra tuzunun aşındırıcılığı kepekten kurtulmanız için iyi bir çaredir. Tuzluk alın ve kuru olan saç derinize biraz tuz serpin. Sonra, saç derinize masaj yaparak tuzu yedirmeye çalışın. Kuru ve pul pul olan saç derinizi şampuan uygulaması için hazır hale getirmiş olacaksınız. Daha sonra şampuanla yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. Sirke:&lt;/strong&gt; Kepekten kurtulmak için, her şampuanlamanın ardından 2 fincan soğuk suya 2 fincan elma sirkesi ekleyip saçınızı bununla durulayın. Ayrıca, saçınızı şampuanlamadan önce saçınıza doğrudan 3 yemek kaşığı sirke uygulayarak saç derinize masaj yapın. Birkaç dakika bu şekilde bekleyin ve saçınızı durulayın. Sonra her zamanki gibi saçınızı şampuanlayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6033576217607182211?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6033576217607182211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kepegi-onleyecek-ev-yapm-cozumler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6033576217607182211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6033576217607182211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kepegi-onleyecek-ev-yapm-cozumler.html' title='Kepeği önleyecek ev yapımı çözümler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzHBUvZXLI/AAAAAAAAAiA/3ApiBCqRTT0/s72-c/265489.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8414340571438938229</id><published>2009-10-31T16:17:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:02:45.942-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Eller nasıl yıkanmalı ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzF4sd7WdI/AAAAAAAAAh4/iuRvPfo6s3o/s1600-h/eller.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398907631110412754" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; CURSOR: hand; HEIGHT: 128px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzF4sd7WdI/AAAAAAAAAh4/iuRvPfo6s3o/s320/eller.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ellerinizi yıkayarak bir çok hastalığı önleyebilirsiniz..&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün boyunca çeşitli kaynaklardan (insanlarla temas, yüzeylere dokunma, gıdalar, hatta hayvanlar ile temas) ellerimize mikroplar bulaşıyor. Eğer ellerinizi yeterince sık yıkamazsanız, bu mikropları gözünüze, burnunuza ya da ağzınıza bulaştırarak hasta olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı, grip, mide ve bağırsak sorunları, ishal gibi hastalıklar ellerin iyi yıkanmaması nedeniyle bulaşan mikroplardan oluşuyor. Birçok insan, soğuk algınlığını kolay atlatırken, grip ise daha ciddi olabiliyor. Grip olan insanda, özellikle yaşlılarda ve kronik sağlık problemleri bulunanlarda grip, zatürreye dönüşebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetersiz el yıkama, ayrıca, 'e.coli ve salmonella' gibi gıdayla ilişkili mikropların yayılmasına neden oluyor. Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, her yıl 76 milyon Amerikalı'nın gıdalarla ilgili hastalıklara yakalandığını ve yaklaşık 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hastalıkların diğer belirtileri arasında bulantı, kusma ve ishal yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygun el yıkama tekniği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygun el yıkama teknikleri arasında ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkamak ya da el temizleyicisi ile temizlemek bulunuyor. Antibakteriyel mendiller de sabun kadar etkilidir, ancak el temizleyiciler kadar iyi değil.Antibakteriyel sabunlar, daha popüler olmaya başladı. Çünkü mikropları öldürmede normal sabunlardan daha etkili değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinizi ne zaman yıkamalısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvaleti kullandıktan, bebeğinizin altını değiştirdikten, hayvanlara ya da hayvan pisliğine dokunduktan sonra, yemek hazırlamadan önce ve sonra, özellikle çiğ et, tavuk ya da balığa dokunmadan önce ve dokunduktan sonra; yemek yemeden önce, burnunuzu temizledikten sonra; elinize öksürdükten ya da hapşırdıktan sonra; yara veya kesiklerinize ilaç sürdükten sonra; hasta veya yaralı bir insanla temas ettikten sonra; çöpü dışarı attıktan sonra; kontak lenslerinizi takmadan ya da çıkarmadan önce; havaalanında, tren istasyonunda ve restoranlarda halka açık dinlenme salonlarını kullandıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların da ellerini yıkamaya ihtiyacı var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınıza, ellerini güzelce ve sık sık yıkamalarını söyleyerek onları hastalıklardan koruyabilirsiniz. Onlara el yıkama alışkanlığı kazandırmak için örnek olun. Ellerinizi çocuklarınızla birlikte yıkayın ve çocuklarınızın ellerini nasıl yıkadığını denetleyin. Ellerini yıkamasını hatırlatan bir kart hazırlayıp, banyoda onun göz hizasına yapıştırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El yıkamak, küçük çocuklar için daha da önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer çocuğunuz 3 yaşından küçükse solunum ve bağırsak hastalıklarının oluşma riski daha yüksektir. Ayrıca bu hastalıklar kolayca ailenin diğer üyelerine ve çevredekilere bulaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun sağlığını korumak için evinizdeki hijyen ortamının iyi sağlandığından emin olun. Çocuklarınıza ellerini sadece yemeklerden önce değil, gün içinde birçok kez yıkaması gerektiğini öğretin. El yıkamak çok fazla zaman almaz, fakat hastalıkları önlemek için büyük bir ödüldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabun ve suyla uygun el yıkama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su ve sabunla ellerinizi uygun bir şekilde yıkamak için: Ellerinizi ılık suyla ıslatın ve sıvı sabunu dökün ya da temizleyiciyle temizleyin. İyice köpürtün. En az 15-20 saniye boyunca iyice ovalayın. Parmaklarınızın arasını, tırnaklarınızın altını, bileklerinizi, avuç içlerinizi iyice yıkayın. Sonra iyice durulayın, tek kullanımlık kağıt havluyla ellerinizi iyice kurutun. Musluğu kapatmak için havlu kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8414340571438938229?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8414340571438938229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/eller-nasl-ykanmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8414340571438938229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8414340571438938229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/eller-nasl-ykanmal.html' title='Eller nasıl yıkanmalı ?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuzF4sd7WdI/AAAAAAAAAh4/iuRvPfo6s3o/s72-c/eller.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5124788077437262229</id><published>2009-10-28T03:35:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T04:23:56.747-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Hormonlu gıdaları nasıl anlarız?</title><content type='html'>Bazı üreticilerin özellikle meyve ve sebzelerin büyümesini hızlandırmak ve verimini arttırmak amacıyla bilinçsizce kullandığı hormon katkıları, insan sağlığını tehdit ediyor. Pazar, market ve manavlarda satışa sunulan sebzelerin hormonlu olup olmadığı ise dikkat edilecek birkaç ayrıntıyla anlaşılabiliyor. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya Tarım İl Müdürlüğü internet sitesinde yer alan bilgilere göre, sebzelerin ve meyvelerin büyüme süresini hızlandırmak ve verimini artırmak için bilinçsizce ve aşırı dozda kullanılan hormonların insan sağlığını olumsuz etkilediği belirtilirken, bu tür sebze ve meyvelerin mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiği vurgulanıyor. Hormonal katkıların belli seviyelerde kullanıldığı zamanlarda insan sağlığına bir zararı olmadığı ifade edilirken, aşırı doz kullanımının insan sağlığını bozduğu vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkililer, meyve ve sebzelerin mevsiminde ve bol olduğu zamanlarda yenmesi gerektiğini, renginin parlaklığı ve şekline inanılarak meyve sebze alınmaması gerektiğini ifade ediyor. Yetkililer ayrıca domatesin 15 Ekim - 10 Kasım ve 10 Nisan - 5 Mayıs, patlıcanın 15 Kasım - 15 Mayıs ve kabağın 1 Kasım - 15 Mayıs tarihleri arasında tüketilmemesi gerektiğini belirtti. Sitede yer alan bilgilere göre, sebzelerin ve meyvelerin hormonlu olup olmadığı dikkat edilecek birkaç ayrıntıyla kolaylıkla anlaşılabiliyor. Bazı sebze ve meyvelerin hormonlu olup olmadığının anlaşılabilmesi için şu bilgiler veriliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domateste; kestiğimiz zaman içleri boşsa, meyve ucunda sivri memeler oluşmuş veya meyvenin şekli bozulmuşsa aşırı hormonlu olduğu anlaşılır. Ayrıca hormonlu domates dikine kesildiği zaman meyvenin ortasında beyaz bir tabaka görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salatalıkta; meyve şekilsiz, bir ucu kalın bir ucu ince veya yan yana yapışık meyveler görülür. Sebzenin içi sünger gibi, çekirdeği de koflaşmıştır. Yendiği zaman lezzetsiz bir tat verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patlıcanda; şekli bozuk, meyve yanında meme gibi şişkinlikler veya salatalıktaki gibi çift meyve oluşumu vardır ve etli kısmı sünger gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patateste; meyvenin şekli bozuk, patates yumrularında yapışıklık ve küçük yumrular vardır. Eğer aşırı hormon kullanımı varsa patatesin içinde kararmalar görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çilekte; aşırı büyüklük, yapışık meyveler görülür ve ısırıldığında meyvenin içi boştur. &lt;br /&gt;Karpuzda; karpuzların çekirdek yerleri boştur ve yenildiği zaman aşırı nişasta kokusu duyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberlerde; meyveler aşırı büyük ve etlidir. Çekirdek evi boş, etli kısmında ise domatesteki gibi beyazlı bir kısım görülür."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5124788077437262229?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5124788077437262229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/hormonlu-gdalar-nasl-tanrz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5124788077437262229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5124788077437262229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/hormonlu-gdalar-nasl-tanrz.html' title='Hormonlu gıdaları nasıl anlarız?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4716066018805015969</id><published>2009-10-28T03:20:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:34:05.695-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>Eklem Ağrıları Ve Kireçlenmeye Kuşburnu ile Çözüm</title><content type='html'>Kireçlenmenin yol açtığı eklem ağrılarından şikayetçi iseniz, çözümü bir de doğada arayın. Danimarkalı bir doktorun yaptığı araştırmaya göre, her gün düzenli olarak kuşburnu kapsülü almak ağrıları azaltıyor.. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugeAK6YUkI/AAAAAAAAAfk/yE2IxKPQNiw/s1600-h/kusburnu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397597141681590850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 251px; CURSOR: hand; HEIGHT: 189px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugeAK6YUkI/AAAAAAAAAfk/yE2IxKPQNiw/s320/kusburnu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünya Osteoartrit Araştırma Birliği Türkiye Temsilcisi ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı'nın Kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Cihan Aksoy, kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki tedavi edici gücüne yönelik sorularımızı yanıtladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kuşburnu eklem ağrılarına nasıl iyi geliyor? Özellikle hangi tür eklem ağrılarında yarar sağlıyor?&lt;br /&gt;Danimarkalı doktor Kaj Winter, kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki etkisi hakkında bir araştırma yaptı ve bu araştırmasını geçtiğimiz günlerde Prag'da düzenlenen Dünya Osteoartrit Araştırma Birliği Kongresi'nde bizlerle paylaştı. Kuşburnunun çekirdeğinde ve kabuğunda bulunan bir maddenin iltihabi reaksiyonu durdurduğu yolunda bulgular var. Bu, hâlâ araştırılıyor. İlk yapılan çalışmalarda, kireçlenmelerde kullanılmış. Eklem kıkırdağı yıkımını azaltıp azaltmadığını ise henüz bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAPSÜL KULLANIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;* Bilinen başlıca yararları neler?&lt;br /&gt;Kuşburnu tozu, eklem ağrıları olan hastalarda iyileşmeyi destekliyor. Kireçlenme belirtilerinin iyileşmesine yardımcı oluyor ve kireçlenmenin neden olduğu ağrıları azaltıyor. Günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesini sağlıyor. Kireçlenmeli hastalarda, kalça eklemlerinin iyileşmesine yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kuşburnunu çay olarak mı, yoksa kapsül şeklinde mi tüketmek gerekiyor?&lt;br /&gt;Kuşburnu çay olarak tüketildiği zaman, eklem romatizmaları üzerinde etkisi kalmıyor. Isıtıldığı an etkinliği ve protein yapısı gidiyor. Kuşburnunun kabuğu ve çekirdeğinden elde edilen madde, ısı sonucunda bozuluyor. Soğuk suda ise özü çıkmıyor. Soğuk algınlığı ve grip gibi durumlarda kuşburnu çayı işe yarayabilir ama eklem ağrılarında iyileştirici etkisi olmaz. Eklem romatizmalarında steril şartlarda hazırlanmış, dondurulmuş kapsülleri öneriyoruz. Bir kapsüle üç kuşburnu sığar ve günde altı kapsül almak yeterlidir. Özellikle üçüncü haftadan sonra ciddi iyileşmeler görülüyor. Bir kür üçdört ay sürüyor, sonra bırakılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İLAÇ GİBİ YAN ETKİSİ YOK!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;* Kuşburnunu alternatif tıbbın önemli silahlarından biri olarak kabul edebilir miyiz?&lt;br /&gt;Ben alternatif tıp kavramına inanmıyorum. Tıbbın alternatifi yoktur. Hekimlere öğretilen modern tıptır. Hekimler hastalarının ruhen ve bedenen iyileşmelerini sağlar. Tıp eğitimi içinde öğrenciler, fitoterapiyi (bitkilerle tedavi) öğrenmez. Oysa bir doktor kuşburnu, avokado ya da soyanın etkilerini bilmelidir. Doktorlar bunu öğrenmiyorlar, sonra da onlara alternatif geliyor. Geçmişte eklem romatizması ile mücadelenin tek yolu ilaçlardı. Ancak bunlar bilinçsizce kullanıldıklarında, mide kanaması gibi birtakım problemlere yol açabiliyor. Hatta bazen ölüm gibi yan etkiler bile görülebiliyor. 2000'li yılların başında eklem romatizmasından ölüm oranı, meme ya da rahim kanseri kaynaklı ölümlerden çok daha fazlaydı. Bu hastalıkla mücadelede kuşburnu gerçekten çok etkili. Üstelik, kuşburnunun bilinen veya gözlenen bir yan etkisi yok. Destek tedavi ile modern yöntemlerden şaşmadan, sentetik ilaçların azaltılabileceğimi gördüm. Kuşburnu, hastaların birden fazla tedaviye girmesinin de önüne geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Etkisi kamyonlar dolusu mektupla kanıtlandı! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr.Cihan Aksoy, Danimarkalı meslektaşı Kaj Winter'in kuşburnunun eklem ağrıları üzerindeki etkisini genç bir çiftin başına gelenleri inceleyerek ortaya çıkardığını belirtti. İşte kuşburnunun yararlarını gözler önün seren o hikaye: "Bir adam, eşi kuşburnunu seviyor diye bütün arazisine kuşburnu ekmiş. Beklediğinden çok daha fazla ürün alınca da, bunları bozulmasınlar diye değirmenden geçirmiş ve ve dondurup saklamış. Ürünlerin bir kısmını da komşularına dağıtmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YEMEKLERE EKLENİYOR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eşi, toz halindeki kuşburnunun kabuğunu ve çekirdeğini yoğurdun ve yemeklerin üzerine dökerek tüketmeye başlamış. Ardından, başkaları da bu alışkanlığı edinmiş. Sadece üç-dört ay içinde herkes kendini daha sağlıklı hissetmeye başlamış. Kuşburnu tüketenler, o kış hiç bel ya da bacak ağrısı çekmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÖNCE İNANMADILAR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Genç adam, bu durumu Dr. Kaj Winter'e anlatmış ama ona kimse inanmamış. Adam, dört yıl daha kuşburnu ekmeye devam etmiş. Dondurup ezdiği bu ürünü, eklem ağrısı çekenlere hediye etmiş. İnsanlardan ağrıları azalırsa, kendisine mektup yazmalarını istemiş. Kamyonlar dolusu mektupla yeniden doktorların kapısını çaldığında, onları inandırmayı başarmış. Doktorlar, dört yıl boyunca günde bir çay kaşığı kuşburnu tüketenlerin, eklem ağrılarının azaldığını anlamış. Ürünün yan etkisinin olmadığı da görülmüş&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4716066018805015969?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4716066018805015969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/eklem-agrlar-ve-kireclenmeye-kusburnu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4716066018805015969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4716066018805015969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/eklem-agrlar-ve-kireclenmeye-kusburnu.html' title='Eklem Ağrıları Ve Kireçlenmeye Kuşburnu ile Çözüm'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugeAK6YUkI/AAAAAAAAAfk/yE2IxKPQNiw/s72-c/kusburnu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7094755665599884114</id><published>2009-10-28T03:16:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:46:26.745-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet maranki'/><title type='text'>Ahmet Maranki=Vücudumuzda Oluşan Çatlaklara Kür</title><content type='html'>Ülkemizde batı ve güneybatı anadoluda yetiştirilir. Tohumları kullanılır, tohumlarından yüzde elli oranında yağ çıkar. Tohumlarının kabukları çıkarıldıktan sonra ezilmesi ile tahin elde edilir, en çok tohumları ve tohumlarından elde edilen yağı kullanılır.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi hastalıklarda kullanılırdı: Kabukları çıkarılmış tohumu ezildikten sonra cam kavanoza konur ağzı iyice kapatılır kapalı yerlerde saklanır,günde bir tatlı kaşığı tok karnına yenilebilir. Zayıf mide, kabızlık, iktidarsızlık, nefes darlığı, bronşit, karaciğer rahatsızlıkları, böbreklerdeki taş, kum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Susam yağı:&lt;/strong&gt;Susam tohumları bir kavanoza doldurulur,üzerine ham ayçiçek yağı veya zeytinyağı doldurulurgüneşte iki ay bekletilir sonra süzülür bayanların karın ve bacaklarında meydana gelen çatlaklara sürülürse çok faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezilmiş susam tohumları eşit miktarda bal ile karıştırlır,cam kavanozlarda saklanır günde aç karnına sabak ve akşam birer tatlı kaşığı yenilirse kilo aldırır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7094755665599884114?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7094755665599884114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/ahmet-marankivucudumuzda-olusan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7094755665599884114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7094755665599884114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/ahmet-marankivucudumuzda-olusan.html' title='Ahmet Maranki=Vücudumuzda Oluşan Çatlaklara Kür'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6903333082792189134</id><published>2009-10-28T03:11:00.000-07:00</published><updated>2009-10-28T03:43:49.439-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Detoks'/><title type='text'>Dilara Koçak'tan 3 günlük detoks</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397591983162955586" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 106px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugZT57sl0I/AAAAAAAAAfc/Yu5ywiSWHtU/s320/imagesdetoks.jpg" border="0" /&gt;Şimdi yenilenme zamanı..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah: 1 bardak kefir ve 10 adet fındık&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve + 10 adet fındık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam : Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah: 1 probiyotik yoğurt, 1 kaşık yulaf, 2 adet kuru kayısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 10 adet badem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam : Izgara balık ve salata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.gün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah: 1 yumurta,1 grissini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: 1 tabak mercimek yemeği (etsiz) ve salata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 adet meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam : Kabak çorbası ve ızgara balık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları da yapmalısınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arınma süresi boyunca bol su içmelisiniz,&lt;br /&gt;Çay çeşitlerini sınırsız içilebilirsiniz.&lt;br /&gt;Kahve ve kafein içeren içeceklerden ve alkolden uzak durmalısınız.&lt;br /&gt;Gün içinde istediğiniz kadar salatalık, domates, biber, marul ve kereviz sapı tüketebilirsiniz&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6903333082792189134?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6903333082792189134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/dilara-kocaktan-3-gunluk-detoks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6903333082792189134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6903333082792189134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/dilara-kocaktan-3-gunluk-detoks.html' title='Dilara Koçak&apos;tan 3 günlük detoks'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugZT57sl0I/AAAAAAAAAfc/Yu5ywiSWHtU/s72-c/imagesdetoks.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7616785801239745644</id><published>2009-10-28T03:08:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:04:35.996-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Yağ yakıcı zayıflama çayı nasıl yapılır</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugYZWIg5YI/AAAAAAAAAfU/gzW2wNQeBfY/s1600-h/cay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397590977120626050" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 233px; CURSOR: hand; HEIGHT: 181px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugYZWIg5YI/AAAAAAAAAfU/gzW2wNQeBfY/s320/cay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yağ yakıcı Zayıflama Çayı için aşağıda listelenen malzemeleri karıştırarak hazırlayacağınız çay ile zayıflamanıza yardımcı olacaktr..&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 çay kaşığı Yeşil çay&lt;br /&gt;4 çay kaşığı Mate yaprağı&lt;br /&gt;2 çay kaşığı Isırgan yaprağı&lt;br /&gt;2 çay kaşığı Kekik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ yakıcı çay nasıl hazırlanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeleri 1 litre kaynar suyun içine koyarak 10 dakika demlenmesini bekletin (kaynatmayın).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ yakıcı çaydan günde kaç bardak içmeliyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günde 3-4 bardak tüketilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ yakıcı çay hazırlanırken içine mısır püskülü,kiraz sapı ve rezene ilave edilirse çaya ödem sökücü özellik katılmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli Not: Yağ yakıcı çaya şeker ve bal kesinlikle ilave edilmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7616785801239745644?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7616785801239745644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/yag-yakc-zayflama-cay-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7616785801239745644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7616785801239745644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/yag-yakc-zayflama-cay-nasl-yaplr.html' title='Yağ yakıcı zayıflama çayı nasıl yapılır'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugYZWIg5YI/AAAAAAAAAfU/gzW2wNQeBfY/s72-c/cay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1654936893338417756</id><published>2009-10-23T05:04:00.000-07:00</published><updated>2009-10-23T05:06:19.073-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>CİNSEL GÜCÜ VE MENİYİ ARTTIRIYOR...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGcBrhb7aI/AAAAAAAAAek/DWSH6CL_PYo/s1600-h/erkek3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395765381243334050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 270px; CURSOR: hand; HEIGHT: 178px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGcBrhb7aI/AAAAAAAAAek/DWSH6CL_PYo/s320/erkek3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yılan ve böcek sokmasına karşı son derece etkili. Cinsel gücü ve meniyi artırıyor...&lt;br /&gt;Hekimlerin hükümdarı İbn-i Sina’dan ‘Şifalı Bitkiler’ Üniversitelerde 700 yıl ders olarak okutulan hekimlerin piri İbn-i Sina’nın 'Tıp Kanunu' kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri…&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Yaman SÖNMEZ ve Tarihçi Ahmet ALMAZ hazırladı. (BUGÜN)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük tanelerdeki hazine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUSAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açlığın kurtarıcısı simitten aşina olduğumuz susam, tahin pekmezle bizi sevdalısı haline getirmişse de onda bilmediğimiz nice cevherler gizliymiş. İşte susamdaki o cevherler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ekseriya yağlı tohumlardır. Bundan dolayı kolayca küflenip, bozulmaz. Bazıları, susam yağının sevdavi yapıdakilerden başkasına etkisi olmadığını söylemişlerdir. Bunlara faydası, ısıtıcı olması ve rutubetlendirmesiyle olur. Susamın bir cinsinin adı arsimondur; kötü bir lezzeti vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZELLİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun yağından kendisi daha etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇERİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci derecenin ortalarında sıcak ve sonlarına doğru rutubetlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARARLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyarıca, yumuşatıcı, normal yapıda ısıcıdır. Aynı zamanda, onun yağı ve pişmişi de aynı etkiye sahiptir. Susam gevşeticidir; yağı ağır ve kıvamlıdır; küfleri biraz zararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİŞLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yangılı şişleri çözer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARALAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateş yanığına iyi gelir; yağı içilirse, balgamıve demrevi kaşıntıyı giderir. Özellikle yıkanmış sabr ve zabib (kuru incir veya hurma) ile kullanılırsa, yararlı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜZELLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşları eritir, çözer; kan oturmalarını, morartılarını çözer, giderir. O çatlaklara, sertliklere ve sevdavi yapılara, içilirse veya haricen kullanılırsa, yararlı olur ve özellikle kabukları ayıklanmış susam şişmanlatıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, tüyleri uzatıcıdır; özellikle onun gövdesinin ve yapraklarının öz suyu, tüyler üzerinde etkilidir; ayrıca saç ve kılların yumuşamasını sağlar. Kepeği giderir. Onun yağının pişmişi, kaynatılarak kullanılırsa, saçları korur, kuvvetlendirir, gürleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖRME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz üzerine vurulursa, onun şişlerine iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOLUNUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes darlığına ve astıma iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZEHİRLENME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılan ve böcek sokmalarına karşı faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BESLENME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mideye zararlıdır. Bulantı verir, iştihayı çeker ve yiyenlerde çabuk doyma hissi yaratır. Eğer balla yenirse, zararı olmaz. Doyurucudur. İç organların boşaltımına yardımcı olur. Kavrulmuş susamın yağı besleyicidir; susuzluk yapar; susam, kabuklarıyla birlikte yenirse, vücuttaki sıvıların akışını yavaşlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DIŞARI ATAN ORGANLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolona iyi gelir. Reglin atılmasında fevkalade etkilidir. Kavrulmuş susam ve keten tohumu birlikte alınırsa, cinsel gücü ve meniyi artırır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1654936893338417756?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1654936893338417756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/cinsel-gucu-ve-meniyi-arttiriyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1654936893338417756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1654936893338417756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/cinsel-gucu-ve-meniyi-arttiriyor.html' title='CİNSEL GÜCÜ VE MENİYİ ARTTIRIYOR...'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGcBrhb7aI/AAAAAAAAAek/DWSH6CL_PYo/s72-c/erkek3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1817930016525264127</id><published>2009-10-23T04:45:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T10:00:00.181-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bakim'/><title type='text'>Kepekten kurtulmanın yolları</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-Gh3gZ5FwI/AAAAAAAAAuw/EJ9zIjUQPI8/s1600/kepek.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 211px; FLOAT: left; HEIGHT: 138px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467829397567903490" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-Gh3gZ5FwI/AAAAAAAAAuw/EJ9zIjUQPI8/s320/kepek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çareyi şampuanlarda arıyorsanız bu haberi okuyun. İşte kepekten kurtulmanın yolları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle siyah renkli giysiler giydiğinizde omuzlarınıza dökülen, kötü bir görünüm oluşturan ve moralinizi bozan kepekten kurtulmak için kepek şampuanı kullanmak zorunda değilsiniz.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Aspirin: Kepek probleminiz moralinizi mi bozuyor? 2 aspirini toz haline getirin ve saçınızı yıkarken her seferinde kullandığınız şampuana ekleyin. Karışımı saçınızda 1-2 dakika bekletin, sonra iyice durulayın ve normal şampuan ile tekrar yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kabartma tozu (karbonat): Kepeği kontrol altına almak için saçlarınızı ıslatın ve sonra bir avuç dolusu kabartma tozu ile saçlarınızı saç derisine doğru iyice ovalayın. Sonra saçınızı iyice durulayın ve kurutun. Bunu saçınızı her yıkadığınızda yapın, fakat sadece kabartma tozu kullanın, şampuanlamayın. Saçınız başlangıçta kuruyabilir. Ancak, birkaç hafta sonra saç deriniz doğal yağlar üretecek, saçlarınız daha yumuşak olacak ve saç derinizin pul pul olmasından kurtulacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Limon: Pul pul kepek kafanızı kaşındırıyorsa, çözümü buzdolabınızda arayın. Sadece saç derinize 2 yemek kaşığı limon ile masaj yapın ve sonra suyla durulayın. Daha sonra bir fincan suya bir çay kaşığı limon suyunu karıştırın ve bununla saçlarınızı durulayın. Bu uygulamayı kepekleriniz kaybolana kadar her gün yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Ağız gargarası: Kötü durumdaki yoğun kepeği tedavi etmek için, saçınızı düzenli olarak şampuanla yıkayın, sonra ağız gargaralarıyla durulayın. Daha sonra saçlarınıza düzenli arıtıcı kreminizi sürebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Tuz: Şampuandan önce sıradan sofra tuzunun aşındırıcılığı kepekten kurtulmanız için iyi bir çaredir. Tuzluk alın ve kuru olan saç derinize biraz tuz serpin. Sonra, saç derinize masaj yaparak tuzu yedirmeye çalışın. Kuru ve pul pul olan saç derinizi şampuan uygulaması için hazır hale getirmiş olacaksınız. Daha sonra şampuanla yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Sirke: Kepekten kurtulmak için, her şampuanlamanın ardından 2 fincan soğuk suya 2 fincan elma sirkesi ekleyip saçınızı bununla durulayın. Ayrıca, saçınızı şampuanlamadan önce saçınıza doğrudan 3 yemek kaşığı sirke uygulayarak saç derinize masaj yapın. Birkaç dakika bu şekilde bekleyin ve saçınızı durulayın. Sonra her zamanki gibi saçınızı şampuanlayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1817930016525264127?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1817930016525264127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kepekten-kurtulmann-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1817930016525264127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1817930016525264127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kepekten-kurtulmann-yollar.html' title='Kepekten kurtulmanın yolları'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S-Gh3gZ5FwI/AAAAAAAAAuw/EJ9zIjUQPI8/s72-c/kepek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8718101770420050145</id><published>2009-10-23T04:34:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:05:07.129-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayak Bakımı.'/><title type='text'>TOPUKLU AYAKKABIYLA NASIL YÜRÜNÜR?</title><content type='html'>&lt;div&gt;İşte sizlere topuklu ayakkabıyla yürümenin ipuçları...&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Topuklu ayakkabı giymek duruşunuzu ve görünümünüzü değiştirebilir. Bacaklar daha zayıf, karnınız daha düz ve dişiliğiniz daha ön planda olur. &lt;span class="fullpost"&gt; Ancak topuklu ayakkabıyla yürümek gerçekten ayrı bir meziyettir. Tamam, ayakta durmak gayet kolaydır ancak yürüdüğünüzde eğer dengesiz ve komik bir görünümoluşuyorsa topuklu ayakkabının olumlu etkileri bir anda yok olur. Biraz disiplin ve pratikle topuklu ayakkabılarla çok rahat yürüyebilirsiniz. İşte sizlere topuklu ayakkabıyla yürümenin ipuçları:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGWXo5t8KI/AAAAAAAAAec/DJRf1qoJC1M/s1600-h/topuk.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395759161427226786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGWXo5t8KI/AAAAAAAAAec/DJRf1qoJC1M/s320/topuk.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Az topuklu ve daha rahat kalıplı ayakkabılarla pratik yapmaya başlayın. Düz ve dengeli yürümeye çalışın. Küçük ve yavaş adımlarla pratik yapın ve dizinizi bükmemeye çalışın. Ve her zaman adım atarken iki ayağınız birbirine paralel ve bacaklarınız birbirine yakın olsun. Unutmayın topuğunuz ne kadar fazlaysa, adımlarınız da o kadar küçülür.- Geniş topuklu botlarla da pratik yapabilirsiniz. Ayağınızı saran bu botlar, ayağınızı destekler ve dengeli yürümenizi sağlar.- Dolgu topuklu ayakkabılar diğer sivri topuklu ayakkabılara göre daha rahattır. Daha dengeli ve sağlam basmanızı sağlarlar. Topuk ve parmak arasındaki dengeyi oluştururlar, böylece ayağınız daha az zarar görür.- Topuklu ayakkabıyı giydiğiniz zaman dizlerinizin bükülmemesi gerekir. Ayakkabı ayağınızı asla sıkmamalıdır, hava için yeterince boşluk bulunmalıdır.- Ayakkabınızı iyi seçin, her ayakkabının topuğu aynı değildir. Yürürken ayakkabı topuğunuza dikkat edin eğer topuğunuz yürürken sallanıyorsa kalitesiz bir seçim yapmışsınız demektir.- Topuklu ayakkabı giymeden önce pratik yaparken yürüme rotanızı sürekli değiştirin ve farklı zeminlerde yürümeyi deneyin. Böylece rahat hareket edip etmeyeceğinizi göreceksiniz ve ona göre önleminizi alacaksınız.&lt;br /&gt;AYAKKABIDA KALİTE HER ŞEYDEN ÖNEMLİAyakkabınızın formunun bozulmasını veya topuğunun kırılmasını istemiyorsanız, kaliteli ayakkabılar almaya özen gösterin. Bacaklarınız, yüksek topuklu giydiğinizde daha seksi görünecektir bu gerçek. Fakat yüksek topuklar mükemmel bir görünümü garantilemez.&lt;br /&gt;ACI ÇEKMEDEN YÜKSEK ÖKÇELER&lt;br /&gt;Topuklu ayakkabılardan vazgeçemiyor olabilirsiniz. Sırf alışkanlığınız ve görünümünüz için acısına da katlanıyorsunuz. Ancak biraz da olsun acınızı hafifletmek için verdiğimiz ipuçlarına mutlaka bir göz atın.&lt;br /&gt;- Aşırı topuklu ayakkabı giymenin hiçbir anlamı yok, kabul edin. Giyebiliyorsanız, şahane! Ancak dengede durmakta zorlanıyorsanız asla tercih etmeyin.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabınız kapalıysa ayakkabıların içine giymek için üretilen özel inca çoraplardan giyebilirsiniz, böylece ayakkabı ayağınızı vurmaz.&lt;br /&gt;- Ayağınız şişiyorsa, yürümekte zorlanıyorsanız ve kontrolünüzü çabuk kaybediyorsanız topukları fazla ayakta durmayacağınız zamanlarda tercih edin.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabı giydiğiniz zaman yanınızda mutlaka düz bir yedek ayakkabı bulundurun. Acil durumlar veya ayağınızı dinlendirmek için işinize yarayabilir.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabıları özel günler için giyin. Sadece bedensel değil, sihinsel açıdan da rahat olduğunuz ortamlarda giymeniz daha iyi olur.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabı giydiğinizde aklınız onlarda olmasın. Kendinize güvenin, yere iyi basın ve dik durun. Yanınızda partneriniz varsa merdiven inip çıkarken ve tehlikeli durumlarda ondan destek alabilirsiniz.&lt;br /&gt;Topuklu ayakkabı giymek duruşunuzu ve görünümünüzü değiştirebilir. Bacaklar daha zayıf, karnınız daha düz ve dişiliğiniz daha ön planda olur. Ancak topuklu ayakkabıyla yürümek gerçekten ayrı bir meziyettir. Tamam, ayakta durmak gayet kolaydır ancak yürüdüğünüzde eğer dengesiz ve komik bir görünümoluşuyorsa topuklu ayakkabının olumlu etkileri bir anda yok olur. Biraz disiplin ve pratikle topuklu ayakkabılarla çok rahat yürüyebilirsiniz. İşte sizlere topuklu ayakkabıyla yürümenin ipuçları:&lt;br /&gt;Az topuklu ve daha rahat kalıplı ayakkabılarla pratik yapmaya başlayın. Düz ve dengeli yürümeye çalışın. Küçük ve yavaş adımlarla pratik yapın ve dizinizi bükmemeye çalışın. Ve her zaman adım atarken iki ayağınız birbirine paralel ve bacaklarınız birbirine yakın olsun. Unutmayın topuğunuz ne kadar fazlaysa, adımlarınız da o kadar küçülür.- Geniş topuklu botlarla da pratik yapabilirsiniz. Ayağınızı saran bu botlar, ayağınızı destekler ve dengeli yürümenizi sağlar.- Dolgu topuklu ayakkabılar diğer sivri topuklu ayakkabılara göre daha rahattır. Daha dengeli ve sağlam basmanızı sağlarlar. Topuk ve parmak arasındaki dengeyi oluştururlar, böylece ayağınız daha az zarar görür.- Topuklu ayakkabıyı giydiğiniz zaman dizlerinizin bükülmemesi gerekir. Ayakkabı ayağınızı asla sıkmamalıdır, hava için yeterince boşluk bulunmalıdır.- Ayakkabınızı iyi seçin, her ayakkabının topuğu aynı değildir. Yürürken ayakkabı topuğunuza dikkat edin eğer topuğunuz yürürken sallanıyorsa kalitesiz bir seçim yapmışsınız demektir.- Topuklu ayakkabı giymeden önce pratik yaparken yürüme rotanızı sürekli değiştirin ve farklı zeminlerde yürümeyi deneyin. Böylece rahat hareket edip etmeyeceğinizi göreceksiniz ve ona göre önleminizi alacaksınız.&lt;br /&gt;AYAKKABIDA KALİTE HER ŞEYDEN ÖNEMLİAyakkabınızın formunun bozulmasını veya topuğunun kırılmasını istemiyorsanız, kaliteli ayakkabılar almaya özen gösterin. Bacaklarınız, yüksek topuklu giydiğinizde daha seksi görünecektir bu gerçek. Fakat yüksek topuklar mükemmel bir görünümü garantilemez.&lt;br /&gt;ACI ÇEKMEDEN YÜKSEK ÖKÇELER&lt;br /&gt;Topuklu ayakkabılardan vazgeçemiyor olabilirsiniz. Sırf alışkanlığınız ve görünümünüz için acısına da katlanıyorsunuz. Ancak biraz da olsun acınızı hafifletmek için verdiğimiz ipuçlarına mutlaka bir göz atın.&lt;br /&gt;- Aşırı topuklu ayakkabı giymenin hiçbir anlamı yok, kabul edin. Giyebiliyorsanız, şahane! Ancak dengede durmakta zorlanıyorsanız asla tercih etmeyin.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabınız kapalıysa ayakkabıların içine giymek için üretilen özel inca çoraplardan giyebilirsiniz, böylece ayakkabı ayağınızı vurmaz.&lt;br /&gt;- Ayağınız şişiyorsa, yürümekte zorlanıyorsanız ve kontrolünüzü çabuk kaybediyorsanız topukları fazla ayakta durmayacağınız zamanlarda tercih edin.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabı giydiğiniz zaman yanınızda mutlaka düz bir yedek ayakkabı bulundurun. Acil durumlar veya ayağınızı dinlendirmek için işinize yarayabilir.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabıları özel günler için giyin. Sadece bedensel değil, sihinsel açıdan da rahat olduğunuz ortamlarda giymeniz daha iyi olur.&lt;br /&gt;- Topuklu ayakkabı giydiğinizde aklınız onlarda olmasın. Kendinize güvenin, yere iyi basın ve dik durun. Yanınızda partneriniz varsa merdiven inip çıkarken ve tehlikeli durumlarda ondan destek alabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8718101770420050145?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8718101770420050145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/topuklu-ayakkabiyla-nasil-yurunur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8718101770420050145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8718101770420050145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/topuklu-ayakkabiyla-nasil-yurunur.html' title='TOPUKLU AYAKKABIYLA NASIL YÜRÜNÜR?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGWXo5t8KI/AAAAAAAAAec/DJRf1qoJC1M/s72-c/topuk.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7641361516027162919</id><published>2009-10-23T04:26:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:06:15.787-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Erkeğin Aldatmasını Nasıl Anlarız?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGUI3vos2I/AAAAAAAAAeU/0nejPumRBgg/s1600-h/erkek.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395756708690178914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 163px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGUI3vos2I/AAAAAAAAAeU/0nejPumRBgg/s320/erkek.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kadın erkek ilişkilerinde aslında iki tarafın ama en çok da kadının korkusu aldatılmak. İşte size bazı ipuçları... &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güçlü bir ilişkiniz olduğunu düşünüyorsunuz ancak bir gün eve geldiğinizde bilgisayarda sevgilinizin / kocanızın bir bayan arkadaşına yazdığı maili görüyorsunuz... "Naranaram..." demek zorundayız, gerilim müziğini arka fonda hissettire hissettire... Sonra da dramın geldiğini unutmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek arkadaşınızın ya da eşinizin sizi aldattığını düşünüyorsanız, gözyaşlarınızı bir süre rafa, en gerideki kavanoza koyup kaldırmaya ne dersiniz? Bazı şeyleri anlamak için derin nefes alın ve gözlemlemeye başlayın. İngiliz yazar Charlotte Ward'ın sizinle paylaşacağı bazı şeyler var, ona da kulak verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One Poll isimli araştırma şirketinin ortaya çıkardığı sonuca bir göz atalım önce.Gazeteport'un haberine göre, İngiltere'de 3 bin çiftin katıldığı araştırmada deneklerin yüzde 12'si partnerini aldattığını itiraf ediyor. Normal giden bir ilişki sırasında, bir başka kadınla yattığını kabul eden erkeklerin sayısı hiç de az değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“It’s Not Me, It’s You” (Ben Değil, Sen) adlı kitabı için araştırma yapan yazar Charlotte Ward, söz konusu aldatma olunca hemen hemen her erkekte görülen bazı davranışsal ipuçlarını ortaya çıkarmış. Erkekleri gözlemleyen ve deneyimlerinden de yararlanan yazar, best seller olmaya aday kitabında kadınlara "Dikkat!" diyor ve erkeği ele veren davranışları bir bir sıralıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz The Times gazetesi de bu ‘şaşmaz’ ipuçlarını derlemiş. Aldatılmadığınızı umarak 10 yolu önünüze seriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALANLAR YALANLAR YALANLAR...&lt;br /&gt;1. Erkeğin kadınlara kaçamak bakışlar atması. Kimi zaman bu çok anlam taşımayabilir, erkek öylesine de karşı tarafa bakabilir, ama bakışları ayırt etmekte fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Twitter ve Facebook gibi internet üzeri sosyalleşme siteleri, insanların partnerlerini aldatmasını körüklüyor. Teknoloji ne kadar ilerlerse aldatmalar da o kadar ileri bir boyut ve sıklık kazanıyor. Cep telefonu da bunlardan biri. Partneriniz cep telefonsuz bir yere gidemiyorsa, emin olun bunda bir sorun var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Telefonlara cevap vermemesi, nerede olduğu sorusunu belirsiz yanıtlarla geçiştirmesi. Şüphe tohumlarınız zaten çoktan atıldı, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Dış görünüşüne aşırı özen göstermesi. Bir anda metroseksüel bir erkek arkadaş mı oldu, hadi canım! Bunda bir iş var kızlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Burnunu kaşımak ve gözün içine bakamamak gibi bazı yalan sinyalleri vermesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Çarşaf değiştirmek gibi yeni huylar edinmesi. Sakın temiz olmak gibi bir rol üstlendiğini sanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Suçluluk duygusunun etkisiyle, gerçekte birlikte olunan esas sevgilinin üzerine düşme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. En ufak şeyden kavga çıkartma. En basit yol, en kurnaz ama kendini ele veren yöntem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Başka insanlara da kendini garip hissettirme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Bazen de hiçbir işaret göstermeme ki en korkutucusu da bu olsa gerek! &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7641361516027162919?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7641361516027162919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/aldatan-erkegi-anlamanin-yollari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7641361516027162919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7641361516027162919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/aldatan-erkegi-anlamanin-yollari.html' title='Erkeğin Aldatmasını Nasıl Anlarız?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuGUI3vos2I/AAAAAAAAAeU/0nejPumRBgg/s72-c/erkek.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3140292209374544269</id><published>2009-10-20T23:45:00.000-07:00</published><updated>2009-10-21T00:18:00.261-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Astroloji'/><title type='text'>Hangi burçlar NEDEN ALDATIR?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St61nCC2OmI/AAAAAAAAAds/EmRDHrqe-6M/s1600-h/9443.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St61nCC2OmI/AAAAAAAAAds/EmRDHrqe-6M/s320/9443.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394949085804771938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hangi burç hangi sebeplerden dolayı partnerini aldatır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="content content_12" id="news_content"&gt; &lt;p&gt;Koç&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Her dediğini yapmanız, size sahip olduğunu, avucunda olduğunuzu  düşündürmeniz, başkalarıyla ilgilendiğinizi fark ettirmeniz, kıskançlığınız,  sahipleniciliğiniz, bıkması için yeterli.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Boğa&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Zor ayrılır: Seksüel isteksizliğiniz, finansal güvensizlikleriniz, maddi  kararlarınızın sık sık yanlış çıkması, birikim sağlamamanız, çok harcamanız,  doğru ve dürüst olmayan tutumlarınız, ayrılmak istemesi için yeterli  sebepler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İkizler&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Korumacı, sahiplenici ve kıskanç olmanız yeterli. Bir dakikada unutur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yengeç&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kaçarsanız kovalar, kovalarsanız kaçar. Kovalamanız, düş kırıklığına  uğratmanız, incitmeniz, düşündüğü gibi biri olmadığınızı belli etmeniz,  eleştirel, şefkatsiz, hırçın tavırlarınız onun kızgınlıklarını körükler ve  anında soğumuş hisseder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aslan&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gururunu zedelemeniz, hatalarından bahsetmeniz, eleştirmeniz,  desteklememeniz, alkışlamamanız, takdir etmemeniz çekip gitmesine sebep olur ve  bir daha da kolay kolay geri dönmez.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Başak&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dikkatli, özenli, akıllı ve sevecen olmamanız yeterli. Entelektüel  birikiminiz ve kültürel yeterliliğiniz de yoksa çok çabuk kaybedersiniz. Geri  dönmez. Ancak kalbinizi de kırmaz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Terazi&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Modern, popüler, bakımlı, saygın, olmamanız yeterli. Nezaketini bozmamak için  konuşmadan terk edecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Akrep&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kontrolü ya ona bırakmalısınız ya da elinizden bir saniye bile  bırakmamalısınız. Kontrolü kaybetme duygusunu yaşaması ayrılmak ve sizi acılar  içinde bırakmak için yeterli.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yay&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gezmekten hoşlanmamanız, başka kültürlere ilgi duymamanız ve akıllı biri  olmadığınızı fark ettirmeniz yeterli. Buna ego katliamını da eklerseniz her  zamanki hızıyla Yay uzaklaşacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Oğlak&lt;/p&gt; &lt;p&gt;En zor ayrılan burçtur eğer sizi yeterince benimsemişse! Ailesi hakkında  olumsuz konuşmalarınız, maddi güvenliğini zora sokmanız, işinde desteklememeniz,  finansal konularda savruk ve düşüncesiz davranmanız yeterli. Elbette hepsi bir  arada olmak koşuluyla!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kova&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İstemediğinizi belli etmeniz, söylemeniz veya hissettirmeniz yeterli. Bunlar  yoksa kısıtlamanız, hesap sormanız, müdahale etmeniz, arkadaşlıklarına  karışmanız ağır sözlerle terk edilmenize rahatlıkla sebep olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Balık&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aldatmak için sebebe gereksinimi yoktur çünkü sebepleri her an değişebilir.  Ayrılmak için de! Duygusal Dünyasını azıcık sarsacak herhangi bir somut olay  yeterlidir. Gerçek sebep kendi çıkarına daha uygun bir durum yakalamış  olmasıdır!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;script type="text/javascript"&gt;changeTarget(document.getElementById("news_content"))&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3140292209374544269?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3140292209374544269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/hangi-burclar-aldatir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3140292209374544269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3140292209374544269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/hangi-burclar-aldatir.html' title='Hangi burçlar NEDEN ALDATIR?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St61nCC2OmI/AAAAAAAAAds/EmRDHrqe-6M/s72-c/9443.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6461526113685416930</id><published>2009-10-19T23:14:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:07:26.424-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Göbeğinizi 11 Yolla Küçültebilirsiniz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1VlA_2T8I/AAAAAAAAAdM/tPaPu7b1muw/s1600-h/kilo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394562023071043522" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 208px; CURSOR: hand; HEIGHT: 145px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1VlA_2T8I/AAAAAAAAAdM/tPaPu7b1muw/s320/kilo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Özellikle mevsim dönümlerinde soframızdaki yiyecekler ve içeceklerin değişmesi, beslenme alışkanlıklarımızın farklılaşması, özellikle mide ve sindirim sistemimizde şişkinliklere sebep oluyor. İşte size bu şişkinlikle başa çıkmada yardımcı olacak 11 altın öneri…&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Foxnews’de yer alan habere göre, sağlıklı ve doğal beslenme uzmanı Gillian McKeith, bazı yiyecek ve içeceklerin içerdikleri enzimler sayesinde şişkinliğin ve hazımsızlığın giderilmesinde yardımcı olduğunu söylüyor. İşte sizi göbek derdinden kurtaracak o yiyecek ve içeceklerden bazıları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Şişkinlik hissi mi yaşıyorsunuz? o halde ılık su içmeyi deneyin. Yemeklerden önce oda sıcaklığında yaklaşık (19-23 derece arasında) bir bardak suyu azar azar için. Soğuk su içmeyin çünkü gaz yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Biraz kereviz çiğneyin. Kereviz vücudumuzdaki su dengesi için gerekli olan sodyum ve potasyum içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Aktarlardan rahatlıkça bulabileceğiniz hindiba aynı zamanda şişkinliği hafifletiyor. Çünkü hindiba bitkisi, karnınızda yararlı bakterilerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen maddeler olan prebiyotikler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Karışık mevsim sebzelerinden oluşan bir çorba, soğuk bir günde sizi sadece ısıtmaz, aynı zamanda hazmı kolaylaştıran enzimler içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Lahana turşusu yiyin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeyin çünkü lahana, hazma yardımcı enzimler ve yararlı bakteriler içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Artık alışveriş merkezlerinde ve sokaklarda görmeye alıştığımız haşlanmış mısır yemek oldukça faydalı. Ülkemizde pek popüler olmasa da lif yönünden oldukça zengin olan ‘esmer pirinç’ bağırsak fonksiyonlarına iyi gelmesinin yanında yararlı bakterileri harekete geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kahvaltınıza biraz keten tohumu ekleyin. Keten tohumu da bağırsakları yağlayan ve onlara iyi gelen lifler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Şişkinlikle baş etmek için özellikle alkolden, rafine karbonhidratlardan, tuzdan, baharatlardan, kafein ve işlenmiş, paketlenmiş gıdalardan ve süt ürünlerinden uzak durmamızı öneririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. İrice bir muz, yaklaşık 602 mg potasyum içeriyor. Potasyum da vücudun sodyum seviyesini düzenleyerek şişkinlikle baş etmeye yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Zencefil yemek ya da zencefil çayı içmek hazmı kolaylaştırarak şişkinliğine iyi geliyor. Zencefil aynı zamanda karın şişkinliğine iyi gelen bileşikler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Maydanoz doğal bir idrar söktürücüdür ve kolaylıkla kahvaltınızdaki yumurtanızdan akşam yemeğinizdeki patatesinizin yanında yenebilir. Tatlı ve sulu olmasının yanında, ananas hazmı kolaylaştıran ve şişkinliğe yardımcı olan bromelain (ananasın sap kısmı ezilerek çıkartılan bir madde) içeriyor.&lt;br /&gt;Zaman Online &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6461526113685416930?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6461526113685416930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/gobeginizi-kucultmenin-11-yolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6461526113685416930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6461526113685416930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/gobeginizi-kucultmenin-11-yolu.html' title='Göbeğinizi 11 Yolla Küçültebilirsiniz'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1VlA_2T8I/AAAAAAAAAdM/tPaPu7b1muw/s72-c/kilo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7556954385518729952</id><published>2009-10-19T23:08:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:07:56.032-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Bakım'/><title type='text'>Anne Sütüne Ek Besinler Ne Olmalı?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Anne sütüne ek besinlere ne zaman başlanmalı ve nelere dikkat edilmeli?&lt;/strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1U7Gi1myI/AAAAAAAAAdE/VStwn7wJ0uQ/s1600-h/anne-sutune-.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1U7Gi1myI/AAAAAAAAAdE/VStwn7wJ0uQ/s320/anne-sutune-.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394561303005469474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Serap Güzel/ Radikal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün bebek beslenmesi için önemli olduğunu belirtmiştim. Bu yüzden ilk 6 aydan 12 aya kadar bebeğinizi emzirebilirsiniz. Peki ek besinlere ne zaman başlanmalı ve nelere dikkat edilmeli?&lt;br /&gt;6. ay itibariyle ek besinlere başlanmalı. Tebii bebeğin emmesiyle ilgili veya herhangi bir sağlık bir problemi yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı besinlere geçiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü ve mamadan sonra katı besinlere başlamak bebek için yeni bir maceradır. 1 yaşını doldurduğunda artık sofrada aile bireyleriyle oturup yemek yiyebilir. Bebeğinizi önce hangi besinlerle tanıştırmalısınız?&lt;br /&gt;Dikkat: Bebeğe biberonla katı besinlerin verilmesi yeme yeteneklerinin gelişmesini geciktirir. Biberonla beslenme öksürmeye ve daha fazla enerji tüketmeye neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tahıl olarak pirinç, çünkü alerjik reaksiyona neden olma olasılığı en azdır. Önce daha sulu hazırladığınız pirinci bebeğiniz yeme yeteneğini geliştirip tahıl tadına alıştığında daha az sıvı ile koyu hazırlayın. Pirinci yedikten birkaç gün sonra intolerans veya alerji belirtileri olmazsa diğer tahılları denemeye başlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahıllardan sonra ne geliyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz tahılları kabul ettikten sonra sıra sebze, meyve daha sonra et ve ekmeğin denenme zamanıdır. Besinleri önce tek tek deneyin, örneğin meyvelerden elma püresi, armut, şeftali, muz, sebzelerden tatlı patates, havuç, kabak, bezelye, taze fasülye ve etlerden kırmızı et, tavuk ve yumurta sarısı .&lt;br /&gt;Yumurta beyazını bebeğinize 1 yaşından önce vermeyin, bebekler yumurta beyazında bulunan proteine duyarlı olabilirler. Yumurta sarısını da 1/8 inden başlayıp yavaş yavaş arttırmalısınız.&lt;br /&gt;Sade tatlar her zaman en iyisidir, bebeklere besinlerin şeker, tuz ve diğer lezzet vericiler katılmamış doğal haliyle verilmesi tat duyusunun gelişmesini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerin bakımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş bakımı daha süt dişleri çıkmadan başlar. Bebeklerin her yemekten sonra temiz ıslak yıkanmış bezle dişetlerine sürtülerek temizlenmesi önerilmektedir. Altıncı aylarda yirmi süt dişinden biri çıktığında yumuşak diş fırçası kullanmaya başlayın, diş macununa gerek yoktur.&lt;br /&gt;Diş çürüklerini önlemek için bebek ve oyun çağı çocuklar yatağa meyve suyu, mama veya süt biberonu ile yatırılmamalıdır. Eğer çocuğunuz yatağa biberonsuz gitmiyorsa en azından düz su ile doldurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek mamalarını balla tatlandırmak ya da emziği bala batırmak doğru mudur? Hayır değildir. Bebek 1 yaşına gelmeden balı hiçbir şekilde vermeyin. Bal clostridium botilinum denilen zehirli bakteri sporlarını içerir. 12 aydan küçük bebeklerde zehirlenmelere neden olabilir.&lt;br /&gt;Bal veya reçel gibi şekerli gıdalarla tatlandırılmış emziğin emilmesi diş çürüklerine neden olur. Aynı zamanda bebeğinizi doğal besinlerin dışındaki şekere alıştırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplu bebek yetişkinlikte şişman olabilir mi? Bebeğiniz toplu olması şişmanlık göstergesi değildir. Eğer besin alımını azaltırsanız büyüme ve gelişmesi için gerekli olan enerji yetmez. Ancak şişman bebek sağlıklı bebek anlamına da gelmez. Bebeğinize alması gerekenin üstünde yemek verirseniz bu ilerde oluşturacağı yeme davranışı bakımından önemlidir ve gittikçe şişmanlamasına neden olabilir. Bebeğinizden doyma belirtileri aldığınızda daha fazla yemesi için zorlamayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7556954385518729952?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7556954385518729952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/anne-sutune-ek-besinler-ne-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7556954385518729952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7556954385518729952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/anne-sutune-ek-besinler-ne-olmal.html' title='Anne Sütüne Ek Besinler Ne Olmalı?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1U7Gi1myI/AAAAAAAAAdE/VStwn7wJ0uQ/s72-c/anne-sutune-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-2935030281742302642</id><published>2009-10-19T23:04:00.001-07:00</published><updated>2010-05-05T11:08:37.859-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>ŞİŞMANLIĞIN 8 GİZLİ NEDENİ NEDİR?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hareketsiz yaşam şişmanlığın en büyük sorumlusu. Ancak uzmanlar, şişmanlığa yol açan yeni faktörlerden söz ediyor.İşte gizli düşmanlar... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1TFNl5ukI/AAAAAAAAAc8/2LKID6HJyJg/s1600-h/sisman.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 233px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1TFNl5ukI/AAAAAAAAAc8/2LKID6HJyJg/s320/sisman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394559277672806978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar hesap basitti:          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.   &lt;br /&gt;Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. UYKU PROBLEMLERİ     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. GENETİK MİRAS &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İLAÇLARIN ETKİSİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. KLİMALAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. EVLENMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. NİKOTİN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. YAŞ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. STRES&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-2935030281742302642?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/2935030281742302642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/sismanligin-8-gizli-nedeni-bulundu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2935030281742302642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2935030281742302642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/sismanligin-8-gizli-nedeni-bulundu.html' title='ŞİŞMANLIĞIN 8 GİZLİ NEDENİ NEDİR?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1TFNl5ukI/AAAAAAAAAc8/2LKID6HJyJg/s72-c/sisman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5911339642968975854</id><published>2009-10-19T22:43:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:11:55.659-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Sağlığı'/><title type='text'>Bembeyaz Dişlere Kolay Yöntemlerle Sahip Olun</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Gün içinde birçok faktör farkında olmadan dişlerimizi sarartıyor.&lt;br /&gt;Bu süreci yavaşlatmak için yapmamız gerekenleri ve yeni diş beyazlatma yöntemlerini uzmanlara sorduk&lt;/strong&gt;.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1O2x8caXI/AAAAAAAAAc0/0P0jme3CEj4/s1600-h/diÅŸ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394554631686482290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 190px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1O2x8caXI/AAAAAAAAAc0/0P0jme3CEj4/s320/di%C5%9F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gün geçiniyor ki diş beyazlatmayla ilgili yeni bir teknik ya da yeni bir ürün çıkmasın. Bu yüzden de hepimiz mutlaka diş beyazlatma tekniklerinden birini deniyoruz. Diş beyazlatmanın lazerli uygulamadan ev tipi beyazlatmaya kadar birçok çeşidi var. Ancak kontrolsüz yapılan diş beyazlatma, diş minesinde çatlamalara da sebep olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece düzenli olarak fırçalayarak dişlerin rengini açmak pek mümkün değil. Çünkü dişin yapısında olan renklenmeler dişlerin oluşumları süreci içinde tet-rasiklin ve benzeri ilaçların kullanımı ve flor fazlasından kaynaklanıyor. Diş Hekimlerine göre dişteki renklenmelerin dış etkenlere bağlı sebepleriyse renkli madde içeren yiyecek ve içeceklerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar; çay, kahve, kola, kırmızı şarap, hardal, ketçap ve tütün tüketiminden kaynaklanan renklenmeler.Bu renk veren maddeler, yıllar içinde mine ve denlinin içine nüfuz ediyor ve burada koyu pigmentli karbon halkası içeren bileşikleri oluşturuyorlar. Bu da dişin daha koyu ve sarımsı görünümüne yol açıyor. Uzman tarafından yapılan diş temizliğinde de ancak yüzeysel lekeler çıkıyor, dişinizin rengi açılmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyazlatma, ev ve ofis tipi olmak üzere iki ayrı şekilde uygulanıyor. Ev tipinde; doktor tarafından sizden alınan ölçü ile silikon esaslı iki kalıp hazırlanıyor. Bu kalıplarla birlikte içine koyacağınız beyazlatma jeli veriliyor. 7-14 gün süreyle günde 4-8 saat. gün aksatmadan ağzınızda tutacağınız bu kalıp ve jel ile dişlerinizin renginde beş tona yakın bir açılma oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süre içinde de renk ajanları içeren maddeleri kullanmamak gerekiyor. Ofis tipindeyse beyazlatma işlemi bir seferde, bir saat gibi bir sürede yapılıyor ve dişlerin rengi 8-10 ton açılıyor. Tamamen hekim gözetimindeki bu uygulamada, dişlerinizin üzerine bir jel sürülüyor ve bunu aktive etmesi için bir ışın kullanılıyor. Bir diğer yöntem de lazerle yapılan beyazlatma. Lazerle yapılan beyazlatma işleminde bir seans yetmiyor, birkaç seans tekrarlamak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, "Beyazlatma işleminin kontrolsüz yapılması durumunda diş minesinde hasar, dişlerde aşırı hassasiyet, ağız mukozasında ve dişetlerinde tahrişe bağlı yaralanmalar görülebiliyor" diye belirtiyor. Bu nedenle diş hekimi tarafından muayenehane ortamında yapılan beyazlatma sırasında yüksek konsantrasyonda bir jel kullanılsa bile diş hekimi bahsedilen yan etkilere karşı gerekli önlemleri alabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyazlatıcı diş macunlarının kullanılmasında ise aşındırıcı olmadıkları sürece bir sakınca yok. Klinikte gerçekleştirilen işlemler evdekine göre daha iyi sonuç veriyor. Aynca muayene ortamında uygulanan beyazlatma işleminin bir avantajı da istenilen sayıda dişin beyazlatılabilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş beyazlatma işleminde oluşabilecek yan etkilerden biri de dişteki hassasiyet. Diş hekimi Rasim Elitaş, düşük ph değerine sahip ürünlerin dişin minesini yumuşatabileceğim söylüyor ve ekliyor: "Bu bağlamda, mine ve denlin tabakasında kalsiyum, fosfor, azot ve potasyum miktarında değişiklikler oluşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerde soğuk ve sıcağa karşı duyarlılığa neden olabilen bu durum, tükürükteki minerallerin diş yüzeyinde remineralizasyon oluşturması ile kısmen giderilse de, en iyi yöntem diş beyazlatma işleminden sonra dişlerin florlanmasıdır. Zaten doktorunuz gerekli önlemleri alacaktır." şeklinde görüş bildiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elitaş Diş ve Ağız Sağlığı Kliniği'nden Diş Hekimi Rasim Elitaş, diş beyazlatma yöntemlerinin sonradan diş minesinde zarara yol açmadığını söylüyor. "Ben şimdiye kadar diş hekimi kontrolünde yapılan beyazlatmanın dişlere zarar verdiğine dair herhangi bir araştırmaya rastlamadım.” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş beyazlatma ürünleri Amerika'dan FDI onaylı, Avrupa'dan CE sertifikalı ve Türkiye'den ise Sağlık Bakanlığı onaylı olarak kullanılıyor. Yapılan bir araştırmada dişi beyazlatmak İçin kullanılan jel dişlerin üzerinde 240 saat bırakılmış ve yaptığı aşınma miktarı kola gibi asitli meşrubatlarla meydana gelen mine kaybına eşit bulunmuş. Zaten biz uygulamalarımızda bu kadar uzun süre kullanmıyoruz" diyor. Doğru ve yeterli bir uygulama sonrası çok uzun za¬man dişler eski rengine dönmüyor. Fakat kişinin renklecndirici ajanları kullanma sıklığına ve dişlerinin yapısına göre işlemi 2-3 yılda bir, iki gün gibi bir sürede evde tekrarlamak gerekebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilik: Lamina Porselen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Primadent Diş ve Ağız Sağlığı Kliniği'nden Diş Hekimi Yavuz Ipçi beyazlatmada başa¬rı sağlanamayan hastaların dişlerini kestirip porselen yaptırmamaları konusunda uyarı¬yor ve ekliyor: "Bu tür durumlarda lamina porselen dediğimiz dişlerin üzerinden çok az aşındırma yaparak uyguladığımız metalsiz porselenleri kullanıyoruz. Bazı durumlarda hiçbir kesme işlemi yapmadan üstelik kompuzit dolgularla rengi ve şekli düzeltebilmek mümkün." Porselen laminalar, "lamina vcneerler" olarak da adlandırılan estetik diş hekimliğinin öne çıkan son gelişmelerinden biri. ince bir porselen plakanın diş yüzeyine uygulanmasıyla dişin kozmetik görüntüsü değiştiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porselen laminalar farklı olgularda uygulanabilir, ön dişlerde diastema adı verilen dişler arasındaki boşlukların doldurulmasında, çapraşık ve düzensiz sıralanan dişlerde, çok sayıda çürük ve renk açısından problemli dolgularda veya ortodontik tedaviyle dişlerin düzgün sıralanması bir alternatif değilse porselen lamina uygulabilir. Sonuç olarak dişlerinizin renginden memnun değilseniz size en uygun olan yöntemi seçebilirsiniz. Ancak sizin için en doğru tekniğe dişlerinizin yapısını inceledikten sonra doktorunuzla karar vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı dişlerin yapılarından dolayı beyazlatma işleminden sonra elde edilen sonuç yetersiz olabilir. Bu tip dişlerde süreyi ve konsantrasyonu artınyoruz. Uygulama süresi ve beyazlatma jelinin konsantrasyonu dişin yapısına göre diş hekimi tarafından belirlenmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş hekiminin yaptığı beyazlatma, eczanelerde satılan beyazlatma ürünlerinden, hem konsantrasyon hem de içerik bakımından tamamen farklı bir uygulama. Eczanede satılan beyazlatıcılardan elde edilen beyazlık çok az ve geçici olabilir. Ayrıca aşındırıcı, toz şeklinde beyazlatıcılar da kesinlikle kullanılmamalı. Bunlar dişlerin üzerinde ciddi çizilmelere sebep olabilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5911339642968975854?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5911339642968975854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/bembeyaz-disler-artk-hayal-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5911339642968975854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5911339642968975854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/bembeyaz-disler-artk-hayal-degil.html' title='Bembeyaz Dişlere Kolay Yöntemlerle Sahip Olun'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1O2x8caXI/AAAAAAAAAc0/0P0jme3CEj4/s72-c/di%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5578207244641981757</id><published>2009-10-19T22:37:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:10:34.117-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Yaşınıza Göre Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hangi yaşta cildinize nasıl bakım yapmalısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1M0yH6EsI/AAAAAAAAAcs/CVClF8lbrYI/s1600-h/bakim1.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394552398351569602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1M0yH6EsI/AAAAAAAAAcs/CVClF8lbrYI/s320/bakim1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; 20'li yaşlarda:&lt;/strong&gt; 20 yaşlarda cildin çok fazla bakıma ihtiyacı yoktur. Önemli olan su ve sabun içermeyen bir temizleyici ile günde 2 kere temizlenmesi yeterlidir. Güneşten koruyucu nemlendirici de kullanılması önerilir. Yağlı ve akneli cildi olanlar haftada bir iki defa peeling yapabilir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;30'lu yaşlarda:&lt;/strong&gt; Güneşten koruyan nemlendiricileri çantanızdan eksik etmeyin ve her 2-3 saatte bir tazeleyin. Yüze sürerken, boyun ve dekolte bölgenizi unutmayın. Gündüz kremi dışında bir göz kremi ve haftalık maske uygulamaya başlayabilirsiniz. Meyve asiti içeren, gece cildinizi onaran bir gece kremi de kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;strong&gt;40'lı yaşlarda:&lt;/strong&gt; Bu dönemde multipeptit ve bakır içeren ürünler kullanın. A,B ve E vitamini içerikli ürünlerde cildi besleyerek canlandırıyor. Gündüzleri göz çevresi için SPF 15 faktörlü göz kremleri tercih etmelisiniz. Akşamları onarıcı, vitamin, antioksidan, meyve asidi veya retinoik asit içeren kremleri tercih etmelisiniz. Prensip olarak bir ürünü bitirdiğinizde tekrar aynı üründen almayın, marka değiştirin ve aynı üründen almayın ya da aynı markanın başka ürününü kullanın. Azalan kolajen üretimini desteklemek amacıyla peptitli ürünlere de bu yaşlarda başlayabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;strong&gt;50'li yaşlarda&lt;/strong&gt;: Bu dönemde özellikle peptit ve DMAE içeren ürünler tercih edilmeli. DMAE cilt için çok güçlü bir antioksidan destek olduğu için, hücre zarını stabilize eder. Cildinizi sadece nemlendirmek yerine kırışıklıklar ve sarkmalarla da mücadele edin. Bu yaşta ben ve lekelere dikkat etmelisiniz. Bu yaşta bitkisel yağlar, seramitler ve glukanları tercih edin. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5578207244641981757?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5578207244641981757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/yasnza-gore-cilt-bakm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5578207244641981757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5578207244641981757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/yasnza-gore-cilt-bakm.html' title='Yaşınıza Göre Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1M0yH6EsI/AAAAAAAAAcs/CVClF8lbrYI/s72-c/bakim1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8955401966584676017</id><published>2009-10-19T22:30:00.000-07:00</published><updated>2009-10-19T22:35:15.255-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Vücudu bombaya çeviren formül</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kış aylarında vücut direncinizin güçlü olması gerekir. Bunları alın soğuk algınlığı ve yorgunluğu unutun.&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1Ln2oKFFI/AAAAAAAAAck/6vPTByU0P0o/s1600-h/vucutt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394551076710650962" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1Ln2oKFFI/AAAAAAAAAck/6vPTByU0P0o/s320/vucutt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beslenme ve Diyet Uzmanı Aylin Yılmaz, soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonların kapımızı çaldığı kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için tabiat eczanesini öneriyor. Yılmaz'a göre her gün 2- 3 porsiyon sebze ve 3- 4 adet meyve tüketmek vücudu bomba gibi yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜKSEK DEĞERLİ ANTİOKSİDAN YİYECEKLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Alternatif antioksidan yiyecekler içeren değişken bir beslenme programı, bağışıklık sistemini güçlendirmenin en iyi yoludur" açıklamasını yapan Yılmaz, yüksek değerli antioksidan içerikli besinleri şöyle sıralıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru erik &lt;br /&gt;Nar &lt;br /&gt;Kuru üzüm &lt;br /&gt;Yaban mersini &lt;br /&gt;Sarımsak &lt;br /&gt;Ispanak &lt;br /&gt;Brüksel lahanası &lt;br /&gt;Brokoli &lt;br /&gt;Portakal &lt;br /&gt;Kırmızı biber l Kivi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VÜCUDU GÜÇLÜ KILMANIN YOLLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besinlerin, hayatımız için küçük fakat önemli rolleri bulunuyor. Sabah yapılan bir kahvaltı ile gün içindeki vücut direnci artırılabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya öğleden sonra alınan ara atıştırmaların kaliteli besinlerden oluşması (meyve, peynirli sandviç, süt veya kuru meyveler, ceviz, badem) akşam saatlerine kadar birikecek yorgunluğu önleyebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylin Yılmaz, "kış aylarında, özellikle lahanagiller, brokoli, mandalina, portakal, greyfurt, limon gibi kış sebze ve meyvelerini tercih edin" diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SOĞUK ALGINLIĞINI ÖNLEYEN FORMÜL &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkış: Ilık su ve kuru erik Sabah kahvaltısı: 1 bardak az yağlı süt içine 2 kaşık yulaf, yarım muz ve 5-6 çiğ badem &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara: Greyfurt-yeşil elma ve portakal suyu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: Mercimek çorbası veya nohutlu - cevizli salata, yanında çavdar ekmeği ve ayran &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkindi: Kuru erik veya yaban mersini &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara: Kefir veya soya sütü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği: Somon balığı ve bol yeşillikli salata (limonlu-z.yağlı) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatmadan 1saat önce: 1 portakal, kivi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YORGUNLUĞA KARŞI ETKİLİ REÇETE &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkış: Ilık su ve kuru erik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısı: Çavdar ekmeği yumurta ve portakal suyu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara: Kuru erik veya kuru üzüm. Ögle: 150 gr et, veya ızgara balık, bulgur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkindi: Taze sıkılmış nar suyu. Ara: Çavdar ekmeğine beyaz peynirli tost. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği: 1 kase mercimek çorbası, ıspanak yemeği, limonlu salata. Yatmadan önce: 1 bardak süt veya az yağlı yoğurt. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİFA VE VİTAMİN DEPOSU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somon (182 kalori, 20 mcg selenyum, 310 mg potasyum). &lt;br /&gt;Fındık (650 kalori, 25 mg E vitamini, 2.2 mg çinko, 4.9 mg manganez). &lt;br /&gt;Muz (95 kalori, 11 mg C vitamini, 400 mg potasyum, 6 mg kalsiyum). &lt;br /&gt;Nohut (115 kalori, 1.55 mg E vitamini, 1,5 mg demir, 43 mg kalsiyum). &lt;br /&gt;Sarımsak (98 kalori, 0.38 mg B6 vitamini, 2 mcg selenyum, 620 mg potasyum). &lt;br /&gt;Patates (136 kalori, 14 mg C vitamini, 630 mg potasyum, 0.54 mg B vitamini). &lt;br /&gt;Kuru erik (140 kalori, 2,6 mg demir).&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8955401966584676017?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8955401966584676017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/vucudu-bombaya-ceviren-formul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8955401966584676017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8955401966584676017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/vucudu-bombaya-ceviren-formul.html' title='Vücudu bombaya çeviren formül'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St1Ln2oKFFI/AAAAAAAAAck/6vPTByU0P0o/s72-c/vucutt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1043581632354984688</id><published>2009-10-18T06:52:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:13:15.308-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Bölgesel Yağlardan Kurtulmanın Yolları!</title><content type='html'>Hepimizin vücudunda sorunlu, incelmesi biraz daha zor olan ve yağların yoğun olarak toplandığı bazı bölgeler vardır. Bu bölgeler kişiden kişiye farklılık gösterir; kalça, bel çevresi ya da bacaklar sorunlu olabilir. Bu fazlalıklardan diyet ya da egzersiz yapar.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StseQHCppSI/AAAAAAAAAaM/t4c03rZtq7c/s1600-h/karin.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 220px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StseQHCppSI/AAAAAAAAAaM/t4c03rZtq7c/s320/karin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393938240823207202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;YAĞLI BÖLGE 1: ÖDEM / ŞİŞLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflarken amaç sadece iyi görünmek değil aynı zamanda bu bölgelerimizle bağlantılı olabilecek hastalıkları da engellemek olmalıdır. Şimdi, bu toplanma genelde adet dönemi öncesinde vücudun ödem tutmasının bir sonucu olduğu konusunda birleşiyorlar. Ayak parmağınıza baskı    şişlik olup olmadığım kontrol edebilirsiniz. Eğer geriliyorsa şişkinlik var demektir, hafif bir çöküntü oluyorsa sorun yoktur. Bazen şişmiş ayak bilekleri kalp hastalıklarının, böbrek yetersizliğinin ya da kan pıhtılaşmasının bir işareti olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Günde iki kere karahindiba çayı içerek vücudunuzda biriken ödemden rahatça kurtulabilirsiniz. Bir de şu egzersizi yapmayı deneyebilirsiniz. Ayaktayken, ayak parmaklarınızın ucuna yükselin ve birkaç saniye durun, sonra topuklarınızın üstüne inin ve sadece topuklarınızın üstünde birkaç saniye durun. Bunu günde 10-15 dakika yapmanız ayak bileğinizi kısa sürede rahatlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAĞLI BÖLGE 2: İÇ ORGANLARINIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34-36 bedensiniz ve görünürde hiç fazla kilonuz yok. Ancak vücudunuzun içi, yani iç organlarınız yine de yağlı olabilir. Nasıl mı? Egzersiz yapmadığınız, çok yağlı yiyecekler tükettiğiniz ya da gereğinden fazla şeker aldığınız için (unutmayın ki vücudumuz şekeri yağ olarak depolar) iç organlarınızda yağ birikmesi olabilir ve bu da uzun vadede diyabet hastası olmanıza yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Yemek yerken ya da bir şeyler atıştırırken, çok yağlı, şekerli yiyeceklerden ve içeceklerden uzak durun ve bunlar yerine tercihinizi doymamış yağ içeren gıdalardan yana kullanın.&lt;br /&gt;YAĞLI BÖLGE 3 KALÇA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sürekli masa başında olmanızı gerektiren monoton bir işiniz varsa, gün boyu bilgisayarınızın karşısında oturuyor ve yeterince hareket edemiyorsanız, vücudunuz yağları kalça bölgesinde depolamaya eğilimli olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Öğle tatilinde kısa bir yürüyüşe çıkın, yakınlardaki mağazaların vitrinlerine bakmanız bile işe yarayabilir. Duşta özel fırçalarla, vücudunuzu ayak bileklerinizden başlayarak kalbinize doğru fırçalamayı deneyin. Bu işlem kan dolaşımınızı hızlandıracak, böylelikle bütün gün masa başında oturmanızın olumsuz etkilerini de azaltmış olacaksınız. Bu işlem vücudunuzdaki ölü derileri atıp, yeni hücre oluşumunu hızlandırdığından selülit oluşumunu da yavaşlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAĞLI BÖLGE 4 KOLLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzgün bir vücuda sahip olsanız bile kollarınızın altında yağ hücreleri toplandıysa önlem almanız gerekebilir. Bu bölgelerde kilo toplanmasının sebebi çoğunlukla genetik olmakla beraber, bazen de o bölgeyi hiç çalıştırmamanız olabilir. Yapılan dengesiz diyetler de bu bölgelerde yağların toplanmasını tetikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Uyguladığınız diyette zararlı yağların olmamasına dikkat edin. Tabii bu arada faydalı yağları tüketmeyi de ihmal etmeyin. Diyet yapanların çoğunlukla yaptıkları hatalardan biri de budur. Günlük diyetinizde omega 3 bakımından zengin olan besinleri -ton balığı ya da somon balığı gibi- bolca tüketmekten çekinmeyin. Çözüm olarak çok ağır olmayan iki ağırlıkla, arka kol kaslarınızı çalıştıracak bir egzersiz yapmayı deneyin. Eğer ağırlık bulamıyorsanız içi dolu birer litrelik su şişelerini de bu egzersizi yapmak için kullanabilirsiniz&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;YAĞLI BÖLGE 5 GÖĞÜSLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın! Fazlalıklarımız sonunda istediğimiz bir bölgede toplandılar. Fakat hemen sevinmeyin çünkü bu, sadece adet döneminizin geciktiğinin habercisi olabilir. Buna ek olarak, fazla alkol ve sigara tüketiminin de bir göstergesi olabilir. Göğüslerde toplanan yağların bir başka yansıması da o bölgeye golf topu görünümü vermeleridir, Bunun nedeni uzmanlar tarafından karaciğerlerin toksik maddeler sebebiyle tıkanması olarak açıklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Günlük yaşamınızda daha az sigara ve alkol tüketerek bu sorundan kurtulabilirsiniz, işe beslenme stilinizi değiştirmekle başlayabilirsiniz. Ne kadar sıklıkla ve çok alkol tüketirseniz, metabolizmanız da bir o kadar yavaşlar. Sizin için, sağlıklı bir yaşam ve alkol arasında bir seçim yapma vakti çoktan gelmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar genellikle yağların karın bölgesinde toplanmasından şikayet ederler. Bu bölgede yağ birikmesinin başlıca sebepleri ise şunlardır. Östrojen, yağ depolanan enzimleri harekete geçirir. Özellikle doğum kontrol hapı kullanan kadınlar bu bölgede yağ depolamaya daha meyilli bir vücuda sahip olurlar. Ayrıca kan şekeri değerlerinizinde beklenmedik bir seviyede çıkması size önemli bir uyarı niteliğinde olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtulun: Sağlıklı beslenerek, içki kullanıyorsanız azaltarak kan şekerinizi normal bir seviyeye çıkarabilirsiniz. Karın bölgesinde yağlanma diabet, yüksek kan basıncının ya da kalpte gelişebilecek herhangi ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabili. Check-up yaptırmanız yararlı olabilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1043581632354984688?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1043581632354984688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/bolgesel-yaglardan-kurtulmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1043581632354984688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1043581632354984688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/bolgesel-yaglardan-kurtulmak.html' title='Bölgesel Yağlardan Kurtulmanın Yolları!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StseQHCppSI/AAAAAAAAAaM/t4c03rZtq7c/s72-c/karin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6479051299634470178</id><published>2009-10-15T23:33:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:14:30.828-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Tembel Kadın mı Sizce Daha Değerli?</title><content type='html'>Sürekli birileri için kendini feda ediyorsun, yorgun düşüyorsun ama yine de takdir görmüyor musun? Gönül Derman sorularınızı yanıtlıyor, dertlerinize derman oluyor...&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çalışkan kadın" hak ettiği değeri görüyor mu? Bir işte çalışan veya çalışmayan bütün hanımlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın karanlığında kalk, kahvaltı hazırla, çocukları okula, kendi annelerinin deyimiyle aslan kocaları işe gönder. Ev temizle ötü yap mutfakta aileni beslemek için savaş ver. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komşu ağırla, alışveriş, faturalar, angarya işler hepsiyle uğraş. Yetmedi kendi aileni, kocanın ailesini hoş tutmak için paralan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunluktan topukların mı ağrıyor? Enerjin mi bitti? &lt;br /&gt;Dur; daha akşam çocuklara ve kocana güler yüz göstereceksin. Güzel bakımlı ve çekici olmalısın yoksa kocan; Allah muhafaza..! Hatırla annen öyle demişti! Unutma; daha bitmedi yatakta da iyi ol, büyükler de onu demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklentiler bitiyor mu? Hayır! &lt;br /&gt;Sen verdikçe taleplerin ardı arkası kesilmiyor. Takdir ve teşekkürü de bekliyor musun? Olabilir, hakkındır bu kadar çok mücadele ettiğin için bunu da düşünüyorsun değil mi?&lt;br /&gt;Sonra!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek değerini herkes biliyor mu?&lt;br /&gt;Tembel kadınlar daha kıymetlidir mi? Diyorsun! Hayır! Tembelim değerliyim mutluyum mu diyorsun? Yok, çalışkan ve kıymetliyim mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce hangisi? Maillerinizi bekliyorum. &lt;br /&gt;Varsa çözümleriniz ve yaşadıklarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya bambaşka bir konuda buluşuncaya kadar sevgi ve saygıyla kalın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül Derman&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6479051299634470178?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6479051299634470178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/tembel-kadn-degerli-kadn-mdr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6479051299634470178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6479051299634470178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/tembel-kadn-degerli-kadn-mdr.html' title='Tembel Kadın mı Sizce Daha Değerli?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1091634537350998980</id><published>2009-10-15T23:27:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:16:09.402-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>İdeal bir cımbız seçmenin püf noktaları nelerdir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s1600-h/CIMBIZ200.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s320/CIMBIZ200.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393081095459196978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kadınların olduğu kadar erkeklerin de ihtiyaç duyduğu cımbızı doğru seçmek, tüylerin kırılmadan kötü bir görüntüye dönüşmemesi ve batıksız bir ten anlamına geliyor... &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cımbız bakımlı bir bayanın kullandığı malzemelerin içinde olmazsa olmazlardan biridir. Bakım sırasında istenmeyen tüylerden kurtulmak, kaş, bıyık almak gibi pek çok amaçla kullanılır. Cımbız çeşitleri, uygulama bölgesine ve kişinin alışkanlıklarına göre farklılık gösterrir. Düz ağızlı (universal cımbız), yarım ağızlı (klasik cımbız), batık cımbızı, oval cımbız (epilasyon cımbızı), İki ucunun da kullanılabileceği Evolution cımbız, kişisel kullanıma yönelik aynı farklı renklerde cımbızlar ve büyüteçli cımbız çeşitleri mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız satın alınırken dikkat edilmesi gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Özellikle el tarafından kolay kavranabilen bir cımbız olması, uygulamada rahatlık için önemlidir. Cımbızın esnekliği iyi ayarlanmamışsa çok sert hareketler gerektirir ve eli çok çabuk yorar, kılları kırarak alır. Kaş alma işleminin eziyet haline dönüşmemesi için esnekliği iyi ayarlanmış cımbızlar tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Her cımbız cilt için sağlıklı malzemeler ile kaplı olmayabilir, bu nedenle cımbızların medikal çelikten üretilmiş olması önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uçları sık kullanıma uygun olmalı ve sık kullanımdan uçları deforme olmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız satın alırken özellikle bu noktalara dikkat edilmesi gerekiyor. Hem sağlıklı hem de uzun ömürlü cımbızları tercih etmek oldukça önemli. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1091634537350998980?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1091634537350998980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/ideal-cmbz-secmenin-puf-noktalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1091634537350998980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1091634537350998980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/ideal-cmbz-secmenin-puf-noktalar.html' title='İdeal bir cımbız seçmenin püf noktaları nelerdir!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s72-c/CIMBIZ200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-30060965135567376</id><published>2009-10-15T23:24:00.000-07:00</published><updated>2009-10-15T23:27:02.844-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Kıl dönmesine etkin çözümler!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgR7Tc31UI/AAAAAAAAAXE/YRYUwRZxGGA/s1600-h/k%C4%B1l.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgR7Tc31UI/AAAAAAAAAXE/YRYUwRZxGGA/s320/k%C4%B1l.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393080264307496258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;‘Dermoid kist’, bilinen adıyla kıl dönmesi derinin dermis tabakasında oluşan kılın çeşitli nedenlerle cilt üzerine çıkamayarak cilt altında uzaması sonucu oluşan cilt problemlerinden biridir. Vücudun her bölgesinde problem olarak karşımıza çıkabilir. &lt;/strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilt üzerinde uygulanan hatalı depilasyon işlemi, tıraş ve benzeri işlemlerde kılın kökü ile değil kırılarak alınması, hatalı kıyafet seçimi ile gözeneklerin tamamen kapanması veya cilt yapısı (çok kuru ciltler) kıl dönmesi probleminin nedenlerinden bazıları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciltte oluşan batık (kıl dönmesi) problemlerine karşı tavsiye edilen çözüm önerilerinden bazıları şunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kese uygulaması: Vücudunuza duş sırasında hafif hareketlerle yapacağınız kese cildin ölü tabakasını temizleyerek batık olan kılın dışarıya çıkmasını destekler. Ancak keseyi çok bastırmadan hafif hareketlerle yapmak önemlidir, aksi takdirde cildin üst yüzeyi zedelenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peeling uygulaması: Duş sırasında cilt yüzeyine masaj yapılarak uygulanır, içindeki küçük granüllerle ölü tabakayı ciltten arındırır ve batıkların dışarıya çıkmasını destekler. Aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırarak toksin atımını da desteklemiş olursunuz.&lt;br /&gt;Peeling ve kese sonrası olumlu sonuçlar kılın deri altına batıklık derecesine göre farklılık gösterir. Kılın ucunun yüzeye çıkması zaman alabilir. Bu işlemlerin hafta da bir yapılması uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel batık ürünleri: Uzmanlar tarafından tavsiye edilen özel batık ürünleri de oldukça etkilidir. Stopingrow Batık Sprey, uzmanlar tarafından özellikle tavsiye edilenlerden. Stopingrow, içindeki etken maddeler ile kılın dışarıya çıkmasını destekler, derinin altına kadar nüfus eder ve etkisini çok kısa sürede gösterir. Sabah ve akşam bölgeye düzenli uygulamada etkisini çok kısa sürede görebilirsiniz. Cilt yüzeyine sadece püskürtmek yeterli tekrar durulama ya da yıkama gerektirmediği içinde ürün oldukça pratik kullanım sağlıyor. Vücudun her bölgesinde genital bölge hariç rahatlılıkla kullanılabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-30060965135567376?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/30060965135567376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kl-donmesine-etkin-cozumler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/30060965135567376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/30060965135567376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kl-donmesine-etkin-cozumler.html' title='Kıl dönmesine etkin çözümler!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgR7Tc31UI/AAAAAAAAAXE/YRYUwRZxGGA/s72-c/k%C4%B1l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8960726676412699668</id><published>2009-10-06T07:04:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:15:04.232-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Gribi Önlemenin 12 Yolu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstPFVM8AiI/AAAAAAAAAWs/EibJ3_HBccI/s1600-h/grippe.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 220px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstPFVM8AiI/AAAAAAAAAWs/EibJ3_HBccI/s320/grippe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389488332088279586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nezle ya da gribin bilinen kesin bir çözümü henüz yok, bu yüzden hastalanmamak için kendinizi korumalısınız. Doğal ve basit yollarla sağlığınızı koruyabilirsiniz. Gribe yakalanmama ya da nezle olmamanızı sağlayan basit ancak etkili 12 öneri ile sağlığınızı koruyabilirsiniz.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Ellerinizi yıkayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu grip ve nezle virüsü dokunma ile geçer. Gripli olan birinin telefon, klavye veya mutfak eşyalarına dokunması grip virüsünün yayılması için yeterlidir. Bu mikroplar saatlerce, hatta bazı durumlarda haftalarca, başkası bu eşyalara dokununcaya kadar bu tür zeminlerde yaşayabilirler. Bu yüzden ellerinizi sıkça yıkayın. Eğer yakınınızda lavabo yoksa ellerinizi ovuşturmanız ya da alkol içerikli temizleyiciler sürmeniz işe yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Öksürürken ya da aksırırken elinizle ağzınızı kapatmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü elinize yapışan virüsler ya da mikroplar kolay temizlenmez ve bu şekilde mikrop farklı kişilere bulaşabilir. Hapşırma ya da öksürme öncesi kağıt mendil kullanın ve hemen atın. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Yüzünüze dokunmayın&lt;br /&gt;Üşütme ve grip virüsleri vücudunuza burun, göz ve ağzınızdan girebilir. Gripseniz ya da grip olan birileriyle görüşüyorsanız yüze dokunmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bol sıvı için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok su içmek vücudunuzdaki virüslerin temizlenmesini sağlar. Günde 8 bardak su için önerisine uymuyorsanız yeterince su içmeye özen göstermelisiniz. İdrarınızın rengi açık sarı görünüyorsa yeterince su alıyorsunuz demektir, koyu sarıysa daha çok su içmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Saunaya girin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar bu konuda aynı fikirde olmasa da, 1989'da Almanya'da yapılan bir çalışmada haftada 2 kez saunaya giren kişilerin daha az soğuk algınlığına yakalandığı görüldü. Diğer bir teori de, virüslerin ya da mikropların 80 dereceden daha sıcak bir ortamda yaşayamadıkları için sauna ortamında barınamadıkları yönünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Hava alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava almak önemlidir. Soğuk havalarda merkezi ısıtma sistemiyle ısınan ortamlardan dışarı çıktığınızda vücudunuz grip ve mikroplara karşı daha korunmasız olur. Soğuk havada içerde kalan insanlar, kuru ve aynı havayı sürekli soludukları için virüslere maruz kalırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Düzenli olarak egzersiz yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersiz kalbin kan pompalama hızını artırır. Hızlı nefes almak akciğerlere oksijenin hızlı transfer edilmesini ve vücut ısısını artırarak terlemeyi sağlar. Bu egzersizler hücrelerde bulunan virüslerin doğal olarak ölmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Meyve ve sebze yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebze ve meyveler metabolizmayı güçlendirir. Vitamin ilaçları yerine koyu yeşil, kırmızı ve sarı sebze ve meyveler tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Yoğurt yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı araştırmalara göre günde 1 kase az yağlı yoğurt yemek gribi ya da üşütmeyi yüzde 25 azaltıyor. Araştırmacılar yoğurtta bulunan bakterilerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve hastalıklardan koruduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Sigara içmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı sigara içenlerin üşütme ve grip virüsüne daha kolay yakalandıkları biliniyor. Sigara bağışıklık sistenini zayıflatıyor ve hastalanmayı kolaylaştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Alkol almayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı alkol tüketimi bağışıklık sistemini baskılar ve kişiyi hastalıklara hazır hale getirir. Alkol ayrıca vücudu susuz bırakır. Bu nedenle alkol kullananların sıvı tüketime dikkat etmeleri gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Rahatlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kendi kendinize rahatlamayı öğretirseniz bağışıklık sisteminiz dış etkenlere karşı daha güçlü olur. Rahatlama vücudun virüslere karşı hareket mekanizmasını güçlendiriyor ve kan akışını hızlandırıyor. Sizi sakinleştiren ve rahatlatan şeyleri düşünün. Birkaç ay günde 30 dakika bunu deneyin. Aklınızda tutun, rahatlama öğrenilebilir bir yetenektir ama hiçbir şey yapmanız gerekmez&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8960726676412699668?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8960726676412699668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/gribe-kars-etkili-12-onlem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8960726676412699668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8960726676412699668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/gribe-kars-etkili-12-onlem.html' title='Gribi Önlemenin 12 Yolu'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstPFVM8AiI/AAAAAAAAAWs/EibJ3_HBccI/s72-c/grippe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7917402632813199024</id><published>2009-10-01T10:17:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:17:37.268-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellik.'/><title type='text'>Kadınların Seks Fantezileri</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SsTkaaodrJI/AAAAAAAAAWM/r2Gnb05EoQ0/s1600-h/fantazi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SsTkaaodrJI/AAAAAAAAAWM/r2Gnb05EoQ0/s320/fantazi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387682196718726290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sadece erkeklerin seks fantezileri yoktur. Kadınların da kendilerine özgü seks fantazileri vardır. Toplumda kadınlar çocukluklarından bu yana bastırıldıkları için bunu kolay kolay dışa vurmazlar ve ayıp olarak görürler.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;• Sokak röportajları yapan bir muhabir sizi yolda durdurup en tuhaf cinsel fantezinizi sorsa, bunu ona anlatmaya cesaret edebilir misiniz? Muhtemelen hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Peki en yakın arkadaşınızla sohbet ederken bu konuda rahatça konuşabilir misiniz? Cevap yine hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Konu seks; özellikle de cinsel fanteziler olduğunda, çoğumuz hayal gücümüzün akıllara ziyan ürünlerini kendimize saklamayı tercih ederiz. Bunun 2 nedeni vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantezilerdeki ipuçları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Birincisi; fantezilerimizin kişiliğimize, özlemlerimize, beklentilerimize, hatta bazı durumlarda cinsel sorunlarımıza dair ipuçları taşıdığını biliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Dolayısıyla onları açığa vurmak bizim için ortalıkta çırılçıplak dolaşmak kadar imkânsızdır. İkincisi; bu fanteziler zihnimizde ne kadar anlamlı ve doğalsa, anlatınca bize o derece anlamsız, olağandışı ve gülünç gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sonuç olarak pek çok kadın, cinsel içerikli hayallerini kendine saklamayı tercih eder. Öyle ki bu hayalleri sevgilisinden ya da eşinden bile uzak tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Daha edepli olanları hafızasının bir köşesinde saklarken, uç noktalarda gezinen hayallerini acilen unutmayı tercih eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksologların işi zor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kadınlar için cinsel fantezileri hakkında konuşmak, cinsel hayatları hakkında konuşmaktan dahi daha zorken, seksologların halini düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Onlar için asıl cazip olan yüzlerce kez dinledikleri iktidarsızlık, yatakta iletişim bozukluğu ya da isteksizlik hikâyeleri değil, beynimizin bize oynadığı tutku oyunlarıdır ama bu oyunlara ulaşmaları hiç de kolay sayılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini rahat hissetmesi şart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Erkek ya da kadın, herhangi bir insanın; ”Hadi bir delilik yapayım” deyip seks fantezisini anlatması için kendini gerçekten çok rahat hissettiği, güven duyduğu, yargılanma kaygısı taşımadığı ideal ortamda olması gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çünkü herkes fantezi kuruyor, herkes herkesin fantezi kurduğunu biliyor ama bu konu hâlâ ciddi bir tabu… Neyse ki İngiltere”de bir grup araştırmacı ağızlarından girip burunlarından çıkarak yedi cesur kadını konuşturmayı başarmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu kadınların fantezileri, dünyadaki pek çok kadının fantezileriyle ortak özellikler taşıyan, sıradan sayılabilecek hayal ürünleriymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erotize etmek için kullanıyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Araştırmanın ilk şaşırtıcı sonucu şu olmuş: Kadınlar, seks fantezilerini daha çok seks sırasında havaya girmek, bir anlamda kendilerini erotize etmek için kullandıklarını itiraf etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Uzmanlar bunun kesinlikle bir eksiklik, yani cinsel açığın fanteziyle kapatılmaya çalışılması şeklinde yorumlanmaması gerektiğini söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekan fantezisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Vücudun ve zihnin her an, her yerde ve her koşulda sevişmeye hazır olması mümkün olmadığı, özellikle de bugünkü yaşam biçimimizin içerdiği hemen her şey cinsel istek üzerinde öldürücü etki yarattığı için, işe yaradığı sürece fantezilerimizi devreye sokmamızda bir sakınca yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ayrıca bu fantezilerle yüzleşmek, kendimiz hakkında çok daha fazla şey öğrenmemizi de sağlıyor. İşte sıradan kadınların kendileri için yazdıkları sıra dışı seks hikâyeleri ve bu hikâyelerin gizli göndermeleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlenme fantezisi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Arkadaşlarınızla birlikteyken cinsel hayatınız hakkında küçücük bir imada bile bulunmaktan ölesiye korkuyorsunuz ama en büyük fanteziniz sevişirken gözetlenmek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bunun bir çelişki olduğunu mu düşünüyorsunuz? Aslında değil. Hatta gerçekle kurmaca arasındaki bu zıtlığın birbirini beslediği bile söylenebilir. İzlenme fantezisi kadınlar arasında yüzde 22 oranında görülen, dolayısıyla uzmanlar tarafından normal kabul edilen bir fantezi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Peki bu teşhircilik hevesinin sebebi ne? Bir kadın neden partneriyle yaşadığı en mahrem dakikalara üçüncü bir kişinin ortak olmasını hayal eder? Yapılan araştırmaların sonuçlarına bakılırsa, kadınlar, içlerine işleyen birtakım toplumsal kabulleri cinsel fantezilerine de yansıtıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlenme hayali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Günümüzün toplumsal kabulleri arasında ise kişinin görünüşüne, başkaları üzerinde yarattığı etkiye, kalıplaşmış bir ifadeyle, “imajına” özen göstermesi ilk sırada geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu da teşhirciliğin seks fantezilerine taşınmasına neden oluyor. Gözetlenme hayali, bir tür “Bakın ben ne kadar iyi bir yatak partneriyim” mesajı taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu hayalin en iyi yanı ise, kadına kendini ilgi odağı gibi hissetme ve özgüven tazeleme fırsatı tanıması… Sevişirken izlendiğini hayal eden kadının egosu güçleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Fakat bu yine de o kadının, hayali gerçeğe dönüşse rahatsız olmayacağı ya da bu fantezinin pratikteki karşılığını reddetmeyeceği anlamına gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurmaca bir karakterle sevişme fantezisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Pek çok kadın ünlü erkeklerle seks yapmanın hayalini kurar; özellikle de oyuncularla… Fakat bundan çok daha yaygın olanı, filmde ya da dizide canlandırılan bir karakterle sevişme hayalidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gerçekte var olmayan bu karakterler, bütünüyle güvenilirdirler, üstelik her türlü abuk sabuk fanteziye gıklarını bile çıkarmadan malzeme olurlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gerçek bir erkek sizi yangından kurtarıp, hemen ardından sahilde günbatımını izlemeye götürüp orada sevişmeyi teklif etmez; zaten etseydi de, merak etmeyin, ondan koşarak uzaklaşırdınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçmalığın hayali…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gerçek hayatta bu sırayla ilerleyen bir olaylar silsilesi, kafada soru işaretleri uyandıran bir saçmalıktan başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Oysa siz bu saçmalığın hayalini kurmakta ve bu hayali istediğiniz noktaya çekmekte sonuna kadar özgürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yine de seksologlar bizi bir tek noktada uyarıyorlar: İdealize edilen karakterle ilişki hayalini abartıp gerçekliğine inanmaya başlama noktası! İşte bu sınırı geçmemek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çünkü eğer hayatımıza giren her erkeği fantezi dünyamızdaki bu ideal erkekle karşılaştırırsak, her seferinde hayal kırıklığına uğrayacağımız kesin. Şunu unutmamalıyız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir filmde ya da dizide görüp beğenmiş, oradan esinlenmiş olsak da, sonuçta kafamızdaki karakteri biz yarattık ve elbette bize göre mükemmel olacak şekilde yarattık. Kanlı canlı hiçbir erkek onunla rekabet edemez, çünkü o aslında yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın kadına sevişme fantezisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu fantezinin akla getirdiği ilk ve en klişe soru şudur; ”Acaba ben gizli eşcinsel olabilir miyim?” Oysa eşcinsel ilişkiye dair fanteziler, yaratıcı heteroseksüellerin hayal dünyasında da söz konusudur. Bir insanın seçimini eşcinsellikten yana yapmamış olması, içinde bu yönde en ufak bir dürtü bile duymayacağı anlamına gelmez. Aynı zamanda gerçekten bir hemcinsiyle birlikte olması gerektiğini de ifade etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kadınların yüzde 25”i hayatları boyunca en az bir kez başka bir kadınla seks yapmanın hayalini kurmuştur. Bunun sebebi ise basitçe şudur: Hemcinsleriyle kuracakları mahremiyet bağının ve fiziksel güzelliğe temas etme deneyiminin nasıl bir şey olduğunu merak ederler. Cinsel ve fiziksel her türlü farklılığın ortadan kalktığı, eşit şartlar altında yaşanan bir cinsel tecrübenin neye benzediğini gözlerinin önüne getirmeye çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir kadınla sevişme fantezisi, aynı zamanda hayata geçirilmesi en kolay fantezilerden biridir. Fakat bu deneyimi yaşayan heteroseksüel kadınların büyük bölümü, gerçeğe dönüşünce pırıltısını kaybeden her fantezi gibi bunun da bekledikleri kadar farklı ve özel bir his yaratmadığını söylerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki erkekle birden sevişme fantezisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Grup sekse grup indirimi yapılmasa da, bu fantezi pek çok kadının hayal dünyasının nadide bir ürünü olarak cinselliğin tarihindeki yerini almıştır; Utah Üniversitesi”nde yapılan bir anketin sonuçlarına göre, kadınların yüzde 50′’sinin… “Hayal kurarken bir erkek neyinize yetmiyor?” sorusunun cevabı ise bir değil, birkaç tanedir. Öncelikle, bu fantezi en yaygın ve gerek porno, gerek ana akım film senaryolarında kendine en çok yer bulan fantezilerden biridir; dolayısıyla bu noktada herkes modaya uymak ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İkincisi, bir kadın için bir erkek tarafından arzulanmaktan daha güzel olan tek bir şey varsa o da 2 erkek tarafından arzulanmaktır. Kadın egosu için iki erkekle sevişmek, 2 kat seksi bulunmak demektir. Bu fantezide genellikle birbirinden çok farklı türde erkekler bir araya gelir; yani kadın hayal kurarken genelleme yaparak, kendisini bütün erkeklerin çekici bulacağı ve hepsinin onunla yatmak isteyeceği varsayımında bulunur. Üçüncü sebep ise biraz daha düşündürücü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kadınlar, iki kişilik ilişkinin aşırı derinleşmeye başlayan yakınlığından kaçma ihtiyacı hissettikleri zaman iki erkekle birden sevişmeyi hayal ederler. Dolayısıyla bu fanteziyle, uzun yıllardır evli olan kadınlarda daha sık karşılaşılır. Böylece romantizm potansiyeli taşıyan bir deneyim, bir anda tamamen fiziksel bir ihtiyacın karşılanmasına dönüşür; seks, özüne döner. Yani bu fantezi, son dönemde partnerinizle fazla içli dışlı olduğunuz ve ilişkinizde biraz mesafeye ihtiyaç duyduğunuz &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7917402632813199024?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7917402632813199024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kadnlarn-seks-fantezileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7917402632813199024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7917402632813199024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/10/kadnlarn-seks-fantezileri.html' title='Kadınların Seks Fantezileri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SsTkaaodrJI/AAAAAAAAAWM/r2Gnb05EoQ0/s72-c/fantazi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-904534191442478635</id><published>2009-09-22T06:44:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T06:46:54.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA'/><title type='text'>Kadınların sahip olması gereken 100 şey !</title><content type='html'>Her genç kızın sahip olması gereken 100 şey..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; 1. Straplez sutyen. Straplez kıyafetlerinizle veya sutyen askınızın görünmesini istemediğiniz zamanlarda kullanabileceğiniz bir straplez sutyeniniz bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Stilletto. Stilletto ile iyi yürüyemeseniz bile, stiletto ile yürümeyi geliştirebilir, bunlarla daha uzun boylu olmanın keyfini çıkartabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Siyah mini elbise. Siyah mini bir elbisesiz nasıl yaşayabiliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Topuklara kadar uzun siyah bir pantolon. Her zaman imdadınızı yetişecek, klasik ve düz stil bir pantolonu mutlaka dolabınızda bulundurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Şık bir gece elbisesi. Koktety ya da partilerde giyebileceğiniz zarif bir elbiseniz mutlaka olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Tayt. Etek, uzun tişört, hırka veya mini elbiselerinizle giyebileceğiniz siyah ya da gri bir tayt bulundurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Bol paça kumaş pantolon. İş için kullanmanız gerekmese bile yüksek topuklu ayakkabılarla bu pantolonlar oldukça hoş duracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Seksi bir elbise. Katıldığınız bir partide tüm gözlerin size çevrilmesini sağlar, dolabınızda bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Babet. Babetlerle ayağınız çok rahat eder aynı zamanda skinny jeanslerle kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Jartiyerli çorap. Seksi bir görünüm elde edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Seksi iç çamaşırı. Sizden çok partneriniz için çekici olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Dizlere kadar düz dar etek gardrop klasiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. G-string. Dolabınızda bulunsun, bir gün mutlaka ihtiyacınız olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Tututrmalı kalın kemer. Moda elbiseleriniz için dikkat çekici bir aksesuar olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Converse bez ayakkabı. Herşeyle rahatça giyilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Dizlere kadar uzun bot. Asla modası geçmez. Bir çift deri uzun bot size yıllarca yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Askılı elbise. Yaz kış kullanabileceğiniz rahat bir kıyafet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Koyu renkli bir jean. İlk yardım durumlarında her zaman işinize yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. İyi kalite kalın çoraplar. Mini tekten elbiseye herşeyle kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Ayakkabı / bot. Yaz kış kullanabileceğiniz ayakkabı ve bot dolabınızda bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Deri etek. Seksi ve şık bir seçenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Göğüslerinizi dik gösterecek bir sutyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Düz bir deri kemer. İster jean ister klasik pantolonla rahatça kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Bolero. Kıyafetinize uygun örgü ya da -dantel bir boleronuzolsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Etekli takım. Etek-ceketten oluşan takım iş yerinde ya da ciddi bir kokteyde mutlaka gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Kombinezon, askılı saten gecelik.. Bulunsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Kırmızı bir ruj. Sizi güçlü ve seksi hissettirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Taamen önden düğmeli, gömlek stili elbise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. File veya renkli ince çoraplar. Sadece 18'li yaşlarda değilgelecekte de kullanabileceğiniz seksi bir aksesuvar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. İnce kemer. Elbise üzerine ya da aksesuvar olarak kullanabileceğiniz bir ayrıntı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Pamuklu bir süveter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Kumaş yelek. Yazın ya da mevsim geçişlerinde giyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Kışın kıyafetinizin üzerine kiyabileceğiniz ince askılı bir tişört.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Elbise veya pantolon giydiğnizde iç çamaşırınızı göstermeyecek ince bir tayt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Belden bağlamalı hırka. Mevsim geçişlerinde kumaş pantolon, etek ya da jeanle rahatça kullanabileceğiniz bir seçenek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. Düz, klasik kolsuz bir elbise. Buluşmalar için ideal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Blazer. Her zaman şık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38. Boyundan bağlamalı ya da askılı düz siyah bir elbise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Jean etek. Binlerce defa herhangi bir tişörtünüzle rahatça kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. Zarf belden bağlamalı elbise..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Pamuklu, karikatürlü pijama..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Seksi gecelikler.. her zaman değil sadece özel zamanlarda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Beyaz tişört. Uygun fiyatlı harika modellerini bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. 8 saat koruyucu özellikli cilt bakım kremi. Çantanızda her zaman bulunması gereken en önemli bakım ürünü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Slogan tişört. Her yaşta giyebileceğiniz bir tercih.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46. İyi bir kışık bot. Bir gün dağa tırmanırsanız gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Bir arkaşaınıza çay içmeye giderken giyebileceğiniz rahat bir kıyafetiniz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48. Takoz topuklu ayakkabılar. Bacaklarınızı daha uzun gösterme şansını kaçırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49. Pantolon altına giyebileceğiniz tayt şeklinde ince mini şort.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50. Topuklara kadar uzun bir elbise..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. CK ONE kokusunu her gün rahatça kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. Mevsim geçişlerinde gerekecek yağmurluk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. Açık renkli kışlık bir palto..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54. Kimlik veya pasaportunuzu saklayabileceğiniz bir cüzdan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55. Günlük yaşamınızda kullanabileceğiniz maskara..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56. Dantel veya transparan iç çamaşırı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57. Boynunuzu saracak, kıyafetleri tamamlayacak ince bir atkı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. Sırtınızı sıcak tutacak kaşmir geniş şal..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59. Kısa bir atkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60. Deri eldivenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;61. Fötr şapka. Beyaz veya açık renkler tercihiniz olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62. Saçlarınız kötü durumdaysa örgü bereleri kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63. Bez çanta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64. Her gün kullanabileceğiniz günlük bir çanta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65. Günlük ufak el çantası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;66. Işıltılı geceler için el çantası..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67. Cildinizi nemlendirmek için uygun bir nemlendirici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68. Kaşkollu bir sweat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69. Bacaklarınızı saran, dar jeans..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70. Düz beyaz gömlek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71. Siyah bir ceket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72. Kot ceket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73. Küçük para çantası veya cüzdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74. Yün örgü kazak, hırka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75. Dikkat çekici, iri taşlı, büyük yüzük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76. Büyük ve taşlı kolye, gerdanlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77. Avize küpeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78. Çivi küpeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79. Paçaları kıvrılmış pantolon..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. İyi, klasik bir saat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81. Deri veyaz zincirli uçlu kolye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. Broş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83. Moda kıyafetlerinizin ıslanmasını istemiyorsanız şemsiyeniz olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84. Tek parça mayo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85. Bikini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86. Saç bakım ürünü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87. İpek fular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88. Bronzlaştırıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89. Günlük, ajanda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. Deri, bel kadar olan fermuarlı kabarık mont.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91. Gece için ekstra ışıltılı bir üst.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92. Büyük güneş gözlüğü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93. Saç spreyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94. Kareli gömlek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;95. Kokteyl elbisesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96. Topuklara kadar uzun etek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97. Elmacık kemiklerinize uygulayabileceğiniz pırıltılı bir allık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98. Kırmızı oje.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;99. Yüksek belli etek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100. Kaftan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iVillage&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-904534191442478635?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/904534191442478635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/kadnlarn-sahip-olmas-gereken-100-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/904534191442478635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/904534191442478635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/kadnlarn-sahip-olmas-gereken-100-sey.html' title='Kadınların sahip olması gereken 100 şey !'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7696131828174155542</id><published>2009-09-22T06:43:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:34:23.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alışveriş'/><title type='text'>Ayakkabı Alırken Dikkat Etmemiz Gereken Hususlar</title><content type='html'>Ayak sağlınızı tehlikeye sokmayın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ayakkabı alırken dikkat edilmesi gereken noktalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; - "İnsan ayağının hacmi Gün boyunca genişler, bu nedenle ayakkabınızı öğleden sonra satın almaya özen gösteriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayakkabının içini elle kontrol ederek astar gibi kısımlarda ayağı rahatsız edici kırışıklıklar bulunmadığından emin olunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dikiş uçları bitim yerlerinin sağlam olmasına, dikiş hatalarının bulunmamasına dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayakkabıların ayakla temas eden kısımlarında sentetik malzeme kullanılıp kullanılmadığını kontrol ediniz. Çünkü sentetik malzemeler Hava geçirmez ve hava geçirmeyen malzemeler ayak sağlığı için zararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yazın, tabanı kösele, kışın ise tabanı sentetik ( PVC, termoplastik, kauçuk gibi) maddelerden üretilmiş, üst bölümünün derisi yumuşak olan ayakkabıları tercih ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayakkabı astarının boya verip vermediğini parmağınızı ıslatıp astara sürerek tespit edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ayakkabıların iç tabanlarının ayağın doğal şekline uygun olmasına dikkat ediniz. Yüksek ökçeli ve sivri burunlu ayakkabıları tercih etmeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nubuk, süet gibi çabuk kirlenen ya da boyası çabuk soyulan maddelerden üretilmiş ayakkabıları alırken ve kullanırken iklim koşullarını göz önünde bulundurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çocuk ayakkabılarının arkalarının sert, ön bölümünün esnek olmasına ve burun bölümünün parmakları sıkmamasına dikkat ediniz." &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7696131828174155542?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7696131828174155542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ayakkab-alrken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7696131828174155542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7696131828174155542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ayakkab-alrken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html' title='Ayakkabı Alırken Dikkat Etmemiz Gereken Hususlar'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3800194214070722668</id><published>2009-09-22T06:42:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:18:23.133-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA'/><title type='text'>Parfümün seçiminin püf noktaları</title><content type='html'>Parfüm alırken ya da kullanırken nelere dikkat etmek gerektiğini biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alırken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Parfüm alışverişi için sabah erken saatleri tercih et. Bu saatlerde burun daha hassas olur ve böylece daha doğru bir karar verebilirsin.&lt;br /&gt;Parfümü denerken, bileklerine uzaktan püskürtmeli ve kurumasını bekledikten sonra kalan kokuyu koklamalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir parfümü asla şişeden koklayarak test etme! Teninde nasıl duracağı çok daha önemli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfüm alırken kolunun üst kısmına kokuyu uygula ve 10 dakika bekle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfüm alırken son moda parfümler yerine tenine uygun olanları tercih et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanırken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfümü sadece vücuduna değil, elbiselerinin üzerine de sıkarsan, kokun gün boyu kalır. Tabii öncelikle parfümün leke bırakmayacağından emin olmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfümünü asla güneşe maruz kalacağın günlerde kullanma! Aksi halde cildinin tahriş olmasına ve cildinde lekeler oluşmasına neden olabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfümünün uzun süre etkisini korumasını istiyorsan, temiz cilde uygulamalı ve 20 cm uzaktan sıkmalısın. Böylelikle çok daha fazla yere koku gelmiş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz tenine uygun hafif kokuları, gece ise biraz daha ağır kokuları tercih edebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor yapmadan önce parfüm kullanmamalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda üç ya da daha fazla koku kullanmamalısın. Hepsi birbirine karışacağı için yeni fakat kötü bir kokun olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfümünü kulak arkası, bilekler ve boyun çukuruna sıkarsan, üzerindeki koku çok daha uzun süreli kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğin yerde kalıcı bir etki bırakmak istiyorsan, dizlerinin arkalarına ve saçlarına da parfüm sıkmalısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parfümünün daha uzun süre dayanmasını ve bozulmamasını istiyorsan, mutlaka kutusunda ve güneş görmeyen bir yerde saklamalısın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3800194214070722668?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3800194214070722668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/parfumun-puf-noktalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3800194214070722668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3800194214070722668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/parfumun-puf-noktalar.html' title='Parfümün seçiminin püf noktaları'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-8766368522374955267</id><published>2009-09-22T06:23:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T06:42:06.215-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA'/><title type='text'>KLAS GİYİNMENİN PÜF NOKTALARI</title><content type='html'>Kısa boy, dar omuzlar, geniş kalçalar...Herkesin bir kusuru var! Önemli olan bunları gizlemenin yolunu bilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; KISA BOYLUYSANIZ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİŞMANSANIZ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden Kaçının!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbise - etek: Asla vücudunuzu sarmamalı: streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GENİŞ KALÇALIYSANIZ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantolon: Geniş pantolonlarla kalçalarınızı kamufle etmeye çalışmayın. Dökümlü kumaştan dikilmiş, düz kesim pantolonlar giyin. Her zaman koyu ve tek renk tercih edin. Asla ve asla tayt giymeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üst: Üstünüz ince ve kalçalarınız genişse, vücudunuzdaki bu farkı yok etmeniz gerekiyor. O halde, dikkati vücudunuzun üst kısmına çekecek tarzda gömlek, kazak, tişört vb. giymekte tereddüt etmeyin. Çiçekler, geometrik şekiller, karışık renkler, hatta büyük aksesuarlar kullanın, minik dekolteler uygulayın. Göz ve dudak makyajına ağırlık verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbise - etek: Eteklerinizde dökümlü kumaş ve nötr renkler (siyah, gri, bej gibi) kullanın. Verev kesim ve büzgülü modellerden kesinlikle kaçının. Bel oyuğu kalçanın hemen üzerinden başlayan kesimler tercih edin. Elbisede dikkat etmeniz gereken nokta, göğüslerinizi belirginleştirmek, kalçanızı ise saklamaktır. En doğru model, bel hattı olan ama bele fazla oturmayan, kalça yuvarlağını çıkarmayan düz kesimlerdir. Diz altı etek boyu en ideal olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOYUN DEKOLTESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynunuz uzunsa, her tarzı uygulayabilirsiniz. Özellikle, yuvarlak açılmış dekolteler ve boyna bağlanmış küçük bir fular çok hoş duracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynunuz kısaysa, “V” yakalı bluzlar veya “V” açılmış dekolteler tercih edin; boynunuz daha uzun görünecektir. Fular kullanmamaya çalışın; boynunuzu iyice kısaltıp omuzlarınıza gömülmüş gibi gösterir. Bunun yerine omuzlarınıza bir şal alın; böylece “V” dekolteniz de kapanmamış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OMUZ DEKOLTESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarınız kareyse, asimetrik omuz dekolteli veya kolsuz kıyafetler seçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarınız yuvarlaksa, ince askılı giysiler sizin için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarınız düşük ve darsa, reglan kollu kıyafetler giymeyin. Omuz başlarını ortaya çıkaran, derin kol oyuğu olan giysiler omuzları daha geniş gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYAKKABI SEÇİMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topukta esas, kıyafetin etek uzunluğudur. Diz ve diz altı hizasındaki bir etek uzunluğuyla 7 cm.den uzun bir topuk giyilebilir. Mini bir etekle daha alçak topuk kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişmansanız, vücudunuzla oransızlık yaratmamak için yüksek topuktan kaçının, orta boy topuk idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa boyluysanız, yüksek ve ince topuk vücudunuzda dengesizlik yaratır, eğri ve kambur bir görünüm verir. 5-6 cm.lik bir yükseklik yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun boyluysanız, yine de çok düz ayakkabılar seçmeyin. Az da olsa biraz topuk siluetinize çekicilik katacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-8766368522374955267?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/8766368522374955267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/klas-giyinmenin-puf-noktalari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8766368522374955267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/8766368522374955267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/klas-giyinmenin-puf-noktalari.html' title='KLAS GİYİNMENİN PÜF NOKTALARI'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7378104607345273221</id><published>2009-09-22T06:22:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T06:23:32.189-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Salep nelere faydalı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjPp9sxNhI/AAAAAAAAAVk/HrCP_l2X5pQ/s1600-h/salep.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjPp9sxNhI/AAAAAAAAAVk/HrCP_l2X5pQ/s320/salep.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384281674365351442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden olan salebin bir çok faydalı etkisi ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uludağ Üniversitesi (UÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Utku Çopur, AA muhabirine yaptığı açıklamada,&lt;span class="fullpost"&gt;  dondurma üretiminin yanı sıra soğuk kış günlerinde tüketilen ve yüzyıllardır kullanılan bir içecek olan salebin, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde doğal olarak yetişen bazı orkidelerin yumrularından elde edildiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin, soğuk günlerde vücudu sıcak tutan, soğuk algınlığına karşı direnç veren, özellikle sütle hazırlandığında besleyici, geleneksel bir içecek olduğunu ifade eden Çopur, salebin kronik ishali kesici etkisinin bulunduğunu vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''AFRODİZYAK ETKİSİ DE VAR''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çopur, salebin yapıldığı orkide yumrularının içinde bulunan bazı maddelerin, boşaltım sistemi hastalıklarında tedavi edici özelliği bulunduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Salebin bağırsak rahatsızlıklarına, soğuk algınlıklarına ve öksürüğe karşı etkileri halk arasında çok eski dönemlerden beri bilinmekte ve bu içecek yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca afrodizyak etki göstermektedir. Türklerin saleple tanışması çok eski dönemlere rastlamaktadır. İslamiyetin kabulüyle birlikte, İslam dininin yasakladığı şarap ve kımız gibi alkollü içkilerin yerini boza, şıra ve salep gibi alkolsüz içecekler almıştır. Şıra daha çok yaz aylarında tercih edilirken, boza ve sıcak servis edilen salep kış aylarında içilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahlar için hazırlanan kuvvet macunlarına zencefil, kişniş, sinameki, çörekotu, Hindistan cevizi, anason gibi birçok şifalı bitkinin yanı sıra salep de eklenmekteydi. Yine o dönemde kış aylarında sokaklarda güğümlerle salep satılmakta, büyük ve kulpsuz porselen fincanlarda salep içilmekteydi.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''1 KİLO KURU SALEP İÇİN 2 BİN 600 ORKİDE''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Çopur, botanik uzmanlarının, dünya tıbbi bitki ticareti sıralamasında 3. sırada bulunan Türkiye'de, salebin, doğal ortamlarının tahrip edilmesi ve aşırı söküm yüzünden yok olmaya başladığını belirttiklerini dile getirerek, 1 kilogram kuru salep elde edebilmek için ortalama 2 bin 600 civarında orkideye ihtiyaç olduğuna işaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de yılda 30 milyon civarında, 40 farklı orkide türü yumrusunun toplandığının tahmin edildiğine değinen Çopur, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bu nedenle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından salep ihracatı yasaklanmıştır. Eğer, alternatif çözümler üretilmezse salep orkideleri, aşırı söküme bağlı olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Salep orkidelerinin doğal çevrelerinde bollaştırılması ve uzun vadede bu orkidelerin korunması, sorunun çözümüne katkıda bulunacaktır. Bazı türlerinin yalnızca Türkiye'de yetiştiği, geleneksel içeceğimizin ham maddesini oluşturan ve ünlü Kahramanmaraş dondurmasına katılık, esneklik ve lezzet vermesi için kullanılan, ayrıca ilaç ham maddesi olarak da yararlanılan salebin, elde edildiği bitkilerin kültüre alınıp yetiştiriciliği artırılarak yok olmasının önlenmesi, acilen ele alınması gereken bir konudur.''&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7378104607345273221?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7378104607345273221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/salep-nelere-faydal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7378104607345273221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7378104607345273221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/salep-nelere-faydal.html' title='Salep nelere faydalı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjPp9sxNhI/AAAAAAAAAVk/HrCP_l2X5pQ/s72-c/salep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5990009968992542105</id><published>2009-09-22T06:17:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T06:20:11.385-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjO0Ku_J7I/AAAAAAAAAVc/i6T_Is-YLjs/s1600-h/maden+suyu.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjO0Ku_J7I/AAAAAAAAAVc/i6T_Is-YLjs/s320/maden+suyu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384280750151378866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Maden suyu vücudun su kaybını ve cildin solgun görünümünü engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, spordan önce ve sonra içilen maden suyunun, vücudun su kaybını önlediğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Prof. Dr. Karagülle, maden suyunun Avrupa ülkelerinde sofra suyu olarak kullanıldığını, bunun nedeninin yemeklerle alınamayan bazı minerallerin maden suyuyla alınabilmesi olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de çıkarılan maden sularının, içerdikleri mineraller sayesinde yüzyıllardır insanlara şifa dağıttığını vurgulayan Karagülle, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;''Maden suyunun, minerallere bağlı etkilerin dışında, bazı hastalıklardaki terapotik yararları da söz konusudur. Maden suyu, böbreklerde ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önler ve iltihabı geriletici etki gösterir. Safra kesesi tembelliğinde yararlıdır. Pankreas fonksiyonlarını da destekler. Kronik mide mukozası iltihabında veya mide asidi fazlalığında yüksek bikarbonat içeren maden suları faydalıdır. Maden suyu, sindirim sisteminde de önemli etkileri olmakla birlikte kabızlığa da iyi gelir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER ALANDA VE HER YAŞTA MADEN SUYU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyunun çocuk mamasında bile kullanılabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Karagülle, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;''Maden suyu bebeklikten yaşlılığa kadar her yaşta rahatlıkla kullanılabilir. Bebeklerde anne sütü vazgeçilmez besin ve sıvı kaynağıdır. Bunun yanında ek beslenmeye geçildiğinde, mamalar maden suyuyla hazırlanırsa ideal bir mama karışımı olacaktır. Ayrıca spor yapan insanlarda görülen kilo kaybı, tamamen su kaybıyla orantılıdır. Bu nedenle spordan önce ve sonra içilen maden suyu, vücudun su kaybını önleyecektir. Bununla birlikte sıcak günlerde meydana gelebilecek su kaybı, maden suyuyla ideal şekilde önlenecektir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle çalışan kişilere, kahve ve çay yerine maden suyu içmeleri tavsiyesinde bulunan Karagülle, ''Sabah işe başlayan bir kişi, içinden kabarcıklar çıkan bir bardak soğuk maden suyuyla güne daha dinç ve enerjik başlayabilir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyunun cilde de çok faydalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karagülle, ''Maden suyu içildiği sürece, cilt pörsük, yorgun ve solgun görünmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maden suyu sadece içildiğinde değil, sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir'' diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5990009968992542105?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5990009968992542105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/maden-suyu-vucudun-su-kaybn-ve-cildin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5990009968992542105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5990009968992542105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/maden-suyu-vucudun-su-kaybn-ve-cildin.html' title=''/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjO0Ku_J7I/AAAAAAAAAVc/i6T_Is-YLjs/s72-c/maden+suyu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-979543470903437380</id><published>2009-09-09T14:14:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:19:06.015-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>Erkekleri yola getirme teknikleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Erkeklerin duygularını belli etmemelerine, konuşmamalarına, dağınıklıklarına gıcık oluyoruz. Biz de boş durmuyor, beğenmediğimiz huylarını değiştirmek için sürekli didiniyoruz. Didiniyoruz ama acaba umut var mı? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span class="fullpost"&gt;  Kadınların çoğu aynı şeyleri talep etse de erkeklerin çoğu bu istekleri bile bile yerine getirmez. Geçenlerde yayınlanmaya başlayan bir yarışma programında da, kadınların kocalarının değişmesini ne kadar uzun süreden beri istediğini görünce, bunun genel bir kural olduğuna kanaat getirdik. Formül belli. Biri ister, öbürü reddeder. Bu savaş sürer gider. Hatta 40 yıllık evlilerin her gün aynı konuda tartıştığına bile tanık olmuşsunuzdur. Bazen beyaz bayraklar çekilerek orta yollar bulunur ama çoğu zaman hiçbir ilerleme kaydedilmeden başladığımız noktaya döneriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de her zaman umut vardır içimizde; bir gün mutlaka değişeceğini düşünür, bekler dururuz. Zaten çoğu ilişki, ilk başlarda hatalı ve zayıf yönler görüldüğü halde, "ileride değişir" umudu ile başlar. Erkeğini değiştirebilen kadın büyük bir iş başardığını bildiği için, gururlanmakta da haklıdır. Kadın seçer, değiştirmeye uğraşır, bazen pes eder gider ama eğer ilişki devam ederse, değiştirmeye çalışma sevdasından asla vazgeçmez. Size bir sır verelim, "İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur" atasözü aslında erkekleri anlatır. Siz yine de deneyin, umudunuzu yitirmeyin, mucizelere inanın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUYGULARINI İFADE EDER Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler acil bir durum olmadıkça duygularını belli etmezler. İlişki süresince en çok iki kere acil durum olur: Birincisi kadını elde etmek istediklerinde, ikincisi de ayrılma anında. İlişkinin başında, kadını elde etme günlerinde ifade yeteneklerini har vurup harman savururlar. İlişkinin başı ile sonu arasındaki o ara bölümde ise duygularını ifade etmeye gerek görmezler. Ancak kadın bu, rahat durur mu? İlk günlerdeki, o duygularını hiç çekinmeden açan duygusal erkeğe aşık olmuştur belki de ve onu geri istemektedir. Her yolu dener. Erkek yola gelmez. Hangisi gerçek halidir erkeğin, kadının kafası karışır. İlk günlerdeki duygusallığı tamamen numara mıdır? Yoksa artık onu eskisi kadar sevmiyor mudur? Bu düşüncelerle debelenip duran kadın, belki bilerek, belki bilmeyerek erkeğin duygularını ifade etmesi için her yolu dener. Erkek tuzakları atlatır. O, her zaman gerçek sancıyı, sahtesinden ayırt ederek, çok limitli sayıda olan duygusal cümlelerini acil durumlar için saklar. Kadın ise umutla bekler. Erkek bir gün değişecektir ve duygularını acısıyla tatlısıyla mutlaka ifade edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON BİR ÇABA İÇİN: Ona uzun sorular listesi hazırlayın: İlişkinizle ilgili olmayan, yanıtları evet ve hayır olacak basit sorular olmalı. Bu şekilde kendini size açmayı öğrenebilir. Ama bunları yanıtlarken bile kaçamak davranıyor, kendini net olarak ifade edemiyor, duygularını açamıyorsa 80 yaşına da gelse ketum davranacaktır, umut yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜZENLİ BİRİ OLUR MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkekle evlenmeden ya da uzun bir süre aynı evde yaşamadan düzenli biri olup olmadığını anlamanız pek mümkün değildir. Kimisi takıntı derecesinde düzenli olduğu halde rahat olduğunu düşünür, kimisi ise iflah olmaz derecede dağınık olduğu halde düzenli biri olduğuna inanabilir. Bunlara aldanmamanızda fayda var. İşin aslı, dediğimiz gibi ancak aynı evde yaşamaya başladıktan sonra çıkar ortaya. Dolapları düzenli mi, dağınıksa da aradığı şeyi aradığı yerde bulabiliyor mu (bu da iyiye işarettir) gibi ipuçlarından faydalanabilirsiniz. Onu çoraplarını ortaya atmaması için ikna etmeniz deveye hendek atlatmak kadar zordur. Çoğu erkek için, annesi ile yaşadığı dönemlerden miras kalan, kalıplaşmış bir tavırdır bu çünkü. Gerçekten çok uğraşmanız, saatlerce dil dökmeniz, konuşmak işe yaramazsa tehdit etmeniz ya da uzun vadede tavır almanız gerekebilir.&lt;br /&gt;Kendinizi çok çaresiz hissederseniz onu bir evcil hayvan eğitmenine teslim edebilir veya vahşi dünyasında tek başına bırakabilirsiniz! Şaka bir yana ya değişmesi için canınızı dişinize takıp yılmadan uğraşacaksınız ya da kendi huzurunuzu hiç bozmayarak siz ona uyum sağlayacaksınız. Bu da arkasından çoraplarını toplamak, çekmecelerini düzenlemek ve yağlı elleriyle tuttuğu eşyaları yıkamak anlamına geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON BİR ÇABA İÇİN: Evini ya da beraber paylaştığınız ortamı, gerçek bir ahıra dönüştürün. Ondan beş kat daha fazla dağınık olun. Buna rağmen kılı kıpırdamıyor ve huzursuz, hissetmiyorsa, ormanda yaşamak isteyen bir aslanla berabersiniz demektir ve ne yaparsanız yapın evcilleşmeyecektir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞLAR MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler böyle yetiştirilmişler; aile baskısı, toplum baskısı derken, yüzleri doğuştan Botoks'lu gibidir. Duygularını ele vermez ve ağlamak için gerekli kasları, mimikleri kullanamazlar. Birçok şarkı sözü ile de tescillenmiş bir durumdur bu: Erkekler ağlamaz!&lt;br /&gt;Aslında bu bir efsanedir. Elbette onlar da ağlarlar ancak bizim istediğimiz zamanda, yerde ve bizim istediğimiz konular için ağlamazlar. Yani, "İlişkimiz iyi gitmiyor galiba" dediğinizde, onlardan sulu gözlülük bekleyemezsiniz. Oysa ağlasa anında ne kadar çok sevildiğinize ikna olarak, ayrılık konuşmalarından vazgeçeceksiniz değil mi? Hayır, erkeğin tam da bu noktada ağlamasını bekleyemezsiniz. Çünkü ona göre bu anda ağlamak zayıflıktır. Aksine, böyle bir konuşmada, birden neye uğradığını, terk edilmek üzere mi olduğunu düşünerek savunma kalkanlarını bileyerek çıkar karşınıza. Ağlamak ne kelime, hiç görmediğiniz kadar duygusuz bile olabilir. Kadınlara karmaşık derler bir de. Oysa duygularını ifade etmek yerine, savunma mekanizmalarını ve egolarını işleterek binbir kılığa bürünen erkekler daha karmaşık değiller mi?&lt;br /&gt;Erkeklerin bazı kategorileri vardır. Ağlamayı zayıflık ve kadın işi olarak gördükleri anlar ile coşkunun yansıması, büyük bir hüznün dışavurumu gibi gördükleri anlar olarak ikiye, üçe ayrılabilirler. Romantik bir filmde duygulansalar bile kendilerini tutarlar ama sonra takımları maçı bir puan farkla kaybettiğinde ağlayabilirler. Siz şaşkınlıkla bakakalırsınız. Özel mevzularda ise tabii ki topluluk önünde ağlamazlar, tek başlarınayken bir-iki damla çıkar ortaya belki, onu da görebilirseniz... Peki, şimdi tablo net: sosyal ve psikolojik sebeplerle elimizde ağlamayan bir erkeğimiz var. Onu nasıl ağlatacağız? Ancak asıl büyük soru şu: Neden onun ağlamasını istiyoruz? Bunu istememizin ardında, onun da duygusal olduğunu ispat etme isteğimiz var tabii ki. Böylece yüreğimize biraz su serpilecek, hatta belki, bizi sevdiğine ikna bile olacağız. Masum bir istek gibi görünüyor ama illa sevgisinin, acı çektiğinin, pişman olduğunun, sizi geri istediğinin göstergesi olarak ağlamalı mı? Bunu başka şekillerde de gösterebilir ve göstermiştir de. Niye onun bizim gibi davranmasını istiyoruz? Bırakalım onlar bizden farklı olsun. Bırakalım ağlamasınlar. Bırakalım, biraz daha "erkek" olmaya çalışsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON BİR ÇABA İÇİN: En son ne zaman ve ne için ağladığını sorabilirsiniz. Yanıtı, ağlamakla ilgili hassasiyetini anlamanızı sağlar. Böylece onu gerçekten derinden etkileyen konuları da öğrenmiş olursunuz. Ağladığınızda kendinizi ne kadar rahatlamış hissettiğinizi de anlatabilirsiniz. Hiç ağlamadığını söylüyorsa, ilişkiniz söz konusu olduğunda da ağlamayacaktır, boşuna yorulmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİ DİNLER Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdeal erkeğimizin özellikleri arasında, ne hakkında konuşursak konuşalım bizi dinleyebilmesi de vardır. Sakince, sözümüzü kesmeden dinleyen erkek az bulunur. Ancak kız arkadaşınızla, annenizle ya da iş arkadaşınızla yaşadığınız bir sorunu uzun uzun anlatabileceğiniz, güzelce, sıkılmadan dinledikten sonra da çok yerinde tavsiyelerde bulunacak bir erkek arkadaş neden hayal olsun ki? Korkmayın sizin de şansınız olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON BİR ÇABA İÇİN: Baktınız hiçbir şey işe yaramıyor, bir süre ona bir şey anlatmayın, o kendi kendine merak edip soru sorduğunda kısa yanıtlar verin. Baktınız gerçekten ilgileniyor, yavaş yavaş daha çok şey anlatmaya başlayabilirsiniz. Dinleme kapasitesinin maksimum üç dakika ile sınırlı olduğunu ise sakın unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜRPRİZ YAPAR MI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeğin sürpriz kelimesinden anladığı her zaman bizimki ile eş anlamlı değildir. Onlar için bu, 'beklenmedik, kötü bir şey' anlamına geliyor olabilir. Bu nedenle sürpriz yapmaya ve sürpriz yapılmasına karşı tepkililerdir. Biraz da ürkerler bundan. Sürpriz yapmak söz konusu olduğunda erkeklerde yoğun bir performans kaygısı başlayabilir, öyle ya, nasıl bir sürpriz yapacaktır? Yeterince yaratıcı olabilecek midir? Sizi tatmin edebilecek midir? Sadece sizden değil, çevrenizden de övgüler alacak mıdır? Bu, yataktaki performans kaygısının bile çok ötesindedir. Bu durumda, onun için en iyi çözüm, performans kaygısı yaşamaktansa, hiçbir şey yapmamaktır. Sürpriz yapma becerisi doğal bir yetenektir ve çoğu erkeğe bahşedilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON BİR ÇABA İÇİN: Sürprizleri ne kadar çok sevdiğinizi söylediniz ama işe yaramadı mı? Onun haricindeki herkese muhteşem sürprizler hazırlayın. Karşılığında onların da size minik sürprizler yaptığını gösterin. Bunlar, ona, kendini oyun dışında bırakılmış hissettirmiyorsa, hiç zorlamayın. Onu fazla zorlamamakta tayda var. Değiştirmeye çalıştıkça daha büyük fiyaskolarla karşılaşabilirsiniz. En iyisi olduğu gibi bırakın. Bir gün kendiliğinden, olur da doğum gününüz için amatör bir sürpriz organizasyon yaparsa, sadece gülümseyin. Bilin ki bu bir başlangıçtır ve ancak onu takdir ederseniz devamı, daha iyileri gelebilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-979543470903437380?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/979543470903437380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/erkekleri-yola-getirme-klavuzu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/979543470903437380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/979543470903437380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/erkekleri-yola-getirme-klavuzu.html' title='Erkekleri yola getirme teknikleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1607490235390217908</id><published>2009-09-09T14:02:00.000-07:00</published><updated>2009-10-09T01:25:25.762-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Horlamayı Engellemenin Yöntemi Nelerdir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgYZJagRkI/AAAAAAAAAVU/93k-P4N6Ifo/s1600-h/horlama.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgYZJagRkI/AAAAAAAAAVU/93k-P4N6Ifo/s320/horlama.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379576575196939842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Horlamak yanımızda yatanı rahatsız etmenin yanında düşündüğünüzden daha ciddi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Tri-State uyku bozuklukları Merkezi'nin yöneticisi Martin Scharf, horlama yaş ve cinsiyet ile önemli değişiklik gösterse de insanların yarısından fazlasının horladığını tahmin ediyor. Scharf, insanın uyuduğu zaman kas gücünü kaybettiğini ve bu kaybın her yerde, kısmen boğaz bölgelerinde oluştuğunu belirtti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlamaya yol açan diğer bir nedenler ise, boyun genişliği ve kilo, uyku apnesinin en büyük belirleyicisidir. Ayrıca alerjiniz varsa ve burnunuzdan nefes almada zorlanıyorsanız muhtemelen ağzınızdan nefes alıp verirsiniz. Bu horlama için iyi değildir. Sabahları çok kuru bir boğazla uyanırsanız, ağzınız açık uyuyorsanız burada artan bir uyku apnesi riski vardır. Bunun yanında alkol de dokuları gevşeterek horlamaya yol açar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir gece uykusu için yapmanız gerekenler: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlamadan kurtulmak için Dr. Scharf şunları tavsiye ediyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo verin: Düşük vücut kütlesi daha küçük boyun, daha büyük hava yolu ve sağlıklı bir yaşam tarzı anlamına geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Snore ball tekniği: Hastaların uygun pozisyonda yatmaları tavsiye edilir. Hastanın bunu gerçekleştirebilmesi için snore ball tekniği kullanılabilir. Burada, hastanın sırt üstü uyumasını engellemek amacı ile hastanın sırtına bir tenis topu tutturulur ve böylece hasta sırt üstü yatırılmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burun akıntısı ve doğru burun spreyleri: Bu işe yarayabilir, ancak burundan çok boğaz için olan spreylerden uzak durun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu yöntemler işe yaramazsa doktora başvurun.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1607490235390217908?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1607490235390217908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/horlamay-nasl-durdurursunuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1607490235390217908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1607490235390217908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/horlamay-nasl-durdurursunuz.html' title='Horlamayı Engellemenin Yöntemi Nelerdir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgYZJagRkI/AAAAAAAAAVU/93k-P4N6Ifo/s72-c/horlama.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-2390697490250277037</id><published>2009-09-09T13:49:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:20:15.326-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzellik'/><title type='text'>Sivilcelerinize Doktorsuz Veda Edin</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgVrCE59MI/AAAAAAAAAVM/9Gz32LMh1rQ/s1600-h/42434.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 184px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgVrCE59MI/AAAAAAAAAVM/9Gz32LMh1rQ/s320/42434.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379573583930062018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sivilcelerden kurtulmak için doktora gitmenize gerek olmayabilir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ergenlik çağındaki gençler için büyük bir sorun olan sivilcelerden kurtulmak için doktora gitmenize gerek olmayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Zaman Gazetesi'nin haberine göre, evde uygulayacağınız yöntemlerle, oğlunuzun ya da kızınızın moralini bozan, onları bıktıran sivilcelerden büyük oranda kurtulabilirsiniz. Reader's Digest dergisinde yayınlanan habere göre, yaygın kullanılan bu ürünler, sivilcelerinizi kontrol altına almanıza yardımcı olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Aspirin: Çoğumuzun ergenlik çağında tek tük sivilcesi olmuştur. Bir aspirini ezerek ve çok az suyla bunu ıslatarak, sizi bıktıran sivilceler üzerine sürün. Ve sivilcenin üzerinde birkaç dakika kalmasını sağlayın, sonra sabun ve suyla yıkayın. Bu kızarıklığı azaltacak ve ağrısını hafifletecektir. Eğer, sivilceniz halen geçmezse, bu uygulamayı sivilceniz tamamen iyileşene kadar her gün tekrarlayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Zeytinyağı: Akneyi tedavi etmek için yüzünüze zeytinyağı sürmek biraz saçma gibi gelebilir. Ancak birçok insan bunun işe yaradığını söylüyor. 3 çorba kaşığı zeytinyağı ile 4 çorba kaşığı tuzu karıştırın ve macun hazırlayın. Karışımı elinize ve parmaklarınıza sürün ve yüzünüze yayın. Bir iki dakika bekledikten sonra, ılık ve sabunlu suyla yüzünüzü durulayın. Bir hafta boyunca bunu her gün uygulayın, daha sonra ise bu uygulamayı haftada 2 ya da 3 kez yapın. Yüzünüzde farkedilir bir iyileşme göreceksiniz. Zeytinyağı cildin doğal nemini iyileştirirken, tuz da gözenekleri temizliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Diş macunu: Yüzünüzün ortasında kocaman duran sivilcenizden şikayetçiyseniz, sivilcenin üzerine jel ve beyazlatıcı olmayan diş macunu sürün. Sabaha kadar sivilceniz kurumuş olacak. Diş macunu sivilcenin suyunu alır ve yağı içine çeker. Bu yöntem çok işe yarar. Ancak, hassas ciltler için tahriş edici olabilir&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-2390697490250277037?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/2390697490250277037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/sivilcelerinize-doktorsuz-elveda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2390697490250277037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/2390697490250277037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/sivilcelerinize-doktorsuz-elveda.html' title='Sivilcelerinize Doktorsuz Veda Edin'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgVrCE59MI/AAAAAAAAAVM/9Gz32LMh1rQ/s72-c/42434.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3106392172685774927</id><published>2009-09-09T13:43:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:20:53.041-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellik.'/><title type='text'>SEKSTE YENİ SIRLAR!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgT_2mCIYI/AAAAAAAAAVE/akO-3tnkJwc/s1600-h/59650.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 184px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgT_2mCIYI/AAAAAAAAAVE/akO-3tnkJwc/s320/59650.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379571742601781634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mutlu cinselliğe yaklaşmanızı sağlayacak sırlarla tanışmaya hazır mısınız?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;strong&gt;1- Emziren bir arkadaş libidonuzu artırabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kokuların cinsel hayatımız üzerinde güçlü bilinçaltı etkileri olduğunu biliyor muydunuz? Süt veren kadınların yaydığı koku, etraflarındaki tüm kadınların libidosunu yüzde 50 artırabiliyor. Feromon hormonları kadınlara, “Artık senin de hamile kalma zamanın geldi” mesajı veriyor ve sekse yönlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Kadınlar zihnen daha çok aldatıyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar kadınların erkekleri zihnen daha sık aldattıklarını ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 80"i tanıdıkları bir erkekle ilgili fanteziler kurarken, erkeklerin yüzde 75"i yalnızca pornografik görüntüleri hayal ediyor. Erkekler için beğendikleri bir kadınla seks yapmayı hayal etmek zor değil, ancak porno dergilerinde gördükleri kızlar dururken o kadar çaba sarf etmeye değmez. Kadınlar ise fantezi nesnelerine kanlı canlı bir karakter eklemek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3- Yaşlanmak orgazmda zirve yapmaktır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmak seks hayatının bitmesi değil, orgazm olma şansının zirve yapması anlamına geliyor. Yeni bir araştırma, 36-45 yaş aralığındaki kadınların yüzde 63"ünün her seks yaptıklarında orgazma ulaştıklarını gösteriyor. Daha genç kadınlardaysa bu oran yüzde 28. 65-74 yaş arasındaki kadınların bile yüzde 53"ünün cinsel hayatları aktif şekilde devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4- Kadınlar da porno sever&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tahmin edilenin aksine kadınlar da cinsel hayatlarını renklendirmek için erkekler kadar porno izliyorlar. Üstelik pek çoğu porno eşliğinde sevişecek kadar cesaretli. Eğer siz de merak ediyor ama aşırı şiddet içeren görüntülerle karşılaşmaktan korkuyorsanız, seçim konusunda eşinizden yardım alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Cinsel güdüleriniz genetik olabilir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Boş bir beyaz sayfa gibi değil, bazı donanımlarla doğuyoruz. Dolayısıyla seks güdülerimizin genetik olma ihtimali var. Kadınların yüzde 30"u kolay, yüzde 60"ı zor tahrik olurken, yüzde 10"u da ortalama bir tahrik olma kapasitesine sahip. Siz bu yelpazenin neresindesiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6- Evli erkek kadın avcılığını bırakır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel araştırmalar erkeklerin evlendikten sonra kadın avcılığı isteklerinin düşüşe geçtiğini gösteriyor. Çünkü testosteron seviyesi evli erkeklerde, evli olmayanlara kıyasla daha düşük oluyor. Uzmanlar bu düşüşü, evli erkeklerin, kadını için diğer erkeklerle rekabete girmek zorunda olmamalarına bağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7- Nezaket tutkunun katilidir &lt;/strong&gt;Çiftler yatak odası dışında bir yerde sevişmeyi başlatmak ya da yatakta oral seks yapmak istediğinde, birbirlerine çekinmeden açıkça izin verirlerse, cinsel iletişimdeki duvarlar yıkılıyor. Cinsel düğümün çözümü "izin"den geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8- Seks değil öpüşmek evliliği kurtarır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir araştırmaya göre her gün öpüşen çiftlerin boşanma olasılığı, her gün seks yapanlardan daha düşük. Dolayısıyla seks değil, öpüşmek ilişkiyi onarıyor. Zira öpüşmek, aşk ve sevgi belirtisiyken; seks spor, basit bir rahatlama ya da egemenlik kurma yöntemi olarak algılanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9- Cinsel isteksizliğe karşı tropikal meyveler&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Tropikal meyvelerin büyük bölümünün afrodizyak etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Hindistan cevizinin testosteron aktivitesini artırdığı, ananasın cinsel bir uyarıcı olduğu ve zencefilin cinsel organlarda kan dolaşımını hızlandırarak kadınlar üzerinde Viagra benzeri bir etki yarattığını biliyor muydunuz? Ayrıca çinko bakımından zengin olan kabuklu deniz ürünleri de sperm üretimine yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10- Seksin duraklama dönemi vardır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Seks hayatında üç aylık bir duraklama normaldir. Hatta çiftlerin yüzde 24"ü hayatlarının bir döneminde üç ay ilişkiye girmiyorlar. Seks, günlük hayatlarının bir parçası olmaktan çıkıyor. Bu durumda eşlerin birbirine masaj yapması ve nelerden hoşlandığından söz etmesi, uyuyan duyguları yeniden harekete geçirmeye yardımcı oluyor&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3106392172685774927?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3106392172685774927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/sekste-yeni-sirlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3106392172685774927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3106392172685774927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/sekste-yeni-sirlar.html' title='SEKSTE YENİ SIRLAR!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqgT_2mCIYI/AAAAAAAAAVE/akO-3tnkJwc/s72-c/59650.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-3950906247205343565</id><published>2009-09-09T06:22:00.000-07:00</published><updated>2009-09-09T06:28:40.289-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Mantar etin yerini tutar mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqetUwbtiAI/AAAAAAAAAUs/ZZ13TOMv6oA/s1600-h/zehirli-kadin-erkek-mantar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqetUwbtiAI/AAAAAAAAAUs/ZZ13TOMv6oA/s320/zehirli-kadin-erkek-mantar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379458852027467778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar mantarın faydalı bir gıda olduğunu ancak etin yerini tutmadığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık ve beslenmeyle ilgili en yaygın yanlış inanışlardan birinin “mantar kırmızı ete denktir” tezi olduğunu vurgulayan Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar, mantarın faydalı bir gıda olduğunu ancak etin yerini tutmadığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span class="fullpost"&gt;  Acar, vücudun proteine ihtiyacının bulunduğunu ancak oruçlu iken bu miktarı diğer günlere oranla aza indirmek gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu: “Mantar faydalı bir gıdadır; fakat asla etin, proteinin yerini tutmaz. Bu nedenle ramazan ayı dışında yeterince tüketmeliyiz.”  &lt;br /&gt;Kültür mantarında yeteri kadar protein olmadığını, birinci sınıf gıda olarak adlandırılan süt, süt ürünleri, et ve et ürünlerindeki proteinin diğer gıda maddelerde bulunmadığını anlatan Prof. Dr. Acar, “Yumurta, süt, et; bunlar temel birinci sınıf protein içeren gıdalardır. Ne bitkilerdeki protein, ne kültür mantarındaki protein buna eşdeğerdir” diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-3950906247205343565?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/3950906247205343565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/mantar-etin-yerini-tutar-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3950906247205343565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/3950906247205343565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/mantar-etin-yerini-tutar-m.html' title='Mantar etin yerini tutar mı?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqetUwbtiAI/AAAAAAAAAUs/ZZ13TOMv6oA/s72-c/zehirli-kadin-erkek-mantar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7127914659347297005</id><published>2009-09-09T06:13:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:21:27.718-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Göbek bölgesi neden yağlanır?</title><content type='html'>Göbek bölgesi neden yağlanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yağlanması” hakkında bilgi verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; insülin dengesizliği neden göbek yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?[&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılında Diyabet Merkezi’nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş (öğün başına 400 kal) bir program uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak; avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?&lt;br /&gt;1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlendirme) hareketlerinin yapılması.&lt;br /&gt;2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz&lt;br /&gt;3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.&lt;br /&gt;1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih etmek ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.&lt;br /&gt;2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.&lt;br /&gt;3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plastik cerrahide göbek yağlanmasına çözümler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karin germe(ABDOMİNOPLASTİ)&lt;br /&gt;Doğum sonraları başta olmak üzere,kilo vermelerden sonra karın bölgesinde yağlanma ve karın cildinde sarkmalar görülür.Göbek deliği açılmış ve göbeğin altında cilt çatlakları da oluşmuştur.Karın bölgesindeki yağlar çoğu kez bel bölgesine kadar taşarak bel oyuğunu yok eder ve mide üzerinde de bombelik yapar.Tüm bu deformasyonlar bir operasyonla giderilebilir. Abdominoplastide hedef;karın kaslarındaki yırtığı onarmak,cilt ve yağ fazlalığını almak,göbek altındaki çatlakları gidermek,yeni estetitik görünümlü göbek deliği,mide bölgesi ve bel oyuğunu oluşturmaktır.&lt;br /&gt;Operasyon sonrası iyileşme süresi on gündür.Fazla kilo alıp-verilmediği,tekrar hamile kalınmadığı sürece yapılan işlem kalıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mini Karın Germe(MİNİABDOMİNOPLASTİ)&lt;br /&gt;Göbek deliğinin altında yağlanma ve cilt sarkaması olup,diğer bölgelerinde deformasyon olmayan kişilere yapılır.Sadece göbek altındaki cilt ve yağ fazlalığı alınarak estetik görünüm sağlanır.İyileşme süresi ortalam 5-7 günde tamamlanır.Kiloya dikkat edildiği taktirde işlem kalıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(LİPOSUCTİON)Bölgesel Yağlanmada Yağ Çekme&lt;br /&gt;Liposuction belli bölgelerde cilt altında birikmiş inatçı yağları vakum yardımı ile çekme işlemidir.Basen,göbek,uyluk iç kısımları,üst kollar,gidı,bel ve popoda görülen fazla yağları çekmek için uygulanır.Liposuction için uygun adayların ciltte bolluk olmaması ve bölgesel yağlanmanın olması gerekir.Unutulmaması gereken önemli bir konuda; liposuctionın bir kilo verme yöntemi olmayıp,vücut kontürlerini düzeltme işlemi olduğudur.İşlem sonrası 2-3 günde işe başlanabilir. Düzenli egzersiz ve diyete dikat edildiği taktirde de işlem kalıcı olur ancak,kişi kilo aldığı zaman liposuction yaptırdığı bölgeler de tekrar yağlanma oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak-ekolay &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7127914659347297005?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7127914659347297005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/gobek-bolgesi-neden-yaglanr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7127914659347297005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7127914659347297005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/gobek-bolgesi-neden-yaglanr.html' title='Göbek bölgesi neden yağlanır?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1014047600824121278</id><published>2009-09-09T06:11:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:21:57.560-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersiz Ve Diyet'/><title type='text'>Ramazan'da kilo almamak için 10 adım</title><content type='html'>Ramazan'da genellikle herkes kilo alır. Ama iftar ile sahur arasında geçen zamanı iyi bir şekilde yönetirseniz kilo almak bir yana zayıflamanız bile söz konusu. 1,5 saatlik aralarla yapılacak bir yemek programı hem bedeninizi hem psikolojinizi rahatlatacaktır.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; 1- İftardan sonra öğün sayısını 4 veya 5'e yükseltin. Bunlar; sahur öğünü, iftar öğünü, iftardan 1 saat sonrasında bir ara öğün, yatmadan 1 saat önce yapılacak bir ara öğün şeklinde olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Posa gün içerisinde kan şekerini dengeler ve tok tutma özelliği vardır. Bu yüzden tükettiğiniz besinlerin posa miktarının yüksek olmasına dikkat edin. Örneğin; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam tahıllı, çavdar, yulaflı veya kepekli ekmekleri alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarna, pilav gibi besinler tüketecekseniz kepekli olanlarını tercih edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahurda ve iftarda bol miktarda yağsız salata tüketin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük en az 3-5 porsiyon meyve yiyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İftar menüsünde mutlaka az yağlı bir sebze yemeği olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabuklu sebze ve meyveleri kabuğunu soymadan tüketin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Açlık süresini aşağıya çekmek adına sahur öğününüzü mutlaka yapın. Sahurda süt, peynir, yumurta, zeytin, domates, salatalık, yeşillik, tam tahıllı ekmekten oluşan sağlıklı bir kahvaltı iyi bir seçenek olacaktır. Veya çorba, etli sebze yemeği, yoğurt ve tam tahıllı ekmekten oluşan bir menü de hazırlayabilirsiniz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Miktarlar kişiye göre değişim gösterdiği için diyetisyen kontrolünde ayarlanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- İftarı bir bardak su ve yanında bir 1-2 zeytin veya 1 hurma ile açtıktan sonra küçük bir kâse çorba içilip tercihen 15-20 dakika kadar yemeğe ara verilmelidir. Bu süreç içerisinde kişinin aşırı açlık hissi azalacak, yiyeceklere saldırma isteği ortadan kalkacaktır. 15-20 dakika sonra normal bir akşam yemeği yenebilir. Izgara et, köfte, tavuk, balık, kurubaklagil, sebze yemekleri, bol yeşillikli salata, tam tahıllı/çavdar ekmeği, yoğurt, ayran, cacık gibi besinleri içeren bir menü hazırlanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- İftarda çok tuzlu, çok şekerli ve çok yağlı hazır besinler, sakatatlar (beyin, karaciğer vb.), salam, sucuk, sosis, kavurma gibi işlenmiş ve fazla miktarlarda doymuş yağ içeren besinlerden uzak durulmalıdır. Kızartma gibi sağlık açısından zararlı olan pişirme yöntemleri kullanılmamalı; yemeklerin haşlama, kendi buharında, fırında ya da ızgara şeklinde pişirilmesine özen gösterilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- İftar yemeğinin hemen arkasından meyve ve tatlı tüketmeyin. Bunları 1-2 saat sonra ara öğünlerde yiyebilirsiniz. Akşam ara öğünlerinde tüketeceğiniz meyve miktarına dikkat edin. 1-2 porsiyonu geçmesin. 1 avuç içine sığacak kadar meyve ortalama 1 porsiyondur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- İftardan ortalama 1,5 saat sonra bir ara öğün yapılabilir. Bu öğünde 1-2 porsiyon meyve veya 1 küçük kâse sütlü tatlı tercih edilebilir. Haftada 2 kez tatlı hakkınızı burada kullanabilirsiniz; ama diğer günler bu öğünün meyve olmasına dikkat edin. Ramazan ayının tatlısı olan güllaç oldukça sağlıklı bir seçim olacaktır. Meyveli tatlılar, sütlaç veya dondurma da sağlıklı alternatiflerdir. Ama tabii miktarına dikkat ederek! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Bu ara öğünden yine ortalama 1-1,5 saat sonra bir ara öğün daha yapılabilir. Yatmadan 1,5 saat önce olacak şekilde. Bu son ara öğünde meyve tüketilmesi önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Oruç tutan kişi normalden çok daha fazla miktarda ve daha hızlı yemek yer. Bu noktaya dikkat edilmeli ve öğünler yavaş yenmelidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi için besinler iyi çiğnenmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Su tüketimine dikkat. Sahurda, iftarda, iftar sonrasında yeterli miktarda (ortalama 1,5-2 lt.) su içilmelidir. Sıvı alımı diğer içecekler vb. sıvı besinlerin tüketimi ile birlikte artırılmalıdır. Çorbalar, taze meyve suları, ayran, şekersiz kompostolar vb. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildinizin şimdi daha çok neme ihtiyacı var &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarının bu son günlerinde güneş ışınlarının zararlı etkilerine maruz kalmış cildimiz, Ramazan ayı ile birlikte yanlış beslenme ile daha da yıpranıp cansızlaşabilir. Güneş ışıkları, cildimizde kuruma, kalınlaşma ve matlaşmaya neden olur. Aslında temel bazı beslenme yanlışları yapılmadığında ve bakıma dikkat edildiğinde oruç ile cildimize bir anlamda detoks sağlayabiliriz. Bol su içilmeli, antioksidan gıda tüketmeli, lifli gıdaları soframızdan eksik etmemeliyiz. Su, canlı ve sağlıklı bir cilt için son derece önemlidir. Sonbaharın ilk günlerinde olduğumuz göz önünde bulundurulduğunda cildimizin nemlendirici ihtiyacı da artmaktadır. Cilt temizleme işleminde tahriş edecek ve kurumayı artıracak deterjan içeren temizleyiciler kullanılmamalıdır. En doğrusu bir uzmanın önereceği cilt tipimize uygun nemlendiricilerdir. Sadece yüz değil, eller, ayaklar ve tüm vücut doğru şekilde nemlendirilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1014047600824121278?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1014047600824121278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ramazanda-kilo-almamak-icin-10-adm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1014047600824121278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1014047600824121278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ramazanda-kilo-almamak-icin-10-adm.html' title='Ramazan&apos;da kilo almamak için 10 adım'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-7286692344060178723</id><published>2009-09-06T02:01:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:22:39.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsellik.'/><title type='text'>Zevkli bir cinsel yaşam için 9 büyük sır!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSwx3ctBaI/AAAAAAAAAUk/5myRx0wIJ5E/s1600-h/cinsell.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 166px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSwx3ctBaI/AAAAAAAAAUk/5myRx0wIJ5E/s320/cinsell.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378618225731634594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı yaşlardır. Ancak vücuduyla barışık olma arzusunu ve fantezilerini iyi değerlendiren herkes hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya 'normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur&lt;br /&gt;5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-7286692344060178723?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/7286692344060178723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/zevkli-cinsel-yasamn-9-buyuk-srr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7286692344060178723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/7286692344060178723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/zevkli-cinsel-yasamn-9-buyuk-srr.html' title='Zevkli bir cinsel yaşam için 9 büyük sır!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSwx3ctBaI/AAAAAAAAAUk/5myRx0wIJ5E/s72-c/cinsell.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-543547685297146206</id><published>2009-09-06T01:55:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:23:22.553-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alışveriş'/><title type='text'>Doğru sutyeni nasıl seçeceğinizi biliyormusnuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSvwlwd-xI/AAAAAAAAAUc/5d1WVbY3fyM/s1600-h/belladonnaondencit.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSvwlwd-xI/AAAAAAAAAUc/5d1WVbY3fyM/s320/belladonnaondencit.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378617104291199762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğru sutyen seçimi elbisenizin üzerinizde daha hoş durmasını sağlar. Peki doğru sutyen nasıl olmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; İçinize doğru sutyen giyerseniz, dekoltenizin durusu, kıyafetinizle bir bütün oluşturur. Bu nedenle doğru beden sutyen almaya ve sutyenleri doğru kıyafetlerle giymeye özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHA ZAYIF GÖRÜNEBİLİRSİNİZ&lt;br /&gt;Doğru sutyen ile en az bir kilo daha zayıf görünebilirsiniz. Düzgün ve üzerinize oturmuş bir sutyen, görüntünüzü, hatta duruşunuzu bile değiştirir. İçinizdeki sutyen sayesinde, giydiğiniz kıyafetin de üzerinizde istediğiniz gibi durmasını sağlayabilirsiniz. Yanlış sutyen seçiminde ise giydiğiniz kıyafet ne kadar güzel ve düzgün olursa olsun çirkin ve eğreti duracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞRU BEDEN&lt;br /&gt;Sutyen bedenin yanlış olduğunu gösterecek belli işaretler vardır. Yanlış beden ile göğüslerinizin güzelliği tamamen kaybolur. Doğru bedenle ise sutyen takıyormuş gibi hissetmezsiniz bile.&lt;br /&gt;Eğer omuz askıları omzunuzdan düşüyorsa ve sutyenin arkası vücudunuza oturmuyorsa sutyen bedeninize büyüktür. Sutyenin arka çizgisi, öndeki ile aynı hizada olmalıdır.&lt;br /&gt;Sutyenin alt çizgisi, vücudunuzun içine girip rahatsız ediyorsa, vücudunuz kat kat oluyorsa, koltuk altında fazlalık oluşuyorsa ve göğüsleriniz fazlasıyla sıkıştıysa sutyen bedeninize küçüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kesinlikle rahatsız sutyenleri almayın.&lt;br /&gt;2. Farklı ve yeni şekil sutyenleri deneyin.&lt;br /&gt;3. Beyaz ya da siyahta takılı kalmayın. Sabit fikirli olmayın ve renkli sutyenler edinin.&lt;br /&gt;4. Regl öncesi göğüsleriniz şişer. Normal zamanlarda giyecekseniz, bu dönemde sutyen deneyip almayın.&lt;br /&gt;5. Sutyeniniz en uçtaki kopçadayken de rahat olmanız gerektiğini bilerek sutyen alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞ UNSURU&lt;br /&gt;20 yaşında, 40 yaşında ya da 60 yaşında aynı bedeni koruyor ve aynı göğüs ölçüsüne sahip olabilirsiniz. Yaşlandıkça göğüsler esnekliğini kaybederler. Dolayısıyla 20 yaşında her çeşit sutyeni giyebilirsiniz. Fakat 60 yaşında rahatsız etmeyen hafif kaldırıcı etkisi olan bir sutyeni tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VÜCUT ŞEKLİ&lt;br /&gt;Farklı vücut şekilleri, farklı sutyenler kullanmayı gerektirir. Dolayısıyla arkadaşınızda beğendiğiniz ve onda güzel duran bir sutyen size yakışmayabilir. Eğer uzun boyluysanız, omuz ve göğüs arasında kalan bölüm de uzun ve mükemmeldir. Dolayısıyla kısa boylu ve göğüs omuz aralığı dar olan birinden farklı şekilde bir sutyen takmaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZMANLAR UYARIYOR: GÖĞÜSLERİNİZİ KORUYUN!&lt;br /&gt;1. Yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler yer çekiminin etkisiyle sarkabilirler. Dolayısıyla uzmanlar evdeyken ya da ev işi yaparken de sutyen takılması gerektiğini söylüyorlar.&lt;br /&gt;2. Göğüslerinize duş esnasında ılık ve soğuk su şoku yapabilirsiniz. Bu sayede kılcal damarlar harekete geçer.&lt;br /&gt;3. Sürekli yüz üstü yatmayın. Bu stil göğüslerde deformeye neden olabilir.&lt;br /&gt;Vücut hatlarınız, sutyenin duruşunu etkileyecektir. O yüzden sutyen alışverişi yaparken modadan daha çok batlarınızı dikkate almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZEN GÖSTERİN&lt;br /&gt;Yürüyüş yaparken nasıl ki yüksek topuklu bir ayakkabı giymiyor, gideceğiniz her yer için özel ayakkabılar tercih ediyorsanız, sutyen seçiminize de dikkat etmelisiniz. Kendine özen gösteren her kadının ayrı bir sutyen dolabı olmalıdır. Sutyen dolabında mutlaka bulunması gereken parçalar ise şunlar olmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Straplez sutyen&lt;br /&gt;* Günlük fonksiyonel sutyen&lt;br /&gt;* Kalıplı sutyen&lt;br /&gt;* Balensiz sutyen&lt;br /&gt;* Halter şekilli sutyen&lt;br /&gt;* Şık sutyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAMİLELİKTE SUTYEN SEÇİMİ&lt;br /&gt;Hamileliğiniz süresinde farklı bir sutyene ihtiyacınız olacağını unutmayın. Hamilelikten sonra ise yine emzirmeye yardımcı farklı şekillerde sutyenlere ihtiyaç duyacaksınız. Hamilelik boyunca göğüsleriniz ve göğüs uçlarınız büyüyecek ve dolayısıyla eski sutyenlerinizi kullanamayabilirsiniz. 75 C'den 80 D'ye bile çıkabilirsiniz. Hamilelik boyunca balenli sutyen kullanmayın. Özellikle pamuklu olanları tercih edin. Hatta pamuklu, sporcu sutyenlerini de kullanabilirsiniz. Doğum sonrasında ise çıtçıtlı ya da fermuarlı sutyenleri tercih etmeniz emzirme işlemi sırasında size kolaylık sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUTYEN ÖMRÜ&lt;br /&gt;Genelde kadınlar yılda iki sutyen satın alır. Kullanılan sutyenin ömrü ise, düzenli kullanıldığını ve doğru yıkandığını düşünürsek, sekiz ya da en fazla on aydır. Çünkü sutyenlerin dikişleri oldukça fazladır ve likralı olduklarından suya girdikçe ya da giyildikçe şekilleri değişir. Eğer çamaşır makinesinde yıkayacaksanız, kumaştan bir yıkama torbasının içine atıp kısa programda yıkamayı tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formsante&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-543547685297146206?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/543547685297146206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/dogru-sutyeni-nasl-sececeginizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/543547685297146206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/543547685297146206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/dogru-sutyeni-nasl-sececeginizi.html' title='Doğru sutyeni nasıl seçeceğinizi biliyormusnuz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSvwlwd-xI/AAAAAAAAAUc/5d1WVbY3fyM/s72-c/belladonnaondencit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5625629052424798076</id><published>2009-09-06T01:28:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T23:57:33.552-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İBRAHİM SARAÇOĞLU'/><title type='text'>İbrahim Saraçoğlu=Her Derde Deva Lavanta Kürü</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSu1z4b72I/AAAAAAAAAUU/pxQhN32iT2A/s1600-h/lavanta.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 135px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSu1z4b72I/AAAAAAAAAUU/pxQhN32iT2A/s320/lavanta.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378616094470434658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hoş kokusuyla her zaman süsü bitkisi olarak değerlendirilen lavanta, saç dökülmesinden uykusuzluğğa kadar bir çok rahatsızlığa deva oluyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Lavanta (Lavandula angustifolia) tarih boyunca hep süs bitkisi olarak değerlendirilmiştir. Ülkemizde de özellikle Akdeniz Bölgesi’nde  yetiştirilen bir bitkidir. İngiliz ve Amerikan mutfağında bazı etli yemeklerde sosun içerisine taze lavanta çiçekleri ve körpe olan lavanta yaprakları ilave edilir. Sosa, mükemmel bir aroma kazandırır. Kendine has hoş kokusundan dolayı parfümeri ve kozmetik endüstrisinde de kullanılmaktadır. Lavantanın yağı kozmetik sanayinde kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yastık içinde kese&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen hemen herkes onun hoş kokusunun sadece çiçeklerinde olduğunu zanneder. Halbuki, yaprakları ve yaprak sapları da o muhteşem kokuya sahiptir. Çiçekleri ve yaprakları birbirlerinden tamamen farklı özellikte etkin maddeler içermektedir. Rahat ve sakin bir uykuyu sunan güç, lavantanın ağırlıklı olarak çiçeklerinde değil, yapraklarında ve gövde saplarında saklıdır. Avrupa ve ABD’de anneler bebeklerin yastıklarının içerisine lavantadan çiçeklerinin bulunduğu küçük kesecik yerleştirirler. Bu sayede bebeklerinin huzurlu uyumalarını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat uyku için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneannemin elbise dolabının bir ayrıcalığı vardı... Özenle katlanmış giysilerinin arasında ince tülbentlere sarılmış, yapraklı lavanta çiçekleri bulunurdu. Giydiği elbiseleri de ilk bir iki gün  lavanta kokardı. Bazı geceler anneannemin odasında yer yatağında yatardım. Onun odasında uyuduğum geceler, lavanta kokusunu yastık yüzlerinde de derin derin algılardım. Öylesine rahat uyurdum  ki...  Yıllar sonra, lavanta üzerine yaptığım çalışmalarımda ilk gördüğüm, içerdiği en az ondört tane sedatif (teskin edici, rahatlatıcı) özelliği olan etkin maddeyi içerdiğiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antiseptik etkisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lavantanın, antik çağlarda antiseptik olarak kullanıldığı bilinmektedir. Birinci Dünya Savaşı esnasında yaralanan askerlerin, yaraları hastabakıcılar tarafından lavanta suyu ile dezenfekte edilmekteydi. Doksanlı yılların başlarında bazı araştırmacılar lavantanın sedatif (teskin edici, dinlendirici) ve analjezik (ağrı kesici) özelliğinin olduğuna dair makaleler yayınladılar. Ancak benim araştırmalarımda gördüğüm, lavanta çiçeğinin karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışması üzerindeki olumlu etkisi ile hepatite ve saç dökülmesine karşı kullanımı onun en önemli iki özelliği olduğudur. Genel karaciğer rahatsızlığı veya karaciğer yetmezliği şikâyeti olanların imdadına yetişen bir bitkidir. &lt;br /&gt;Kronik Hepatit-B ve Hepatit-C hastalarının da uygulayabilecekleri lavanta kürü,  Hepatit-B ve  Hepatit-C virüslerinin aktive olmasına  karşı, karaciğer metabolizmasını güçlendirmektedir. Kısaca, bu kür karaciğerin bağışıklık sistemini öylesine güçlendirmektedir ki, her iki virüsün de  çoğalmasını büyük oranda baskılayabilmektedir (antiproliferatif).  &lt;br /&gt;Not: Eğer yüksek tansiyon hastası iseniz, lavanta kürünü uygulamayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN KÜRÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜR 1: Karaciğer yetmezliğine, Hepatit-B ve Hepatit-C ye karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tutam lavantayı (yaklaşık 4-5 gram)  300 ml (yaklaşık bir buçuk su bardağı) suda  kısık ateşte 4 dakika demleyiniz. Demleme esnasında sıcaklığını kaynama nokasında sabit tutunuz. Cezvede demlerken ocağın altını kısık tutunuz. Fokur fokur kaynatmayınız. Çok yavaş bir şekilde kaynıyor, kaynamıyor gibi demleyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra, ılımasını beklemeden süzülmesi gerekir. Süzme işlemi tamamlandıktan sonra içmek için ılımasını bekleyiniz. 15 gün boyunca her gün, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı dolusu  içiniz. Her defasında (her kullanımda) taze olarak hazırlanması şarttır. Bir gün önce arta kalan miktarı kullanmayınız. Kolay olsun diye bir kaç günlük hazırlayıp buzdolabında koruma altına almayınız. Hiçbir şekilde damak tadına uygun olsun diye içerisine şeker veya benzeri  hiçbir katkı ilave etmeyiniz. 15 günlük ilk kür tamamlandıktan sonra rahatsızlığın seyrine göre haftada 3-4 defa, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı içmeye devam edilir. Karaciğer metabolizması sağlıklı çalışmaya başladıktan sonra kür sonlandırılmış olur. Her sağlıklı insanın yılda bir defa 15 günlük lavanta kürünü uygulamasında çok büyük faydalar vardır. &lt;br /&gt;Değerli okuyucu hiç bir bitkisel kürü alışkanlık haline getirmeyiniz. Karaciğer yetmezliği şikâyeti olanların, Hepatit-B veya Hepatit-C virüsü ile yaşamak zorunda olan ların zaman zaman lavanta kürünü uygulamalarında çok büyük faydalar vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: İnterferon tedavisi alan Hepatit hastalarına lavanta kürünü önermemekteyim. İnterferon tedavisi tamamlandıktan sonra hekimlerine danışarak uygulayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kür 2: Saç dökülmesine karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tutam lavantayı (yaklaşık 4-5 gram veya tepeleme 1 yemek kaşığı) 500-750 ml kaynamakta olan suya ilave ediniz. Yaklaşık 5 dakika kısık ateşte demleyiniz. Demleme tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz  ve ılıkken süzünüz. &lt;br /&gt;Eğer, saçlarınız temiz ise demlediğiniz lavanta suyu ile saçlarınızı yıkayınız ve yarım saat etki ettiriniz. Yarım saat etki ettirdikten sonra sadece suyla durulayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer, saçlarınız kirli  ve çok yağlanmış ise önce sabun (tabii yeşil sabun) veya şampuanla yıkayınız. Sonra demlenmiş lavanta suyu ile yıkayarak, yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile durulayınız. Saç dökülmesi durana kadar haftada bir-iki defa uygulanır. Saç dökülmesi durduktan sonra önleyici amaçlı olarak zaman zaman uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç dökülmesine karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç dökülmesine karşı oldukça etkilidir. Kırk yaşlarımda başlayan saç dökülmemi lavanta kürü sayesinde önledim. Lavanta kürünü uygulayıp başarılı sonuç almış çok sayıda insan tanıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaciğer yağlanmasına karşı&lt;br /&gt;Karaciğer yağlanmasına (hepatosteatoz) karşı mükemmel bir destekleyicidir. Lavanta kürü, kemoterapiye bağlı gelişen karaciğer enzimlerinin (transaminazlar &gt; ALT, AST) yükselmesi durumunda kısa zamanda kontrol altına alınarak normal seviyelerine inmelerini sağlar. Karaciğer yağlanmasına bağlı olarak yükselen karaciğer enzim değerlerinin düşürülmesinde, lavanta kürüne paralel olarak uygulanacak maydanoz-limon kürü muhteşem bir destek oluşturmaktadır. 15 Ocak 2009 tarihli yazımda maydanoz bitkisinin özelliklerini tanıtırken kürünün yapılış şeklini de tanıtacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                         MİLLİYET&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-5625629052424798076?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/5625629052424798076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ibrahim-saracogluher-derde-deva-lavanta.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5625629052424798076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/5625629052424798076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ibrahim-saracogluher-derde-deva-lavanta.html' title='İbrahim Saraçoğlu=Her Derde Deva Lavanta Kürü'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSu1z4b72I/AAAAAAAAAUU/pxQhN32iT2A/s72-c/lavanta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-1797528717357487066</id><published>2009-09-06T01:21:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T23:55:25.124-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İBRAHİM SARAÇOĞLU'/><title type='text'>İbrahim Saraçoğlu=Yaşlılık Lekelerine Karşı Kür</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSuVQGOxRI/AAAAAAAAAUM/txFuLMoWXA8/s1600-h/yaslilik-lekeleri.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 147px; height: 160px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSuVQGOxRI/AAAAAAAAAUM/txFuLMoWXA8/s320/yaslilik-lekeleri.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378615535108801810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılık lekeleri (lentigo) 45 - 50 yaşlarında görülmeye başlar. Lentigo, derinin renk bozukluğu hastalığıdır. Ender de olsa otuzlu yaşlarda da görülebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Değerli okuyucu, yaşlılık lekeleri (lentigo) 45 - 50 yaşlarında görülmeye başlar. Lentigo, derinin renk bozukluğu hastalığıdır. Ender de olsa otuzlu yaşlarda da görülebilmektedir. Derinin üst tabakasında kahverenkli pigment lipofuzsin  birikimleridir. Birkaç santimetre büyüklüğünde ve kahverenk-lidirler. Açık tenlilerde daha belirgin olarak gözlenirler. Özellikle ellerin üstünde, burun ve çevresinde daha sık görülür. Yaşlılık lekeleri kansere dönüşmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci sıradaki nedeni, güneş ışığında bulunan ultra-viyole ışıktır. Ultra-viyole ışık cilt üzerinde serbest radikal oluşumuna sebep olmaktadır. Oluşan serbest radikaller de cildin üst tabakasında pigmentlerin bir araya gelerek yoğun toplanmalarına neden olabilmektedir. İşte, yoğun biçimde bir arada toplanan pigmentler kahverengi görünüm alırlar. En sık görüleni güneşe bağlı olan solar lentigodur. Fazlaca güneş ışığına maruz kalmış kişilerde, güneş yanıklarından sonra sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasının arkasından lentigolar görülebilir. &lt;br /&gt;Yaşlılık lekeleri bazı durumlarda keratoza dönüşerek, pul pul ince bir tabakayla kaplanabilir. Yaşlılık lekelerinin aksine keratozlar zamanla cilt kanserine dönüşebilir. Bu nedenle dermatoloğa gidilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşten korunmalı&lt;br /&gt;Güneş ışığından korunmak yaşlılık lekelerinin artışına karşı bir önlem oluşturur.  Alkol ve tütün kullanımı yaşlılık lekelerinin artışında etkendirler. Çünkü her ikisi de serbest radikal oluşumunu hızlandırmak-tadır. Sigarada bulunan benzpyren maddesi, ciltte lipofuzsin  birikimini hızlandırmaktadır. Yani, kahverenkli pigment birikimini hızlandırmaktadır. 60 yaşındaki insanların yüzde 85’inde yaşlılık lekeleri (lentigo) gözlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lentigolar (yaşlılık lekeleri), fiziksel, kimyasal veya mekanik olarak uzaklaştırılabilmektedir. Böyle bir işlemin yapılabilmesi için bir uzman hekim tarafından mutlaka yaşlılık lekesinin melanom olmadığı teşhis edilmelidir.&lt;br /&gt;Yaşlılık lekelerine karşı iki ayrı kür önermekteyim. Her iki kür de birbirinden tamamen farklı olup, kişiye göre biri diğerinden daha etkili olabilmektedir. Aynı anda iki farklı kür uygulanmaz.&lt;br /&gt;Kullanacağınız soya fasulyesi önerilen kaynatma sürecinde kırmızıya dönük renk almıyor ise, amaca uygun değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN KÜRÜLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kür 1&lt;br /&gt;Soya fasulyesi kürü&lt;br /&gt; Yaklaşık iki bardak klorsuz suyu kapalı tencerede kaynatınız. Su kaynamaya başladıktan sonra içerisine altı yemek kaşığı soya fasulyesi ilave ediniz. En az yirmi dakika kaynatınız. Kaynatma esnasında su çok azalırsa, bir miktar su ilave edebilirsiniz. Kullanılacak olan miktar bir kahve fincanı haşlama suyudur. 20 dakika sonuna doğru soya fasulyesinin haşlama suyunun bir miktar kırmızı renge dönüşmesi gerekir. Eğer henüz kırmızı renge dönüşmemişse biliniz ki yeteri kadar kaynatılmamış demektir. Hafif kırmızı renge dönüştükten sonra suyunu süzüp ayırınız. Ilıyınca yaşlılık lekeleri üzerine pamukla etki ettiriniz. Haşlama suyuyla ıslatılmış pamuğu, yaşlılık lekelerinin üzerine kurudukça üç-dört kez etki ettiriniz. Bu kürü haftada üç kez bir ay boyunca uygulamak yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kür 2&lt;br /&gt;Limon  sirke kürü&lt;br /&gt; Bir tatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyuyla bir tatlı kaşığı sirkeyi kahve fincanı içerisinde karıştırınız ve karışımı beş dakika bekletiniz. Daha sonra yaşlılık    lekeleri üzerine pamukla etki ettiriniz. Bu kür bir ay boyunca haftada üç kez uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Hekiminizin önerdiği ilaçlar varsa, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Bu kitaptaki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgilerle kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-1797528717357487066?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/1797528717357487066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ibrahim-saracogluyasllk-lekelerine-kars.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1797528717357487066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/1797528717357487066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/ibrahim-saracogluyasllk-lekelerine-kars.html' title='İbrahim Saraçoğlu=Yaşlılık Lekelerine Karşı Kür'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqSuVQGOxRI/AAAAAAAAAUM/txFuLMoWXA8/s72-c/yaslilik-lekeleri.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-4180622992105385311</id><published>2009-09-01T23:33:00.000-07:00</published><updated>2009-09-01T23:34:33.206-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Prostata iyi gelen bitkiler</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Prostadın büyümesini engelliyor, ülsere iyi geliyor.. İşte o bitkiler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Hazanbel, diüretik ve endekron salgılarını düzenleyicidir. Prostat büyümesini durdurucu özelliktedir. Spazm çözücü olup; sindirim sistemi hastalıkları, mide ve bağırsak ülserlerine karşı başarıyla kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz tohumu da idrar yolları antiseptiği, diüretik ve idrarda albumin fazlasını giderir. Kan temizleyici özelliktedir. Bütün salgı bezlerinin çalışmasını artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mideyi güçlendirir ve safra ifrizaatını artırarak rahatlatır, aynı zamanda ödem sökücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırgan yaprağı ise prostat büyümesi ve prostat hastalıklarıyla ilgili sıkıntıları ortadan kaldırır. İdrar artırıcıdır, idrarda kan görülmesi, bakteri gelişmesini önleyici ve yok edicidir. İdrar yolları hastalıklarını iyileştirici ve kan temizleyici olup, vücuttaki ödemi çözücüdür. Demir eksikliğini giderici ve organizmayı uyarıcıdır&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-4180622992105385311?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/4180622992105385311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/prostata-iyi-gelen-bitkiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4180622992105385311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/4180622992105385311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/prostata-iyi-gelen-bitkiler.html' title='Prostata iyi gelen bitkiler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-6537033471577641602</id><published>2009-09-01T23:22:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T11:25:41.618-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><title type='text'>MELİSA ÇAYININ YARARLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp4QRSFkN3I/AAAAAAAAATA/xNExjzVjSiY/s1600-h/melissa.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 192px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp4QRSFkN3I/AAAAAAAAATA/xNExjzVjSiY/s320/melissa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376752894225954674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Melissa çayı,baş ağrısından iştahsızlığa kadar birçok hastalık için etkili,doğal bir ilaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklarda, mide spazmında, sinir sistemi ve kalp rahatsızlıklarında tansiyonu düzenleyici olarak, ağrı kesici ve rahatlatıcı olarak da kullanılan Melissa bitkisinin zekayı artırdığı, mide ülserine iyi geldiği, kaynatılarak suyu vücuda sürüldüğünde ter kokusunu kestiği ve beyin damarlarını açtığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkibilimciler, Melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynadığını, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmakta yararlı olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında “oğul otu”, “limon otu”, “kovan otu”, “limon nanesi” ve “acem otu” gibi adlarla da bilinen Melissa bitkisi, stresten mide rahatsızlıklarına, baş ağrısından iştahsızlığa kadar birçok hastalığın tedavisinde etkili olan doğal bir ilaçtır. Özellikle yorgun ve stresli geçen bir günün ardından, içeceğiniz iki fincan (yaklaşık bir su bardağı) Melissa çayı, rahat ve deliksiz bir uyku çekmenizi sağlayacaktır. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü uzmanı Dr. Oya Kaçar da, eski çağlardan beri sinirleri yatıştırıcı özellikleri olduğu bilinen “Melissa”nın, hiç bir yan etkisi olmadığı için birçok ülkede stres kaynaklı uykusuzluk durumlarında, bir ilaç gibi kullanılmakta olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Stres ilacı &lt;/strong&gt;Yatıştırıcı, temizleyici, yenileyici ve dinçleştirici etkilerinin yanısıra, Melissa bitkisinin antiseptik (mikrop kırıcı) özelliğinin de çok yüksek olduğunu belirten Dr. Oya Kaçar, bu harika bitkinin faydaları konusunda da şunları söylüyor: “Yapılan araştırmalar, Melissa bitkisinin 20. asrın hastalığı olan stres ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir. Ayrıca rahim ve sindirim sistemlerini hastalıklara karşı korur. Vücudu kuvvetlendirerek bitkinlik ve halsizlikleri giderir. Spazm çözücüdür. Ruhsal ve fiziksel sakinleştiricidir. Hazmı kolaylaştırır. Karın-mide ağrısı ve ishalin tedavisine yardımcı olur. Bağırsak gazlarını giderir. Cildi güneşin zararlı ışınlarından korur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kozmetikte önemli&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kalp hastalıklarının tedavisinde de olumlu sonuçlar verdiği belirlenen Melissa bitkisi, kokulu bir bitki olduğu için, kozmetik sanayisinde de önemli bir yeri bulunmaktadır. Özellikle, yağlı saç şampuanlarında, yıpranmış, cansız ve güçsüz saç losyonlarında, ağız hijyen ürünlerinde, yağlı ciltler için temizleme maskelerinde, yaşlanmış ve yıpranmış ciltler için yenileyici kremlerde ve hassas cilt losyonlarında kullanılmaktadır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cilt kırışıklıklarını yok ediyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Cildin parlak, kırışıksız ve duru olması herkesin arzusudur. Melissa bitkisi bu konuda yararlanabileceğiniz harika bir bitkidir… Gerçekten de Melissa bitkisinin yaprakları ve tomurcukları, içerdikleri madensel tuzlar ve yağlar sayesinde cildi tazeler, yaşlanmasını geciktirir ve ince kırışıklıkları giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şifalı bitki ile yapılacak toniği uygulamak da oldukça kolay: Bir tas kaynamış suya bir avuç Melissa bitkisi koyun. Bir-iki dakika kaynattıktan sonra, yüzünüzü bu suyun buharına tutun. Bu işlemi 10 dakika sürdürün. Buhardan sonra Melissa bitkisi ile yapılmış olan yüz toniği ile cildinizi hafif masaj yaparak yıkayın. Pamuğu toniğe batırıp bol sulu bir biçimde hafif hafif bastırarak yıkamak daha uygundur. Yüz toniğini hazırlamak da çok kolay. Bir su bardağı ölçüsünde kaynar suya bir çorba kaşığı Melissa bitkisi koyun. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika kaynatın. Ateşten indirdikten sonra 20 dakika demlenmeye bırakın. Sonra süzün. İşte cildiniz için harika toniğiniz hazır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5511605618175234684-6537033471577641602?l=kadincahobi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kadincahobi.blogspot.com/feeds/6537033471577641602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/melisa-cayinin-yararlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6537033471577641602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5511605618175234684/posts/default/6537033471577641602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kadincahobi.blogspot.com/2009/09/melisa-cayinin-yararlari.html' title='MELİSA ÇAYININ YARARLARI'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp4QRSFkN3I/AAAAAAAAATA/xNExjzVjSiY/s72-c/melissa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5511605618175234684.post-5942100326812121599</id><published>2009-09-01T23:12:00.000-07:00</published><updated>2009-09-01T23:21:16.459-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><title type='text'>Limonun yararlarını bir bilseniz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp4Ozn09I4I/AAAAAAAAAS4/ibwygFgByHY/s1600-h/limon_kobi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp4Ozn09I4I/AAAAAAAAAS4/ibwygFgByHY/s320/limon_kobi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376751285154161538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Salgın hastalıklara karşı korur, zehirlenmelerde son derece etkilidir, ağız kokularına kesin çözümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’da 700 yıl tıp hocalığı yapan ünü dillere destan, hekimlerin piri İbn-i Sina’nın 'Tıp Kanunu' kitabından bugüne kadar hiçbir yerde rastlamadığınız çok özel formülleriyle şifa bitkilerin reçeteleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; LİMON: HER DERDE ÇARE HER EVE LAZIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Limonun sertliği diğer kısımlardan zayıftır, utruc diye bilinen bitkinin kabuğundan elde edilen yağ güçlüdür ve büt
